Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Eğitim > Dersler > Hukuk

Hukuk Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.


Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk
Konudaki Cevap Sayısı
5
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
1142

Kullanıcı Etiket Listesi

2Beğeniler
  • 2 Post By Leydihan

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Eski 15 Ocak 2023, 09:21   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

ÖZET
1960’lı yıllardan itibaren özellikle batılı toplumlarda ortaya çıkan yeni birlikte yaşam şekillerine hukuk sistemleri kayıtsız kalmamış, evlilik dışı birlikte yaşam süren çiftler için, bu kişilerin ilişkilerini düzenleyen hukuk kuralları oluşturulmuştur. Henüz böyle bir sosyal olgunun toplum ve hukuk tarafından kabul görmediği Türkiye gibi ülkelerde ise yabancı hukuk sistemlerinde sonuç bağlanan bu ilişkilerin, iç hukuktaki muhtemel etkileri bir hayli önem kazanmıştır. Makalede, aynı cinsiyetten ve farklı cinsiyetten kişilerin oluşturduğu evlilik dışı birlikte yaşam modellerinin millî hukuk sistemlerinde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda incelenmesi; evlilik dışı birlikte yaşam modellerine uygulanacak hukukla ilgili doktrin görüşleri ile yabancı hukuk sistemlerinin benimsediği çözümlerin değerlendirilmesi ve bu birlikteliklere Türk hukuku bağlamında uygulanacak hukukun belirlenmesi konularının ele alınması amaçlanmıştır.


 
Eski 01 Şubat 2023, 02:03   #2
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

GİRİŞ
Toplumun temel taşını oluşturan aile, geleneksel olarak evlilikle kurulmakta iken, hem eşler hem de çocuk ve ebeveyn arası ilişkilerin zaman içerisinde değişmesiyle geleneksel olmayan aile yapıları ortaya çıkmıştır. “Evlilik dışı birlikte yaşam modelleri”2olarak adlandırılabilecek bu aile yapıları, sosyolojik ve demografik sorunların yanı sıra karmaşık hukukî soruları da gündeme getirmektedir.

Nitekimkişilerin,evlenmeden birlikte yaşamalarını tabii
kabul eden ve bu birlikte yaşam modellerine hukukî sonuç bağlayan hukuk sistemlerinden ayrılıp, evlilik dışında bir aile yaşam şeklini hukukî olarak desteklemeyen veya kişilerin önceki statülerini tanımayan bir yabancı hukuk sistemi ile ilişki içerisine girmesi halinde, istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

Kişilerin tek başına veya ailesi ile birlikte milletlerarası dolaşımının gün geçtikçe arttığı günümüz dünyasında, evlilik dışı birlikte yaşam bağlamında çözülmesi gereken yabancı unsurlu bir uyuşmazlığın Türk hâkiminin önüne gelme ihtimali oldukça fazladır. Bu tür yaşam biçimlerinin yaratabileceği milletlerarası özel hukuk alanına ilişkin sorunlarsa, Türk hukukunda pek bilinmemekte ve mevcut düzenlemeler, bu tür sorunlarla karşılaşan uygulamacılara uygun çözümler sunan bir içerik taşımamaktadır. Bu noktada çalışmanın hazırlanış amacı ortaya çıkmaktadır; çünküTürk hukukunda söz konusu ilişkilere uygulanacak hukuk bakımından herhangi bir kural öngörülmemiş olması, sorunun ne şekilde çözülmesi gerektiğini incelemeye değer kılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, bu çalışmada, daha önce Türk hukukunda başka çalışmaların da konusu olan aynı cinsiyetten çiftlerin oluşturduğu birliktelikler özelinde bir inceleme yapılmamış, geleneksel anlamda evlilik sayılmayan birlikte yaşam modelleri, hem aynı cinsiyetten hem de farklı cinsiyetten kişilerin oluşturduğu birliktelikler esas alınarak araştırılmış, sonuç itibarıyla her iki türden birliktelikleri kapsayacak bir sonuca ulaşılmıştır. Bu bağlamda önce, vasıflandırmaya yardımcı olması amacıyla Türk hukukunda bilinmeyen bu birlikteliklerin çeşitli hukuk sistemlerinde ne
şekilde düzenlendiği incelenecek, daha sonra konu hakkındaki AİHM kararları ışığında Türk kanunlar ihtilafı hukuk uygulaması açısından bir sonuca varılmaya
çalışılacaktır.

