Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Eğitim > Dersler > Türkçe - Edebiyat

Türkçe - Edebiyat Edebiyat, literatür veya yazın; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır.


Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

Edebiyat, literatür veya yazın; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır.



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler
Konudaki Cevap Sayısı
21
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
1252

Kullanıcı Etiket Listesi

2Beğeniler

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Eski 03 Mayıs 2022, 00:03   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

4.Türkçe’de Cinsiyetçilik:
Ural - Altay dil ailesine ait dillerden biri olarak Türkçe’nin dilbilgisi
açısından cinsiyetçi olmadığından söz etmiştik. Ancak diğer kültürler gibi Türk kültürü de ataerkil bir yapıya sahip olduğundan dilinin de cinsiyetçi öğelerle dolu olması kaçınılmaz olmuştur. Türk toplumu da diğer toplumlardan farksız olarak, kadını ikincil gören ataerkil yaşam biçimine sahiptir ve bu farklı açılardan dile yansımıştır. Türkçe’de eril ve dişil sözcükler ayrımı ya da kadın ve erkek için ayrı zamirler olmaması görünüş olarak dilin daha nötr olmasını sağlasa da bu cinsiyetçilikten uzak olduğu anlamına gelmez. Türkçe’nin cinsiyetçiliğinin dilin varlığını gösterdiği her alanda kullanılan ifadeler dikkatle incelendiğinde ataerkil düzenin yani erkeğin lehine olduğu göz önüne serilmektedir. Dilbilgisi cinsiyetçi olmayan bir dilin;

“İtte vefa olur, avratta vefa olmaz” biçimindeki atasözlerinden kadına güvensizliği,

“AB’nin ağabeyleri Papadopulos’u ikna etmeye çalışıyorlar”

(Yılmaz,Mehmet,Milliyet Gazetesi,2004 ) biçimindeki gazete metninden kadınları yok saydığı,“5’i kadın 10 kişi öldü” biçimindeki haber başlığından erkeği norm olarak gördüğü çıkarımına varabilmekteyiz.

Ya da Türk toplumunun kadına biçtiği rollerin bir edebiyat eserine nasıl yansıdığını görebilmekteyiz:

“Evlenmiş olsaydım, Yarabbi! Bir kadın şimdi çoktan kalkmış olurdu. Hiç olmazsa bir mangal; taze, kırmızı. Hiç olmazsa çinko bir ibrik; küflenmiş ihtiyar, kırçıl. Belki bir sahan olurdu. Dışarıda mis kokulu...” (Abasıyanık,1970,s.19)

Bu durumda Türkçe’ de cinsiyetçiliğin atasözleri, medya, edebiyat, günlük dil, argo ve küfür aracılığıyla yaygınlaşıp yeniden üretildiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Türk toplumu da geleneksel erkek ve kadın davranış ve rollerini keskin hatlarla belirlemiş ve bunu dil aracılığıyla görünür ve kalıcı kılmıştır.

“Erkeklerin ağlamasının” hoş karşılanmadığı erkek egemen Türkiye toplumunda, bu eylemin kadınlara yakıştırılmasıyla, “anası ağlamak; ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.”

benzeri atasözlerinin ve deyimlerin oluşması doğaldır. (Şimşek,1996,s. 3) Türk toplumu da kültürle sözü harmanlayarak yarattığı cinsiyetçi diliyle, erkeklerin ülkesinde erkeklerin dilinin hükmetmesi geleneğini devam ettirmiştir. Bir güç aracı olan dil, erkeklerin elinde olunca kadın bu dil içinde kendini bulmaya ve erkekten bağımsız bir kimlik oluşturmakta zorlanmaktadır.
 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:07   #2
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

a. “Eril Sözcükler”
Türkçe’de anlam bilgisi açısından cinsiyetçiliğe bakıldığı zaman bazı kelimeler köken olarak erkekle ilintili olmasına rağmen erkeğin norm olarak kabul edilme geleneği nedeniyle, bir anlamda “insanı”, “erkek cinsi” olarak görme eğilimi nedeniyle bu kelimelerin kadını da kapsayacak biçimde kullanılmakta olduğu görülmektedir. Daha doğrusu kullanılır gibi görülmektedir ancak bu kelimeler kadını içine almamaktadır. Kadın bu kelimelerin içinde kaybolup tanım dışında kalmaktadır. Türkçe’de köken olarak erkeği ifade eden, kadının görünürlüğüne engel olan ifadelerden en sık rastlanılanları şöyledir:

Örnek-1: Adam: 1. İnsan (TDK,2002, s.11)
2. Erkek kişi

Sözlük anlamına bakıldığında “insan” sözcüğüyle eş anlamlı görünen kelimenin ikinci bir açıklamasının olması ve bunun sadece “erkek” olması işin çelişkili kısmıdır. Eğer “adam” genel olarak tüm insanları ifade ediyor olsaydı aynı kelimenin ikinci açıklaması “erkek” olmazdı. Çünkü tüm insanların içine hem kadın hem erkek dahilse bu kelimenin “erkek” anlamına gelmemesi gerekirdi.Ayrıca “kadın” kelimesinin sözlükte “erkek veya adam karşıtı” biçimindeki açıklaması da bunun bir ispatıdır. (TDK,2002, s.515) Diğer bir açıklaması da ataerkilliğin ortaya çıkışıyla ilgilidir.

“Adam” kelimesi ilk zamanlarda tüm insanlar için kullanılmış olsa bile, erkeğin iktidarının ortaya çıkışıyla norm olarak “erkek” görülmeye başlanmış ve böylece insan olmak, erkek olmakla özdeşleşmiştir. O günden bugüne de bu anlamıyla kullanılır olmuş, ve “adam” “erkek kişi” olarak dile yerleşmiştir. Bu nedenle Türkçe’de bu kelimenin kullanıldığı örnekler kadının varlığını silikleştirmektedir.


adam olmak
adam gibi
adamakıllı
adam başı
adam yerine koymak
adam saymak
adam saymak
adam etmek
adamına göre davranmak
adamına düşmek
adamına çarpmak
adam kaçırmak
devlet adamı
işadamı vs.


Örnek-2: Oğul: Erkek evlat (TDK,2002, s.713)

Bu sözcük, açıklamasında görüldüğü gibi erkekleri anlatan bir sözcüktür. Ancak Türkçe’de bazı sözcüklere eklenerek kullanıldığında genelleme ifade eder biçimde yansıtılmaktadır. Oysa ki bu sözcük sadece açıkça erkekleri içine alır.

insanoğlu
ademoğlu
hinoğluhin
görmemişin oğlu
çapanoğlu
eloğlu vs.


Bu ifadeler kadınları da içerir gibi kullanılsa da sözcüğün anlamı buna izin vermemektedir.

Örnek-3: Ata: Baba, dede ( TDK,2002,s.85)

Dilimizde “eski insanları” anlatır bir anlamda yerleşmiş olan “ata” sözcüğü, sözlük anlamına göre, erkekleri ifade etmektedir. Bu sözcük de kadınları görmezden gelen bir anlayışın uzantısı biçiminde dile yansımıştır ve “eski insanlar” sadece “erkeklermiş” gibi bir izlenim yaratmaktadır.

atasözü
ata yadigarı
atalardan kalma


Bu ifade biçimlerine bakılırsa, tüm söylenen sözleri “erkekler söylemiş”,eskiden gelen ne varsa “erkekler üretmiş, kazanmış ya da ortaya çıkarmış” kadınlar tarihte hiçbir rol oynamışlar hatta hiç varolmamışlardır.

Örnek-4: Er: Erkek (TDK,2002, s.335)


Bu sözcük zaten “erkek” sözcüğüyle tamamen eş anlamlıdır. Ancak bazen kadınlar için bile bu sözcüğün kullanıldığı görülmektedir. Bu da dilimizin bir alışkanlık olarak yerleşip nasıl içselleştirildiğini ve çoğu zaman özensizce kullanıldığının bir ispatıdır. Kadın, kendisine ait kelimeler olmadığından erkeklere ait kelimeleri kullanmaktadır ve bunu iyiden iyiye kanıksamıştır.

işin eri
sözünün eri
er sözü
bilim erleri


Bu sözcüklerdeki “er” kelimesi “erkeği” kastettiğine göre burada cinsiyetçiliğin bir başka biçimiyle de karşılaşıyoruz. Buradaki bütün ifadeler “olumlu” anlamlar taşımakta hatta övgü anlamında kullanılmaktadır. Bu açıdan bu sözcükler kadını görünmez kılmanın yanı sıra erkeği de yüceltmektedir. Çünkü bu ifadelerden , “işini iyi yapmak”, “ sözünde durmak”, “ bir amaç uğruna savaşmak” gibi anlamlar çıkmaktadır. Ve bir anlamda bu ‘iyi meziyetlerin’ erkeklere ait olduğu gizli anlamını da taşımaktadır.

Türkçe’de bunlar ve benzeri sözcüklerin kullanımı, anlam açısından Türkçe’yi cinsiyetçi kılan ifadelerdir . Üstelik bu kelimeler ve türevleri oldukça yaygın bir biçimde kullanılmakta ve bu nedenle kadının görünmezliğini yeniden yeniden üretmektedir.
 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:15   #3
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

b.“ Dişil Sözcükler”
Kadınların, erkeklere gönderme yapan sözcüklerin içinde görünmez hale geldikleri yetmezmiş gibi kendileri için kullanılan kelimeler de küçümseyici ya da cinsel çağrışım içeren anlamlar kazanmışlardır. “Kadın” kelimesi sözlükte “dişi cinsten erişkin insan, erkek veya adam karşıtı” olarak tanımlanmıştır.

( TDK,2002, s.515) Ama ilginç bir biçimde bir aşağılama sözcüğüymüş gibi sıklıkla kaçınılan bir sözcük olmuştur ve yerine “bayan, hanım, hanımefendi” gibi alternatifler üretilmiştir. “Kadın” sözcüğü , “erkek” sözcüğünün paralelidir ancak “erkek” sözcüğü çekinilmeden kullanılırken, “kadın” sözcüğü ayıp bir sözcükmüş gibi algılanır olmuştur.Bunun nedeni kadının bedeninin “cinsel obje” olarak algılanışıdır. “Erkek” sözcüğünde böyle bir ima yokken, “ kadın sözcüğü toplumun gözünde cinsel bir mal olarak kadın bedenini çağrıştırmaktadır.” ( Şimşek,1996,s.68)

“Kadın” kelimesi nötr bir kelimeyken , ona çağrışımlar yüklenmiş ve kullanılmasından kaçınılır olmuştur. Bunun yerine “bayan” sözcüğü sözde nezaket içerir bir biçimde kullanılır olmuştur. Böylelikle ;

Kadın yüzücü- bayan yüzücü
Kadın reyonu- bayan reyonu
Kadın öğretmen- bayan öğretmen olmuştur.

