03 Mayıs 2022, 00:20
|
#4
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler
III.GÜNLÜK GAZETELERİN
KÖŞE YAZILARINDACİNSİYETÇİLİK
Kullandığımız dilin dünyayı algılayışımızı, algılarımızın da dili belirlemede büyük bir etkisi olduğunu söyledik.Böyle düşünülünce dil önemli bir ideoloji aracı haline gelmektedir. Bu çalışmada göz önüne serilen gerçek ; dilin ataerkil ideolojiye nasıl hizmet ettiğidir. Dilin nasıl kökleşip alışkanlık haline geldiğini düşünürsek bize “zararsız” görünen birçok ifadenin kadın aleyhine ne ölçüde küçümseyici ya da yok sayan bir yönü olduğunu görebiliyoruz.
Herhangi yazıda ya da konuşmada defalarca kullanılır da hiç rahatsızlık vermez bu ifadeler. Bu bağlamda, Türkçe’de cinsiyetçiliğin ne kadar farklı biçimlerde karşımıza çıktığını ve bu ifadelerin Türk toplumunda kadına bakış açısının ve onu koyduğu yerin bir aynası olduğunu gördük.
Bu çalışmayla Türkçe’deki erilliğin yaygınlığına dikkat çekmek istenmiş ve bunun için tirajları birbirine yakın olan ve biri Kemalist ( Cumhuriyet) , diğeri dinci muhafazakar ( Vakit) görüşü temsil eden iki gazete 3.5 ay süreyle takip edilerek cinsiyetçi bakış açısıyla incelenmiştir.
1.NEDEN GAZETE?
Bu çalışmada yaşayan, güncel dilin feminist bakış açısıyla değerlendirilmesi hedeflendiğinden çalışmanın kaynağını oluşturan metinlerin bu amacı en iyi şekilde örneklendirmesi gerekmekteydi. Bunun için en uygun metin biçiminin gazete metinleri olduğu gözlenmiştir.
Her şeyden önce gazete metinlerinin güncelliği bu seçimi yapmaya sebep olmuştur. Çünkü güncel olaylar ancak ve elbette ki güncel bir dille sunulacaktır. Bu nedenle gazete metinleri günümüz Türkçe’sinin iyi bir yansıması da olmaktadırlar.
Gazete metinlerinin seçilmesi yaşayan Türkçe’yi sunmakta olmalarının dışında şu sebeplere dayanmaktadır:
1) Gazeteler her gün, kesintisiz yayınlanmaktadır ve bu nedenle kısa sürede çok sayıda örnekleme ulaşılmıştır.
2) Gazeteler, diğer yayınlara göre (örneğin dergi, kitap vs.) daha çok sayıda kişiye ve kolaylıkla ulaşabilmekte ve bir anlamda daha çok kişinin aynası olabilmektedir.
3) Gazeteler yine dergi, kitap vs. gibi özel ilgi alanlarına hitap etmek amacından uzaktırlar. Örneğin, bir otomobil dergisi, bahçe düzenlemesi üzerine bir dergi ya da finans içerikli bir dergi ancak bu alanlara ilgi duyan kişilere ulaşacaktır.
Oysa gazeteler her ilgi alanından, her yaş ve meslekten kişiye ulaşabilmektedirler.
Kitap, dergi gibi yayınlar belli bir kültür düzeyini de hedeflemektedirler. Oysa gazetenin okuyucusu her kültür ve eğitim düzeyinden olabilmektedir.
4) Her kültür düzeyini hedefleyen bir yayın organı elbette ortalama bir okuyucu dili kullanacaktır. Kullanılan sözcükler seçilen deyimler, benzetmeler ve her türlü ifade her kültür düzeyinden kişiye tanıdık gelecek, ne çok akademik ne de çok sokakdilinde olacaktır.
Gazetelerin incelenme sürecinde köşe yazarlarının metinleri tercih edilmiştir. Çünkü köşe yazarları kendilerine ayrılan bu köşede görüşlerini, yorumlarını paylaşırlarken bir anlamda onlar gibi düşünen belli bir kitlenin de sesi olmaktadırlar. Bu nedenle okurlarıyla adeta konuşur gibi bir yöntem kullanmaktadırlar. Yazdıklarını karşılarındakilere anlatır gibidirler ve bu yöntemleri yazıyı daha samimi ve canlı kılar. Kimi zaman okuyucularına açıkça seslenmekte kimi zaman da bunu hissettirmektedirler. Örneğin, “Espri yaptığımı zannetmeyin (B.Baykam,15 Kasım 2005).” , “Şöyle bir hafızamızda kalan sürece gerilere bakalım (A.Abalı, 23 Kasım 2005).” gibi ifadeler gizliden okura hitap ederken; “Size kötü bir haberim var (A.Dilipak,21 Kasım 2005).”, “Siz bu sütunları okurken (D.Kömürcü,19 Aralık 2005) gibi ifadeler de doğrudan okuyucuya seslenilmekte olduğunu gösterir. Köşe yazısı öznellik içerdiğinden yazarlar “ben” öznesini de sıklıkla kullanmaktadırlar. Bütün bunlar okuyucuyu daha fazla yazının içine çekmektedir. Okuyucuyla yazar konuşur gibi olmanın yanı sıra yazışırlar da.
