|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Tehdit Suçu Nedir? (TCK m.106)
Tehdit Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında verilen kararın hukuk sisteminde hiçbir sonuç doğurmaması ve iyi halli geçirilen belli bir denetim süresi sonunda davanın düşmesiyle neticelenen bir muhakeme hukuku kurumudur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tehdit suçu açısından da uygulanabilir. Mağdur, tehdit suçu nedeniyle genellikle doğrudan maddi bir zarara uğramaz. Bu nedenle hükmün açıklanamsının geri bırakılması kurumunun bu suç açısından uygulanabilmesi için zararın giderilmesi koşulu aranmaz.
Tehdit suçu, çoğu zaman “Hakaret Suçu” ile birlikte işlenmektedir. Hakaret suçu ile birlikte işlenmesi halinde dahi doğrudan oluşan bir maddi zarar olmadığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmek için zararın giderilmesi koşulu aranmaz.
Tehdit Suçu Cezasının Ertelenmesi veya Adli Para Cezasına Çevrilmesi
Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Tehdit suçu nedeniyle ceza mahkemesi tarafından hükmedilen hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.
Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Tehdit suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.
Ancak, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan tehdit TCK m.106) suçlarında; Türk Ceza Kanununun 51. maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz (3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 12). Özellikle belirtelim ki sağlık personeli kavramı, doktor, hemşire, ebe gibi sağlık çalışanlarını; yardımcı sağlık personeli ise hasta bakıcı, acil bakım teknikeri, ambulans teknikeri vb. sağlık çalışanlarını kapsamaktadır.

Tehdit Suçu Yargıtay Kararları
Sair Tehdit Suçu ve Şartlı Tehdit
5237 sayılı TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilerek tehdit suçunun temel şekli düzenlenmişken, anılan fıkranın ikinci cümlesinde malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit düzenlenmiş ve failin mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeden hareketle hayat, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı değerlerine yönelik tehdit dışında kalan bir ifadenin, sair tehdit olarak kabul edilebilmesi için açık bir kötülük bildirimi ve kastını içermesi veya oluşa göre tereddüde mahal vermeyecek şekilde bu yönde algılanması gerekmektedir. Bu nedenle, özellikle haksız bir fiil veya hukuksuz bir uygulamaya tepki olarak ortaya konulan ve yasal yollara başvuruyu da içinde barındırabilecek tarzda yorumlanabilecek ifadeler, sözlerin sarfedildiği doğal ortamın bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde, tehdit suçunun oluşması için aranan uygunluk, elverişlilik, yeterlilik koşullarını içermeyecektir. Sair tehdit eyleminde hukuka aykırılık öğesinin oluşması bakımından olayda hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması da zorunludur.
TCK’nın 26. maddesinde “hakkını kullanan kişiye ceza verilmez” hükmü yer almaktadır. Anayasa’nın 36. maddesinde ise, herkesin yargı merciileri önünde iddia ve savunmada bulunma hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Ayrıca, gerçek kişiler veya resmi mercilerin hukuka aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle kişilerin şikayet hakları da hak arama özgürlüğü kapsamında bu madde içerisinde değerlendirilmektedir. Şikayet hakkının kullanılması, kişilerin veya kamu görevlilerinin yasaya uygun davranmadıkları iddiasıyla idare veya yargı makamlarınca denetlenmelerine olanak sağlamaktadır. Şikayet edilen kişinin suç işlediği için cezalandırılması veya kamu görevlisinin hukuka aykırı davranışı nedeniyle disiplin işlemine ya da yargılamaya tabi tutulması sair kötülüğe uğratılması anlamına gelebilecek ise de, yasal hakkın kullanılması nedeniyle kişi cezalandırılamaz. Hukuksuz bir muameleye maruz kalan kişinin bu haksızlığı icra eden sivil veya kamu görevlisi olan kişiye, hukuk önünde hesaplaşması anlamına gelen sözleri söylemesi tehdit olarak düşünülmemelidir. Zira bu halde Anayasayla güvence altına alınan (m.74)
şikayet hakkının kullanımı söz konusudur. Bu kişinin ilgili makamlara müracaat etmesi de, kendiliğinden hak alma ya da tehdit düşüncesiyle değil, şikayet hakkının kullanılması amacıyla hareket ettiğinin göstergesi olmaktadır.
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur. Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir. Tehdit suçunun şarta bağlanması durumunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın iradesinin söz konusu şartın gerçekleşmesi hususunda etkili olması gerekir. Sanığın iradesinin söz konusu şartın gerçekleşmesi yönünde ne şekilde etkili olacağı tartışılıp açıklanmalı eğer sanığın şartın gerçekleşmesi için herhangi bir etkisinin olmayacağı açıksa suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmelidir. (4. Ceza Dairesi 2019/3486 E. , 2019/13619 K.)