I. EVLİLİK DIŞI BİRLİKTE YAŞAM MODELLERİ
A. Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerinin Millî Hukuklarda Ele Alınışı
Evlilik dışı ilişkilere sonuç bağlanması, ilk başta her ne kadar aynı cinsiyete sahip kişilerin birlikteliklerini tanıma amaçlı ortaya çıksa da, evlilik dışı birlikte yaşam modellerinin kapsamına giren tek konu bu değildir, farklı cinsiyetten çiftlerin durumu da bir hayli önemlidir. Zira hem birlikte yaşayan farklı cinsiyetten çiftlerin oranı aynı cinsiyetten çiftlere göre daha yüksektir hem de farklı cinsiyetten çiftler için evlilikten başka sistemler kabul eden ülkeler de bulunmaktadır. Çoğunlukla, farklı cinsiyetteki kişiler evlilik kurumunun geleneksel yapısı altına girmek istemedikleri ve bu statüyü reddettikleri için evlilik dışı birlikte yaşamayı seçerken; aynı cinsiyetten kişiler birlikteliklerinin tanınmasını ve evli çiftlerle aynı haklara sahip olmayı arzu etmektedir.

Yani her iki eğilim birbirinden farklılık göstermektedir; çünkü ilkinde farklı cinsiyetten çiftler evlilik kurumuna karşı çıkarken, ikincisinde aynı cinsiyetten çiftler, evlilik statüsüne eşit bir statü talep etmektedir. Bu paralelde “evlilik dışı birlikte yaşam”, tek bir yaşam şeklinden oluşmamakta, farklı bağlılık derecelerinde farklı koşullardaki kişiler için farklı anlamlar ifade etmekte; bu durum, hem kavramı tam anlamıyla anlatan bir tanım yapılmasını, hem de hukuk sistemleri arasındaki tanımların özdeş olmasını zorlaştırmaktadır. Yine de, ulusal hukuklardaki düzenleme biçimleri incelendiğinde, evlilik dışı birlikte yaşamı, birlikteliği oluşturan çiftlerin cinsiyetinden bağımsız olarak, temelde, kayıtlı birliktelik ve de facto birliktelik olmak üzere iki alt başlığa ayırmak mümkündür. De facto birliktelik daha çok manevi bir anlaşmayken, kayıtlı birliktelik hukukî bir anlaşma olarak karakterize edilmekte ve bu nedenle iki birliktelik çeşidi ayrı kategorilerde değerlendirilmektedir.

 
Eski 01 Şubat 2023, 02:09   #3
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

1. Kayıtlı Birliktelikler
Kayıtlı birliktelik, en genel anlamda, evlenmeden birlikte yaşayan kişilerin, resmî ve sosyal ortamda tanınmalarını sağlamak üzere ilişkilerini kaydettirmeleri, olarak tanımlanabilir. Kişiler, ilişkilerini kayıt altına aldırmaları durumunda dahil oldukları, önceden belirlenmiş yasal düzenlemeye tâbi olmakta; aralarındaki ilişkinin varlığını ve birlikte yaşadıklarını yetkili makamlara kanıtlamak zorunda kalmadan, kayıt yaptırmak suretiyle hukukun öngördüğü korumalardan faydalanabilmektedir.

Bu kurumlar, son 20 yılı aşkın süredir yaşanan sosyal değişimlere bir cevap olarak, aynı cinsiyetten birlikteliklerin tanınmasını sağlamak üzere ortaya çıkmış ve bu çiftler için mümkün olduğunca evliliğe yakın bir statü yaratma amacı hedeflenmiştir. Danimarka, 1989 yılında kayıtlı birlikteliğe geçiş yaparak bu alanda öncü olmuş; onu 1993’de Norveç, 1995’de İsveç, 1996’da İzlanda ve 1998’de Hollanda takip etmiştir11. Günümüzde Avrupa Birliği’ne üye devletlerin çoğunda kayıtlı birliktelik yoluyla, evlenmeden birlikteliğini resmî hale getirme imkânı bulunmakta, AB üyesi ülkelerde, bu birliktelik modeli, ülkeye giriş ve ikamet etme hakkı açısından sonuç doğurmaktadır. Avrupa Komisyonu’nun konu hakkında yayınladığı raporda da kayıtlı birliktelik, “bir çift olarak birlikte yaşayan ve üye devlet hukukunun resmî bir makamınca birliktelikleri kayıt altına alınan iki kişinin ortaklığı” biçiminde tanımlanmış ve bu bağlamda Fransa, Belçika ve Lüksemburg’daki düzenlemeler de kayıtlı birliktelik içerisinde değerlendirilmiştir.

