Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08 Mayıs 2022, 02:10   #4
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Antisemitizm

20. yüzyıl

Müslüman ülkelerde Yahudilere yönelik baskılar 20. yüzyılda da devam etmiştir. Martin Gilbert, 1903 yılında Fas'ın Taza şehrinde 40 Yahudinin öldürüldüğünü yazar.

1905'te, Yemen'de Yahudilerin Müslümanlar önünde seslerini yükseltmeleri, Müslümanlardan daha yüksek evlerde oturmaları ve geleneksel olarak Müslümanlara ait zanaat ve mesleklerde çalışmalarını yasaklayan eski yasalar yeniden hayata geçirildi.

Fez'deki Yahudi Mahallesi 1912 yılında Müslüman kalabalıklar tarafından neredeyse tümüyle yıkıldı. 1930'larda, Cezayir'de Nazilerden esinlenilmiş pogromlar yaşanırken, 1940'larda da Irak ve Libya'da Yahudilere karşı büyük saldırılar gerçekleştirildi. 1941'de Bağdatlı Nazi yanlısı Müslümanlar şehirdeki onlarca Yahudiyi öldürdü.

George Gruen, Arap dünyasındaki Yahudilere karşı artan husumeti Osmanlı İmparatorluğu ve geleneksel İslami toplumun parçalanması; Batılı sömürgeci güçlerin hakimiyeti ve bu dönemde bölgenin ticari, mesleki ve idari yaşamda Yahudilerin orantısız ölçüde yüksek bir rol kazanması; destekçilerinin devlet yoluyla yerel Yahudilerin serveti ve bulundukları pozisyonları ele geçirmek istediği Arap milliyetçiliğinin yükselişi; Yahudi milliyetçiliği ve Siyonist harekete duyulan içerleme; toplumsal desteği olmayan rejimlerin yerel Yahudileri siyasi amaçlarla günah keçisi yapmaya istekli olması gibi çok sayıda etkene bağlar.

Filistin'deki Britanya Mandası'nda Siyonist faaliyetlerin yayılmasıyla birlikte, husumet ve şiddet daha da arttı. Ortadoğu'daki Siyonist karşıtı propaganda, İsrail ve liderlerini şeytanlaştırmak için sıklıkla Holokost (Yahudi Soykırmını)terminolojisi ve sembollerini kullanır. Aynı zamanda, Holokost'un inkarı ve Holokost'un küçümsenmesine yönelik çabalar, bazı Ortadoğu ülkelerinde tasvip edilen tarihi söylem olarak giderek açık kabul görmektedir. Hitler'in Kavgam adlı kitabı ve Siyon Liderlerinin Protokolleri'nin Arapça ve Türkçe baskıları bölgede okuyucu kitlesi bulurken, yerel entelektüeller ve medyadan gelen eleştiriler ise kısıtlı kaldı.

Robert Satloff'a göre, Fas, Tunus ve Libya'daki İtalyan ve Alman işgali sırasında Müslümanların ve Arapların hem Holokost (Yahudi Soykırımı) işbirlikçileri hem de Yahudileri kurtaranların saflarında yer aldığını belirtir.

Antisemitizmin Arap ve İran medyası ve okul kitaplarında yer bulduğu söylenmektedir. Örneğin, Freedom House adlı kuruluşa bağlı Dini Özgürlük Merkezi, Suudi Eğitim Bakanlığı'nın şu anki eğitim ve öğretim yılında ilk ve orta okullardaki İslam etüdleri derslerinde kullanılan okul kitaplarını araştırmıştır. Vahabi olmayan Müslümanlar ve "kafirler"e karşı ifade ve fikirler arasında, Müslümanlara Hristiyanlardan, Yahudilerden, "çok tanrıcılar"dan, diğer "kafirlerden" ve Vahabi olmayan Müslümanlardan "nefret etmeleri" öğretilirken, tutarsız bir şekilde de, onlara karşı "adaletsiz" davranmamaları söylenmekte; Siyon Liderlerinin Protokolleri, tarihi gerçekler olarak öğretilip günümüzden olaylarla ilişkilendirilmekte; "Yahudilerin ve Hristiyanların müdminlerin düşmanı olduğu" ve bu iki taraf arasındaki "çatışma"nın ebedi olduğu öğretilmekte; "Müslümanlar ile Yahudiler arasındaki çatışma"nın Mahşer'e kadar süreceği ve Müslümanların sonunda Yahudilere karşı zafer kazanacaklarının vadedildiği öğretilmekte; Yahudilere karşı şiddet öğretisi seçici bir şekilde verilirken aynı zamanda, Kur'an ve hadislerde hoşgörüyü öğütleyen bölümler göz ardı edilmekte; İsrail'e 1967 öncesi sınırları içinde, "Filistin: 1948'den bu yana İşgal Altında" ibaresi ile yer veren bir Ortadoğu haritası içermekte; Yahudilerden şiddet bağlamında bahsedilmekte ve modern dünyadaki neredeyse tüm "yıkıcı eylemler" ve savaşlardan Yahudiler sorumlu tutulmaktadır.Suudi Arabistan'daki müfredat ile ilgili 38 sayfalık bir rapor Hundson Enstitüsü tarafından sunulmuştur.