Silahla Tehdit Suçu ve Mala Zarar Verme İçtima
Sanığın, alacağını istemek için gelen ….’le tartıştıktan sonra evinden tüfek aldığı, bunun üzerine …’in arabalarına binip uzaklaştıkları sırada arkalarından 4-5 el ateş ettiği, arabanın arkasında saçma taneleri ile meydana gelen izler olduğu anlaşılmakla; sanığın malvarlığına zarar verme suretiyle değil, arabanın içinde bulunanları doğrudan tehdit amacıyla ateş etmesi nedeniyle, TCK’nın 106/3. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, 44. maddesi gereğince 106/2-a 43/2. maddesinde tanımlanan tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, sair tehdit ve mala zarar verme suçlarından hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/15328 E. , 2015/29742 K.).
İmzasız Mektupla Tehdit Suçunda Failin Belirlenebilir Olması
Sanığın, posta aracılığıyla “kişiye özeldir” notuyla gönderdiği imzasız mektupla katılanı tehdit etmekten ibaret eyleminde, söz konusu mektupta davanın esasının belirtilmesi ve esası belirtilen dosyada sanıktan başka davacının bulunmaması, davalısının ise kamu tüzel kişiliği olması nedeniyle sanıktan şüphelenilmesi üzerine soruşturma başlatılması nedeniyle “imzasız mektup” unsurunun oluşmadığı, bu haliyle eylemin TCK’nın 106/1 ikinci cümlesi maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, aynı Kanunun 106/2-b maddesi gereğince hükümlülük kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4CD - Karar : 2020/6640).
Sanığın suça konu tehdit içerikli mesajları katılana yüz yüze değil mail göndermek suretiyle ulaştırması, göndericisinin kimlik bilgilerini içermeyen elektronik mailin imzasız mektup sayıldığında kuşku bulunmaması, katılana ait e-mail adresinin bilinmesi nedeniyle tehdit içerikli mesajların hangi bilgisayar veya IP adresinden gönderildiğinin saptanmasının teknik olarak mümkün olması ve katılanın söz konusu olay nedeniyle vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçesinde, şüphelendiği sanığın da ismine yer vermesi hususları birlikte gözetildiğinde; inceleme konusu olayda kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya imzasız mektupla işlenen tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçuna uyduğu kabul edilmelidir (CGK-K.2021/363).
Arabanın Üzerine Not Yazılı Kağıt Bırakılması Basit Tehdit Suçudur
TCK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle” işlenen nitelikli tehdit suçundaki seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için, eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekmektedir. Failin biliniyor olması halinde korkunun etkisinin artmayacağı kabul edilmelidir.
Somut olayda sanığın, katılanlardan …’a ait aracın camına suça konu yazının bulunduğu kağıdı bıraktığının katılanlar tarafından görülmesi ve yazının sanık tarafından bırakıldığının bilinmesi karşısında; eylemin TCK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen tehdit suçunu değil, aynı Kanun’un 106. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suçun vasıflandırılmasında hataya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/4499 E. , 2022/4186 K.).
Suç Örgütünün Korkutucu Gücünden Yararlanma Öğesi
sanığın, aralarında var olan önceye dayalı husumet nedeniyle kayırbiraderi olan mağduru önce cep telefonunundan arayarak “seni öldüreceğim,ayağına denk al,bundan sonra dikkatli ol,dikkatli gez” dediği, ardından gönderdiği masajda yer alan “bundan sonra aklını başına al,benden günah gitti,adımını sağlam at da topallama çukura düşüp de,beni daha tanımadın,Çakıcı’ya kadar yolum var,adam ol adam”biçimindeki sözlerle tehdit ettiği olayda, tehdit suçunda bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararalanma öğesinin ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçeyle TCK’nın 106/1-1. maddesi yerine aynı maddenin ikinci fıkrasının d bendi uyarınca hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/11520 E. , 2016/12730 K).
Zincirleme Silahlı Tehdit Suçu
Sanığın hakkında haciz işlemi yaptıran müşteki …’a sinirlenip iş yerine av tüfeğiyle giderek Yurdakul’un babası olan müşteki …’ı av tüfeğiyle tehdit ettikten sonra iş yerinde olmayan müşteki Yurdakul’u gıyabında tehdit etme eylemlerinin aynı olay bütünlüğü ve kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereği TCK’nın 106/2-a ve 43/2. maddeleri uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan tehdit ve silahla tehdit suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2020/9984).
