|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Yüzüncü Yılında İzmir İktisat Kongresi
Yüzüncü yılında İzmir İktisat Kongresi -3-
Kongrenin kabul ettiği iktisat misakından on binlerce basıldı. Ülkenin her köşesine özellikle köylerde halka anlatmak için her dükkâna asıldı. Camilerde okundu. Çıkacak her kitabın ilk sayfasında yer aldı.

Kongre açılışında ilk olarak ele alınacak konuları ve sorunları belirlemek üzere bir komisyon oluşturuldu. Daha sonra oluşturulacak diğer komisyonlara rehberlik edecek komisyon kararları ve kongre ilkeleri şöyle belirlendi:
Bayındırlık alanında:
-Şoseler, demir yolları limanlar ve iskeleler hakkındaki ihtiyaçlar nelerdir?
-Araba, otomobil gibi ulaşım vasıtalarının hızla çoğalması için ne gibi şeyler yapılanmaya gerek vardır?
-İnşaat şirketleri, araba üreticileri ve otomobil işleten kimse ve şahıslar için ne gibi ayrıcalık ve izne ihtiyaç vardır?
-Yabancı sermaye, devlet sermayesi bu işlerde nasıl kullanılabilir?
-Gemi işletenlere ne gibi kolaylık gösterilmelidir? Ayrıcalıkları neler olmalıdır? Ulusal deniz ulaşım şirketlerinin rekabeti için nelere ihtiyaçları vardır? Türk gemiciliğinin ne gibi kredi organizasyonuna ihtiyacı vardır?

Bankalar hakkında:
-Bankalarımızın işlemesinde sakıncalı yönler var mıdır?
-Bu engeller hangi önerilerle giderilebilir? Banka hukuku nasıl düzenlenmelidir?
-Bankaların faiz politikaları ne şekilde değişime muhtaçtır?
-Borsalar nasıl düzenlenmeli? Borsa kanunları ne şekilde düzenlenmelidir?
Şirket hakkında...
-Bugüne kadar ülkemizde pek çok şirket kuruldu.
-Birçokları kapandı. Niçin şirketler yaşamıyor? Bu konuda noksan nedir?
-Bu konuda ne gibi yasalara ihtiyaç vardır?
-Kooperatif şirketler neden hızlı bir şekilde çoğalmıyor?
-Kooperatif kanunlarının esasları neler olmalıdır?
-Kredi usulü ile yapılan iktisadi işlemlerde, şirketlerin ekonomik faaliyetlerinde devlet ne derece korumacı olmalıdır?
Amelenin (işçinin) durumu:
-Amele hukukumuz yetersizdir. Ücret, gündelik, maaş sözleşmesine yönelik yapılacak kanunun esasları nasıl olmalıdır?
-Amele konutları ve ameleye sosyal yardım için ne gibi kanunlara ihtiyaç vardır?
-Amele sendikaları ve amele cemiyetleri ne şekilde nasıl oluşturulmalıdır?
-Amele için yeni bir sosyal kanuna ihtiyaç var mıdır?
-Amelenin ekonomik durumunu düzeltmek için hangi tedbirler alınmalıdır?
-Sakat olan ameleye nasıl yardım etmeli? Amelenin ölümünde masraf nereden sağlanmalı? Amele çocuklarına nasıl bakmalı, gerek fikren gerek sosyal olarak yükselişleri nasıl sağlanmalı?
Gümrük sistemi hakkında:
-Gümrük sisteminde noksanlar var mıdır?
-Neler serbest bırakılmalıdır?
-Sanayinin ve tarımın gelişmesine engel olan maddeler var mıdır, varsa nelerdir?
-Gümrük işlemleri güç müdür? Daha kolay nasıl yapılır?
Tarımın durumu:
-Ziraat okulları iyileştirilmeli mi? Yeni ziraat okullarına ihtiyaç var mıdır? Öğretim yalnız uygulamalı mı olmalıdır?
-Avrupa'dan uzmanlar getirilmesine ihtiyaç var mıdır?
-Sanayi okulları özel durumlarında mı bırakılmalı? Her okulun bir fabrikası olmalı mıdır?
-Bir okul dışarıdan sipariş kabul etmeli midir? Öğrenci yatılı mı olmalıdır?
-Gündüzlü olarak daha çok öğrenci almak mümkün müdür?
