22 Ocak 2022, 01:07
|
#6
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Esra Ezmeci Kitaplarından Kişisel Gelişim Sözleri
İlişkilerde varlığından ve ne istese yapacağından emin olunan kişinin değeri azalır. Ne yaşanırsa yaşansın her zaman el altında olduğunuz duygusu varlığımızın değerini unutturur.
Gurur ve aşk iki çatışan noktadır. Aslında aşk gururla var olur. Gurur yaptıkça aşk alevlenir. Gurur ben, yani ego demektir.
Beklentilerin sonu yoktur. Önemli olan ortak beklentileri keşfetmek ve uyumla bu beklentileri karşılayabilmektir.
Başkalarını değiştirmeye çalışıp, kendini hiç değiştirmemenin sonu her zaman hüsrandır. Başkalarına tuttuğunuz aynada ara sora kendinize de bakın. Sizde değiştirilmesi gereken neler var?
Sadakat gri olmaz, ya siyahtır ya da beyaz. Çok sevdiğinizi söylediğiniz birini aldatmanın, birini dolandırmaktan pek bir farkı yoktur. İkisi de bir hata değil, size güvenen birinin kalbini bile bile kırmayı göze aldığınız bir seçimdir.
Araştırmakta göre aldatmanın gerçekleştiği ilişkilerin % 70’i devam ediyormuş. Epey yüksek bir oran değil mi? Aldatmaya rağmen bazı ilişkiler iyi yönde iyileşirsen bazıları da kaçınılmaz olarak bitiyormuş.
Kimse bir başka insanı değiştirme gücüne sahip değildir ama o insanı olduğu gibi severek, ona olan inancınızı göstererek ona kendisini değiştirme günü verebilirsiniz.
Kullandığınız kelimeler kişiliğimiz hakkında çok az bilgi verir. Özellikle bazı sözler, olumsuz davranışları, maskelemek için kullanılır. Dil kolaylıkla yalan söylet, davranışlarsa çoğu zaman dürüsttür. İnsanı tanımanın sırrı sözlerde değil davranışta yatar.
Yanlış insanı ilk görüşte tanıyabilir misiniz? Bu mümkün müdür? Evet mümkündür.
Çocukluğunuzda ya da erken aile ilişkilerinizde yaşadığınız, çözülmeden bırakılmış çatışma ve sorunlar şu anki ilişkilerinizde hâlâ varlıklarını sürdürebilir. Bu görünmez hayaletler nereye mi saklanır?
Aşk hep en güçsüz olduğunuz noktadan vurur, çünkü insan en zayıf noktasından vurulur sevdaya.
Aşırı fedakar ve sürekli veren taraf olmanızın en büyük sebebi korkmanızdır, olduğunuz gibi sevilmemekten, yalnız kalmaktan, kaybetmekten ve terk edilmekten korkmanızdır.
Geçmişinde fazla incitilmiş, cesaretini kaybetmiş, hâlâ geçmişinin esaretinde yaşayan birçok insan, geleceğe umutla bakamıyor. Ama geçmişten kurtulmanın tek bir yolu var, kötü deneyimlerle dolu bir geçmişten muhteşem bir gelecek yaratmak.
Unutmayı unutun. Unutmak diye bir şey yoktur. Adapte olmak vardır.
Kaybetme korkusu ince bir buz tabakası üzerinde hareket etmeden durmak gibidir. Kendi gücüne inanmayan, kendi değerinin farkında olmayan biri kendini güçsüz ve değersiz hissettiren insanları hayatına alır.
Aşırı kıskanç bir insanın içinde terk edilmekten korkan bir çocuk vardır.
Kendi başına mutlu olmayan biri, başka birinin varlığı ile de mutlu olamaz. İlişkilerde bağımlı ve mutsuz olmamak için kendi başınıza mutlu olmayı öğrenin.
İlişkiyi evliliğe götürmek şüphesiz pek çok şeyi gerektirir. Uyum, arkadaşlık, ortak zevkler, aşk… Ama en önemlisi de güven…
Güçlü kadın hayatın peşinde sürüklenmez, o kendi hayatını kendisi yaratır.