“Kadın” sözcüğünün paraleli olan “erkek” ise hiçbir başka anlam yüklemesine uğramadan kullanılabilmektedir. “Erkek yüzücüler, erkek reyonu, erkek öğretmen” gibi . Bunlara alternatif olarak “bay yüzücüler, bay reyonu, bay öğretmen” ifadeleri neredeyse hiç rastlanmayan ifadelerdir. “Kadın” kelimesinden kaçış o kadar yaygınlaşmıştır ki bu kullanıma dikkat çeken Elif Şafak , rahatsızlığını şu sözlerle dile getirmiştir:

“ Kadın kelimesinde acaba bilmediğimiz bir nahoşluk , sakıncalı bir durum mu var? Aksi takdirde bu kelimeyi telaffuz ederken niçin böyle zorlansın ki insanlar? Salt bu kelimeyi kullanmamak için hele hele yüz yüze insan ilişkilerinde telaffuz etmek durumunda kalmamak için sürüsüne bereket alternatifler üretilmiş bile. Bahsi geçen kadın görece genç ise sorun yok, “kız” kelimesi imdada yetişir. Keza yaşlı ise gene mesele değil. , “teyze , hanımnine” ya da duruma/sınıfa göre “hanfendi”, o da olmadı ağzı yaya yaya “ha-nım- e-fen-di” ne güne duruyor? Ama ya bu iki kategorinin ortaya yerine denk düşüveren o geniş sayıda kadına nasıl hitap edilecek?

Bir sıkıntı, bir rahatsızlık, bir iğretilik... Sanki “kadın” kelimesinde bilmediğimiz bir kusur, üzeri derhal örtülmesi icap eden bir ayıp varmışçasına. Sırf kadın dememek için kimi zaman “bacı”, kimi zaman “bayan” ve en çok da “ siz hanımlar!”...... Bir kadına doğrudan hitap etmek durumunda kalınca sıkılıp gereksiz bir nezaket içine giriliyor, hani sanki “siz kadınlar...” dese , beriki alınacak , “estağfurullah” demek gerekecek...” ( Şafak,2005,s. xvı)

“Kadın” kelimesine alternatif olan kelimelerden “bacı” ve “yenge” sözcükleri Türk toplumunun en özgün ifade biçimlerindendir. Bu sözcükler sözlükte şöyle tanımlanmaktadır:

Bacı: Büyük kız kardeş , abla . ( TDK,2002,s.106)
Yenge: Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı (TDK,2002,s.1081)

Görüldüğü üzere bu sözcükler kadına ait akrabalık belirten sözcüklerdir.

Ancak yeni anlamlar kazanıp ‘kaba olmak istemeyen erkekler’ tarafından kullanılan , “kadın” anlamına gelen sözcükler olmuşlardır. “Bacı” kelimesini kullanan bir erkek karşısındaki kadına “ben sana kardeşim gözüyle bakıyorum, kadın olarak görmüyorum” mesajı vermiş olur ki bu da “aslında kadınlara cinsel bir nesne gözüyle bakılır ama benim öyle bir niyetim yok” gibi bir anlama gelir. Benzer biçimde “yenge” , erkeklerin birbirlerinin eşleri için kullandıkları bir sözcük haline gelmiştir.

Sanki tüm kadınlar cinsel bir nesnedir de ayıp olan arkadaşının eşine o gözle bakmaktır . Türkçe’de kadına gönderme yapan kelimeleri inceledikçe Türkçe’nin cinsiyetçiliği ve dolayısıyla ataerkinin hükmü su yüzüne çıkmaktadır. Kadın için kullanılan bir diğer kelime olan “kız” kelimesinin sözlük anlamı ile paraleli olan “oğlan” kelimelerini karşılaştıralım:

“Kız:
1. Dişi çocuk


2.Cinsi ilişkide bulunmamış dişi, kız oğlan kız, bakire”

( TDK,2002,s.574)

“Oğlan : Erkek çocuk” (TDK,2002,s.713)

“Kız” sözcüğünün ilk anlamı “oğlan” sözcüğüyle paralellik gösterirken, toplumsal olarak kazandığı anlam işin sorunlu kısmıdır. Erkekle olan cinsel ilişkisine öre farklı adlar alan kadına rağmen, erkek için böyle bir ayrım yoktur ve “oğlan” ya da başka bir sözcük bu ayrımı açıklamamaktadır.

“Kız” ve “kadın” sözcükleriyle türetilmiş diğer sözcük ve deyimlere gelince onlar da erkeklerin kadınlara karşı bakış açısını açıklamada önemli örnekler olmaktadırlar.

“Kızlık: 1. Kız olma durumu

2. bekaret” (TDK,2002,s.576)

“Erkeklik: 1. Erkek olma durumu

2. erkekçe davranış, yiğitlik.” ( TDK,2002,s.337)

Bu iki sözcük ilk anlamlarıyla problem oluşturmazken, ikinci yani toplumsal cinsiyetçi bakış açısıyla kazandıkları anlamlarıyla Türkçe’nin erilliğini desteklemektedirler. “Kızlık” sözcüğünün ikinci açıklaması kadınların erkeklerin
gözünde cinsel bir obje olduğu bakış açısını pekiştirip kadını küçümserken, “erkeklik” kelimesinin ikinci açıklaması tam tersi bir etkiyle erkeğe övgünün dilsel bir yansıması olmaktadır.

“Kız” kelimesi başka sözcüklerle birleşerek birkaç farklı deyimin içinde de kullanılmaktadır. Üstelik bu deyimlerin erkekler için kullanılan bir karşılığı da bulunmamaktadır.

Türkçe’de “kız almak/ vermek” ya da “kız istemek” gibi deyimler varken “ erkek almak/ vermek/ istemek” gibi deyimler yoktur. Bu deyimler iki açıdan dikkat çekmektedir. Birincisi, “kız” bir nesne gibi görülerek “alınıp verilip istenebilmekte”dir. Bu da onu mübadele edilebilir bir araç gibi göstermektedir.

İkincisi, “kız almak” vardır da “kadın almak” yoktur. Çünkü , “kız” aynı zamanda, daha önce değindiğimiz gibi, herhangi biriyle daha önceden cinsel ilişkiye girmemiş kadın anlamındadır. Burada “alınan” kişinin “namusluluğu”na da gönderme vardır.

Tabii bir de “tercih edilmeyen” yani “alınmayan” kadınlar vardır ki bunlar için de bir deyim üretilmiştir. “Kızkurusu” , evlenmemiş kadınlar için kullanılan bir sözcüktür ve bunun erkek alternatifi dilde yer almamaktadır. Erkek için toplumun gözünde , “bekar kalmasının” aşağılanacak bir tarafı yoktur.

“Kız” sözcüğüne iliştirilen “gibi” sözcüğüyle elde edilen deyim ise farklı anlamlar kazanmıştır ve bunlar da onu aşağılar biçimde kullanılmaktadır.

“Kız gibi :1. kıza benzeyen

2. çok güzel, yeni” ( TDK,s.574)

Örneğin, “kız gibi oğlan” ifadesi erkekleri küçümsemek için kullanılan bir ifadedir ve erkekler için aşağılanmanın yolu da “kız gibi olmak” tan geçmektedir.

İkinci anlamına daha çok argoda rastlıyoruz. Örneğin, “kız gibi araba” ifadesi, arabanın çok güzel, yeni ve el değmemiş oluşunu anlatır ve bu da kadının dış görünümünü ve cinselliğini çağrıştırır. “Kız gibi” ifadesinin bir başka biçimi “kadın gibi” hatta kabaca “karı gibi”dir ki bu ifadeler de kadını aşağılayan ve belli davranışları ona mal eden ifadelerdir. Örneğin, “Kadın/karı gibi gülmek”, “kadın/karı gibi yürümek” . Bunun paraleli olan “erkek gibi”, “adam gibi” ifadeleri ise ancak övgü anlatmak için kullanılmaktadır. Örneğin, “erkek gibi kadın” ifadesi bir kadın için “güçlü, becerikli, girişken” anlamlarında bir övgü belirtmektedir.

“Kadın” sözcüğüne başka sözcükler eklenerek oluşturulan ifadelerin ise “erkek” için bir paraleli yoktur ve bu ifadeler de kadın için negatif anlamlar taşımaktadır. Aşağıda bunun örnekleri yer almaktadır:

“Hayat kadını” kadını aşağılamak için kullanılan , onun cinsel bir obje olarak kullanıldığını anlatan bir ifadeyken “hayat erkeği” diye bir söz öbeği dilde yer almamaktadır.

“Kadınlar hamamı” söz öbeği ise ilk bakışta rahatsız edici değildir. Çünkü “erkekler hamamı” diye bir söz öbeği de vardır ve bunlar her iki cins için de “genel banyo mekanları”dır. Ancak , sözlükte (TDK,2002,s.515) “kadınlar hamamı” bir deyim olarak mecazi anlamıyla da yer almaktadır ve Türkçe’de cinsiyetçiliğin en uç örneklerinden biridir. Bu ifade sözlüğe , “herkesin birden konuşmasıyla çok gürültü edilen yer” olarak geçmiştir. Bu açıklama, kadınların çok fazla, çok gereksiz ve yüksek sesle konuştuğu basmakalıp düşüncesini pekiştirmektedir. Buna karşılık, “erkekler hamamı” söz öbeğinin negatif bir çağrışımı bulunmamaktadır.

“Evkadını” sözcüğü yine erkek için bir seçeneği bulunmayan bir sözcüktür. “Evle” özdeşleşen, “eve ait” kabul edilen cins kadın olarak görüldüğünden “everkeği” ifadesinin dilde yer almaması olağandır. Üstelik burada çok ilginç bir “düzeltme”nin de yarattığı başka bir cinsiyetçi ifadeyle karşı karşıya kalabiliyoruz.