Oyuncak Silah Gerçek Gibiyse Silahla Tehdit Suçu
18.06.2013 tarihli duruşmada “sanığın suçta kullandığı oyuncak tabancanın görünüşü ve tabancaya ait detayların çoğunu ihtiva etmesi nedeniyle korkutuculuk özelliğine sahip olduğu, birisine uzaktan gösterildiğinde gerçek silahtan farklı görülmeyecek nitelikte olduğunun” bizzat mahkeme tarafından tespit edilmesi karşısında, yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2019/18077 ).
Sair Tehdit Suçu
Sanığın, müştekinin telefonuna gönderdiği mesajlardan birisinde “ama artık bitti Berat bu gece kendi canına kıyacak” şeklindeki sözlerin, müştekiye yönelik bir tehdit unsuru içermediği, diğer mesajda geçen “Ben karakoldayım rahatladın mı şerefsiz, elbet bu cezam bitecek “ şeklindeki sözlerin ise sair tehdit suçunu oluşturabileceği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile TCK’nın 106/1-1., 43. maddelerinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2018/122).
Sanık …‘ın oğlu ile katılan …‘ın kızı arasındaki nişanın bozulması üzerine, sanığın karşı tarafa vermiş oldukları altınları istediği; verilmediği taktirde düğünlerinde rezalet çıkaracağını söylediğini kabul ettiği ve sanığın bu sözlerinin sair tehdit suçunu oluşturduğu halde yerinde görülmeyen gerekçe ile beraat hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar:2020/3346).
Akrabalar Arasında Tehdit Suçu
Sanığın sarhoş bir vaziyette, babası olan mağduru itekleyerek “burayı yakacağım, ölmediniz ki elinizden kurtulayım” diye tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, öfkenin suç kastını kaldırmayacağı ve tehdit suçunda tasarlama öğesinin bulunmadığı, ayrıca tehditin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu bu nedenlerle olayda tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden, sanığın tehdit kastının bulunmadığı, sözlerin mağdur üzerinde ciddi endişe ve korku yaratacak nitelikte bulunmadığı nedenlerine dayanılarak yasal temelden yoksun gerekçeyle hükümlülüğü yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2005/19478).
İşyerine Ateş Etmek Suretiyle Silahla Tehdit Suçu
Sanığın mağdurun işyerine doğru tabanca ile ateş etmesi şeklindeki eylemin, 5237 sayılı Tck’nın 106/2-a maddesinde tanımlanan silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Fail silahlı tehdit suçundan cezalandırılmalıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Esas No: 2014/11609, Karar No: 2015/17483, Tarih: 16.2.2015).
Mektup Yoluyla Hakaret ve Tehdit Suçu İşlenmesi
Sanık arakadaşına gönderdiği mektupla mahkumiyet kararı veren mahkeme üyelerini tehdit ve hakaret eylemlerinin aynı mektup içeriğinde yer alsa da, tehdit ve hakaret suçlarının ayrı ayrı suçlar oluşturduğu, suç oluşturan birden fazla eylem bulunması nedeniyle fikri içtimaya ilişkin TCK’nın 44. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, tehdit ve hakaret suçlarından ayrı ayrı ceza verilmesi gerekir, yalnızca hakaret suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/11495 karar).
Silahla Tehdit Suçu ve Mala Zarar Verme
25 metre mesafeden mağduru doğrudan hedef almaksızın, mağdurun otomobilinin alt ve yere yakın bölgelerine isabet sağlayacak şekilde birden fazla ateş edip yaptığı atışlar sonucu otomobilde maddi zararın oluştuğu olayda; tek eylemle biri başkasının malına zarar verme suçu ve diğeri silahla tehdit suçu olmak üzere iki suç oluşup, TCK’nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan TCK’nın 106/2-a maddesi uyarınca sanığın cezalandırılması gerekir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi - Karar No: 2013/7594).
Silahla Tehdit ve Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma
Müşteki ile arasında bir alacak meselesi bulunan sanığın, müştekinin evinin önüne gelip, “bu sana ders olsun” diyerek havaya birkaç el ateş etmesinden ibaret eyleminin, TCK’nın 106/2-a maddesine uyan silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu ancak aynı Kanunun 44. maddesi uyarınca, sadece en ağır cezayı gerektiren tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ve kanuni olmayan hukuki nitelendirme ile ayrıca TCK’nın 170/1-c maddesindeki genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/2101).
Sanığın, müştekinin altı dükkan üstü ev olan ikametine av tüfeğiyle iki el ateş etmekten ibaret eyleminin; 106/2-a maddesine uyan silahla tehdit ve 170/1-c maddesinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, aynı Kanunun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü uyarınca, sadece daha ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yetersiz ve Kanuni olmayan gerekçelerle, 106/1. maddesinin 1. cümlesi kapsamında basit tehdit ve aynı Kanunun 170/1-c kapsamında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından iki ayrı mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2013/15558).