Kişiler kendisine farklı ve sıra dışı görünen birine en başta yoğun ilgi ve merak duysa da bu zamanla ilişkiye zarar veren bir durum yaratabilir. “Zıt kutuplar birbirini çeker” çok bilindik bir klişedir. Çekti çekmesine ama ilişki nasıl devam edecek?
Bağımlılıkla bağlılık farklı şeylerdir. Bu ilişkide bağımlı olmadan da bağlı olabilirsiniz. Bağlılık korkusunun temelinde bağımlı olmaya bir eğilim vardır.
Hepimizin içinde bir çocuk var. Oyunlar oynamak isteyen, ilgi çekmek isteyen…
Kıskandırma, ilişkide karşı tarafı test etme araçlarından biri olarak kullanılabilir.
Bir ilişkiyi yürütmek titizlik ister. Bazen kendinizden taviz vermeniz, bazen gururunuzu bir kenara bırakmanız gerekebilir. Bazen de çekip gitmek gerekir. Peki neden?
İlişkilerde zaman içerisinde çiftler birbirini tanıdıkça ve duyguları yoğunlaştıkça cinsel olarak da paylaşımlarda bulunmaya başlarlar. İlişkide cinselliğin başlaması eşlerin birbirine duyduğu güven ve sevgiyi sağlamlaştırdığı gibi aynı zamanda korku ve kaygıların da azalmasına yardımcı olur. Kısaca her iki insan arasında kurulan bağ güçlenir.
Evrimsel olarak toplum içinde başkalarıyla iletişim kurarak, yardımlaşarak ve sosyalleşerek hayatımıza devam etme gereksinimi duyarız. Güvende olma ve iyileştirilme ihtiyacı hepimizde vardır.
Başarısızlık korkusu, toplumsal baskılar nedeniyle evliliğin ne olursa olsun bitirilmemeli gereken bir şey olduğunun dayatılması, aile ilişkilerinin karmaşık yapıları ve düğün, nişan gibi geleneksel uygulamaların maddi ve manevi zorlukları evlilik korkusu yaratabilir.
İlişkilerde monotonluğa düşmeden alınması gereken önlemler vardır. Nasıl olsa beraberiz, nasıl olsa evlendik diyerek önemsenmeyen detaylar, kim uğraşacak boş ver deyip geçiştirilen şeyler çoğaldıkça mekanik bir birlikteliğin oluşması kaçınılmaz olur. Duygudan uzak, tamamen bir makine gibi ilerleyen bir ilişki sizce yaşayan bir ilişki midir?
Bazen ilişkilerde kötü sürprizlerle karşılaşır ve şaşkınlık yaşarız. Ancak daha ilişkinin başında hepimiz birbirimizi açık bir şekilde gösteririz. Peki bunları aslında gördüğümüz halde neden şaşkınlık yaşarız?
İlk buluşma demek ilk izlenim demektir. İlk izlenim ilişkinin temellerinin oluşmasında önemli bir adamdır. Eğer ilk izlenimden olumlu elektrikler alınmazsa o ilişki başlamadan ilk buluşmada sonlanır.
Hayal kırıklığı ve ihanet karşısında kırıldığını inkâr etme… İnkâr etmek, ne kırgınlığı giderir ne de sana gerekli tecrübe için alan bırakır. Unutma sadece duygularımızı hissederek ve kabul ederek dönüşüm yaşarız.
Hayattaki en büyük atılım vazgeçmeyi öğrenmektir. Vazgeçebilen kişi, başkalarına değil, bir tek kendine tutunur ve yaşamdaki birçok farklı fırsatın kapısını aralar.
Geçmişte yüzleşemediğiniz, affedemediğiniz ve çözemediğiniz acı veren her durum sırtınıza yük olur. Affetmek, sizi üzen kişilerden ve durumlardan vazgeçmektir. Duygusal özgürlük için affedin ve vazgeçin.
Düştüğünde Kalkarsan Hayat Güzeldir - Esra Ezmeci
|
|
|
|