11 Mayıs 2022, 17:28
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Küçük İstavrit
Küçük İstavrit
“İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.” Hz. Ömer
Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye; önce müthiş bir acı duydu dudağında, gümbür gümbür oldu yüreği, sonra hızla çekildi yukarıya…
Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü, neye benzerdi acep gökyüzü? Bir yanda büyük bir merak, bir yanda ölüm korkusu…
“Dudağı yarıklar,” denir şanslı olanlara: hani görüp de gökyüzünü, insanı; oltadan son anda kurtulanlara… Ama ne çare? Balıkçının parmakları hoyratça kavrayınca onu, küçük istavrit anladı ki görünmüştü yolun sonu.
Önceden koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa şimdi, yüzerken küçücük yeşil leğende, değiyordu minik yüzgeci cansız uzanan dostlarının bedenlerine.
Önceden koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa şimdi, yüzerken küçücük yeşil leğende, değiyordu minik yüzgeci cansız uzanan dostlarının bedenlerine.
İnsanlar gelip geçtiler önünden, bir kedi yalanarak baktı gözünün içine yavaşça. Başı dönerken karardı dünyası…Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına, bir öpücük kondurdum başına, iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle, saldım denizin sularına.
Bir an öylece bakakaldım. Sonra sevinçle dibe daldı. Gitti tüm kaderimi söküp atarak, teşekkürü de ihmal etmemişti bir kaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu, niye?
“Bir gün,” dedim, “bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye…”
|
|
|
|