Irkçı antisemitizm

Irkçı antisemitizm, Yahudilerin içinde yaşadıkları uluslara kıyasla farklı ve aşağı bir ırk oldukları fikridir. On dokuzuncu yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, "Avrupalı" olmayanları aşağı ırklar olarak sınıflandıran öjenik hareketin parçası olarak ana görüş tarafından kabul gördü. Daha spesifik olarak, Nordik Avrupalı olarak adlandırılan ırkların üstün olduğunu iddia eder. Irkçı antisemitler Yahudilerin Sami ırkının parçasını olduğunu görerek "yabancı olan" Avrupa dışı kökenleri ve kültürlerine vurgu yapmışlardır.

Yahudileri, çoğunluğun dinine dönseler dahi, kurtuluşu olmayan bir ırk olarak görmüşlerdir. Antropologlar, Yahudilerin Arap-Armenoid, Afrika-Nübyeli veya Asyalı-Türk atalara sahip olup olmadıklarını tartışmışlardır. II. Dünya Savaşı'ndan bu yana, ırkçı antisemitizm neonaziler ve beyazların üstünlüğünü savunan gruplar dışında nadiren kullanılmıştır.

Irkçı antisemitizm Yahudiliğe karşı nefretin yerine bir topluluk olarak Yahudilere karşı duyulan nefreti getirmiştir. Endüstri Devrimi ile baskıdan kurtulan Yahudiler hızla şehirleştiler ve yüksek sosyal hareketlilik dönemi yaşadılar. Kamu yaşamında dinin azalan rolü dini antisemitizmi yumuşatırken, artan milliyetçilik, öjeninin yükselişi ve Yahudilerin sosyoekonomik başarısına karşı duyulan içerlemenin bir araya gelmesi, daha yeni ve ölümcül olan ırkçı antisemitizmin gelişimine çanak tuttu.

Yeni antisemitizm

Son yıllarda, kimi uzmanlar, aynı anda hem soldan, hem sağdan hem de İsrail Devleti ile bir Yahudi vatanının kurulmasına muhalefete odaklanan radikal İslamdan gelen Yeni antisemitizm kavramını ortaya atmış ve Siyonizm karşıtlığının ve İsrail'e yönelik eleştirilerin dilinin Yahudilere daha geniş bir yelpazede saldırmak için kullanıldığını iddia etmişlerdir. Bu bakış açısında, yeni kavramın savunucuları İsrail ve Siyonizme yönelik eleştirilerin sıklıkla ölçüsü itibarıyla orantısız, türü itibarıyla eşsiz olduğuna inanmakta ve bunu antisemitizme bağlamaktadırlar. Kavram, tartışmaları bastırmak ve dikkatleri İsrail Devleti'ne yönelik meşru eleştirilerden uzaklaştırmakta kullanıldığı ve Siyonizm karşıtlığını antisemitizm ile ilişkilendirerek İsrail'in eylemleri ve politikalarına karşı gelen herkese çamur atma niyetini taşıdığı iddiasıyla eleştirilmiştir. Bir davranisin Yeni-Antisemitim olup olmadigini tespit etmek icin 2004 senesinde Natan Shransky tarafından 3D Antisemitizm Testi yayınlanmıştır.