Belirtildiği üzere, bu yöndeki düzenlemeler, ağırlıklı biçimde aynı cinsiyetten birliktelik yaşayan çiftlere yönelik ortaya çıkmış olsa da özellikle evli olma statüsünün getirdiği yükümlülüklerden çekinen veya ideolojik nedenlerle evlenmeyen farklı cinsiyetten kişiler için de kayıtlı birliktelik statüsünü düzenleyen hukuk sistemleri mevcuttur.

Kayıtlı birliktelik modellerinin ülkeden ülkeye büyük oranda değişiklik göstermesi, bu birlikteliklerin de esasında iki ayrı birliktelik türüne ayrılmasına zemin hazırlamıştır: evliliğe çok yaklaşan statü temelli kayıtlı birliktelik (partenariats-status) ve sözleşmesel karakter barındıran kayıtlı birliktelik (partenariats-cadres). Bu birlikteliklerden sonuncusu, statü temelli kayıtlı birliktelikler ile de facto birlikte yaşam arasında yer almakta ve bu birlikteliklere Fransa, Belçika ve Lüksemburg hukuk sistemlerinde rastlanmaktadır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, de facto birlikte yaşama hukukî sonuç bağlanması, kayıtlı birlikteliği benimseyen ülkelerde de görülebilmektedir. Bu nedenle bir hukuk sisteminde evlilik dışı birlikte yaşama ilişkin her iki çözüm birlikte benimsenebilmektedir. Bahsi geçen sözleşmesel statü, bu çalışmada daha önce Fulchiron’un benimsediği, kayıtlı birliktelikler üst başlığı altında incelenmiştir.

Zira çalışmanın, farklı cinsiyetten kişiler arasındaki evlilik dışı birlikte yaşam modellerini de kapsaması, genel bir kayıtlı birliktelik sınıflandırması yapmayı mümkün kılmaktadır. Bu anlamda ilerleyen bölümlerde, hem aynı hem de farklı cinsiyetler arasındaki kayıtlı birlikteliği mümkün kılan Hollanda ve Fransa hukuklarındaki düzenlemelere yer verilmiştir.

a. Statü Temelli Kayıtlı Birliktelikler
Almanya, Avusturya, Birleşik Krallık, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Hollanda, Macaristan, Slovenya, Finlandiya ve Portekiz gibi ülkelerde görülen statü temelli kayıtlı birlikteliklerinin hukukî yapısı, her yargı çevresinin kendi anayasal, hukukî, sosyal ve dinî özelliklerine göre değişmesine rağmen sistemler arasında bazı ortak özellikler bulunmaktadır.Bu özeliklerden ilki, çocuğun hukukî durumuna ilişkin haklar hariç olmak üzere, evliliğin hemen hemen bütün hukukî sonuçlarının kayıtlı çiftler açısından da geçerli olmasıdır.

Diğer ortak özellik de altsoy, üstsoy, kardeş gibi yakın akrabalar arasındaki hukukî ilişki için statü temelli kayıtlı birliktelik düzenlemelerine başvurulamamasıdır.

Öte yandan, mevzuatında kayıtlı birliktelik düzenlemesi bulunan hukuk sistemlerinin çoğu, bu kurumu sadece aynı cinsiyetten çiftlerin yararına sunmakta, farklı cinsiyetten çiftler bu kurumun çatısı altına girememektedir. Bu halin istisnasını, kayıtlı birliktelik kurumunun hem aynı hem de farklı cinsiyetler arası birliktelikler için açık olduğu Hollanda hukuku oluşturmaktadır.

Bu anlamda Hollanda’da aynı veya farklı cinsiyetten birliktelik yaşayan çiftler, taleplerine göre, evlenebilmekte veya kayıtlı birliktelik için başvurabilmektedir. Hollanda hukukunda söz konusu düzenlemeler ile hedeflenen amaç, değişen aile yapısını temel alarak, hukukî olarak düzenlenmiş bir alternatif yaratmak ve kayıtlı birlikteliğin ikinci sınıf bir evlenme olarak görülmesinin önüne geçmektir.

. Mevcut kayıtlı birlikteliklerin üçte birinin farklı cinsiyetten çiftler tarafından oluşturulduğu Hollanda’da, evlilik kurumunun sembolik olarak reddedilmesi ve kayıtlı birliktelikte nesebe ilişkin ciddi sonuçların yer almaması, söz konusu çiftlerin evlilik yerine bu kurumu tercih etmesinin en önemli nedenlerindendir.
 