Daha önce bahsettiğimiz gibi “kadın” kelimesi “kaba” gibi algılandığından, “evkadını” sözcüğü zaman zaman “evhanımı” biçiminde kullanılmaktadır ve böylelikle sözde bu “kabalık” ortadan kaldırılmış olmaktadır.

Kadın için ve kadınla ilgili kullanılan ifadelere bir bütün olarak baktığımızda, bu ifadelerin negatif çağrışımlar taşıdığı ve genellikle onun cinselliğine, rollerine ve zayıflığına gönderme yaptığını sonucuna varmaktayız.

c.“Kadın” vurgusu :
“Kadın” sözcüğünü kullanırken ne kadar zorlanıldığından söz etmiştik. Bu durumun bir diğer “uç noktası” ise bu sözcüğün gereksiz bir vurgu amacıyla kullanılmasıdır. Bu sözcüğün kullanılması da kullanılmaması da bu açıdan problem oluşturmaktadır. Aslında sorun kullanmak ya da kullanmamak değil hangi amaçla kullanıldığı ya da kullanılmadığıdır. İngilizce ile ilgili örneklerde de benzer bir duruma değinmiştik. Zaten böyle bir kullanımın sözcüklerini eril ve dişil olarak ayırmayan dillerde ortak olması rastlantısal değildir. Çünkü kültür, kadını ötekileştirdikçe kadının varlığı özellikle vurgulanmaya ihtiyaç duymaktadır. Bazen, özellikle medyada, bir meslek gurubuna ait kadından söz edilirken “kadın” sözcüğünün mesleğin başına mutlaka eklendiğini görürüz.

“Pakistan’ın kadın başbakanı Türkiye ‘de” “x şirketin kadın yöneticisi....” gibi ifadelere sık sık rastlıyoruz . Aslında söz konusu başbakanın ya da yöneticinin cinsiyetiyle, anlatılan olayın bir ilgisi yoktur ama yine de kadın olduğu belirtilir. “Kadın milletvekili” ya da “kadın başbakan” sıfatları yaygın olarak kullanılırken, erkekler için cinsiyetlerini belirtmeye yönelik bir tanımlama yapmaya gerek yoktur.”

(Timisi,1996,s.43) Bunun nedeni, bu mevkilerde erkeklerin görülmesinin zaten “normal” olması ve “farklı” olanın kadın olmasıdır. Burada , bu alanlarda kadın sayısının az olduğu iması gizlidir. “Az olan” yani “öteki” olan yine belirtilmiştir.


Erkek başbakan
Erkek politikacı
Erkek pilot
Erkek yönetici

gibi ifadelere hiç rastlamamaktayız. Çünkü bu görevlerde erkeklerin bulunması “şaşılacak bir durum” ya da “az görülen bir şey” değildir. Bu nedenle ayrıca belirtmeye gerek duyulmamaktadır.

Öte yandan bazı mesleklerin önüne de “kadın” sözcüğünün eklendiğine hiç rastlamamaktayız. Örneğin,

Kadın sekreter
Kadın hemşire
Kadın bakıcı
Kadın anaokulu öğretmeni...

Bunlar da karşımıza hiç çıkmazlar . Çünkü az önceki örneklerin tam tersine, bunlar da çoğunlukla kadınların yer aldıkları görev alanlarıdır. Bu mesleklere yakından baktığımızda, bunlar zaten toplumun kadından beklediği rollerin bir devamı olan mesleklerdir. “Sekreter” olan kadın erkeğin “yardımcısı”, onun işlerini kolaylaştıran kişidir ya da “hemşire, bakıcı , anaokulu öğretmeni” olan kadın, evde de hastalarla, çocuklarla ilgilenen, onların sorumluluğunu alan kişidir. Bu nedenle bu alanlarda çalışan kadın bir anlamda evdeki işinin bir başka biçimine devam etmektedir. Bu nedenle bu meslekler “kadın mesleği” olarak görülmekte ve dolayısıyla “kadın” vurgusuyla kullanılmasına gerek kalmamaktadır.

Kendi rollerinin dışında görülen işleri kadın, yeni yeni yani erkekten çok sonra yapmaya başladığından, erkek için kullanılagelen sözcüklerin, kadın için de kullanılması gerekti. Erkekler için kullanılan kelimelere “kadın” sıfatı eklenerek, kadın yine erkek üzerinden tanımlanmış oldu ve bu da hiç rahatsızlık vermeden dildeki yerini buldu. Kadını ötekileştiren toplumlar gibi kadını dil de ötekileştirdi.

Kadınların edebiyatla ilişkisi üzerine yazısında Müge İplikçi şu sözleriyle bu tür ifadeleri eleştirmiştir:

“ Aydın olmanın, derken yazar olmanın başlı başına sorun olduğu bir ülkede kadın-yazar olmak bu işin katmerli yanı olsa gerek. Yazarlık kavramına neden cinsiyet yüklüyorsun diye soranlara, dahası bu işin cinsiyeti olur mu, insan olmak var, asıl mesele burada saklı diyenlere verilecek yanıtlar olduğunu düşünüyorum .

Hedefimin, “insanlık” statüsüne ermek (?), daha doğrusu varmak olduğunu belirtmeliyim ama bunun için ilk önce yaptığım işin cinsiyetini belirtmem gerekiyor” ( İplikçi, Müge,2002)
 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:20   #4
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

III.GÜNLÜK GAZETELERİN
KÖŞE YAZILARINDACİNSİYETÇİLİK
Kullandığımız dilin dünyayı algılayışımızı, algılarımızın da dili belirlemede büyük bir etkisi olduğunu söyledik.Böyle düşünülünce dil önemli bir ideoloji aracı haline gelmektedir. Bu çalışmada göz önüne serilen gerçek ; dilin ataerkil ideolojiye nasıl hizmet ettiğidir. Dilin nasıl kökleşip alışkanlık haline geldiğini düşünürsek bize “zararsız” görünen birçok ifadenin kadın aleyhine ne ölçüde küçümseyici ya da yok sayan bir yönü olduğunu görebiliyoruz.

Herhangi yazıda ya da konuşmada defalarca kullanılır da hiç rahatsızlık vermez bu ifadeler. Bu bağlamda, Türkçe’de cinsiyetçiliğin ne kadar farklı biçimlerde karşımıza çıktığını ve bu ifadelerin Türk toplumunda kadına bakış açısının ve onu koyduğu yerin bir aynası olduğunu gördük.

Bu çalışmayla Türkçe’deki erilliğin yaygınlığına dikkat çekmek istenmiş ve bunun için tirajları birbirine yakın olan ve biri Kemalist ( Cumhuriyet) , diğeri dinci muhafazakar ( Vakit) görüşü temsil eden iki gazete 3.5 ay süreyle takip edilerek cinsiyetçi bakış açısıyla incelenmiştir.

1.NEDEN GAZETE?
Bu çalışmada yaşayan, güncel dilin feminist bakış açısıyla değerlendirilmesi hedeflendiğinden çalışmanın kaynağını oluşturan metinlerin bu amacı en iyi şekilde örneklendirmesi gerekmekteydi. Bunun için en uygun metin biçiminin gazete metinleri olduğu gözlenmiştir.

Her şeyden önce gazete metinlerinin güncelliği bu seçimi yapmaya sebep olmuştur. Çünkü güncel olaylar ancak ve elbette ki güncel bir dille sunulacaktır. Bu nedenle gazete metinleri günümüz Türkçe’sinin iyi bir yansıması da olmaktadırlar.

Gazete metinlerinin seçilmesi yaşayan Türkçe’yi sunmakta olmalarının dışında şu sebeplere dayanmaktadır:

1) Gazeteler her gün, kesintisiz yayınlanmaktadır ve bu nedenle kısa sürede çok sayıda örnekleme ulaşılmıştır.

2) Gazeteler, diğer yayınlara göre (örneğin dergi, kitap vs.) daha çok sayıda kişiye ve kolaylıkla ulaşabilmekte ve bir anlamda daha çok kişinin aynası olabilmektedir.

3) Gazeteler yine dergi, kitap vs. gibi özel ilgi alanlarına hitap etmek amacından uzaktırlar. Örneğin, bir otomobil dergisi, bahçe düzenlemesi üzerine bir dergi ya da finans içerikli bir dergi ancak bu alanlara ilgi duyan kişilere ulaşacaktır.

Oysa gazeteler her ilgi alanından, her yaş ve meslekten kişiye ulaşabilmektedirler.

Kitap, dergi gibi yayınlar belli bir kültür düzeyini de hedeflemektedirler. Oysa gazetenin okuyucusu her kültür ve eğitim düzeyinden olabilmektedir.

4) Her kültür düzeyini hedefleyen bir yayın organı elbette ortalama bir okuyucu dili kullanacaktır. Kullanılan sözcükler seçilen deyimler, benzetmeler ve her türlü ifade her kültür düzeyinden kişiye tanıdık gelecek, ne çok akademik ne de çok sokakdilinde olacaktır.

Gazetelerin incelenme sürecinde köşe yazarlarının metinleri tercih edilmiştir. Çünkü köşe yazarları kendilerine ayrılan bu köşede görüşlerini, yorumlarını paylaşırlarken bir anlamda onlar gibi düşünen belli bir kitlenin de sesi olmaktadırlar. Bu nedenle okurlarıyla adeta konuşur gibi bir yöntem kullanmaktadırlar. Yazdıklarını karşılarındakilere anlatır gibidirler ve bu yöntemleri yazıyı daha samimi ve canlı kılar. Kimi zaman okuyucularına açıkça seslenmekte kimi zaman da bunu hissettirmektedirler. Örneğin, “Espri yaptığımı zannetmeyin (B.Baykam,15 Kasım 2005).” , “Şöyle bir hafızamızda kalan sürece gerilere bakalım (A.Abalı, 23 Kasım 2005).” gibi ifadeler gizliden okura hitap ederken; “Size kötü bir haberim var (A.Dilipak,21 Kasım 2005).”, “Siz bu sütunları okurken (D.Kömürcü,19 Aralık 2005) gibi ifadeler de doğrudan okuyucuya seslenilmekte olduğunu gösterir. Köşe yazısı öznellik içerdiğinden yazarlar “ben” öznesini de sıklıkla kullanmaktadırlar. Bütün bunlar okuyucuyu daha fazla yazının içine çekmektedir. Okuyucuyla yazar konuşur gibi olmanın yanı sıra yazışırlar da.