Kaşer hayvan kesimine yönelik yasaklamalar

Kaşer ve Helal hayvan kesimi, hâlen Norveç, İsviçre ve İsveç'te tamamen, Hollanda'da ise kısmen (sadece bilincini kaybetmesi daha uzun süren yaşlı hayvanlar için) yasaktır. PETA gibi gruplar, bu yasakları, kesimden önce bayıltılmayan hayvanın acı duyduğu ve bunun gaddarca olduğu gerekçesiyle desteklemektedir. Kimileri bu yasaların antisemitik veya İslamofobik duygulara dayandığını iddia ederken diğerleri ise bunların sadece hayvan hakları konusundaki kaygılardan kaynaklandığına inanmaktadır.

Mevcut durum

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 14 Mart 2008 tarihinde yayımlanan bir rapora göre, dünya çapında antisemitizmde "artış" yaşanmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri

Birleşik Devletler'de, Demokrat Ernest Hollings ve Cumhuriyetçi Pat Buchanan, George W. Bush yönetiminin savaşa Yahudi destekçiler kazanmak amacıyla girdiğini savunan ifadeler kullanmıştır. 2004 yılında, bazı önemli isimler Bush yönetiminin Yahudi üyelerini ABD'yi yanıltarak İsrail'e yardım etmek için Saddam Hüseyin ile savaşa soktuğunu iddia etmiştir.

3 Nisan 2006 tarihinde, ABD Medeni Haklar Komisyonu, ABD çapındaki üniversite kampüslerinde yaşanan antisemitizm olaylarının "ciddi bir sorun" olduğu yönündeki bulgusunu açıklamıştır. Komisyon, ABD Eğitim Bakanlığı'na bağlı Medeni Haklar Dairesi'nin üniversite öğrencilerini antisemitizmden korumak için 1964 tarihli Medeni Haklar Yasası'nın 6. Başlığını titizlikle uygulamasını, Kongre'nin de 6. Başlığın Yahudi öğrencilere karşı ayrımcılığı da içerdiği hususuna açıklık getirmesini tavsiye etmiştir.

28 Temmuz 2006 tarihinde, Navid Ezfal Haq, Seattle Yahudi Federasyonu'nu basarak altı kadını vurmuş ve bunlardan biri ölmüştür. İftira ve İnkarla Mücadele Birliği (ADL) tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, ABD'de yaşayanların yüzde 14'ü antisemitik görüşlere sahip. 2005 tarihli araştırmaya göre, "Yurtdışında doğmuş olan Latin Amerika kökenli Amerikalıların yüzde 35'i" ve "Afrika asıllı Amerikalıların yüzde 36'sı güçlü antisemitik inançlar taşıyor. Bu oran, beyazlar arasındaki antisemitlerin (yüzde 9) dört katına tekabül ediyor.

Avrupa

Avrupa'da antisemitizm 2000 yılından bu yana kayda değer bir artış göstermiş, Yahudilere yönelik sözlü saldırılar, Yahudi okullarına duvar yazıları yazılması, molotof kokteyli atılması, sinagoglar ve Yahudi mezarlıklarının tahrip edilmesi gibi olaylarda önemli yükselme kaydedilmiştir. Yahudilere yönelik fiziksel saldırılarda da ciddi artış görülmüş, dövme, bıçaklama ve diğer şiddet olayları sonucunda ciddi yaralanma, hatta ölüm vakaları yaşanmıştır. 2000 yılından bu yana, Avusturya ve Almanya sürekli olarak Yahudilere yönelik fiziksel şiddet, sözlü saldırı ve vandalizm olaylarında başı çekmiştir. Bu iki ülkeyi, Hollanda ve İsveç izlemektedir.

Avrupa'daki yeni antisemitik şiddetin büyük bölümü, uzun süredir devam eden Arap-İsrail anlaşmazlığının kıtaya yansımasının bir sonucu olarak görülebilir, zira faillerin çoğunluğu Avrupa şehirlerindeki büyük göçmen Arap topluluklarından çıkmıştır. Ancak, Fransa, Birleşik Krallık ve Avrupa'nın geri kalanı ile kıyaslandığında, Almanya'da Arap ve Filistin yanlısı grupların antisemitik olayların çok düşük bir kısmına karıştığı görülmektedir. Yahudilere ve mülklerine yönelik sözlü ve fiziksel saldırıda bulunanların çok büyük bölümü ülkedeki etnik Almanlar arasından çıkmaktadır. Aynı durum İsveç ve Avusturya'da da görülmektedir.