-Ticaret okulları nerelerde açılmalıdır? Eğitim kaç yıl olmalıdır?
-Orman okulları ne şekilde yenileştirilmelidir? Çeşitli yerlerde orman okullarına ihtiyaç var mıdır?
Ülkemizde bir maden okulu yoktur. Böyle bir okulun kurulmasına gerek var mıdır? Bir madenin yanında açarak bu madenin okul tarafından işletilmesi ile mi çalışmalı yoksa bütçesi devletçe mi verilmeli?
Avrupa'da tahsil:
-Ziraat, sanayi, ticaret orman ve maden sahalarında yüksek tahsil ve uzmanlığını temin etmek üzere Avrupa'ya kaç genç gönderilmelidir?
-Özelden ne kadar, devletten ne kadar gönderilmeli?
-Üniversitede iktisat fakültesi, hukuk fakültesinden ayrılmalı mıdır? Bu takdirde başlı başına bir fakülte olacak olan iktisat şubesi hangi esaslarla eğitim yapmalıdır?
-Yalnız ülke ihtiyaçlarını düşünerek mi programlar yapılmalıdır?
-Tarım, ticaret, sanayi, orman ve maden okulları ile üniversitemize uygulamalı ve teorik iktisat alanlarında Avrupa'dan öğretmen getirilmesi gerekir mi?
Görüldüğü gibi bir ülkenin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması için alınacak her türlü tedbirler, kanunlar düzenlemeler bu kongrede masaya yatırılmıştır.
Bu ilkeler belirlendikten sonra seçilen kurullar çalışmalara başladılar. Yapılan çalışmalar günü gününe basın yolu ile halka duyuruluyordu.
Örneğin 22 Şubat 1923 tarihli Vakit Gazetesi çiftçi kurulunun çalışmasını okuyucularına şöyle duyuruyordu:
"Çiftçi heyeti aşar vergisine ait komisyonun hazırladığı raporu münakaşa etmiştir. Raporun leh ve aleyhinde 20 kadar hatip söz alıp görüş bildirmiş, sonuçta aşarın kaldırılması teklifi üzerinde oy birliği ile karar alınmıştır.
Çiftçilerin kabul ettikleri esas şudur: Aşar kaldırılmıştır. Bütçede denge temini için aşar vergisinin yerine Türk halkını aynı miktarda yükümlü kılacak umumi bir vergi konacaktır."
İzmir İktisat Kongresi'nde kurulan komisyonlar, konuları tartışarak her sektörde yapılacak işleri belirlediler.
Kararlar incelendiğinde, okuyucularım gerçekten ülke sorunlarının bilinçli ve akılcı bir şekilde incelendiğini ve karara bağlandığını, daha sonraki yıllarda bu maddelerin her birinin gerçekleştiğini görünce İzmir İktisat Kongresi'nin önemini daha iyi anlayacaklardır.
Alınan kararlar
Hepsi birbirinden önemli kararların birkaçını sunmak istiyorum:
-Anonim şirketlerin kurulmalarını kolaylaştırmak,
-Millî bankaların kurulması,
-Demir yolları inşasının hükümetçe bir programa bağlanması,
-Sanayinin teşviki,
-İktisat öğretiminin yaygınlaştırılması,
-Aşarın kaldırılması,
-Tarımsal kredinin düzene sokulması,
-Rejinin kaldırılması,
-'Amele' yerine 'işçi' denilmesi,
-Çalışma süresinin sekiz saate indirilmesi...
İzmir İktisat Kongresi gerçekten yeni Türkiye'nin en önemli, daha doğrusu en anlamlı davranışlarından biridir.
Bu kongreyi herhangi bir kongre gibi algılamak ve yorumlamak yanıltıcı olabilir. İzmir İktisat Kongresi'ni, 1923 Türkiye'sinin içinde bulunduğu siyasal ve iktisadi ortamı bir bütünlük içinde ele alarak değerlendirmenin doğru olacağını düşünüyorum.
Başta Sanayi Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un belirttiği gibi tüm kararlar hükümete iletildi ve teker teker uygulamaya kondu.
3100 km. yeni demir yolu yapıldı. 1924'te ilk kazmanın vurulduğu Ankara Yahşihan demir yolu 15 yılda Erzurum'a, Elazığ'a, Malatya'ya, Zonguldak'a Samsun'a ulaştı.