Okuyucuların gönderdiği mektuplara ve buralardaki soru, istek yada şikayetlere köşe yazarları cevap da verirler. Böylelikle yazıları karşılıklı bir diyaloga dönüşür. İşte bu tarzları nedeniyle köşe yazıları günlük dile çok daha yakındırlar. Kimileri haftanın her günü, kimileri hafta içi her gün ya da hafta sonu kimileri de haftada 1 gün de olsa yazılarını bir süreklilik içinde yazmaktadırlar. Bu nedenle bu çalışma sırasında köşe yazıları takip edilerek bir süreklilik ve tutarlılık da göz önüne alınmıştır.

2.CUMHURİYET VE VAKİT GAZETELERİ:
Bu çalışma için Cumhuriyet ve Vakit gazetelerinin seçilmesi öncelikle birbirinin tam karşıtı görüşleri savunmalarına dayanmaktadır. Cumhuriyet gazetesi Kemalist görüşün temsilcisi durumdayken, Vakit gazetesi dinci muhafazakar bir görüşü yansıtmaktadır. Peki bu görüşleri temsil etmeleri bu çalışma açısından neden önem taşımaktadır?

Görüşleri birbirine zıt olan bu iki gazetenin kullandıkları dilin de farklı olacağı muhakkaktır. Çünkü kişilerin dünya görüşleri onların sözcük seçimlerini de belirleyecektir.

Kemalist görüşün temsilcisi Cumhuriyet gazetesi; laik, ilerici, ulusalcı görüşüyle daha yalın ve basit bir Türkçe kullanırken dinci muhafazakar görüşüyle Vakit gazetesi daha gelenekçi bir tutum sergileyerek Arapça ve Farsça etkisindeki eski Türkçe’yi anımsatan bir dil benimsemektedir. “Mümin, ilim, müteyakkız, nasip, tevekkür” gibi sözcüklerin Vakit gazetesinde; “düşünsel, duyumsamak, ulusal” gibi sözcüklerin Cumhuriyet gazetesinde yer aldığını tahmin etmek onların dünya görüşlerini bilince hiç de zor olmamaktadır.


Bu gazetelerin dünya görüşlerinin ve dolayısıyla dillerinin zıt olması çalışmanın daha doğru sonuçlara ulaşmasına katkı sağlamıştır. Çünkü bu seçimle cinsiyetçi dilin kullanılmasına yönelik tutumun dünya görüşüyle bağlantılı olup olmadığını ortaya çıkarmak hedeflenmektedir. Kadın aleyhine cinsiyetçilik muhafazakar ya da Kemalist değerlere sahip olmakla ilgili midir?

Yoksa kadını ikincil olarak algılamak tüm politik görüşlerin ötesinde bambaşka bir gerçekle mi belirlenmektedir? Çalışma ilerledikçe gazeteler arasındaki bazı farklılıklara rağmen bu sorulardan ikincisinin daha belirleyici olduğu ortaya çıkmaktaydı ki bu da başka soruları doğurmaya başlamıştı:

Kadın aleyhine dilde cinsiyetçilik hangi gazetede hangi açılardan daha belirgin bir biçimdedir? Bu cinsiyetçi dil kullanımı hangi gazetede ne kadar bilinçli ya da bilinçsiz olarak yer almaktadır?

Bu uygulama kadının ikincilliğini ne ölçüde ve hangi açılardan etkilemektedir? Bu gazetelerin seçimindeki ikinci etken de gazetelerin günlük ulaştığı kişi sayısının birbirine yakın olmasıdır. Örneğin www.netgazete.com sitesinin ulusal gazeteler üzerine yaptığı bir araştırmada 19-25 Haziran tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesinin tirajı 68.334 iken, Vakit gazetesinin tirajı 65.813’tür.

Dolayısıyla aralarında çok büyük bir fark söz konusu değildir. Ulaştıkları kişi sayısının birbirine göre azınlık ya da çoğunluk olmaması da kullandıkları dil biçimini istisnai kılmamaktadır.

3. VERİ TABANI VE YÖNTEM:
Bu çalışma için 18 Eylül 2005-31Aralık 2005 tarihleri arasında Cumhuriyet ve Vakit gazeteleri her gün takip edilmiştir. Böylece 105 gün boyunca 2 adet gazete takip edilerek 210 gazeteye ulaşılmıştır. Bu gazetelerde günlere göre bazen 1, 2 ya da 3 köşe yazısı eksik veya fazla olmakla birlikte günde ortalama 15 köşe yazısı bulunmaktadır. 2 gazetede günlük toplam 30 köşe yazısı olduğunu düşünürsek günde 3150 civarı köşe yazısı incelenmiştir.

Yazar adları, bu adların kodu ve yazarların haftalık yazma sıklığına ilişkin bilgiler Tablo-A ve Tablo-B’de gösterilmiştir

 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:24   #5
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler


Tablo –A VAKİT GAZETESİ
YAZAR ADLARI KISALTMALAR HAFTALIK YAZMA
SIKLIĞI
Abdullah Büyük A.B 1 gün
Abdullah Yıldız A.Y 1 gün
Abdurrahim Karakoç A.KA 5 gün
Abdurrahman Dilipak A.D 7 gün
Ahmet Varol A.V. 4 gün
Ali Kavaklı A.K 1 gün
Ali Eren A.E 1 gün
Ali İhsan Karahasanoğlu A.İ.K 7 gün
Ali Taşçı A.T 2 gün
Arif Çevikel A.Ç 4 gün
Atilla Özdür A.Ö 4 gün
Aydın Güngör A.G 1 gün
Ayhan Bilgin A.Bİ 1 gün
Canan Kütahnecioğlu C.K 1 gün
Demet Tezcan D.T 2 gün
Duran Kömürcü D.K 1 gün
Engin Noyan E.N 2 gün
Erdoğan Surat E.S 1 gün
Hüseyin Öztürk H.Ö 7 gün
Hüseyin Üzmez H.Ü 7 gün
İsa Genç İ.G 1 gün
Lütfü Oflaz L.O 1 gün
M.Emin Kazcı M.E.K 5 gün
M.Emin Yıldırım M.E.Y 1 gün
Merve Kavakçı M.KA 1 gün
Metin Hasırcı M.H 1 gün
Muhsin Meriç M.M 1 gün
Mustafa Çelik M.Ç 1 gün
Mustafa Kaplan M.K 3 gün
Mustafa Miyasoğlu M.Mİ 1 gün
Mustafa Ünaldı M.Ü 1 gün
Nurettin Durman N.D 1 gün
Sami Özey S.Ö 7 gün
Selahattin Çakırgil S.Ç 6 gün
Serdar Demirel S.D 3 gün
Sibel Eraslan S.E 2 gün
Süleyman Arif Emre S.A.E 1 gün
Süleyman Önsay S.Ö 1 gün
Yavuz Bahadıroğlu Y.B 6 gün
Yılmaz Uygun Y.U 1 gün

CUMHURİYET GAZETESİ
YAZAR ADLARI KISALTMALAR HAFTALIK YAZMA
SIKLIĞI

Abdülkadir Yücelman A.Y 3 gün
Adnan Dinçer A.D 1 gün
Ahmet Cemal A.C 2 gün
Ali Abalı A.A 2 gün
Ali Sirmen A.S 5 gün
Arif Kızılyalın A.K 1 gün
Ataol Behramoğlu A .B 1 gün
Bedri Baykam B.B 1 gün
Bertan Onaran B.O 1 gün
Burhan Uslu B.U 1 gün
Cüneyt Arcayürek C.Y 6 gün
Deniz Kavukçuoğlu D.K 2 gün
Doğan Hasol D.H 1 gün
Emre Kongar E. K 2 gün
Erdal Atabek E.A 1 gün
Ergin Yıldızoğlu E.Y 2 gün
Erol Manisalı E.M 2 gün
Fikret Doğan F. D 1 gün
Güray Öz G.Ö 1 gün
Gürbüz Çapan G.Ç 1 gün
Halit Deringör H.D 1 gün
Hikmet Bila H.B 2 gün
Hikmet Çetinkaya H.Ç 6 gün
Işıl Özgentürk I.Ö 2 gün
İbrahim Yıldız İ.Y 1 gün
İlhan Selçuk İ.S 6 gün
İzzettin Önder İ.Ö. 1 gün
Kahraman Bapçum K.BA 1 gün
Korkut Boratav K.B 1 gün
Mehmet Sucu M.SU 1 gün
Mustafa Balbay M.B. 6 gün
Mustafa Pamukoğlu M. P 2 gün
Mümtaz Soysal M.S 4 gün
Nilgün Cerrahoğlu N.C 2 gün
Oktay Akbal O .A 3 gün
Oktay Ekinci O.E 2 gün
Oral Çalışlar O.Ç 6 gün
Orhan Birgit O.B 3 gün
Orhan Bursalı O.BU 3 gün
Orhan Erinç O. E 3 gün
Özgen Acar Ö .AC 2 gün
Özlem Yüzak Ö.Y 1 gün47
Öztin Akgüç Ö.A 2 gün
Sedat Hayran S.H 1 gün
Selim İleri S. İ 2 gün
Selmi Andak S.A 1 gün
Server Tanilli S.T 1 gün
Suay Karaman S.K. 1 gün
Şükran Soner Ş.S 3 gün
Toktamış Ateş T.A 3 gün
Turgay Fişekçi T. F 1 gün
Türkel Minibaş T.M 1 gün
Ümit Zileli Ü.Z 1 gün
Vecdi Sayar V. S 1 gün
Yakup Kepenk Y.K 1 gün
Zekeriya Temizel Z.T 1 gün
Zeynep Oral Z.O 1 gün

Bu köşe yazarlarının yazılarında kadın aleyhine cinsiyetçi ifadeler ortaya çıkarılmış ve gruplanarak bir listesi yapılmıştır. Bu gruplama aşağıdaki başlıklar altında yapılmıştır:

1) Kadın üzerinden cinsiyetçilik yaratan ifadeler.

1.a) Kadın vurgusu yaparak kadını ötekileştiren ifadeler.

1.b) Kadını cinsel bir obje olarak göstererek cinsiyetçilik yaratan ifadeler.

1.c) Kadını çeşitli kimliklerle yansıtarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler.

2) Erkek üzerinden cinsiyetçilik yaratan ifadeler.

2.a) Kadını yok sayan eril ifadeler.