Eski 01 Şubat 2023, 02:29   #4
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

aa. Şeklî ve Aslî Şartlar
Hollanda hukukuna göre, belediye binasında, tanıkların önünde, kayıt memuru tarafından tamamlanan ve evlilik merasimine mümkün olduğunca benzetilen kayıt prosedüründen en az iki hafta önce, kişiler, kayıt olmak istediklerini idareye bildirmelidir. Söz konusu prosedürün evlilik merasiminden farklı kısımları, iradelerin evlilikteki gibi belli bir formda açıklanmak zorunluluğunun bulunmaması ve evlilikten önce yasaklanmasına rağmen bu prosedürden önce, tarafların dinî tören yapmakta serbest olmalarıdır. Kayıtlı birliktelik oluşturacak kişilerde aranacak özelliklerin birçoğu evlenme ile paralellik gösterirken, evlenmeden farklı olarak kayıtlı birliktelik oluşturacak kişilerin, Hollanda vatandaşı veya Hollanda’da yerleşim yeri sahibi olması veyahut Hollanda’da sürekli ve geçerli oturma iznine sahip bulunması gerekmektedir.

bb. Hüküm ve Sonuçları
aaa. Çift Bakımından

Evliliğin hüküm ve sonuçlarının çoğu, Hollanda Medeni Kanununda düzenlenen kayıtlı birliktelik için de geçerlidir26. Bu anlamda çiftler birbirlerine karşı sadakat, yardım, destekleme, birlikte yaşama, nafaka, evin masraflarını paylaşma, evle ilgili borçlara katılma yükümlülüğü içerisindedir; evli çiftlerle eşit biçimde emeklilik ve diğerinin soyadını alabilme imkânı gibi hakları bulunmaktadır. Ayrıca, evlenmede olduğu gibi, 3 yıldan beri birlikt yaşıyor olmak şartıyla, genel yollardan daha kolay vatandaşlık kazanımı sağlanmaktadır.

Kamu hukuku bağlamında da evli çiftler gibi muamele gören kayıtlı çiftler için vergi ve sosyal güvenliğe ilişkin sonuçlar aynen uygulanmaktadır.

Evlilik için öngörülen mal varlığına ilişkin sonuçlar, kayıtlı birliktelik için mutatis mutandis uygulanmaktadır.
Çiftlerin kayıtlı birliktelik öncesinde veya birliktelik devam ederken noter önünde aksi yönde bir sözleşme imzalamamış olmaları halinde, mal birliği rejimi geçelidir.

Kayıtlı çiftler, vasiyetname ile mirastan mahrum edilmemiş olması şartıyla, yasal mirasçılar arasında yer alır ve bu yönde bir vasiyetname yapılmış olsa bile sağ kalan tarafın, hayat arkadaşının ölümünden sonra 6 ay boyunca ortak evde oturma hakkı söz konusudur.

bbb. Çocuk Bakımından
Kayıtlı birlikteliğin çocuk bakımından yasal sonuçları, evliliğe çok yakındır; ancak en önemli fark, babalık karinesinin kayıtlı çiftler bakımından uygulanmamasıdır.

Bu nedenle, kayıtlı birliktelik farklı cinsiyetten çiftler arasında kurulmuş olsa dahi, erkek ve çocuk arasındaki hukukî bağın kurulması için, babanın çocuğu tanıması, evlât edinmesi veya babalık hükmü kurulması gerekmektedir.

Söz konusu işlemlerden birini tamamlayarak çocuğun babası kabul edilen taraf, ortak velâyet hakkını da elde etmektedir. İlgili kanunda açıkça yer almamasına rağmen, konuyla ilgili Hollanda Yüksek Mahkemesi kararı doğrultusunda, kayıtlı birlikteliğin sona ermesinden sonra da velâyet hakkının devam edeceği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla, kayıtlı birlikteliğin sona ermesiyle birlikte, çocuk lehine nafaka hakkı doğabilmektedir. Öte yandan, evli veya kayıtlı veyahut kayıt olmadan üç yıldan beri birlikte yaşayan çiftler, Hollanda vatandaşı çocuğu birlikte evlât edinebilmektedir; ancak ülkelerarası evlât edinme, farklı cinsiyetten evli çiftlere özgülenmiştir.