Silahla Tehdit Suçunda Alt Sınırdan Uzaklaşma Gerekçesi
5237 Sayılı T.C.K.nun 170/1. maddesinde: “eylem başka bir suç oluştursa bile, …” ( genel tehlike yaratma suçundan dolayı ) ayrıca ceza verileceğine dair bir düzenlemenin bulunmaması ve incelenen olayda sanığın, daha önceden mağdura “seni öldüreceğim, yaşatmayacağım” diyerek silahla mağdurun bulunduğu yöne doğru 1 el ateş etmesinden ibaret eylem sebebiyle sanık hakkında 44. maddesi aracılığıyla 106/2-a maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerekirken, ayrıca 170/1-c maddesi uyarınca hüküm kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2013/17430).
Korkutmak Amacıyla Caddede Silahla Havaya Ateş Açmak
Sanığın silahla kardeşi olan temyiz dışı diğer sanığın arkasından mağdura ait işyerine gittiği, işyerindeki kavga esnasında ve kaçarken cadde üzerinde mağdur ve yakınlarını korkutmak amacıyla havaya 8 el ateş etmek şekilnde gerçekleşen eyleminin 106/2-a madde ve fıkrasında tanımlanan silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2017/3694).
Tehdit Suçunda Muhtemel Haksız Saldırı Unsuru
“Dua et meslek mensubumsun ve de üstelik resmisin yoksa, bana ayak üstü tehditler savuracak adamı burada döverdim” şeklindeki sözler ileride gerçekleşmesi haksız bir saldırı niteliğinde olmadığından tehdit suçunun şartları oluşmamıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No: 2013/13806).
Failin Tehdit Kastıyla Hareket Ettiğini Gösteren Olgular
“Kardeşim karşımdan çek git, ben seni tanımıyorum, bu araziye kimse çivi çakamaz, burada herhangi bir çivi dahi çakılsa burayı tekrar darmadağın eder, tekrar yıkarım” şeklindeki sözler, failin daha önce aynı fiili işlemiş olması nedeniyle tehdit kastıyla söylendiğinden tehdit suçunu meydana getirir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar No: 2012/42149).
Taksi Ücretini Ödememek İçin Silah Çekmek Tehdit Suçudur
Fail, bindiği taksiden inerek taksiciye ücretini ödemeyeceğini söylemiştir. Taksicinin “haraç mı alıyorsun” sözü üzerine silahını çıkararak “evet haraç alıyorum” şeklindeki sözleri yağma suçunu değil, TCK 106/2-a’daki silahla tehdit suçunu oluşturur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu -Karar No: 2013/35).
Kamu Görevlisinin Kamusal Yetkiyi Kullanmakla Tehdit Etmesi
Belde Belediye Başkanı olan sanığın belde sakinlerinden birinin evini icra yoluyla satın alan şahsın eşini makamına çağırıp “evini eski sahibine satılması hususundaki teklifinin kabul olunmaması üzerine “bu evi sana yar etmem, zaten ruhsatı yok yıktırırım şeklindeki sözleri tehdit suçunu oluşturur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca somut olayda muhatap üzerinde etkili olması gerekli değildir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No: 2011/17641).
Eski Kız Arkadaşını Tehdit Etme
Eski kız arkadaşına “Benden kolay kurtulamazsın, seni bırakmam, inan yüzüne kezzap dökerim” şeklinde not gönderen failin fiili tehdit suçunu oluşturur. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup, genel kast suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Tehdit suçunda, olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar No: 2009/14671).
Sair Tehdit Suçu (TCK 106/1-2.cümle)
İddianamede, sanığın duruşmanın bitiminde müştekilere parmağını sallayarak onlara hitaben “az kaldı, göstereceğim, ben bu adaletten korkmuyorum, cezaevinden çıkacağım gösteririm” şeklinde sözler söyleyerek tehdit ettiği belirtilerek TCK’nın 106/1-2.cümlesinin uygulanması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece de eylem iddianamede açıklandığı şekilde kabul edildiği halde suçun nitelendirilmesinde hataya düşülerek sanığın TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Oluşa uygun kabule göre, sanığın katılanlara söylediği iddia ve kabul edilen “Az kaldı, göstereceğim, ben bu adaletten korkmuyorum, cezaevinden çıkacağım gösteririm” biçimindeki sözler mağdurların hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirmeyi bildirme niteliğinde olmayıp, maddede sayılan hangi hukuksal değere yönelik olduğu açıkça belli olmadığından ikinci cümle kapsamındaki sair tehdit suçunu oluşturmaktadır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar:2017/17953).