2.b) Hitap ettiği cinsiyet bakımından eril olan ifadeler.

3) Kadın ve erkek ile ilgili ikilikler sunularak cinsiyetçilik yaratan ifadeler.

3.a) Kadın ve erkek rollerini ayırarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler.

3.b) Kadını küçümseyen/erkeği yücelten ifadeler


 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:28   #6
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

4.VAKİT GAZETESİNDEKİ CİNSİYETÇİ İFADELERİN
GENEL GÖRÜNÜMÜ
Vakit gazetesinde 4’ü kadın, 36’sı erkek olmak üzere toplam 40 köşe yazarı incelenmiştir.Bu köşe yazarlarının yazılarında belirtilen süre içerisinde 265 ayrı kadın aleyhine cinsiyetçi ifade toplam 1050 kez kullanılmıştır. (Vakit/Tablo-1/2/3)

Bu ifadelerin farklı başlıklar altında dağılımı şöyledir: Kadın vurgusu yaparak kadını ötekileştiren ifadeler: 32 ayrı ifade 41 kez (V/T-1a)

Kadını cinsel bir obje olarak göstererek cinsiyetçilik yaratan ifadeler: 30 ayrı ifade 31 kez (V/T-1b)

Kadını çeşitli kimliklerle yansıtarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler. 16 ayrı ifade 141 kez (V/T-1c)

Kadını yok sayan eril ifadeler: 116 ayrı ifade 715 kez (V/T-2a)

Hitap ettiği cinsiyet bakımından eril olan ifadeler: 8 ayrı ifade 17 kez (V/T-2b)

Kadın ve erkek rollerini ayırarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler: 26 ayrı ifade 28 kez (V/T-3a)

Kadını küçümseyen/erkeği yücelten ifadeler: 37 ayrı ifade 77 kez (V/T-3b)

Bu sonuçlara göre cinsiyetçilik en fazla kadını yok sayan ifadeler aracılığıyla yansımaktadır. Bu grupta yer alan ifadeler dile belli kamusal alanların erkeğe ait olduğu kadının “doğasından” ve “rollerinden” dolayı bu alanlarda yer alamayacağı izlenimini vermektedir. Örneğin, “fikir adamı, bilim adamı, iş adamı, siyaset adamı” biçimindeki ifadeler bu alanlarda daima erkekleri görebileceğimiz ön kabulünü gerektiren “babanın / dedenin mirası, ata, atasözleri” gibi ifadeler tarihin içinde kadınları yok saymayı destekler. “İnsanoğlu ,ademoğlu” ifadeleri “insanın” “erkek” ile eş anlamlı olduğu hissini uyandırırken, “ağabey ülkeler,Türkiye’nin ağabeyliği” biçimindeki ifadeler sadece kişileri değil mekanları da “erkek” olarak yansıtırlar. “Giden ağam, gelen paşam”, “dayı dayı yürümek”, “ayıya dayı demek” gibi deyimler yine kadının kamusal alanın dışında olduğunu vurgularken, “politika babaları, para babası, sermaye babası” ifadeleri de gücün ancak “erkeğin” elinde olabileceği izlenimini vermektedirler. Tüm bu ifadelere genel olarak baktığımızda kadının; tarih, iş dünyası, ekonomi, siyaset vs. alanlarını içine alan geniş bir kamusal alandan ayrı olduğu, bu alanların “erkek” alanlar olduğu sonucuna varmaktayız.

Bu grupla bağlantılı ve onu destekler nitelikte olan diğer grup ise “kadın vurgusu yaparak kadını ötekileştiren” ifadelerdir. “Kadın milletvekili, kadın gazeteci, hanım yazar, kadın general” biçimindeki ifadeler yukarıda bahsettiğimiz gibi bu alanların aslında “erkeğe” ait olduğunu, kadınların bu alanlarda olmalarının az görülür ya da ilginç bir durum olduğunu destekler biçimde kullanılan ifadelerdir.

Bunlardan başka özellikle haber metinlerinde rastladığımız “3’ü kadın 15 işçi”, “bir hanımla üç kişi”, “kadın çocuk her türlü canlı”, “ihtiyar, kadın, çocuk demeden” türünden ifadeler kadını vurgularken aslında onu ötekileştirmekte, yine insanın asıl olarak “erkek” cinsi olduğunu kabul etmektedir. “Kadın hakları”, “kadın tüccarları” gibi ifadelerin paralelinin olmaması yani “erkek hakları”, “erkek tüccarları” ifadelerinin dilde yer bulmaması da kadının ikincilliği ve zayıflığı ile ilgili bir sezdirme yapmaktadır.

Kadının ikincilliğini ve varlık alanını destekleyen diğer grup cinsiyetçi ifadeler de kadın ve erkek rollerini keskin bir biçimde ayıran ifadelerdir. Vakit Gazetesi kadının rollerini net bir biçimde ev içi, annelik, kadınlık olarak belirlemiştir. “Ev kadını, ana şefkati, yüreği yaralı ana” gibi ifadelerle kadının evdeki işlerden sorumlu olduğu ve annelik görevlerinin olduğu vurgusunu yapmaktadır. Annelik, kadınlar için çok özel bir durum olarak yansıtılmış, kadın, ancak “annelik” sıfatıyla yüceltilmiştir. “Anne şefkat kanatlarının altına almış çocuklarını”, “bir ananın elleri gibi”, ”en fedakar öğretmenler annelerdir.”

ifadelerinde olduğu gibi “annelik” ve dolayısıyla çocuk bakımı kadının asli işi olarak sunulmuştur. “Evin reisi baba yahut dede”, “baba ocağı” ifadeleri ile “babana yazar sana bisiklet aldırırım” cümlesi ise ekonomik gücün, dolayısıyla evin sahibinin “baba” olduğu düşüncesi yansıtılmıştır.

Kadın ve erkek rollerini keskin bir biçimde ayıran bu görüş elbette kadını zayıf olarak yansıtıp küçümseyecektir. Bir diğer grup da kadını küçümseyip erkeği yücelten ifadelerdir. Bu grupta kadın en ağır biçimde küçümsenip aşağılanmaktadır.

“Orospu, fahişe, metres” gibi küfreder biçimdeki sıfatlarla, “cadı, şirret kaynanalar, kocakarılar, karılar gibi ağlamak” biçimindeki ifadelerle kadın ve kadınlık aşağılanmıştır.

Buna karşın erkek için “delikanlı, babayiğit, erkekçe, aslan parçası, efe” gibi ifadeler kullanılmış ve “erkekler gibi savaşmak, erkekçe mücadele, külhanbeyce” ifadeleriyle de erkeğin gücü bir kez daha pekiştirilmiştir.

Kadın aleyhine cinsiyetçiliği en uç biçimde gösteren gruplardan biri de onu cinsel obje olarak yansıtan ifadelerdir. Vakit Gazetesi, dinci muhafazakar görüşü ile kadına cinsel kimliğini saklaması gerektiğini düşündüğü için “namus, örtünme” gibi kavramları yüceltirken, cinselliğini yansıtan kadınları sert bir biçimde eleştirmektedir. “Kadının bütün her şeyini pazarlamak”, “kadını el bezi gibi kullanmak”, “kızların vücudu ekmek kapısı”, “çırılçıplak karı-kız resmi” gibi ifadelerle kadının soyunmasını kınamaktadır. Diğer taraftan “kadınların namusu, bacıların namusu” gibi ifadelerle aslında cinsel bir obje olduğunu kabul edip ayıp olanın bunun açığa vurulması olduğunu gizlice sezdirirler.

Kadının cinselliğini aşırı önemsediğini belli eden diğer grup cinsiyetçi ifadeler ise kadını çeşitli kimliklerle yansıtarak cinsiyetçilik yaratan ifadelerdir.

Erkekle olan cinsel ilişkisine göre kadını tanımlarlar. Örneğin, “kadın-kız” ayrımı sıklıkla yapılır. Kadın kelimesi cinselliği çağrıştırır kaygısıyla kadın yerine “bacı, hanım, bayan, hanımefendi” sözcükleri tercih edilir.

Son grup ise hitap ettiği cinsiyet bakımından eril olan ifadelerdir. İçlerinde en açıkça cinsiyetçilik yansıtan gruptur bu. Çünkü diğerleri içlerinde gizli bir cinsiyetçilik ya da bir alt anlam taşırken burada hitap edilen kesim doğrudan belirtilerek kadın görmezden gelinir. Okuyucu kitlesi sadece erkeklermişçesine “beyler, ağabeylerimiz, beyefendiler” ifadeleri çekinilmeden kullanılmaktadır.

Vakit Gazetesinin kadın ve erkeği yansıtma biçimine bakıldığında feministlerin ortaya attığı cinsiyetçi dil kavramına iyi bir örnek olduğu söylenebilir. Kadın ve erkeği iki ayrı kutup olarak yansıtıp, kadını ikincil algılama geleneği bu gazetedeki köşe yazarlarınca da devam ettirilmiştir. Erkeği üstün bir yaratık olarak gördükleri dillerine de yansımıştır ve kadınla ilgili varolan basmakalıp olgulara onları pekiştirme yoluyla katkıda bulunmaktadırlar.

Yazarlar kadın ve erkek olarak ayrılarak incelendiğinde de pek farklılık göstermemektedir.

Vakit Gazetesinin her gün yazmayan 4 kadın yazarının yazılarına bakıldığında bu konuda herhangi bir özel duyarlılığa rastlanmamaktadır. Onlarda erkeklerden daha az ölçüde olsa da kadını kendine uygun görülen rolleri içinde ikincil olarak tanımlamaktadırlar. Erkek yazarlardan farklı olan ifade biçimleri; kadına hakaret etmekten kaçınmaları ve doğrudan erkeklere hitap etmemeleridir.

Bunun dışında kadın yazarlar da “kadın-kız” ayrımını yapıp, kadının namusuna dikkat etmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar. Ayrıca erkeklerden farklı rolleri olduklarını ve anneliğin kadını yücelten bir yönü olduğunu sık sık vurgulamaktadırlar.

