25 Nisan 2022, 17:56
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
İki Elma
İki Elma
“Sesini değil, sözünü yükseltmeli insan. Çünkü gök gürültüleri değil, yağmurlardır yaprakları yaşartan.” Mevlana
1980’li yıllar… Teknolojinin tam olarak her yerde olmadığı, ulaşamadığı zamanlar… Zamanın muhtarının küçük bir köye getirmeye çalıştığı telefon santralının bir himayesidir bu aslında. Muhtar defalarca gerilmesini sağlayamamıştır. Ufak bir yer olduğu için de konunun dedikodusu çok olmaktadır.
Köyün en büyük özelliği de insanlarının genelde hep başka şehirlerde yaşıyor olmasıdır. İnşaat ustalarının bol olduğu bir yöredir aynı zamanda. Ve muhtar son bir umutla valizini hazırlamaya başlar. Köyde yapılan dedikoduya bir son verecektir artık. Ankara’ya gidecek, gerekirse genel müdürlükte yatacak ama santralı getirecektir köye.
Valizini hazırladığını gören annesi, iki elma uzatır muhtar oğluna, “Al oğlum! Şu iki elmayı da yanına koy, “ der.
Almak istemez muhtar, “Git işine anne,” diyecek olur. Sonra annesinin kalbi kırılmasın diye alır elmaları valize koyar. Ve çıkar yola. Ankara’ya zamanın PTT Genel Müdürlüğü’ne varır.
Genel müdürlükteki birçok personel, gide gele orayı suyolu yapan muhtarı tanımaktadır artık. Özel kalemden eski bir asker emeklisi olan genel müdürle görüşmek için randevu ister.
Genel müdür, muhtarın tekrar tekrar gelişinden oldukça rahatsızdır. Onu kabul etmek istemez. Epey bir müddet bekletir kapıda. Nihayet odasına kabul ettiğinde yüksek bir sesle kızar muhtara. “Niye geldin niye muhtar, sen olmandan anlamaz mısın kardeşim?” diyerek azarlar muhtarı.
Muhtar ise, “Efendim bu benim için çok önemli bir şey, köy halkına söz verdim, santralı almadan gitmeyeceğim buradan. Bak, valizimle geldim. Gerekirse burada yatacağım,” diye karşılık verir. Daha bir sinirlenen genel müdür, “Kardeşim sen yoktan anlamaz mısın? Yok diyoruz sana yok… Haydi, çıkar cebinden bana bir elma ver!” der.
Genel müdürün maksadı, işin olmazlığını izah etmektir. Muhtar güler, tam o sırada aklına annesinin alması için ısrar ettiği iki elma gelmiştir.
Hemen valizini açar ve elmanın birisini genel müdürün önüne koyar, diğerini de kendisi yemeye başlar. Genel müdür hayretler içindedir, hemen telefona sarılıp PTT başmüdürünü arar. “Şu an şu köyün muhtarı yanımda, bu adam şehir merkezine varmadan köyüne santral gidecek! Muhtar şehre geldiğinde telefon edecek ve köyü ile görüşme yapabilecek. Aksi takdirde hiçbirinizi orada görmek istemiyorum,” der.
Muhtar neşe içinde döner köyüne ve giderken ısrarla, “Şu iki elmayı da yanına koy,” diyen annesinin ellerine sarılır, öper, öper, öper…
|
|
|
|