cc. Sona Erme Nedenleri
Hollanda hukukuna göre kayıtlı birlikteliğin sona ermesi, boşanmadan farklı düzenlenmiştir. Sona erme nedenleri; taraflardan birinin ölümü veya ölüm şüphesi ile kaybolması veyahut evlenmesi; kayıtlı birlikteliğin iptali; tarafların anlaşması sonucu idareye yapılan ortak beyan ve taraflardan birinin talebiyle hâkimin birlikteliği sona erdirmesi olarak sayılmaktadır.

b. Sözleşmesel Kayıtlı Birliktelikler

Fransa, Belçika ve Lüksemburg hukuklarında karşılaşılan sözleşmesel kayıtlı birliktelik modelinde, statü temelli kayıtlı birliktelikten farklı olarak çiftlere, evlilik hukukuyla paralellik yaratmak amaçlanmaksızın hak ve yükümlülük sağlanmakta ve birlikteliğe ilişkin bazı koşullar, sözleşmeye eklenmek suretiyle taraflarca kolaylıkla değiştirilebilmektedir.

Diğer yandan de facto birliktelik yaşayan kişilerden farklı olarak sözleşmesel kayıtlı birliktelik, gerçek anlamda düzenlenmiş bir statü öngörmekte ve çiftlerin, bu statüye girebilmek için bildirimde bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla bu birlikteliklerle hedeflenen amaç, aynı veya farklı cinsiyetten çiftlere açık olan, de facto ilişki ve kayıtlı birliktelik arasında kalan ikinci derecede medeni statü yaratmaktır.

Bu statüye örnek olarak incelenecek olan Fransız hukuku kurumumPaCS (Pacte Civil de Solidarité), 1999’da yürürlüğe girmiştir.

Bu kurum, ilk aşamada aynı cinsiyetten çiftler için öngörülse de, çeşitli politik mülâhazalar nedeniyle, aynı veya farklı cinsiyetten kişilerin, birlikteliklerini düzenlemek amacıyla kaydolabilecekleri, “medeni birliktelik paktı” kavramı olarak ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle PaCS, hem evliliği bir kurum olarak reddeden veya evliliğin koşullarından memnun olmayan farklı cinsiyetten çiftler için evliliğe gerçek bir alternatif; hem de birbirlerine olan bağlılıklarının hukukî anlamda tanınmasını isteyen aynı cinsiyetten çiftler için aile hukuku kaynaklı haklar ve yükümlülükler bahşedilmesini sağlayan bir mekanizma olarak görülmektedir.
 
Eski 01 Şubat 2023, 02:33   #5
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

aa. Şeklî ve Aslî Şartlar
Statü temelli kayıtlı birliktelik, sadece resmî bir otorite önünde başlayabilirken; PaCS için yazılı bir sözleşme yapılması ve ortak beyanın ilk derece mahkemesi veya noter huzurunda açıklanması yeterlidir. Bu anlamda kayıt yapılmasının, kesin tarihin belirlenmesi ve tarafların iradesiyle ortaya çıkmış olan sözleşmenin, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesine etki tanıma işlevleri bulunduğu söylenebilir.

Statü temelli kayıtlı birliktelik çeşitlerinden en önemli farkı, PaCS’ın açık bir anlaşma olması ve tarafların, konunun kapsamı ve amacı içerisinde istedikleri alanda düzenleme yaparak, diledikleri sonuçları yaratabilmeleri ve bu sözleşmeyi ortak beyanla herhangi bir zamanda
değiştirebilmeleridir.

Diğer yandan, PaCS statüsüne girebilmek için taraflar, Fransa’nın aynı bölgesindeki güncel veya gelecekteki ortak yerleşim yerlerini yeminli beyanla bildirmelidir ve bu kuralın hiçbir istisnası bulunmamaktadır.

bb. Hüküm ve Sonuçları
aaa. Çift Bakımından
PaCS statüsünün çiftler açısından sonuçları, birkaç istisna dışında Hollanda kayıtlı birliktelik statüsü ile aynıdır.

Örneğin çiftler, taraflardan birinin “günlük ihtiyaçlar” için yaptığı borçlardan birlikte ve müteselsil olarak sorumlu bulunmaktadır.

Taraflar, birliktelik sırasında edinilmiş malların mülkiyetinin ortaklaşa kazanıldığı koşulunu PaCS sözleşmesine koyabilmektedir. Sözleşmede bu yönde bir belirleme yapılmaması halinde mal ayrılığı rejimi uygulanmakta; kimin olduğu belli olmayan bir mal, birlikte alınmış kabul edilmektedir.