Aşağıda Vakit gazetesinde, belirtilen süreler içinde geçen cinsiyetçi ifadelerin başlıklara göre listesi verilmiştir. Bu ifadelerin kaynakları ilgili tabloların içinde gösterilmektedir ve örneğin, “0812 H.Ö” biçimindeki kaynak, ifadenin Hüseyin Öztürk tarafından 8 Aralık tarihinde kullanıldığı anlamına gelmektedir. Parantez içindeki rakamlar, ifadenin aynı metin içinde kaç kez geçtiğini belirtmektedir
 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:30   #7
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

Vakit/Tablo -1 “Kadın” Üzerinden Cinsiyetçilik Yaratan İfadeler
1.A- “Kadın” vurgusu
yaparak kadını
ötekileştiren ifadeler
1.B- Kadını Cinsel bir
obje olarak göstererek
cinsiyetçilik yaratan
ifadeler
1.C -Kadını çeşitli
kimliklerle yansıtarak
cinsiyetçilik yaratan
ifadeler
1)Kadın tüccarları
2)İngiliz kadın gazeteci
3)Kadın hakları
4)Kadıncı kuruluşlar
5)Kadın camileri
6)Kadın futbolcular
7)Kadınlardan kurulu
takım
8)Kadın ligleri
9)3’ü kadın 15 kişi
10)Kadın general
11)5 kadın işçi
12)İşçi kadın
13)Kadın imam
14)Kadın vaize
1)Hanımefendiler aynı
havadalar, dekolteleri
yerli yerinde hatunlar.
Muhafazakar mahallenin
mini etekli muhtarı, başı
açık, elleri ojeli, diz üstü
etek giyen muhtar.
2)Şuh kadın
3)Güzel bayan
4)Genç kız ve
kadınlarımızın ırz ve
namusları
5)Anasını satmak
6)Kadına kıza dalmak
7)Göbeği açık kızlar
1)Bacı
2)Hanım
3)Bayan
4)Kadın-Kız
5)Genç Kız
6)Kız
7)Dul Kadın/ Hanım
8)Gelin hanım/Kız
9)Kadı Kızı
10)Karı Kız Ayakları
11)Kadıncağız
12)Körpecik Kızlar
13)Hatun
14)Hanımefendi
15)Karı
 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:33   #8
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

15)Kadın müftü
16)İhtiyar,kadın,çocuk
demeden
17)Kadın dinleyici
18)Kadının insan hakları
19)Kadın çocuk her türlü
canlı
20)Kadın kolları
21)Kadın milletvekili
22)Kadın istismarı
23)Bayan öğretmen
24)Bayan Kuran hocası
25)Bayan milletvekili
26)Bayan üye
27)Bir hanımla 3 kişi
ölmüş
28)Mebus hanım
29)Hanımlar kolu
30)Hanım yazar
31)Hanım milletvekili
32)Hanım şair
8)Dekolte giyimli konu
mankenleri
9)Beylerin karılarıysa
lepiska saçlı ve diplomalı
birer dilber
10)Dansöz oynatmak
11)Hatun kişi eteği kısa
göbeği açıkta
12)Hayat kadını, namus
kirletmesi
13)Kadın merakı
14)Fahişe yataklarında
stres atmak
15)Çırılçıplak karı-kız
resmi
16)Kuma
17)Analar namusluydu
18)Cariye
19)Melekleri
kıskandıracak kadar temiz
ve iffetli hanımı
20)Kapakta bacak
yırtmacını aralayarak şuh
bir duruşta bulunan
manken
21)Çıplak manken kız
22)Kadınlığını kullanmak
23)Göbeği, kalçayı,
göğüsleri fora etmek
24)Soyunan kadından
uman medya, anası,
babası, bacısı, karısı
soyunmuyor.
25)Kadının bütün her
şeyini pazarlamak
26)Kadını el bezi gibi
kullanmak./ Medyanın
sermayesi kadın./ eğlence
aleminin gücü kadın.
27)Bacıların namusu
28)Kızların vücudunu
satan anne babalar./
kızların vücudu ekmek
kapısı.
29)Yetim kızların
namusu./ tecavüz edilen
kadınlar.
16)Kız Almak /
Vermek

30)Kadın vücudunun asla
gizlenmediği AB./
Dekolte giyimli, aşırı
makyajlı, tüm dişiliğiyle
bir kadın.


Vakit/Tablo -2 “Erkek” Üzerinden Cinsiyetçilik Yaratan İfadeler
2.A- Kadını yoksayan eril ifadeler 2.B- Hitap ettiği cinsiyet
bakımından eril olan ifadeler
1)Adam
2)Adam olmak
3)Adam kaçırmak
4)Adam akıllı
5)Adam gibi
6)Sokaktaki adam
7)Adam etmek
8)Adam yerine koymak
9)Düşünce adamı
10)Din adamı
11)Adam kayırma
12)Adam öldürme
1)Beyefendiler!
2)Beyler!
3)Siz hiç öldünüz mü bayım!
4)Ağabeylerimiz!
5)Bilme be adam!
6)Be birader!
7)Abi!
8)Beyler!

13)Devlet adamı
14)Adam sayılmak/saymak
15)Hukuk adamı
16)Beyaz adam
17)Mutemet adamı
18)Fikir adamı
19)Kültür adamı
20)Siyaset adamı
21)Adam sallandırmak
22)Adam kaçakçılığı
23)Sanat adamı
24)Teknik adam
25)Adama dönmek
26)Dava adamı
27)Spor adamı
28)Eylem adamı
29)Müdafaa adamı
30)Futbol adamı
31)Adam başı
32)Halk adamı
33)Zorun adamı
34)Kardan adam şöhretler
35)Ademler
36)bilimadamı
37)İlim adamı
38)işadamı
39)Centilmen/sportmen
40)Ağa
41)Giden ağam gelen paşam
42)Aşiret ağaları
43)Sendika ağaları
44)Buranın ağası
45)Toprak ağaları
46)Harem ağası
47)Davet erleri
48)Er kişi
49)İnanç erleri
50)Mana erleri
51)Hizmet eri
52)Allah erleri/ tevhit erleri
53)Direniş ve yürüyüş erleri
54)Herif
55)Dayı
56)Ayıya dayı demek
57)Dayı dayı yürümek
58)Ağabey ülkeler
59)Hacı ağabeyler

60)Türkiye’nin büyük ağabeyi
61)İslam dünyasının şefkatli ağabeyi
62)Türkiye’nin ağabeyliği
63)Dedelerin günü
64)Dedelerin dedeleri
65)Dedelerinin mirası
66)Tarikat dedesi
67)Dededen CHP’li
68)Tekirdağ’ı kurtaran dedelerimiz
69)Beyefendilere teslim etmek
70)Beyefendilerin umurunda değil
71)Beyefendinin nefsi
72)Beyefendiciğim
73)Beyefendiler
74)Ata
75)Atasözü
76)Aktör
77)Sermaye babaları
78)İyi de babam
79)Babadan oğla geçen
80)Babasının malı
81)Devlet baba
82)Politika babaları
83)Para babası
84)Mafya babası
85)Baba evi
86)İsim babalığı
87)Babaları da cami düşmanı
88)Babanızın oğlu da olsa
89)Fikir babası
90)Babalarından intikal etmiş topraklar
91)Babamızın mirası
92)Babası belli
93)Noel baba
94)Dön baba dönelim
95)Türkçülüğün babası
96)Babalarının hayrı
97)Babadan CHP’li
98)Babamızın şirketi
99)Babalar gibi
100)Babaları (ata)
101)Babadan Beşiktaşlı
102)Bey/Beyler
103)Beylik laflar
104)Beylik hikaye
105)Arı beyler
106)Atabey57
107)Bacı bey/ bey ana
108)Sancak beyi
109)Sermaye sahipleri bey sınıfı
110)Doktor beyler
111)Ademoğlu/Ademoğulları
112)Hin oğlu hin
113)Yok oğlu yok
114)Elin oğlu
115)Şamar oğlanı
116)İnsanoğlu


Vakit/ Tablo-3 Kadın ve Erkek ile ilgili ikilikler sunarak
cinsiyetçilik yaratan ifadeler
3.A- Kadın ve erkek rollerini
ayırarak cinsiyetçilik yaratan
ifadeler

3.B Kadını küçümseyen/ erkeği
yücelten eril ifadeler

I.“Kadın Rolleri”
1)Yüreği yaralı ana
2)Anasını ağlatmak
3)Ana şefkati
4)Bir ananın elleri gibi okşayacak
yetim, yaşını silecek öksüz,
sıvazlayacak kırık yürek arar.
5)Salça haline getirsin hanımlar./
hanımlar el işi de yapabilir.
6)Yazık şehit analarına
7)Evin hanımı
8)Bakan hanımının bir anne olarak
9)En fedakar öğretmenler annelerdir,
çocukları için defalarca uyanırlar,
fakat bundan sızlanmazlar.
10)Gözü yaşlı analar, eli bağrında
kalmış analar
11)Vay anam vay.
12)Bir teyzenin çileli elleri
13)Vay anasını vay
14)Anne şefkat kanatlarının altına
almış çocuklarını
15)Evin hanımının becerisine göre
işlenip düzenlenmiş minderler, sofrayı
hazırlayan hanım, evin yetişkin genç
kızı varsa o, yoksa anne mutfağa
geçer.
16)Anası ağlamak.
17)Anne şefkati
18)Ev kadını./ Ev kadınlığı
19)Bir anne ağlayacak
20)Ev hanımı

I.Kadını Küçümseyen İfadeler
1)Ana avrat gitmek
2)Orospu
3)Küçük kız ömrü boyunca bu
lekeden nasıl kurtulur?
4)Karı
5)Fahişe
6)Karılar gibi ağlamak
7)Kocakarılar
8)Cadı
9)Cadı kazanı
10)Şirret Kaynanalar
11)Ana avrat küfretmek
12)Kadınların saklamayı başardığı
tek sır yaşlardır.
13)Anamızın nikahına talip olan kadı
efendi
14)Şuşu, Fato, Necla, gibi isimler
kullanmak
15)Metres
16)Medyatik hanımlar
17)Boş işlerle oyalanmak cahiliye
toplumlarındaki kadın
karakterlerinde sıkça görülür.
18)Orospuluk
II.Erkeği Yücelten İfadeler
1)Delikanlı
2)Babayiğit
3)Efelenmek
4)Yiğit
5)Donkişotluk
6)Erkekçe açıklamak
7)Yiğitlik
8)İhtiyar delikanlı./ Kazanova’ya taş
çıkartan çapkın


