25 Eylül 2021, 19:15
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Sezgilerimiz Bize Doğru Yolu Gösteriyor mu?
Sezgilerimiz Bize Doğru Yolu Gösteriyor mu?
Gündelik yaşamda genel anlamda mantıksal eğilimlerimizle hareket ediyormuşuz gibi görünsek de esasen sezgilerimiz, yaşamımızın ana direksiyonu durumunda. Gerçi son zamanlarda akılcı düşüncenin ön plana çıkması, sezgilerin önemini bir nebze azaltmış gibi görünüyor. Buna rağmen hala sezgilerin sihirli gücünün farkında olanları sayısı hiç de az değil. Siz de bunlardan bir tanesiyseniz tam olarak doğru yerdesiniz. Sezgilerimize güvenmeli miyiz, sezgilerimiz bizim doğru ya da yanlış kararlar almamızda ne kadar pay sahibi olur, bunları konuşacağız.
Sezgi Nedir?
Sezgi bilimsel anlamda gerçek olanın duyusal yöntemlerle kavranması anlamına gelir. Bu noktada devreye büyük ölçüde içgüdüler girmektedir. Sezgiler tam anlamıyla bilimin sınırları içine girmez. Buna rağmen sezginin felsefik boyutuna dair tarih boyunca epey kafa yorulmuştur. Sezgi, psikoloji bilimine göre içgörü anlamına gelir. Sezgiler genel anlamda ham ve olgun sezgiler olarak iki gruba ayrılır. Sezgi gücüne, dini pencerelerden bakanlar da var; ancak biz sezginin kaynağından ziyade, ona ne kadar güvenip güvenemeyeceğimize odaklanmak istiyoruz.
Sezgi Ne Kadar Güvenilirdir?
Hangi yaştan, hangi ideolojik görüşten, hangi ekonomik sınıftan olursa olsun, insan farkında olarak ya da olmayarak yaşamının pek çok anından sezgilerine başvurur. Verdiğimiz anlık kararların önemli bir bölümü, hislerimizin süzgecinden geçer. Bilhassa radikal bir karar verirken dilediğiniz kadar bilimsel metottan faydalanın, yine en sonunda başvuracağınız yer sezgilerinizdir. Genelde batı toplumlarında sezgisel olarak hareket edilmesine pek olumlu yaklaşılmıyor. Çünkü sezgisel düşünmeyle ilkel düşünce arasında her zaman ince bir çizgi bulunmaktadır. Bu tip sezgisel tahminler, dinsel anlamda da art niyetli bir şekilde kullanılabilmektedir.

Duygulara, her zaman güvenilmez referanslar olarak bakamayız. Nihayetinde sezgi denilen olgu, zihinde gerçekleşen bir süreçtir. Beyin, hem o anda hem de geçmiş zamandaki bilgileri ve tecrübeleri harmanlayarak çok hızlı bir karar vermenizi sağlar. Burada geleceğe dair küçük ya da büyük öngörüler söz konusudur. Aslında hafızanızda depolanan bilgiler ve deneyimler, beyindeki kıyaslamaları ve öngörüleri daha güvenilir kılar. Yaratıcılık olgusu zamanla nasıl gelişiyorsa, sezgiler de belli bir süreçten sonra olgunlaşabilir. Sezgi esasen bir tür düşünme tarzı ve biçimidir. Sezgilere genelde güvenilmemesinin en önemli nedeni, çok hızlı bir şekilde gerçekleşmesi ve objektif olamaması.
Örneğin işe almak istediğiniz bir personel için önünüzde pek çok veri bulunur; fakat bütün bu verilere rağmen en çok sezgilerinize güvenirsiniz. Adayla konuşurken olumlu ya da olumsuz bir öngörüye sahip olursunuz. Bu tip durumlarda karşınızdaki kişinin fiziksel durumu, objektif karar vermenize engel olabilir. Sezgisel düşünme biçiminin en önemli şartı önyargılardan bağımsız olmasıdır. Bu nedenle analitik düşünme biçimiyle sezgilerin belli bir dengeye sahip olması büyük önem teşkil ediyor.
Alıntıdır.
|
|
|
|