Hollanda kayıtlı birliktelik statüsünden farklı olarak PaCS statüsüne sahip kişiler, birbirlerinin kanunî mirasçısı sayılmamaktadır. Buna rağmen, merhum adına hazırlanan kira sözleşmesi kendiliğinden sağ kalan tarafın üzerine geçmekte ve PaCS sözleşmesinde aksi yönde bir hüküm bulunmadıkça sağ kalan, ortak evden ve ortak mülkiyetine sahip oldukları mallardan payını alma hakkına sahip olmaktadır53. Hollanda kayıtlı birliktelik statüsünden bir diğer farkı da PacS statüsünün vatandaşlık kazanımında kolaylık sağlamamasıdır.

bbb. Çocuk bakımından
PaCS modelinde, diğer kayıtlı birliktelik modellerinde olduğu gibi, velâyet hakkı veya ana-babalık karinesi yaratılmamaktadır. Benzer biçimde, PaCS statüsü içerinde bulunmanın birlikte evlât edinme hakkı tanımadığı da anlaşılmaktadır. Ancak bu statü altında birlikte yaşayan kişiler için sunî döllenme imkânının öngörüldüğü tespit edilebilmektedir.

cc. Sona Erme Nedenleri
PacS statüsünün sona erme nedenleri bakımından Fransız hukukunda, evlilik kurumunun sona ermesinden farklı nedenler tespit edilmiştir56. Buna göre taraflar; ortak sözleşme, tek taraflı beyan, tarafların birbiriyle veya başka biriyle evlenmesi nedenleriyle ilişkiyi sona erdirebilmektedir.

Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk
Arş. Gör. Işıl Selin TEKDOĞAN BAHÇIVANCI634TAAD, Yıl:9, Sayı:33 (Ocak 2018)
2. De facto Birliktelikler
De facto birliktelikler, en geniş anlamda “herhangi bir makama kayıt olmaksızın, devamlı ve istikrarlı bir temelde, birlikte yaşayan iki kişinin sabit ilişkisi” olarak tanımlanmaktadır.

Bu birliktelikler, evlenmek veya evlilik benzeri bir statüye girmek istemeyen ya da giremeyen kişiler için bazı hakların tanınması amacına hizmet etmesi nedeniyle, hem farklı cinsiyetten hem de aynı cinsiyetten kişilerin oluşturduğu beraberlikler için önem taşımaktadır .

Bu doğrultuda, iç hukuklarında de facto birlikteliklere ilişkin düzenleme bulunan ülkeler olduğu gibi; bu konuda düzenleme yapmayı tercih etmeyip, somut olay karşısında, hakkın varlığı konusundaki mahkeme kararına göre işlem yapma yönünde eğilim gösteren hukuk sistemleri de bulunmaktadır. Bu anlamda, birlikte yaşama ilişkin yasal kurallara olan gereklilik, ilk olarak 1974 yılında eski Yugoslavya hukukunda öngörülmüş ve otonom bölgelere bu konuda düzenleme yapma yetkisi verilmiştir61. Birlikte yaşayanların hukukî durumunun yasal olarak düzenlenmesi konusu daha sonraki tarihlerde, Avrupa’da özellikle Norveç, İsveç, Danimarka gibi kuzey ülkelerinde ele alınmaya başlamıştır.. Ancak bugüne gelindiğinde, hâlâ, konu hakkında genel ve toplu düzenleme yapan herhangi bir hukuk sisteminin bulunmadığı görülmektedir. Söz konusu durumun ve de facto birliktelik yaşayan kişilere tanınan hakların ülkeden ülkeye büyük oranda değişiklik göstermesinin konunun araştırılmasını zorlaştırması nedeniyle, devam eden bölümlerde bu birlikteliklerin öne çıkan yönleri incelenmiştir.
 
Eski 01 Şubat 2023, 02:40   #6
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk

a. Şeklî ve Aslî Şartlar
Bu birlikteliklerin varlığı, çoğu ülkede fiilî duruma göre belirlenmekte; belli bazı koşullar sağlandığında, beraber yaşayan iki kişinin birlikteliğine bir takım yasal sonuçlar bağlanmakta ve bu birliktelikler özel bir prosedür gerekmeksizin yasal olarak tanınmaktadır. Buna rağmen bazı hukuk sistemlerinde, birlikteliğe hukukî etki tanınabilmesi için, mahkeme veya resmî bir otoriteye bildirim veyahut ilişkinin kaydedilmesi gibi bazı formalitelerin gerçekleştirilmesi gerekli olabilmektedir.

