Konu: 300 Words
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08 Kasım 2024, 02:37   #5
Çevrimdışı
R5
R5 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
ay1 Cevap: 300 Words

81. **Exculpate**: Despite the damning evidence, the lawyer managed to exculpate her client, showcasing her formidable legal acumen. *(Suçlayıcı delillere rağmen, avukat, müşterisini aklamayı başardı ve olağanüstü hukuki yeteneğini gösterdi.)*
82. **Inimical**: The inimical environment in the company, filled with distrust and competition, hindered collaboration and innovation. *(Şirket içindeki düşmanca ortam, güvensizlik ve rekabetle dolu, işbirliği ve yeniliği engelledi.)*
83. **Prolix**: His prolix discourse, although rich in content, often exhausted his listeners' patience. *(Onun uzun ve ayrıntılı konuşması, içerik açısından zengin olsa da, dinleyicilerinin sabrını çoğu zaman tüketirdi.)*
84. **Fractious**: The fractious debate among the board members reflected deeper organizational divisions. *(Yönetim kurulu üyeleri arasındaki huzursuz tartışma, daha derin örgütsel bölünmeleri yansıtıyordu.)*
85. **Bucolic**: The bucolic scenery of the countryside, with its rolling hills and tranquil lakes, was a welcome escape from city life. *(Kırsalın pastoral manzarası, dalgalı tepeleri ve sakin gölleriyle, şehir hayatından hoş bir kaçıştı.)*
86. **Inveterate**: His inveterate habits, deeply entrenched over the years, were difficult to change despite numerous efforts. *(Yıllar içinde kökleşmiş alışkanlıkları, sayısız çabaya rağmen değiştirilmesi zor olan alışkanlıklardı.)*
87. **Pusillanimous**: His pusillanimous response to the crisis, characterized by indecision and fear, undermined his authority. *(Kararsızlık ve korku ile karakterize edilen ödlek tepkisi, otoritesini zayıflattı.)*
88. **Refulgent**: The refulgent moonlight bathed the entire valley in a mystical silver glow. *(Parlak ay ışığı, tüm vadiyi mistik bir gümüş parıltı ile yıkadı.)*
89. **Obstreperous**: The obstreperous behavior of the students during the assembly disrupted the proceedings. *(Öğrencilerin gürültülü davranışları, toplantı sırasında süreci aksattı.)*
90. **Perfunctory**: His perfunctory nod during the meeting indicated his lack of genuine interest in the discussion. *(Toplantı sırasında yaptığı formalite icabı baş hareketi, tartışmaya gerçek ilgisizliğini gösteriyordu.)*
91. **Turgid**: The author's turgid prose, filled with bombastic language, made the novel a challenging read. *(Yazarın gösterişli dil ile dolu şişirilmiş düzyazısı, romanı zor bir okuma haline getirdi.)*
92. **Enervate**: The oppressive heat enervated the marathon runners, leading many to drop out before the finish line. *(Bunaltıcı sıcak, maraton koşucularını güçten düşürdü ve çoğunun bitiş çizgisinden önce yarışı terk etmesine neden oldu.)*
93. **Lachrymose**: The lachrymose nature of the farewell speech left many attendees wiping away tears. *(Veda konuşmasının gözyaşı dökücü niteliği, birçok katılımcının gözyaşlarını silmesine neden oldu.)*
94. **Sanguine**: Despite the setbacks, she remained sanguine about the project's ultimate success, maintaining a positive outlook. *(Geriye düşüşlere rağmen, projenin nihai başarısı konusunda iyimser kaldı ve olumlu bir bakış açısı korudu.)*
95. **Nadir**: The discovery of the nadir in his career marked a turning point, spurring him to rebuild his reputation. *(Kariyerindeki en düşük noktanın keşfi, onun itibarını yeniden inşa etmeye teşvik eden bir dönüm noktası oldu.)*
96. **Munificent**: The munificent grant awarded to the researchers enabled groundbreaking advancements in their field. *(Araştırmacılara verilen cömert hibe, alanlarında çığır açan ilerlemeler sağlamalarını mümkün kıldı.)*
97. **Obviate**: The new security measures obviated the need for additional personnel, streamlining the operation. *(Yeni güvenlik önlemleri, ek personele olan ihtiyacı ortadan kaldırarak operasyonu daha verimli hale getirdi.)*
98. **Soporific**: The soporific lecture, delivered in a monotone, caused several students to nod off. *(Tekdüze bir şekilde verilen uykulu ders, birkaç öğrencinin uyuklamasına neden oldu.)*
99. **Conflagration**: The conflagration that swept through the forest caused extensive damage and displaced numerous wildlife. *(Ormanda yayılan büyük yangın, geniş çaplı zarara ve birçok yaban hayatının yer değiştirmesine neden oldu.)*
100. **Truculent**: His truculent attitude during negotiations alienated potential partners and hindered progress. *(Müzakereler sırasında sergilediği kavgacı tutum, potansiyel ortakları uzaklaştırdı ve ilerlemeyi engelledi.)*

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
#SOMA