Okuyucuların gönderdiği mektuplara ve buralardaki soru, istek yada şikayetlere köşe yazarları cevap da verirler. Böylelikle yazıları karşılıklı bir diyaloga dönüşür. İşte bu tarzları nedeniyle köşe yazıları günlük dile çok daha yakındırlar. Kimileri haftanın her günü, kimileri hafta içi her gün ya da hafta sonu kimileri de haftada 1 gün de olsa yazılarını bir süreklilik içinde yazmaktadırlar. Bu nedenle bu çalışma sırasında köşe yazıları takip edilerek bir süreklilik ve tutarlılık da göz önüne alınmıştır.
2.CUMHURİYET VE VAKİT GAZETELERİ:
Bu çalışma için Cumhuriyet ve Vakit gazetelerinin seçilmesi öncelikle birbirinin tam karşıtı görüşleri savunmalarına dayanmaktadır. Cumhuriyet gazetesi Kemalist görüşün temsilcisi durumdayken, Vakit gazetesi dinci muhafazakar bir görüşü yansıtmaktadır. Peki bu görüşleri temsil etmeleri bu çalışma açısından neden önem taşımaktadır?
Görüşleri birbirine zıt olan bu iki gazetenin kullandıkları dilin de farklı olacağı muhakkaktır. Çünkü kişilerin dünya görüşleri onların sözcük seçimlerini de belirleyecektir.
Kemalist görüşün temsilcisi Cumhuriyet gazetesi; laik, ilerici, ulusalcı görüşüyle daha yalın ve basit bir Türkçe kullanırken dinci muhafazakar görüşüyle Vakit gazetesi daha gelenekçi bir tutum sergileyerek Arapça ve Farsça etkisindeki eski Türkçe’yi anımsatan bir dil benimsemektedir. “Mümin, ilim, müteyakkız, nasip, tevekkür” gibi sözcüklerin Vakit gazetesinde; “düşünsel, duyumsamak, ulusal” gibi sözcüklerin Cumhuriyet gazetesinde yer aldığını tahmin etmek onların dünya görüşlerini bilince hiç de zor olmamaktadır.
Bu gazetelerin dünya görüşlerinin ve dolayısıyla dillerinin zıt olması çalışmanın daha doğru sonuçlara ulaşmasına katkı sağlamıştır. Çünkü bu seçimle cinsiyetçi dilin kullanılmasına yönelik tutumun dünya görüşüyle bağlantılı olup olmadığını ortaya çıkarmak hedeflenmektedir. Kadın aleyhine cinsiyetçilik muhafazakar ya da Kemalist değerlere sahip olmakla ilgili midir?
Yoksa kadını ikincil olarak algılamak tüm politik görüşlerin ötesinde bambaşka bir gerçekle mi belirlenmektedir? Çalışma ilerledikçe gazeteler arasındaki bazı farklılıklara rağmen bu sorulardan ikincisinin daha belirleyici olduğu ortaya çıkmaktaydı ki bu da başka soruları doğurmaya başlamıştı:
Kadın aleyhine dilde cinsiyetçilik hangi gazetede hangi açılardan daha belirgin bir biçimdedir? Bu cinsiyetçi dil kullanımı hangi gazetede ne kadar bilinçli ya da bilinçsiz olarak yer almaktadır?
Bu uygulama kadının ikincilliğini ne ölçüde ve hangi açılardan etkilemektedir? Bu gazetelerin seçimindeki ikinci etken de gazetelerin günlük ulaştığı kişi sayısının birbirine yakın olmasıdır. Örneğin www.netgazete.com sitesinin ulusal gazeteler üzerine yaptığı bir araştırmada 19-25 Haziran tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesinin tirajı 68.334 iken, Vakit gazetesinin tirajı 65.813’tür.
Dolayısıyla aralarında çok büyük bir fark söz konusu değildir. Ulaştıkları kişi sayısının birbirine göre azınlık ya da çoğunluk olmaması da kullandıkları dil biçimini istisnai kılmamaktadır.
3. VERİ TABANI VE YÖNTEM:
Bu çalışma için 18 Eylül 2005-31Aralık 2005 tarihleri arasında Cumhuriyet ve Vakit gazeteleri her gün takip edilmiştir. Böylece 105 gün boyunca 2 adet gazete takip edilerek 210 gazeteye ulaşılmıştır. Bu gazetelerde günlere göre bazen 1, 2 ya da 3 köşe yazısı eksik veya fazla olmakla birlikte günde ortalama 15 köşe yazısı bulunmaktadır. 2 gazetede günlük toplam 30 köşe yazısı olduğunu düşünürsek günde 3150 civarı köşe yazısı incelenmiştir.
Yazar adları, bu adların kodu ve yazarların haftalık yazma sıklığına ilişkin bilgiler Tablo-A ve Tablo-B’de gösterilmiştir
|
|
|
|