|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Evlilik Dışı Birlikte Yaşam Modellerine Uygulanacak Hukuk
1. Kayıtlı Birliktelikler
Kayıtlı birliktelik, en genel anlamda, evlenmeden birlikte yaşayan kişilerin, resmî ve sosyal ortamda tanınmalarını sağlamak üzere ilişkilerini kaydettirmeleri, olarak tanımlanabilir. Kişiler, ilişkilerini kayıt altına aldırmaları durumunda dahil oldukları, önceden belirlenmiş yasal düzenlemeye tâbi olmakta; aralarındaki ilişkinin varlığını ve birlikte yaşadıklarını yetkili makamlara kanıtlamak zorunda kalmadan, kayıt yaptırmak suretiyle hukukun öngördüğü korumalardan faydalanabilmektedir.
Bu kurumlar, son 20 yılı aşkın süredir yaşanan sosyal değişimlere bir cevap olarak, aynı cinsiyetten birlikteliklerin tanınmasını sağlamak üzere ortaya çıkmış ve bu çiftler için mümkün olduğunca evliliğe yakın bir statü yaratma amacı hedeflenmiştir. Danimarka, 1989 yılında kayıtlı birlikteliğe geçiş yaparak bu alanda öncü olmuş; onu 1993’de Norveç, 1995’de İsveç, 1996’da İzlanda ve 1998’de Hollanda takip etmiştir11. Günümüzde Avrupa Birliği’ne üye devletlerin çoğunda kayıtlı birliktelik yoluyla, evlenmeden birlikteliğini resmî hale getirme imkânı bulunmakta, AB üyesi ülkelerde, bu birliktelik modeli, ülkeye giriş ve ikamet etme hakkı açısından sonuç doğurmaktadır. Avrupa Komisyonu’nun konu hakkında yayınladığı raporda da kayıtlı birliktelik, “bir çift olarak birlikte yaşayan ve üye devlet hukukunun resmî bir makamınca birliktelikleri kayıt altına alınan iki kişinin ortaklığı” biçiminde tanımlanmış ve bu bağlamda Fransa, Belçika ve Lüksemburg’daki düzenlemeler de kayıtlı birliktelik içerisinde değerlendirilmiştir.
Belirtildiği üzere, bu yöndeki düzenlemeler, ağırlıklı biçimde aynı cinsiyetten birliktelik yaşayan çiftlere yönelik ortaya çıkmış olsa da özellikle evli olma statüsünün getirdiği yükümlülüklerden çekinen veya ideolojik nedenlerle evlenmeyen farklı cinsiyetten kişiler için de kayıtlı birliktelik statüsünü düzenleyen hukuk sistemleri mevcuttur.
Kayıtlı birliktelik modellerinin ülkeden ülkeye büyük oranda değişiklik göstermesi, bu birlikteliklerin de esasında iki ayrı birliktelik türüne ayrılmasına zemin hazırlamıştır: evliliğe çok yaklaşan statü temelli kayıtlı birliktelik (partenariats-status) ve sözleşmesel karakter barındıran kayıtlı birliktelik (partenariats-cadres). Bu birlikteliklerden sonuncusu, statü temelli kayıtlı birliktelikler ile de facto birlikte yaşam arasında yer almakta ve bu birlikteliklere Fransa, Belçika ve Lüksemburg hukuk sistemlerinde rastlanmaktadır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, de facto birlikte yaşama hukukî sonuç bağlanması, kayıtlı birlikteliği benimseyen ülkelerde de görülebilmektedir. Bu nedenle bir hukuk sisteminde evlilik dışı birlikte yaşama ilişkin her iki çözüm birlikte benimsenebilmektedir. Bahsi geçen sözleşmesel statü, bu çalışmada daha önce Fulchiron’un benimsediği, kayıtlı birliktelikler üst başlığı altında incelenmiştir.
Zira çalışmanın, farklı cinsiyetten kişiler arasındaki evlilik dışı birlikte yaşam modellerini de kapsaması, genel bir kayıtlı birliktelik sınıflandırması yapmayı mümkün kılmaktadır. Bu anlamda ilerleyen bölümlerde, hem aynı hem de farklı cinsiyetler arasındaki kayıtlı birlikteliği mümkün kılan Hollanda ve Fransa hukuklarındaki düzenlemelere yer verilmiştir.
a. Statü Temelli Kayıtlı Birliktelikler
Almanya, Avusturya, Birleşik Krallık, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Hollanda, Macaristan, Slovenya, Finlandiya ve Portekiz gibi ülkelerde görülen statü temelli kayıtlı birlikteliklerinin hukukî yapısı, her yargı çevresinin kendi anayasal, hukukî, sosyal ve dinî özelliklerine göre değişmesine rağmen sistemler arasında bazı ortak özellikler bulunmaktadır.Bu özeliklerden ilki, çocuğun hukukî durumuna ilişkin haklar hariç olmak üzere, evliliğin hemen hemen bütün hukukî sonuçlarının kayıtlı çiftler açısından da geçerli olmasıdır.
Diğer ortak özellik de altsoy, üstsoy, kardeş gibi yakın akrabalar arasındaki hukukî ilişki için statü temelli kayıtlı birliktelik düzenlemelerine başvurulamamasıdır.
Öte yandan, mevzuatında kayıtlı birliktelik düzenlemesi bulunan hukuk sistemlerinin çoğu, bu kurumu sadece aynı cinsiyetten çiftlerin yararına sunmakta, farklı cinsiyetten çiftler bu kurumun çatısı altına girememektedir. Bu halin istisnasını, kayıtlı birliktelik kurumunun hem aynı hem de farklı cinsiyetler arası birliktelikler için açık olduğu Hollanda hukuku oluşturmaktadır.
Bu anlamda Hollanda’da aynı veya farklı cinsiyetten birliktelik yaşayan çiftler, taleplerine göre, evlenebilmekte veya kayıtlı birliktelik için başvurabilmektedir. Hollanda hukukunda söz konusu düzenlemeler ile hedeflenen amaç, değişen aile yapısını temel alarak, hukukî olarak düzenlenmiş bir alternatif yaratmak ve kayıtlı birlikteliğin ikinci sınıf bir evlenme olarak görülmesinin önüne geçmektir.
. Mevcut kayıtlı birlikteliklerin üçte birinin farklı cinsiyetten çiftler tarafından oluşturulduğu Hollanda’da, evlilik kurumunun sembolik olarak reddedilmesi ve kayıtlı birliktelikte nesebe ilişkin ciddi sonuçların yer almaması, söz konusu çiftlerin evlilik yerine bu kurumu tercih etmesinin en önemli nedenlerindendir.
|