|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Antisemitizm
Yirminci yüzyıl
Nazi Almanyası'nda iki yaygın Yahudi tasviri: solda, kapitalist/komünist küresel parazit tasviri; sağda ise, gezgin Yahudi
Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Yahudiler iş hayatında, yerleşim ve dinlenme mekanlarına erişimde, kulüp ve örgütlere üyelikte ayrımcılığa uğruyor, üniversitelerde Yahudi öğrenci ve öğretim üyeleri sıkı kotalara tabi tutuluyordu. 1915 yılında, Leo Frank'ın Georgia'nın Marietta şehrinin önde gelenleri tarafından linç edilmesi dikkatleri ABD'deki antisemitizme çevirdi. Ülkedeki Yahudi düşmanlığı iki dünya savaşı arası dönemde zirveye ulaştı. Otomobil üreticisi Henry Ford, kendisine ait The Dearborn Independent adlı gazetesinde antisemitik fikirlerini dile getirirken, Franklin D. Roosevelt'in Yeni Anlaşma'sı 1930'ların sonunda bir Yahudi finansal komplosu olduğu saldırılarına maruz kaldı. Bu görüş, aralarında Louis T. McFadden'in de bulunduğu bazı önde gelen politikacılar tarafından paylaşılıyordu. 1940'larda, pilot Charles Lindbergh ve birçok önde gelen Amerikalı, Önce Amerika Komitesi'nin Faşizme karşı savaşta yer almasına karşı çabalarına öncülük etti.
Nazi işgali altındaki Avrupa'da, Yahudilerin üzerindeki baskı ve temel medeni haklardan mahrum edilmeleri, kitlesel katliama dönüşerek, 1941-1945 yılları arasında Holokost (Yahudi Soykırımı) ile sonuçlandı. Nazilerin kıyım için hedef aldığı 11 milyon Yahudiden altı milyonu bu süreçte katledildi.
Bu, kimileri tarafından Avrupa'da nesiller boyunca süren antisemitizmin bir sonucu olarak görülmektedir.
Antisemitizm, Stalin ile Troçki ("Yahudiler Troçkistler, Troçkistler Yahudilerdir") arasındaki anlaşmazlıktan itibaren Sovyet Rusya'da sıklıkla kişisel anlaşmazlıklarda bir araç olarak kullanılmış, resmî propaganda tarafından yayılan sayısız komplo teorisi ile de devam etmiştir. SSCB'de antisemitizm, 1948 yılında "köksüz kozmopolit"lere karşı yürütülen ve çok sayıda Yidiş dilinde yazan şair, yazar, ressam ve heykeltıraşın öldürüldüğü kampanya sırasında daha da büyük boyutlara ulaştı. Bunu, Doktorlar Komplosu takip etti. Polonya'da da, benzer Yahudi karşıtı propaganda, geriye kalan Polonyalı Yahudilerin de ülkeden kaçması ile sonuçlandı. Savaşın ardından, Avrupa'daki antisemitik olaylar arasında, komünist Polonya'daki Kielce pogromu ve Mart 1968 olayları da vardı.
Yahudi anarşistler ve antisemitizm
Antisemitizm, 19. yüzyıldan itibaren Yahudi anarşistlerde de açık şekilde görülmüştür. Güney Fransa'da doğan bir Fransız Yahudisi olan Bernard Lazare, 19. yüzyıl anarşistleri arasında görülen Yahudilerin içe kapanık olmaya meyilli ve dış görünümleri itibarıyla farklı olduğu görüşünü paylaşıyordu. Yahudi anarşistler Yahudilikten hazzetmiyor ve Lazare'ın 1896 tarihli kitabında, aşağıdaki alıntıda belirttiği gibi, konumlarını antisemitizm olarak tanımlıyorlardı:
« ... antisemitizmin genel sebepleri daima İsrailoğullarının kendisinden kaynaklanmıştır, onlara karşı husumet gösterenlerden değil... kendi başlarına gelen felaketlerin sorumlusu, hiç olmazsa kısmen Yahudilerin kendisidir...
Yahudiye bu evrensel husumeti hangi erdemler ya da hangi ahlaksızlıklar kazandırmıştır? Neden İskenderiyeliler ve Romalılar, İranlılar ve Araplar, Türkler ve Hristiyan uluslarının hepsinden kötü muamele ve nefret görmüştür? Çünkü, bugüne kadar, her yerde, Yahudi içe kapanık bir varlık olmuştur. Peki neden içe kapanıktı? Çünkü kendi grubuna münhasır kalmış, bunu ise hem siyasi hem de dini düzeyde gerçekleştirmiş ya da daha ziyade, siyasi ve dini mezhebine, hukukuna sıkı sıkıya sarılmıştır. »
Hristiyanlık ve antisemitizm
Dini antisemitizm Yahudilik karşıtlığı olarak da bilinir. İsimden de anlaşılabileceği üzere, antisemitik saldırıların belirleyici özelliği, Yahudilik dininin kendisiydi. Antisemitizmin bu türünde, Yahudilerin halk içinde dinlerinin gereklerini yerine getirmeye son vermeleri veya din değiştirmeleri, özellikle resmî veya "doğru" dine geçmeleri halinde, saldırılar sıklıkla durur, bazen de din değiştiren Yahudiler toplu ayinlerden dışlanırlardı.