Örneğin çoğu Latin Amerika ülkesinde evlilik dışı birlikte yaşam sürdüren çiftler, ancak mahkeme tarafından ilişkilerinin tanınmasından sonra hukukun öngördüğü haklardan faydalanabilmektedir63. Buradaki kıstas, kaydın ilişkinin varlığını etkilememesi, yalnızca kanıtta etkili olmasıdır; çünkü kaydın kurucu işlem olduğu ilişkiler “kayıtlı birliktelik” olarak adlandırılmaktadır.

Dolayısıyla, resmî makamlara yönelik yapılacak kurucu nitelikli bir bildirim veya kayıt bir ilişkiyi de facto olmaktan çıkarmaktadır. Çeşitli hukuk sistemlerine bakıldığında de facto ilişkiyi belirlemek için kullanılan ortak koşulun, ilişki süresinin “uzunluğu” ve “devamlılığı” olduğu görülmektedir. Bazı hukuk sistemlerinde bu süre önceden belirlenirken, diğerlerinde ilişkinin sürekli, sabit, kesintisiz ve uzun süreli olması gerektiği öngörülmektedir. Örneğin İsveç’de aynı veya farklı cinsiyetten, evli olmayan, belli süreden beri kesintisiz olarak birlikte yaşayan, aynı evi ve evin günlük masraflarını paylaşan çiftler, hukukî korumadan faydalanmaktadır. Aynı yönde düzenlemesi bulunan Fransız hukukuna göre bir ilişkinin concubinage olarak değerlendirilebilmesinde evli çiftlerinkine benzer duygusal, cinsel ve maddi bir ortaklıkla birlikte sabit, devamlı ve herkes tarafından bilinen bir ilişkinin varlığı aranmaktadır.


İngiliz hukukuna ait bir karar olan Crake v. Supplementary Benefits Commission kararında da de facto birlikte yaşamın unsurları, farklı cinsiyetten iki kişi, aynı evin üyesi olma, ilişkinin sabit ve belli süreden beri devam ediyor olması, maddi destek, cinsel ilişki, ilişkiden olma çocuk, ilişkinin kamu tarafından bilinmesi biçiminde sayılmıştır.

Yine Alman Anayasa Mahkemesi’nin 1992 yılına ait bir kararında evlilik dışı ilişkiler, “kadın ve erkeğin karşılıklı olarak kendi aralarında özel ve sonsuza kadar sürmesi niyetiyle oluşturdukları birlik” biçiminde tanımlanmıştır.

Buna karşılık Norveç hukukunda, aynı evde yaşayan ortak çocuk sahibi ve daha önceden birbiriyle evli olan çiftler doğrudan de facto ilişki kapsamında değerlendirilirken; ortak çocuğu olmayan çiftler için -ilişkinin durumuna göre- 2 yıl veya 5 yıl birlikte yaşamak, evli çiftler gibi işlem görmek için yeterlidir

Benzer yönde Finlandiya hukukuna göre 5 yıldan uzun sürmüş bir de facto birlikte yaşam varsa veya çift, ortak çocuk sahibi ise bu çiftlere 1 Nisan 2011’den beri yürürlükte olan “Act on the Dissolution of the Household Of Cohabiting Partners” hükümler uygulanmaktadır.

b. Hüküm ve Sonuçları
aa. Çift Bakımından
De facto ilişki yaşayan çiftler için öngörülen haklar, her hukuk sisteminde farklı belgelerde düzenlenmekte ve söz konusu hakların içeriği değişiklik göstermektedir. Genel anlamda bakıldığında Avrupa devletleri arasında kayıtsız birlikte yaşayan çiftlere verilen haklar ve yasal bir çerçeve çizilmesi bakımından en geniş imkânlar tanıyan devlet olarak anılan İsveç hukukunda bu çiftlere, birlikte yaşadıkları süre, ortak çocuklarının olup olmaması ve evin günlük masraflarını paylaşıp paylaşmamalarına göre evlilikte tanınanlara benzer haklar verilmektedir.

Aynı yönde İrlanda hukukuna göre, birlikte yaşadığı kabul edilen kişiler, maddi destek ve mülkiyet konularında önemli derecede hak ve hukukî koruma elde etmektedir. Diğer yandan Fransız hukukunda hem bakım yükümlülüğü hem de aile içi şiddet koruması öngörülmektedir. Alman hukukuna göre de, de facto birlikte yaşayan kişilere çeşitli düzenlemelerde bir takım dolaylı haklar tanınmıştır; örneğin de facto birlikte yaşayan çiftler tıbbi konularda birinci dereceden akraba sayılmaktadır. Buna karşın Hollanda’da de facto birlikte yaşayan çiftlerin çoğu, Hollanda hukukunun sessiz kaldığı konularda hukukî kesinliği sağlamak amacıyla evlilik dışı birlikteliklerinin mülkiyete ilişkin etkilerinin düzenlendiği “Samenlevingscontract” adı verilen ve noter önünde imzalanan bir sözleşme hazırlamaktadır.