4180 km demir yolu yabancılardan satın alında..
Tüm maden varlıklarımız millîleştirildi.
Yabancı şirketlerin elindeki hava gazı, ulaşım, elektrik su şirketleri satın alındı.
Limanlar, barajlar yapıldı.
46 fabrika yapıldı.
Kurulduğunda ununu Romanya'dan, buğdayını Rusya'dan alan, ateşini yakacak bir çöp kibriti, pusula yazacak bir yaprak kağıdı, çayına atacak bir topak şekeri, ölüsüne saracak kefeni olmayan ülke 15 yıl sonra çelik üretme, buğday ihraç etme noktasına geldi.
Kısaca halkın iradesi ile toplanan İzmir İktisat Kongresi'nin kararlarını uygulayarak genç ve fakir Cumhuriyetimiz 1938'e gelindiğinde tarımda kendi kendine yeten, 2. Dünya Savaşı'nda buğday satan, sanayide demir, çimento, şeker, kağıt, kauçuk, deri, mensucat ürünlerinde ihtiyacını karşılayan bir ülke konumuna gelmişti.

(Yapılanları burada anlatmak mümkün değil. 15 yılda hangi koşullarda neler yapıldığını Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhuriyet kadrolarını karalamak için söylediği "Dikili ağaçları mı var, bu memlekete çivi mi çaktılar sözüne duyduğum tepkiyi dile getirdiğim 440 sayfadan oluşan "1923-39 Kalkınma Mucizesi-Atatürk'ün Diktiği Ağaçlar" kitabımda okuyabilirler.)
Sanayi, ticaret, tarım ve işçi gruplarının temsil edildiği bu kongre iki haftalık bir çalışmadan sonra 12 maddelik bir iktisat anlaşmasını (Misak-ı İktisat) oy birliği ile kabul ederek yayınlamıştır.
İktisat misakı 12 maddeliktir.
İktisadi Anlaşma (Misak-ı İktisadi) Esasları
Madde 1- Türkiye, sınırları içinde lekesiz bir istiklâl ile dünyanın barış ve yükselme unsurlarından biridir.
Madde 2- Türkiye halkı ulusal egemenliğini, kanı ve canı pahasına elde ettiğinden, onu hiç bir şeye feda etmez ve ulusal egemenliğe dayalı olan Meclis ve Hükümetinin koruyucusudur.
Madde 3- Türkiye halkı, yakıp yıkmaz, onarır. Bütün çalışması ülkesini ekonomik yönden kalkındırmak içindir.
Madde 4- Türkiye halkı, tükettiği eşyayı olduğunca kendi üretir. Çok çalışır. Vakitte, servette ve ithalâtta israftan kaçar, millî üretimi temin için icabında geceli gündüzlü çalışır.
Madde 5- Türkiye halkı, servet itibariyle bir altın hazinesi üzerinde oturduğunu bilir.
Ormanlarını evlâdı gibi sever, bunun için ağaç bayramları yapar; yeniden orman yetiştirir. Madenlerini kendi millî üretimi için işletir ve servetlerini herkesten fazla tanımağa çalışır.
Madde 6- Hırsızlık, yalancılık, riya ve tembellik en büyük düşmanımızdır. Dine, bağnazlıktan uzak bir anlayışla bağlılık esasımızdır. Her zaman faydalı yenilikleri severek alırız. Türkiye halkı kutsal topraklarına, şahıslarına ve mallarına karşı yapılan düşman, fesat propagandalardan nefret eder ve daima bunlarla mücadeleyi bir vazife bilir.
Madde 7- Türkler, irfan ve marifet âşığıdır. Türk her yerde hayatını kazanabilecek şeklide yetişir. Maarife verdiği kutsallık dolayısı ile kandil gününü, aynı zamanda bir kitap bayramı olarak kutlar.
Madde 8- Birçok harpler ve zaruretlerden dolayı eksilen nüfusumuzun fazlalaşması ile beraber sıhhatimizin, hayatımızın korunması en birinci emelimizdir.
Türk; mikroptan, pis havadan, salgından ve pislikten çekinir, bol ve saf hava, bol güneş ve temizliği sever.
Ecdat mirası olan binicilik, nişancılık, avcılık, denizcilik gibi bedenî terbiyenin yapılmasına çalışır. Hayvanlarına da aynı dikkat ve himmeti göstermekle beraber cinslerini düzeltir ve miktarlarını çoğaltır.
