25 Ağustos 2024, 19:10
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Savay
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Unutulmuş yalnızlık
Unutulmuş yalnızlık
Yine güneşin saydam ışıkları altında hafif parlayan evin tam ortasında — bahçede oturan iki arkadaşın muhabbeti sıkıcı bir pazar gününün nihayetinde sonlanmaktaydı.
Gözünü adeta gökyüzündeki salonlara dikmiş Marcus aniden yüzünü dostuna dönüp "yalnızlık neydi acaba?" diye sordu.
"Bilemiyorum." diye kısa kesti Ögün. Sonra ne düşündüyse "şu an bulutların arasından yere ulaşmaya çalışan gün ışıkları olabilir" dedi.
"O daha farklı bir şey gibi." diye karşı çıktı Marcus "lakin" dedi "unutulmuş bir yalnızlığa sade yalnızlıktan daha yatkın."
Acaba diye geçirdi içinden; terk edilmiş yalnızlıklar olmasa nolurdu? Bir insan diğerini bu kadar yalnızlığa mahkum etmezdi, değil mi?
Ya da onu terk etmezdi hiç, değil mi?
Terk etmek ne ki? Çok mu kötü bir şey? Ya terk edilmek? Hayır. Hiçbiri unutulmuş bir yalnızlığa yakın bile gelemez. Unutmak başka bir eylemdir, yalnızlaştırmak ya da terk etmek başka, fakat sen hem terk edip hem unutuyorsan geride bıraktığın yığınla çöküşün esareti olan, dağılan tuğlalar altında can çekişen duyguları görmezden geliyorsan artık ondan öte acı yoktur bu üçgende.
Tüm bunları düşünürken, bakışları ile fikirlerini arkadaşına aktaran Marcus "anlıyor musun beni?" diye sordu. "Hayır" dedi Ögün.

İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Şu anda 0 mesajınız var.
|
|
|
|