İddianamede sanığa atfedilen ve mahkemece de kabul edilen “benden kork, bizim evin kapısından nasıl geçeceksin” biçimindeki tehdit içerikli sözlerin, TCK’nın 106/1-son cümlesi kapsamında kalan sair tehdit suçunu oluşturmasına karşın, sanığın anılan Kanun maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K.2021/29846).
Suç Örgütlerinin Korkutucu Gücünden Yararlanarak Tehdit Suçu
TCK’nın 106/2-d maddesinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdit “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK’nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir. Yargılamaya konu somut olayda; medikal malzeme satan sanığın, e-mail adresinden müştekinin yetkilisi olduğu … Gazetesi’nin e-mail adresine “İğrenç bir milletsiniz, size kucak açıp bağrına basan bu millete karşı düşmanlığınız ve bize her fırsatta çamur atmanız tam bir iğrençlik ve bunun sorumlusu bu hükümet. Siz iğrenç, sadakatsiz, üç kuruşa milletini vatanını satacak milletsiniz. Unutmayın bizde daha çok Çatlılar, Samastlar var pis ermeniler” şeklinde tehdit içerikli mail göndermesi üzerine, iddianamede sanığın TCK’nın 106/2-b-d maddesinin uygulanması isteğiyle dava açıldığı, aynı gerekçelerle TCK’nın 106/2-d maddesiyle mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. Ancak, yargılama konusu tehdit suçunda bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanma öğesinin ne şekilde gerçekleştiği ve bunun sübutuna dair kanıtların neler olduğu karar yerinde açıklanıp, kanıtlarla ilişkili biçimde tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle suçun nitelikli halinin oluştuğu kabul edilip hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2015/25931).
Kavga Sırasında Söylenen Sözler ve Tehdit Suçunda Kast
Kavga ve tartışma sırasında, haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma sebebiyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi ve önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulünün mümkün olmaması karşısında, mahkemece “sanığın sarf ettiği, tehdit içerir sözlerin bu tartışma ve kavga sırasında söylendiği, tartışma ve kavga sırasında söylenen tehdit içerir sözlerin de tehditin ciddi ve korkutucu olma özelliklerini taşımayacağı” şeklindeki kanuni olmayan ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/11397).
Kızgınlık ve Öfkeyle Tehdit Suçu
Mahkemenin kabulüne göre sanığın katılana söylediği “evi boşaltsınlar, boşaltmazlarsa elime et keserini alıp geleceğim, olay çıkaracağım, ben kafama koyduğumu yaparım bilirsin” biçimindeki sözlerin objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması ve tehdit suçunda tasarlama unsurunun aranmaması nedeniyle tehdit suçunun oluşacağı gözetilmeden, kızgınlık ve öfke haliyle söylendiği, tehdit kastının bulunmadığı şeklindeki, kanuni ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2015/18626).
Tehdit Suçuna Elverişli Olmayan Sözler
Sanığın, katılana söylediği kabul edilen, “elbette bir gün sizin de ayağınız kayar, sen de buraya düşeceksin, nice paşalar geldi, elbette düştükten sonra hesaplaşacağız” biçimindeki sözlerin, sonuç almaya elverişli, objektif olarak katılan üzerinde ciddi bir korku ve endişe doğuracak nitelikte bulunmaması nedeniyle tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18.Ceza Dairesi - Karar: 2016/14424).
Gıyapta Tehdit Suçunda Mağdurun Tehditi Duyması Şart Değildir
Tehdit eyleminden kurulan hükme gelince;
Sanığın, kardeşi olan mağdur Taner’in yaşadığı konutun önüne elinde tüfekle gelerek “Taner dışarı çıksın onu vuracağım sonra da kendimi vuracağım” diyerek av tüfeği ile havaya iki el ateş ettiği iddiasıyla dava açıldığı anlaşılmıştır.