Alman İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble, Almanya'nın resmî politikasını, "Aşırılığın, yabancı düşmanlığının ya da antisemitizmin hiçbir şekline hoşgörü göstermemek" olarak özetlemiştir.Her ne kadar başta eski Doğu Almanya'da olmak üzere, aşırı sağcı grup ve örgütlerin sayısı 141'den (2001) 182'ye (2006) yükselmişse de, ülkede bunlara karşı alınan önlemler etkili olmuştur. Anayasanın Korunması için Federal Ofis'in yıllık raporlarına göre, Almanya'daki aşırı sağcıların sayısı 49.700'den (2001) 38.600'e (2006) düşmüştür. Almanya, "seyahat eden danışman ekipleri ve kurban gruplarını da içeren, aşırı sağcılıkla mücadeleye yönelik ülke çapında programlara" milyonlarca Euro aktarmıştır. Ancak tüm bu çabalara rağmen, 11 Eylül 2007 tarihinde, Frankfurtlu Haham Zalman Gurevitch, [[Afgan]] kökenli Müslüman bir saldırgan tarafından defalarca bıçaklanmıştır.

2005 yılında, Birleşik Krallık Parlamentosu, antisemitizm konusunda tüm partilerin katıldığı bir soruşturma gerçekleştirmiş, bunun sonuçları 2006 yılında yayımlanmıştır. Buna göre, "yakın zamana kadar, gerek Yahudi cemaatinde, gerekse toplumun geriye kalanında antisemitizmin sadece toplumdaki marjinal gruplar arasında bulunduğu yönünde bir görüş hakimdi." Komisyon, bu sürecin 2000 yılından bu yana tersine döndüğü sonucuna varmıştır. 1 Ocak 2006 tarihinde, Britanya'nın baş hahamı Sir Jonathan Sacks, kendi tabiriyle bir "antisemitizm tsunamisi"nin küresel ölçekte yayıldığı uyarısını yapmıştır.

Fransa, Batı Avrupa'nın en kalabalık Müslüman nüfusunu (yaklaşık 4 milyon) ve en büyük Yahudi cemaatini barındıran (yaklaşık 600.000) ülkesidir. Yahudi cemaatinin önde gelenleri, Fransa'da başta Arap ve Afrika kökenli Müslümanlar olmak üzere, eski Fransız sömürgelerinden gelen Karayib asıllılar arasında da antisemitizmin yoğunlaşmakta olduğu yönünde uyarılarda bulunmaktadır.

Öte yandan, Holokost'tan kurtulan eski bakan Simone Veil, Fransa'daki bağnazlığın asıl kurbanlarının Yahudiler değil Müslümanlar olduğunu belirtiyor. Yahudilere yönelik şiddetin bir bölümünün Müslümanlar tarafından yapıldığını kabul etmekle birlikte, Veil, "Fransa'daki Arap karşıtlığı antisemitizmden çok daha güçlüdür" diyor. Ilan Halimi'nin 13 Şubat 2006 tarihinde öldürülmesi, dönemin İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy tarafından antisemitik suç olarak nitelendirilmiştir.

Önde gelen Yahudi asıllı hayırsever Baron Eric de Rothschild gibi kimi bağımsız sesler ise Avrupa'daki antisemitizmin abartıldığını belirtmektedir. Fransa'da "Hükümet ve belediyelerdeki insanların aslında oldukça Yahudi yanlısı olduğunu, hatta bunun seçim hesaplarının da ötesine giden bir boyutta olduğunu" belirten Rothschild'e göre, "Fransa hakkında söylenemeyecek bir şey varsa, onun da bu ülkenin antisemitik bir ülke olduğunu iddia etmektir."