Madde 9- Türk, dinine, milliyetine, toprağına, hayatına ve kurumlarına düşman olmayan milletlerle daima dosttur; yabancı sermayesine karşı değildir. Ancak kendi yurdunda kendi lisanına ve kanununa uymayan kurumlarla ilişkide bulunmaz. Türk, ilim ve sanat yeniliklerini nereden olursa olsun, doğrudan doğruya alır ve her türlü ilişkide fazla aracı istemez.
Madde 10- Türk açık alın ile serbestçe çalışmayı sever; işlerde tekelcilik istemez.
Madde 11- Türkler hangi sınıf ve meslekte olurlarsa olsunlar, candan sevişirler. Meslek, zümre itibariyle el ele vererek birlikler, memleketini ve birbirlerini tanımak, anlaşmak için seyahatler ve birleşmeler yaparlar.
Madde 12- Türk kadını ve kocası, çocuklarını İktisadî Misaka göre yetiştirir.
Kongre İktisat Andı'nı yayınlayarak dağıldı.
Kongrenin kabul ettiği iktisat misakından on binlerce basıldı. Ülkenin her köşesine özellikle köylerde halka anlatmak için her dükkâna asıldı. Camilerde okundu. Çıkacak her kitabın ilk sayfasında yer aldı.
İzmir İktisat Kongresi'ni neden çok ayrıntılı anlattım? Henüz savaşın bitip düşmanın İzmir'de denize dökülüşünden sadece üç ay sonra başlayan hazırlıklar beş ay sonra bu kadar geniş katılımlı bir kongreye dönüşüyor.
Henüz Cumhuriyet kurulmamıştır. Lozan imzalanmamıştır. Böylesine geniş katılımlı bir organizasyonun yapılabilmesi insana mucize gibi gelir.
Kongre'den sonraki siyasi gelişmeler
İzmir İktisat Kongresi, Lozan görüşmelerinin kesintiye uğradığı bir dönemde yapıldı. Görüşmeler 4 Şubat 1923'te kesildi. Konferansın kesilmesinin en önemli nedeni ekonomik sorunlardı.
Yabancılar Osmanlı Devleti'nden kopardıkları ekonomik ayrıcalıklardan, kapitülasyondan vazgeçmek istemiyordu. Hâlbuki Atatürk önderliğindeki yeni Cumhuriyet kadroları Cumhuriyetin hiç bir kayıt altında olmayan bağımsız bir devlet olmasında kararlı ve ısrarcı idiler.
Daha 1921 yılında Ankara'ya gelen Fransız temsilcisi Frankline Bouillon'a Atatürk tam bağımsızlık ile ilgili düşüncesini şöyle dile getirmişti:
"Biz 'tam bağımsızlık' deyince siyasi, askerî, ekonomik, adli ve kültürel bağımsızlık olarak anlıyoruz. Bunların hiçbirinden fedakârlık yapamayız."
Lozan görüşmeleri 23 Nisan 1923'te tekrar başladı. 24 Temmuz'a kadar üç ay sürdü. Sonuçta ekonomik anlamda bütün mali kayıtlar ve kapitülasyonlar tamamen kaldırıldı. Gümrük tarifeleri yeniden düzenlendi. Ancak tarifeler beş yıl daha sürecekti. Düyûnu Umûmiye'den kalan borçların Türkiye'de kalan topraklara isabet eden kısmı ödenecekti.
Kısaca Lozan sulhu Türkiye'nin her anlamda bağımsızlığını sağladı.
2 Ağustos 1923'te yeni seçimler yapılarak İkinci Meclis dönemi başladı. Yeni milletvekilleri Meclis'e girmişti. İkinci Meclis daha genç, daha devrimci, yenilikçi kadrolardan oluşuyordu.
2 Ekim 1923'te Türk Ordusu Refet Paşa komutasında İstanbul'a girdi. İngiliz işgali sona erdi. Yurtta tek yabancı asker kalmadı. Atatürk'ün deyimi ile "Geldikleri gibi gittiler!"
13 Ekim 1923'te Ankara Başkent oldu. Nihayet 29 Ekim'de Cumhuriyet İlan edildi.
Yüzüncü yılını yaşadığımız Cumhuriyet ulusumuza kutlu olsun.
Nice yüzyıllara
BİTTİ

|