Sanığın, uzun süredir konuşmadığı ancak akrabaların araya girmesi ile barıştığı kardeşi mağdur Taner’le başka bir köyde tartıştığı, daha sonra aşırı alkollü olduğu halde yanında tüfekle Taner’in evinin önüne gelerek evde olduğu zannıyla “Taner dışarı çıksın, kendimi de Taner’i de vuracağım” dediği, havaya iki el ateş ettiği, kendisine müdahale ederek elindeki tüfeği almaya çalışan babasına da tüfekle vurarak yaraladığı, mağdur Taner’in bu sırada evde olmadığı, annesi olan tanık Selcan’dan, kardeşi olan sanığın babasını yaraladığını öğrenerek evine geldiği, aynı gün alınan kolluk ifadesinde “avlusunun içinde tüfekle ateş eden kardeşinden şikayetçi olduğunu” söylediği, mahkemece, “sanığın bu tehdit sözlerinin müşteki Taner’e iletilmediği ve müştekinin de bu olaydan haberinin olmadığı, olay yerinde de müştekinin bulunmadığı, bu durumda sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” şeklindeki gerekçelerle beraat kararı verilmiş ise de, sanığın, mağdurun konutunun önünde ateş ettiğinden haberdar olduğu, bu durumda iletme kastının varlığının da kabulü gerektiği, mağdur tehdit içeren sözleri duymamış, ateş edilmeyi görmemiş olsa da gıyabında tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçelerle beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/8736).
İnternet Üzerinden Tehdit Suçunda Delillerin Araştırılması
Şikayetçi vekili tarafından sunulan 14/03/2017 havale tarihli şikayet dilekçesinde, M…‘nun facebookta yer alan M… isimli hesabından paylaştığı canlı yayın videosunun altına, 12/03/2017 tarihinde M… kullanıcı ismiyle “M…, seni öyle bir döverim ki vücudunda kırılmadık kemik bırakmam. Adam ol aklını başına al” şeklinde tehditte bulunulduğunun belirtildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve şikayetçi vekiline 05/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, anılan karara şikayetçi vekili tarafından eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle 20/04/2017 tarihinde itiraz edildiği, itirazın, mercii Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kesin nitelikteki kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Her ne kadar facebook, twitter, instagram isimli sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan istinabe taleplerini ABD adIî makamlarının cevaplamadığı, bu nedenle şüphelinin fiziki kimliğine ulaşılamadığı, ilgili sitenin bağlı olduğu internet servis sağlayıcılarının ve yer sağlayıcılarının yurtdışı kaynaklı olduğu ve yabancı ülke şirket ve sunucularının kullanılması nedeniyle elektronik delil elde etme imkânının da mevcut olmadığı, bilişim suçlarının yapısı gereği İnternet ortamında elde edilebilecek delillerin yokluğu ve şüpheli ya da şüphelilerin teşhis edilememesi halinde başka türlü delil elde etme olanağının bulunmadığı, bu aşamada soruşturmanın devamı halinde yeni delillere ulaşmanın teknik ve hukukî açıdan mümkün olmadığı, müştekinin şikâyetine konu edindiği olay ile ilgili olarak şüpheli ya da şüphelilere ulaşılmasına imkân veren hiçbir delil de sunmadığı gerekçeleriyle şikayetçinin iddiaların soyut nitelikte kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar karar verilmiş ise de, şüphelinin facebook adlı sosyal paylaşım sitesindeki profil bilgilerinin ve diğer hususların araştırılarak şüphelinin kimlik bilgilerinin tespit edilmeye çalışılması, ABD adlî makamlarıyla istinabe yapılması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik soruşturma neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu nedenle itirazın reddine dair mercii Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında isabet bulunmadığı anlaşılmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2018/4172).
Silahla Tehdit ve Meşru Savunma
Sanık V. Ç. hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan hükümde ise;
Katılan A. tarafından tabanca ile ateş etme neticesinde sanık V.’ın yaralandığı, bunun üzerine sanık V.’ın kendini korumak ve katılan A.’i uzaklaştırmak için tabanca ile katılanın aracına doğru bir el ateş ettiği şeklindeki kabulü karşısında, sanık V.’ın eyleminin silahla tehdit suçunu oluşturduğu ancak eylemin meşru savunma kapsamında kalmasına karşın, TCK’nın 25/1. ve CMK’nın 223/2-d maddeleri gereğince sanık hakkında beraat yerine ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/567).