Yahudiler, Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlığa geçmesinden bu yana Hristiyan ve Müslüman topraklarında dini azınlık olarak yaşamışlardır. Gerek Hristiyanlık gerekse İslam Yahudileri Tanrı yolunu reddedenler olarak resmeder. Yüzyıllar boyunca Hristiyanlar ve Müslümanlar zaman zaman Yahudiler ile barış içinde yaşamış, zaman zaman ise onlara baskı yapmışlardır.
Yeni Ahit ve antisemitizm
Bazı tarihçiler, Yeni Ahit'in büyük ölçüde Yahudiler tarafından, Yahudilere ait bir kültürel bağlam içinde yazıldığının kabul edilmesine rağmen, Yahudilere karşı giderek artan hasmane ve saldırgan bir tarzda yazılmış olduğunu belirtir. Yuhanna İncili, birçok Yahudi karşıtı bölüm içermesinden ve Yahudilere yönelik çok sayıda aşağılayıcı atıfta bulunmasından ötürü özellikle antisemitik olarak öne çıkar.
Selaniklilere 1. Mektup 2.13-16, defalarca antisemitik amaçlar için kullanılmıştır. Ayet, kişinin kendi yurttaşlarının elinde çektiği sıkıntılardan bahseder.
Yahudiye'de İsa'ya bağlı olan toplulukların, İsa'yı öldüren Yahudilerden baskı gördüğü, Tanrı'nın bu tür insanların hoşnutsuz olduğu, bunların tüm insanlara düşman olduğu ve Pavlus'un Yahudi olmayan uluslarla Yeni Ahit'in mesajı ile ilgili konuşmasını engelledikleri anlatılır. İkinci Tapınak döneminde, Yahudi dini grupları arasında Yahudi olmayanlarla iletişim konusunda mezhepsel farklılıklar yaşanıyordu. Kimilerinin bunun Pavlus'a isnat edilen diğer yazılar ile çeliştiğini düşünmesi ve Pavlus'un, Hristiyanlığa geçmeden önce, Ferisi olduğu döneme dair olumsuz bir tavrı olmadığından, ayet uzmanlar arasında önemli tartışmalar doğurmuştur.
Yeni Ahit'e göre, İsa Romalı askerler tarafından gaddar bir şekilde ve aşağılanarak öldürülmüştür. Pontius Pilatus'un sözleri (Matta 27.24-25) İsa'nın öldürülmesinden tamamıyla Yahudilerin sorumlu olduğunu ima etmektedir.
İsa çarmıha çivilendiğinde, Yeni Ahit orada bulunanların İsa'ya hakaret ettiklerini belirtir (Matta 27.39); kimileri, ismi verilmeyen bireylerin aslında Yahudiler olduğunu iddia eder. Romalıların olayla ilgisi, özellikle idam şekli Yeni Ahit'te anlatılmasına rağmen, Hristiyanların genelindeki izlenim İsa'nın ölümü ile sonuçlanan olayları Yahudilerin kontrolünde geliştiği yönündedir.
Kimileri, Hristiyanların Yahudiliği ilk olarak rakip ardından da günah keçisi olarak görmeye başlamalarının izinin hem Yeni Ahit'in belirli kısımlarında hem de erken dönem Hristiyan metinleri ve Havarilerin yazdıklarında sürülebileceğine inanmaktadır. İkinci Tapınak'ın yıkılması, İsa'nın ölümü yüzünden Tanrı'nın Yahudilere gazabı olarak görüldü. Benzer anlamlar taşıyan bölümlere Eski Ahit nevi'im'de (peygamberler), bilhassa da Yahudi halkının yargılanması, imhası ve Babilliler (II. Nebukadnezar yönetiminde, M.Ö. 587 yılında) tarafından Kudüs'ten sürgün edilmesini anlatan Yeremya'nın Kitabı'nda görülebilir.
Yeni Ahit'in büyük kısmı, İsa'nın takipçileri olan Yahudiler tarafından yazılmıştır ve ikisi hariç (Luka ve Elçilerin İşleri) tüm kitapçıklar bu gibi Yahudi takipçilere isnat edilir.