Çiftlerin ilişkisinin sona ermesi halinde birlikte edinilen malların paylaştırılması, boşanmada olduğu gibi çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bazı hukuk sistemleri, de facto birlikteliğin sona ermesi konusuna mevzuatlarında yer ayırmıştır. Bunlardan biri olan İsveç hukukuna göre, birliktelik sona erdiğinde, taraflardan her biri bir yıl içerisinde arabuluculuk kurumu vasıtasıyla malvarlığının bölünmesini talep edebilmektedir.

Bu anlamda paylaştırma, sadece birlikte yaşayanların ortak evleri ve ortak kullanım için edinilen ev eşyaları açısından söz konusudur. Birlikte yaşayan çift, ilgili düzenlemenin kendilerine uygulanmaması yönünde anlaşabilmekte ve aralarında malvarlığının bölünmesine yönelik anlaşma yapabilmektedir. Benzer biçimde Fransız hukukundaki concubinage kurumunda da kanıtlanmak kaydıyla, çift taşınır veya taşınmaz malı birlikte edinmiş gibi değerlendirilmekte ve bu durumda söz konusu mal aralarında mahkeme kararıyla paylaştırılmaktadır.

Finlandiya mevzuatındaki düzenlemeye göre, taraflardan birinin ortak evin edinilmesine yardım etmiş olması halinde, bu kişi ortak evin sahibinden tazminat almaya hak kazanmaktadır. İskoçya’da The Family Law Act 2006, birlikte yaşayan çift ayrılırsa, “maddi destek” talep edilmesine izin vermektedir.

İrlanda’da ise Civil Partnership and Certain Rights And Obligations of Cohabitants Act 2010 ilişkinin sona ermesi veya taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın nafaka, mülkiyete ve aylık bağlanmasına ilişkin düzenleme yapılması talebinde bulunmasına olanak sağlamaktadır.

Konuyla ilgili hiçbir düzenleme yapmayan ve somut olay dâhilinde farklı çözümler geliştiren ülkelerde, mala ilişkin uyuşmazlıklar çoğunlukla iç hukuk sistemlerindeki genel hükümlere göre çözülmektedir. Bu ülkelerden biri olan Almanya’da Alman mahkemeleri, sorunu çözmek için, iç hukuktaki zımnî ortaklık, aile temelli sözleşmeler ve sebepsiz zenginleşme gibi kurumlardan yararlanmaktadır.

Birlikte yaşamdan doğan ortak evin edinimi de dâhil olmak üzere malın kazanılmasına ilişkin uyuşmazlıkların çoğunda çiftin, açık olarak iradelerini belirtmeksizin “adî şirket” kurduğu kabul edilmektedir. İngiliz hukukunda da de facto birlikte yaşamdan doğan mala ilişkin uyuşmazlıklara yönelik emredici kural bulunmamakta ve bu uyuşmazlıklar genellikle eşya hukukunun genel hükümlerine göre çözülmektedir.

Bu hukuk sisteminde kabul edilen trust85 veya mülkiyete ilişkin estoppel86 doktrini aracılığıyla aslında malın yasal maliki olmayan eş, bu mala ilişkin bir takım haklardan yararlanabilmektedir. Özellikle, kişinin herhangi bir menkul mal veya hak ile ilgili güvene dayanan bir hukukî işlem yapmasından doğan zımnî trust hükümleri, de facto birliktelikler açısından uygulama alanı bulmaktadır.

Aile evinin sahibi, birlikte yaşayan çiftlerden biriyse, diğer tarafın bir trust kapsamında yararlanıcı olup olmaması; her ikisi de evin ortak sahibiyse, aile evine ilişkin trust’da nasıl ve ne kadar pay aldıkları gibi konular gündeme gelmektedir.
 

Yer İmleri


Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir)
 

Gönderim Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Ek dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm saatler GMT +3 biçimindedir. Şu anki saat 20:27.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Eğlenceli Genel Forum Sitesi, Genel Forum Sitesi, Genel Forum Siteleri, Genel Forum