II. “ Erkek Rolleri”
1)Pazarcı Osman Amca
2)Mahallemizin bakkal amcaları
3)Evin reisi (baba yahut dede)
4)Evin reisi selamlığa geçer.
5) Babana yazar sana bisiklet
aldırırım.
6)Baba ocağı/ Ana kucağı
9)Erkekler gibi savaşmak
10)Gol Kralı
11)Aslan parçası
12)Erkekçe mücadele
13)Karayağız delikanlı
14)Efelik
15)Külhanbeyce
16)Kabadayı
17)Festivaller Kralı
18)Efe
19)Kral gibi



 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:34   #9
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

5.CUMHURİYET GAZETESİNDEKİ CİNSİYETÇİ
İFADELERİN GENEL GÖRÜNÜMÜ
Cumhuriyet gazetesinde toplam 56 yazar incelenmiştir. Bu köşe yazarlarının yazılarında 210 ayrı cinsiyetçi ifade toplam 591 kez kullanılmıştır.(C/T-1/2/3)

Kadın vurgusu yaparak kadını ötekileştiren ifadeler: 25 ayrı ifade 35 kez ( C/T-1a)

Kadını cinsel bir obje olarak göstererek cinsiyetçilik yaratan ifadeler: 25 ayrı ifade 25 kez ( C/T-1b)

Kadını çeşitli kimliklerle yansıtarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler. 9 ayrı ifade 51 kez ( C/T-1c)

Kadını yok sayan eril ifadeler: 102 ayrı ifade 408 kez ( C/T-2a)

Hitap ettiği cinsiyet bakımından eril olan ifadeler: 2 ayrı ifade 5 kez ( C/T-2b)

Kadın ve erkek rollerini ayırarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler: 17 ayrı ifade 20 kez ( C/T-3a)

Kadını küçümseyen/erkeği yücelten ifadeler: 30 ayrı ifade 47 kez ( C/T-3b)

Cumhuriyet gazetesinde en çok “kadını yok sayan eril ifadeler” kullanılarak cinsiyetçilik yapılmıştır. Bazı yazarlar bu konuda daha dikkatli davransa da aşağıdaki tabloda görüldüğü bunlar sayıca çok azdır.

Tablo -4 Cinsiyetçilik açısından nötr ya da kadın lehine cinsiyetçi olan ifadeler
4.A- Vakit gazetesinde yer alan
ifadeler
4.B- Cumhuriyet gazetesinde
yer alan ifadeler
1) Devlet ana 1)Bilim insanı
2)Vodviller kraliçesi İstanbul
tiyatrosu
3)İş adamları ve iş kadınları
4)Düşünce insanları
5)Sanat insan

Birkaç yazarın bazı özel dikkatleri dışında Cumhuriyet gazetesinde bu konuda tutarlı bir özen olduğu söylenemez. Örneğin, “bilim adamı” yerine “bilim insanı” tamlaması 20 kez değişik yazarlar tarafından kullanılmış ancak tam bir tutarlılık sağlanamamıştır. Çünkü, örneğin, Hikmet Çetinkaya 4 kez “bilim adamı”, 3 kez “bilim insanı” tamlamasını kullanmıştır. Birer kez “sanat insanı” ve “düşünce insanı” biçiminde ifadeler kullanırken 1 kez “iş adamları ve iş kadınları” biçiminde bir ifadeye yer verilmiştir. 591 adet cinsiyetçi ifadeye bakarsak 20 nötr ifadenin pek bir önemi kalmamaktadır. Ayrıca sadece “bilim insanı” ifadelerine yetersiz de olsa dikkat edilmiş, diğer gruplar içinde özel bir dikkate rastlanmamıştır.

Diğer grup olan “kadın vurgusu yaparak kadını ötekileştiren ifadeler” içinde “kadın milletvekili, kadın büyükelçi, bayan yazar” biçiminde kullanımlara rastlanmıştır. Bundan kaçınan birkaç yazar, “kadın” yerine “bayan yazar”, “ bayan muhabir” gibi kullanımlara yer vermiştir. Önemli sayıda “kadın” vurgusu yapan sözcük kullanılarak kadının belli alanlarda varlığı ötekileştirilmiştir.

Kadın ve erkek rollerine gelince; çok keskin ayrımlara rastlanmamaktadır. “Ev kadını”, “ev hanımı” gibi ifadelere yer verilerek kadının ev içine ait olduğu ima edilirken, “bir annenin çığlığı”, “dünyanın en merhametli anası”, “çocuklar ve peşlerinde koşan anneler” ifadeleriyle kadın, annelik dolayısıyla çocuk bakımıyla özdeş olarak yansıtılmaktadır.

Erkek rolleri, “babaların çocukları okuldan alması” ifadesinde olduğu gibi çocukla babanın ilgilenmesine de vurgu yapılmaktadır. Rollerin dağılımı fazla keskin olmakla birlikte yine de Cumhuriyet gazetesi sınırlı ölçüde eşitliği yansıtmaya çalışsa da kadının ev ve çocukla bağlantısını erkeğe göre daha sıkı gösteren ifadelere yer vermektedir.

Diğer bir grup da “kadını küçümseyen/erkeği yücelten” ifadelerdir.

Cumhuriyet gazetesi, basma kalıp önyargıların dışına çıkamayıp kadını çok konuşması ve huysuzluğu yani sözümona cadılığıyla yansıtmaktadır. “Semra Hanım, çenesi ve huysuzluğuyla...” , “Şirret kadın”, “hamamın yemekli göbek taşında kadınlar şamatası”, “cadı kazanı”, “cadı avı” ifadelerinde olduğu gibi.

“Çirkin kızların evde kalması”, “Geçkin Firdevs Hanım” gibi ifadeler yaşlı ve evlenmemiş kadınları küçümserken, “Türbede yüzlerce kadın çocuk” ifadesi kadının cehaleti ve batıl inançları olmasının erkeğe göre daha olağan olduğu izlenimini vermektedir. Buna karşın erkeği ve erkekliği “erkeksen dokunulmazlık zırhının arkasından çık”, “bu adamların siyaset anlayışı erkeklikle fazla ilgili değil”, “erkeklik uğruna”, “babayiğit”, “delikanlı” ifadeleriyle yüceltmektedir.

Kadını cinsel bir obje olarak gösteren ifadelere baktığımızda ise kadın ve güzellik kavramlarının sıklıkla yan yana anıldığına rastlamaktayız. Kadınların yaptıkları işlerden bahsedilirken bile “menekşe gözlü güzel kadın”, “kadınların alımlı olması” gibi ifadelerle bedenlerine de bir biçimde gönderme yapılır. Bunun en güzel örneklerinden biri kadınlardan kurulu voleybol takımından bahseden Abdülkadir Yücelman’ın kullandığı “Filenin Güzelleri” ifadesidir. Bu, takımın başarısından çok kadınların dış görünüşüne dikkat çeken bir düşüncenin yansıması olmaktadır. Kadının cinselliğini en ilginç ve çarpıcı biçimde gösteren cümleleri Güray Öz, İstanbul’da Araplar tarafından yapılması plânlanan kuleyi anlatırken kullanmaktadır: “İsrail-Arap sermayesi kule sütunlarına benzeyen bacakları, çekici dekoltesiyle sınırlarımızdan içeri girmiş bulunuyor. Şuh haliyle medyamızın anlı şanlı kalemlerinin ağzının suyunu akıtmaktadır.” Görüldüğü üzere kadının bedeni ve cinselliği ne kadar kaçınılmaya çalışılsa da bilinçaltından kendini göstermeye devam etmektedir.
 
Eski 03 Mayıs 2022, 00:46   #10
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

“Namus” kavramı Cumhuriyet gazetesinde kadının cinselliğine bağlanmazken kadınları cinsel ilişkilerine ya da evli ve bekâr oluşlarına göre “kadın ve kız” olarak ayırma Cumhuriyet gazetesi yalnızca 3 kez görülmektedir. Bu, Cumhuriyet gazetesinin Kemalist görüşü ile evlilik ve cinselliğe bakışıyla belirlenmektedir.

Son olarak Cumhuriyet gazetesinin doğrudan erkeğe hitabı 5 kez kullandığını görmekteyiz. Çok sık olmamasına rağmen asıl okuyucunun erkek kitle olduğunun düşünülmesiyle Cumhuriyet gazetesi de açık bir cinsiyetçi tutum sergilemektedir.

Bu incelemeye göre Cumhuriyet gazetesi kadın ve erkeği eşitlikçi bir biçimde yansıtıyor demek imkansızdır. Bazı yazarlar bazı kelimelerin kullanımına özen gösterse de bu gazetede de azımsanamayacak ölçüde cinsiyetçi ifadelere rastlanmaktadır. Kadının kamusal alanda erkekle eşit olduğunu gösteren ya da kadını cinsel obje olarak tanımlamaktan kaçınan ifadelere yer verilmiş olsa da ataerkiden gelen bazı önyargı ve basma kalıp fikirlerden kaçamamaktadır. Kadın kamusal alanda nispeten eşit olarak görülse de ev içi alana ait olan hala kadınlar olarak gösterilmektedir. Cumhuriyet Gazetesi kadını kamusal alana çıkaran ifadelere yer verse de tam eşitliğe yani erkeğin ev içi alana da kadınla eşit bir biçimde girmesine yanaşmamaktadır. Üstelik kadın ve erkek yazarlar ayrı ayrı değerlendirildiğinde kadınlarında herhangi bir duyarlılık göstermeksizin cinsiyetçi ifadeler kullandığına rastlanmıştır. Kadın yazarların da “işadamı, bilim adamı, küresel aktörler, adam olmak” gibi ifadeleri kullanması ataerkinin ne kadar olağan ve kökten olduğunun bir yansımasıdır. Bu ifadeleri gerektiren durumların ve dile yansımalarının farkında olmaksızın kabul edilmesi ataerkinin gücünü göstermektedir.