Ortadoğu

Sonuçları 14 Ağustos 2005 tarihinde yayımlanan Pew Küresel Tavırlar Projesi'ne göre, Müslümanların çoğunlukta olduğu altı ülkede nüfusun büyük bölümü Yahudilere karşı olumsuz görüşe sahiptir. Katılımcılara, çeşitli dinlere mensup insanlar hakkındaki görüşlerini "çok olumlu" ile "çok olumsuz" arasında değişen bir skalada belirtmelerinin istendiği araştırmada, Türklerin %60'ı, Faslıların %88'i, Lübnanlı Müslümanların %99'u ve Ürdünlülerin %100'ü Yahudiler için "biraz olumsuz" ya da "çok olumsuz" cevaplarını işaretlemişti.

Ortadoğu'daki Siyonist karşıtı propaganda, İsrail ve liderlerini şeytanlaştırmak için sıklıkla Holokost (Yahudi Soykırımı)terminolojisi ve sembollerini kullanır. Aynı zamanda, Holokost'un inkarı ve Holokost'un küçümsenmesine yönelik çabalar, bazı Ortadoğu ülkelerinde tasvip edilen tarihi söylem olarak giderek açık kabul görmektedir.

Mısır'da, Dar al-Fadhilah, Henry Ford'un antisemitik risalesi, Beynelmilel Yahudi'nin çevirisini kapağında oldukça antisemitik bir resim ile yayımlamıştır.

Suudi Arabistan hükûmet web sitesinde, ülkeye girmek isteyen Yahudilere turist vizesi verilmeyeceği açıklanmış, daha sonra bu ifade kaldırılarak, "hatalı bilgi" konulmasından ötürü özür dilenmiştir. 2001 yılında, Suudi Arabistan Arap Radyo ve Televizyonu, Siyon Liderlerinin Protokolleri'nin sahneye uyarlandığı, "Atsız Atlı" adlı 30 bölümlük bir dizi hazırlamıştır. Bir Suudi Arap devlet gazetesi tüm Yahudilerden nefret etmenin haklı olduğunu ifade etmiştir.

Suudi okul kitapları Yahudileri (ve Hristiyanlar ile Vahabi olmayan Müslümanları) kötü göstermektedir; The Washington Post'un 21 Mayıs 2006 tarihli sayısına göre, antisemitizmden temizlendiği iddia edilen Suudi okul kitaplarında hâlen Yahudilere maymun (ve Hristiyanlara domuz) denmekte, öğrencilerden Yahudilerden uzak durmaları ve onlarla dostluk kurmamaları istenmekte, Yahudilerin şeytana taptıkları iddia edilmekte ve Yahudileri mağlup etmek için Müslümanlar Cihat'a çağrılmaktadır.

Ortadoğu'daki kimi Müslüman din adamları sıklıkla Yahudilerden maymun ve domuzların torunları diye bahsetmektedir. Nisan 2002'de, El-Ezher Camii İmamı ve El-Ezher Üniversitesi Şeyhi ve en yüksek mevkide bulunan Sünni Arap din adamı Mısırlı Şeyh Muhammed Seyyid Tantavi, haftalık vaazında Yahudileri "Allah'ın düşmanları, maymun ve domuzların torunları" şeklinde tanımlamıştı. BBC'de yayımlanan Panorama programında da, Mekke'deki Büyük Cami'nin İmamı Abdül Rahman El-Sudais'in benzer açıklamalarına yer verilmiştir.

11 Ekim 2006 tarihinde, Tahran'da başlayan "Holokost'a Küresel Bakışı Gözden Geçirmek için Uluslararası Konferans" bazı kesimler tarafında kınanmış ve "Holokost'u inkar konferansı" ve "Holokost inkarcılarının toplantısı" şeklinde nitelendirilmişse de, İran konferansın amacının Holokost'un inkar edilmesi olmadığını açıklamıştır.

5 Mayıs 2001 tarihinde, Şimon Peres'in Mısır ziyareti sonrası, İnternet'te yayınlanan el-Ekber gazetesi, "yalan ve dolan Yahudilere yabancı değildir[...]. Bu yüzdendir ki, Allah suretlerini değiştirmiş, onları maymun ve domuz haline getirmiştir" ifadesine yer vermiştir.

İsrail'de, Zalman Gilichenski son on yıl içinde Rusya'dan gelen göçmenler arasında antisemitizmin yayıldığı uyarısını yapmıştır.