Tehdit Suçunun Yaralama ve Mala Zarar Verme Suçlarıyla İçtima İlişkisi
TCK’nun 106. maddesinin üçüncü fıkrasında ise tehdit suçuyla ilgili özel bir içtima kuralına yer verilmiş, bu fıkraya dair madde gerekçesinde; “…tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı cezaya hükmedileceği belirtilmiştir. Kişi tehdidinin ciddiliğini vurgulamak için, bir başkasını öldürmüş veya yaralamış ya da malına zarar vermiş olabilir. Bu gibi durumlarda gerçek içtima hükümleri uygulanarak ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmedilmelidir” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Fail, tehdidin ciddiliğini göstermek için bir başkasını öldürebilir, yaralayabilir ya da malına zarar verebilir. Bu gibi durumlarda fail sadece gerçekleşen bu araç suçlardan değil gerçek içtima hükümlerince hedef suç olan tehditten dolayı da cezalandırılacaktır. ( Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 15. Bası, Ankara, 2015, s.362 ) Örneğin; A, komşusu B’nin evini kendisine satmak üzere boşaltmasını istemektedir. Bu sebeple korkup kaçsın diye av tüfeğiyle evinin duvarlarına ve pencerelerine ateş etmiştir. Bu durumda fail hem silahla tehdit suçundan, hem de mala zarar verme suçundan cezalandırılacaktır. Yine bir kimse, geceleyin mağduru korkutmak için evine ateş ettiğinde hem mala zarar verme, hem de silahla tehdit suçunu işlemiş olacaktır. Aynı durum, tehdit amacıyla topuktan vurma olaylarında da uygulanacak, eylemin tehdit amacıyla gerçekleştirildiği ispat edilirse fail kasten yaralama suçunun yanı sıra silahla tehdit suçundan da cezalandırılacaktır. ( Osman Yaşar - Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2014, s.3580 )
Uyuşmazlık konusu olayda suçun maddi unsurunu oluşturan eylemin ne olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığına göre; tespit edilen eylemin tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenebilmesi için, manevi unsurun, bir başka deyişle suç kastının açıkça ortaya çıkartılması gerekmektedir.
TCK’nun 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan kast, kişinin iç dünyası ile ilgili bir kavram olduğundan, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgu dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmelidir. Kişinin eyleminin, bir suçu oluşturup oluşturmadığının, oluşturuyorsa da hangi suçu oluşturduğunun saptanması için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık ile daha önceden aralarında anlaşmazlık bulunan katılanın, olay tarihinde saat 04.00 sıralarında alkollü vaziyette kullandığı araçla sanığın evinin önünden geçerken patinaj yapıp, yüksek sesle müzik dinleyerek sanığı uyandırması üzerine sanığın yanına gittiği katılanı önce uyardığı, hemen ardından jandarmaya haber verip oğluna ait av tüfeğini alarak olay yerinde bulunan tanık …‘nin tüm uyarılarına rağmen katılanın aracının sol arka tekerine iki el ateş ederek lastiğini patlattığı olayda; tüfeği katılana doğrulttuğuna dair hakkında bir iddia bulunmayan sanığın, katılana tehdit içeren bir söz de söylemeden sadece katılanın aracının lastiğine ateş edip, lastiğin patlamasına sebebiyet vermesi, sanığın, katılanın gece vakti kendisini rahatsız etmesine duyduğu kızgınlık sonucunda jandarma görevlileri gelmeden katılanın aracıyla kaçmasını engellemek istediğine dair savunması, bu savunmayı doğrulayan tanık …‘nin anlatımları ile jandarmaya haber verildiğine dair olay tutanağı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın katılanı korkutma kastıyla hareket etmediği, kastının mala zarar vermeye yönelik olduğu, bu durumda 106/3. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı ve sanığın eyleminin sadece mala zarar verme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir (Yargıtay CGK - Karar: 2017/372).
Silahla Tehdit ve Yaralama Suçu
Sanığın, aralarında husumet bulunan katılan M.. P..’ın işyerinin önünde oturan müşteki Onur’u elinde silah varken burada oturmamasını söyleyerek öldürmekle tehdit ettikten sonra tartışma çıkınca müştekiye doğru bir el ateş ettiği, daha sonra katılan Mustafa’nın dükkanına doğru bir el ateş ettiği olayda, eylemlerin, zincirleme silahla tehdit ve yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeden TCK’nın 106/1-1 ve yaralama suçlarından hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi -Karar : 2016/881).
Sanığın bıçağı çıkartarak mağdura “keseyim mi” şeklinde beyan ile birlikte aynı bıçakla mağdurun kafasına vurarak yaraladığı olayda, sanığın kastının silahla yaralama suçuna yönelik olduğu gözetilmeden ayrıca silahla tehdit suçundan yazılı şekilde hüküm tesisi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2020/4614).
Sanığın, kavga sırasında, “hepinizi keserim” dedikten sonra yaralama eylemini gerçekleştirmesi karşısında, bu sözlerin yaralama niyetini açıklama niteliğinde olduğu, olayda, tehdit suçunun manevi unsuru oluşmamıştır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi-K.2021/6968).
Yaralama Kastı ile Tehdit
Sanığın “şu an çok sinirliyim seni öldürürüm” diyerek katılanı yaralamış olması karşısında, tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması olduğu, bu nedenle eylemin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/12715 E. , 2022/20721 K.)