Aşağıda Cumhuriyet gazetesinde, belirtilen süreler içinde geçen cinsiyetçi ifadelerin başlıklara göre listesi verilmiştir. Bu ifadelerin kaynakları ilgili tabloların içinde gösterilmektedir:

Cumhuriyet/Tablo -1 “Kadın” Üzerinden Cinsiyetçilik Yaratan İfadeler
1.A- “Kadın” vurgusu
yaparak kadını ötekileştiren
ifadeler
1.B- Kadını Cinsel bir
obje olarak göstererek
cinsiyetçilik yaratan
ifadeler
1.C -Kadını çeşitli
kimliklerle
yansıtarak
cinsiyetçilik
yaratan ifadeler
1)Kadın kahraman
2)Bayan muhabir
3)Kadın gösterici
4)Bayan bakan
5)Bayan başbakan
6)Kadın üye
7)Kadın hakkı
8)Kadın milletvekili
9)Kadın büyükelçi
10)Bayan yazar
11)Kadın sorunu
12)Kadın lider
13)Kadın savunma bakanı
14)Kadın sitkomcu
15)Kadın gazeteci
16)Kadın trompetçi
17)Kadına yönelik şiddet
18)Kadın-çocuk evi
19)Kadın başkan
20)Bayan Türk gazeteci
21)Kadın örgütleri
22)Bikinili bayan
23)Mayolu hanım
24)5 kadın işçi
25)Kadın sığınma evi
1)Eskiden erkek
erkekliğini zifaf gecesi
kadının bekaret zarını
patlatarak alırdı.
2)Fahişe
3)Kızların bekareti
4)Anasını bellemek
5)Filenin güzelleri
6)Güzellik kraliçesi
seçimleri
7)Menekşe gözlü güzel kadın
8)Kumalık
9)Kızlar da sıra sıra dizilir, müşterileri kızıştırmaya çalışırlardı.

10)Onun güzel bir kadın olmadığı söylenir. Adalet Cimcoz çok etkileyici bir kadındır, güzelliğin ötesinde bir albenisi vardır. Sadeliği içinde inanılmaz şıktı. Kişiliğinin sadeliğiyle handiyse çelişen bir makyaj yapmıştı. Koyu renk dudak boyası, pudra, rimel, far. Sanki Bette Davis’i çağrıştırıyordu.

11)Fransızlar Cumhuriyet’i hep güzel bir genç kız olarak simgeler.
12)Seksi kadın fotoğrafları
13)Namus timsali aile yuvanızı randevu evine
1)Kuma
2)Hanım
3)Kadın-kız
4)Genç kızlar
5)Hanımefendi
6)Bayan
7)Hanım
kardeşim
8)Kız alıp-verme
9)Kız
çevirmek
14)Namus bekçileri
15)Namus kavramını ailesindeki dişilerin cinsel organına sıkışmış bir çeşit zar sananlar
16)Kadın vücudu ayıplı statüsüne giriyor
17)Kadınların alımlı olması
18)Hovardalık edilen kadın
19)Muhteşem ***** yıldızı tüm şuhluğuyla meclis kapısından göğüsleri açık giren
20)Çırılçıplak kızların hosteslik yaptığı
21)Şişman, kocaman göğüslü, kocaman kıçlı kadınların evlerin tuzu ve bereketi olduğuna inanmak
22)Bakire kızlar
23)Güzel kızlara laf atmak
24)Cinsel tacize hedef olan kadın
25)İsrail-Arap sermayesi kule sütunlarına benzeyen bacakları, çekici dekoltesi ile sınırlarımızdan içeri girmiş bulunuyor. Şuh hali ile medyamızın anlı şanlı kalemlerinin ağzının suyunu akıtmaktadır.


Cumhuriyet/Tablo-2 Erkek Üzerinden Cinsiyetçilik Yaratan İfadeler
2.A-Kadını yok sayan eril ifadeler

2.B-Hitap ettiği cinsiyet bakımından eril olan ifadeler
1)Adam
2)Devlet adamı
3)Adam olmak
4)Siyaset adamı
5)Edebiyat adamı
6)Düşünce adamı
7)Adam kaçırmak
8)Adam etmek
9)Din adamı
10)Adam öldürmek
11)Fikir adamı
12)Beyaz adamı
13)Adamsendecilik
14)Spor adamı
15)Sanat adamı
16)Çıkar adamı
17)Sokaktaki adam
18)Kavga adamı
19)Müzik adamı
20)Hukuk adamı
21)Adam kayırmak
22)Futbol adamı
23)Yapı adamı
24)Adam gibi
25)Teknik adam
26)işadamı
27)Bilim adamı
28)Aktör
29)Atasözü
30)Ata
31)Şamar oğlanı
32)Eloğlu
33)İnsanoğlu
34)Hin oğlu hin
35)Çapan oğlu
36)Babalanma
37)Baba parası
38)Tanrı baba
39)Babaları gibi
40)Babalar gibi
41)Tartış babam tartış
42)Baba evi
1)Baylar
2)Beyler

43)Oy babam oy
44)Babadan oğla geçer oldu
45)Babamın kuşağı
46)Babasının çiftliği gibi
47)Kanunun babası
48)Baba (evliya)
49)Para babası
50)En baba fotoğrafçı
51)Babasının malı
52)Dön baba dönelim
53)Koş babam koş
54)Mafya babası
55)Babalık yapmak
56)Globalleşmenin babası Amerikan hükümeti
57)Babalarının oğluymuş gibi
58)Piyasacıların babaları
59)Baba ocağı
60)Krallara özgü yaşam
61)Kraldan çok kralcı
62)Türkiye’nin kralı Fenerbahçe
63)Kral çıplak diye bağırmak
64)Sözünün eri
65)Bıyık altından gülmek
66)One man show
67)Yasama ve yürütme erkleri
68)Erk açlıkları
69)Paşa paşa uyumak
70)Ahbap çavuş ilişkileri
71)O gün lordlar........ bugün başkanlar
72)“Korkma abi, bişey olmaz”
diyenler 73)Ağabey dediği bakanlar
74)Biz neymişiz be abi
75)Yönetici ağabeylerimiz
76)Ağabeylerince
77)İrfan sahibi beyler
78)İyi voleler beyler
79)Beysoylu bir çevre
80)Beylerin uygarlık anlayışı
81)Günaydın beyler
82)Külhanbeylik
83)El mi yaman bey mi yaman
84)Uç beyi
85)Dedelerimizden kalma
86)Dedeleri gibi
87)Dedeler (atalar)

88)Dedenizin yaşattığı Cumhuriyet
89)Centilmen
90)Sportmen
91)Ağa
92)Harem ağası
93)Ağababa
94)Kapitalizmin ağababaları
95)Toprak ağası
96)Ağababaların iktidarı
97)Arkasına sığınacağı bir dayı
98)Dayı sahibi ünlüler
99)Dayınızın 80 yıl yaşattığı
Cumhuriyet
100)Ayıya dayı demek
101)Efendi
102)Yönetimleri.......İstanbul
beyefendilerinden seçilirdi.


Cumhuriyet/ Tablo-3 Kadın ve Erkek ile ilgili ikilikler sunarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler
3.A- Kadın ve erkek rollerini ayırarak cinsiyetçilik yaratan ifadeler
3.B Kadını küçümseyen/ erkeği yücelten eril ifadeler
I.“kadın rolleri”
1)Vay ana diyeceğiz
2)Kanada’nın anasını ağlatırız
3)Ev hanımlarının deyimiyle pişmiş aşa su katmak
4)Karakutuya bindirilen çocuklar ve peşlerinden koşan anneler.
5)Bir annenin çığlığı
6)Bakıcı anneler
7)Şefkatli anne pozlarıyla vicdan yıkama
8)12 Eylül 1980 sabahı anneleri “kalk evladım, ihtilal oldu” dediğinde
9)“Hanım yaparsa kaza, hizmetçi yaparsa ceza” diye anlatılan, kişiye göre değişen adaletsizliğin bir ucunda duran
10)Ev kadınları
11)Dünyanın en merhametli anası
12)Kararlar verilirken kadınlara pek bir şey sorulmuyor. Bütün kararlar erkek
I.Kadını küçümseyen ifadeler
1)Buyuran anası
2)Semra Hanım çenesi ve
huysuzluğuyla
3)Siz hala annenizin liginde mi
oynuyorsunuz?
4)“Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” özdeyişini çağrıştıran
5)Anasına bak kızını al sözünü bugüne uyarlarsak
6)Kaşık düşmanı olarak görülen kadın
7)Çirkin kızların evde kalmayacakları
8)Kadınlarımızın zavallılığı
9)Şirret kadın
10)Hamamın yemekli göbek taşında kadınlar şamatası yoldaşlar tarafından alınır. Bize de işgalcileri doyurmak için ekmek arası köfte yapmak düşerdi.


13)Kadınlar sürekli bir koşturma içindeler. Çocukların okul parası, ev kirası, aylık yemek masrafı derken kaç kadına kendi için herhangi bir zaman kalabilir. Evin erkeği içinde düşünülen akşam bir an önce eve ulaşmak ev televizyon karşısında uyuklamak.


II.“erkek rolleri”
1)Biz yitik kuşak mıyız baba?
2)Evin kızını baba başlık parasıyla satarsa
3)Çok eşli erkek
4)Babalarının çocuklarını okuldan alacağı
11)Nataşalar sermayeyi canlandırmış.
12)Geçkin Firdevs Hanım
13)Vay anasını
14)Orta sınıf kadınların, nişanlara düğünlere giderken takıp takıştırmalarını, hele mücevherleri yetmiyorsa, akrabadan eşten dosttan, bilezik, gerdanlık, küpe dilenmelerini çok bayağı buluyordu. Bu gösterinin ve gösterişin kadınları küçük düşürdüğünü, erkekleri, özellikle kocaları hoşgörüyle alçalttığını düşünüyordu.


15)İçimizde cadı kazanları
16)Cadı avına bayrak açan gazeteci
17)Sonradan hanımefendi olmuş eski hizmetçiler
18)Türbede yüzlerce kadın çocuk
II. Erkeği yücelten ifadeler
1)Erkeksen dokunulmazlık zırhının arkasından çık.
2)Bu adamların siyaset anlayışı erkeklikle fazla ilgili değil.
3)Efelik
4)Efelenmek
5)Kaya’nın çapkınlığı
6)Benim babam senin babanı döver yaklaşımı
7)Amiyane tabirle erkeklik uğruna böyle bir değişime sıcak bakmazken
8)Yakışıklı jönlerin afili duruşları, parıltılı hayatların içindeki hikayeleriyle bizi ağlatan masum kızlar
9)Mahalle kabadayısı (2)
10)Kabadayı
11)Babayiğit
12)Delikanlı



 

Yer İmleri


Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir)
 

Gönderim Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Ek dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm saatler GMT +3 biçimindedir. Şu anki saat 20:02.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Eğlenceli Genel Forum Sitesi, Genel Forum Sitesi, Genel Forum Siteleri, Genel Forum