Tehdit Suçunda Telefon Delilinin Araştırılması
Sanığın aşamalardaki savunmalarında ……numaralı hattı kendisinin kullanmadığını beyan etmesi ve dosya kapsamından bu hattın 24/01/2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılan … adına kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın kullanımında olduğu iddia edilen telefon numarasının, suç tarihini kapsar şekilde HTS kayıtlarının celbi ile bu hat ile görüşülen kişiler tespit edilip, tanık olarak beyanları alınarak sanıkla bir yakınlıkları olup olmadığı, telefon hattını sanığın kullanıp kullanmadığı hususunun araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı ve sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar : 2019/12613).
Silahla Tehdit Suçunda Haksız Tahrik
Sanığın, katılan …‘in kendisine ait daireyi gösterecek şekilde güvenlik kamerası taktırdığı, bu şekilde özel hayatına müdahale ettiği, katılanı kamerayı kaldırması yönünde bir çok kez uyardığı, olay günü binaya girerken katılan ve yanındaki çalışanlarının kendisine dil çıkarttığı, ayrıca katılanın kendisini tehdit ettiği, bu durum üzerine sinirlenerek kamerayı kırdığı ve olayın devamında silahla ateş ettiği yönündeki savunması karşısında, olayın çıkışı ve gelişimi üzerinde durularak silahla tehdit suçu yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2020/5127).
Tehdit Amacıyla Birden Fazla Kişiye Mektup Gönderme
Suç tarihinde cezaevinde bulunan sanık …‘ün, boşanma aşamasında olduğu eşi mağdur … Bülbül’e ve aynı evde ikamet etmekte olan kayınbiraderi mağdur …’e, tek bir zarf içerisinde, ancak mağdurlara hitaben ayrı ayrı yazılmış tehdit içerikli iki mektup gönderdiği olayda;
Sanığın mağdurlara hitaben ayrı ayrı mektup yazması eylemleri, gerçekleştirilmesi düşünülen suç öncesi birer hazırlık hareketi niteliğinde olup, suçun icrai hareketinin, farklı mağdurlara yönelse de hukuki anlamda tek bir fiil olarak değerlendirilmesi gereken mektupları “gönderme” eylemi ile gerçekleştirildiğinin kabulü ve hukuki anlamda tek bir fiilden ibaret olan tehdit suçundan TCK’nın 43/2. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılarak cezanın belirlenmesi gerekmektedir. Kaldı ki sanık aynı içerikteki sözleri tek bir mektupla mağdurlara gönderseydi eylemi yine zincirleme şekilde işlenen tek suç olarak değerlendirilecek ve bundan kuşku duyulmayacaktı. Sırf, aynı sözlerin farklı kağıtlara yazılarak tek bir zarfla gönderilmesinin iki ayrı suç olarak değerlendirilmesi hakkaniyete aykırıdır (YCGK - Karar : 2018/541).
Sonuç Almaya Elverişli Olmayan Hareketten Tehdit Suçunda Beraat
Sanığın, müştekiye hitaben “senin yanında kadın olmasaydı kafanı gözünü patlatırdım.” biçimindeki sözler söylediğinin iddia edilmesi ve sanığın yanında bayan olması nedeniyle bu olasılığın olay tarihi itibariyle gerçekleşmeyeceği açık olduğundan üzerlerinde korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli olmadığı gibi geleceğe yönelik bir zarar gerçekleştirileceği anlamı da taşımadığı gözetilmeden, iddianame kapsamı dışındaki sözlerin tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 4. CD-K.2017/19670).
Zincirleme Silahla Tehdit Suçu
Sanığın, olay günü müşteki … ile tartıştıkları ve “evlatlarımı niye benden kaçırıyorsunuz, sizin canınızı alacağım” diyerek müşteki Zeliha’yı tehdit ettiği, kısa bir süre sonra olay yerine müşteki …’nin geldiği ve tartışmanın devam etmesi üzerine sanığın müşteki …’yi çakısını çekerek ölümle tehdit ettiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında; sanığın aynı olay bütünlüğü içerisinde, aynı kastla müştekilere yönelik olarak gerçekleştirdiği eylemlerinin bir bütün halinde TCK’nın 106/2-a ve 43/2. maddelerine uyan zincirleme şekilde silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, iki ayrı tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2019/7516).
Tehdit suçu, kişinin özel ve sosyal yaşamında huzur içinde yaşama hakkını koruyan bir suçtur. Özellikle nitelikli tehdit suçunun cezası bu işlevine paralel olarak belirlenmiştir. Ancak uygulamada yeterince etkin soruşturma ve kovuşturma yapılmadığından tehdit suçu adil bir şekilde yargılanamamaktadır
Kaynak
|