Bununla birlikte, Yeni Ahit'te kimilerinin antisemitik olarak nitelendirdiği ya da antisemitik amaçlar doğrultusunda kullanılmış olan bir dizi bölümde yer alır:
« Bir grup Ferisi ile konuşan İsa: "İbrahim'in soyundan olduğunuzu biliyorum. Yine de beni öldürmek istiyorsunuz. Çünkü yüreğinizde sözüme yer vermiyorsunuz. Ben babamın yanında gördüklerimi söylüyorum, siz de babanızdan işittiklerinizi yapıyorsunuz." "Bizim babamız İbrahim'dir" diye karşılık verdiler. İsa, "İbrahim'in çocukları olsaydınız, İbrahim'in yaptıklarını yapardınız" dedi. Siz babanız İblis'tensiniz ve babanızın arzularını yerine getirmek istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildi.
Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylemesi doğaldır. Çünkü o yalancıdır ve yalanın babasıdır. Ama ben gerçeği söylüyorum. İşte bunun için bana iman etmiyorsunuz. Hanginiz bana günahlı olduğumu kanıtlayabilir? Gerçeği söylüyorsam, niçin bana iman etmiyorsunuz? Tanrı'dan olan Tanrı'nın sözlerini dinler. İşte siz Tanrı'dan olmadığınız için dinlemiyorsunuz." (Yuhanna 8.37-39, Yuhanna 44-47) İdamından hemen önce bir sinagog kurulunun önünde konuşan İstefan: "Ey dik kafalılar, yürekleri ve kulakları sünnet edilmemiş olanlar! Siz tıpkı atalarınıza benziyorsunuz, her zaman Kutsal Ruh'a karşı direniyorsunuz. Atalarınız peygamberlerin hangisine zulmetmediler ki? Adil Olan'ın geleceğini önceden bildirenleri de öldürdüler. Melekler aracılığıyla buyrulan Yasa'yı bulup da buna uymayan sizler, şimdi de Adil Olan'a ihanet edip O'nu katlettiniz!" (Elçilerin İşleri 7-51-53)
"Bak, Şeytan'ın havrasından olanları, Yahudi olmadıkları halde Yahudi olduklarını ileri süren yalancıları öyle edeceğim ki, gelip senin ayaklarına kapanacak ve benim seni sevdiğimi anlayacaklar." (Esinleme 3:9). »
Bazı din uzmanları İsa ve İstefan'ın diğer Yahudilere hitap eden Yahudiler olduğunun ve İsrailoğullarına yönelttikleri geniş ithamların Musa'dan ve O'nun ardından gelen Yahudi peygamberlerden alındığının altını çizerler (örn. Tesniye 9.12-14; Tesniye 31.27-29; Tesniye 32:5, Tesniye 32.20-21; 2. Krallar 17.13-14; Yeşeya 1:4; Tesniye 9.12-14). İsa bir defasında da kendi öğrencisi Petros'a 'İblis' demişti (Markos 8.33). Diğer uzmanlar, bunlar gibi ayetlerin Yahudiler ile Hristiyanlar arasında birinci yüzyılın sonları ve ikinci yüzyılın başlarında ortaya çıkan sürtüşmeleri yansıttığını ve İsa'dan kaynaklanmadığını iddia eder.
Yahudi peygamber Yeremya'dan yola çıkan (Yeremya 31.31-34) Yeni Ahit, İsa'nın ölümü ile, Musa tarafından yapılan ilk anlaşmayı geçersiz kılan ve birçok açıdan geçen, yeni bir anlaşmanın yapıldığını öğretir (İbraniler 8:7-13; Luka 22.20). İlk anlaşmanın uygulanması geleneksel olarak Yahudiliği karakterize eder. Bununla birlikte, İsa'nın başlangıçtaki Yahudi takipçileri sünnet uygulamasına ve perhiz yasalarına riayet etmeyi sürdürmüş, bu sebepten ötürü de, Yahudi olmayan Hristiyanların bu yasalara uymaması İsa'nın ölümünden sonraki yıllarda tartışmalara ve anlaşmazlıklara konu olmuştur (Elçilerin İşleri 11:3; Elçilerin İşleri 15:1; Elçilerin İşleri 16:3).
Yeni Ahit, İsa'nın (Yahudi) öğrencisi Yahuda (Markos 14.43-46), Romalı Vali Pontius Pilatus ile Romalı askerlerin (Yuhanna 19.11; Elçilerin İşleri 4.27) ve Yahudi önde gelenleri ile Kudüs halkının (farklı derecelerde) İsa'nın ölümünden sorumlu olduklarını savunur (Elçilerin İşleri 13.27). Diyaspora Yahudileri, kendi kontrolleri dışındaki olaylardan ötürü suçlanmamıştır.
Yeni Ahit, Kudüs'teki Yahudi dini liderlerinin İsa'nın ölümünün ardından İsa'nın takipçilerine karşı düşmanca davrandıklarını, zaman zaman da onlara karşı güç kullandıklarını yazar. İstefan, taşlanarak idam edilir (Elçilerin İşleri 7.58). Din değiştirmeden önce, Saul İsa'nın takipçilerini hapseder (Elçilerin İşleri 8:3; Galatyalılar 1.13-14); Timoteyus'a Birinci Mektup 1.13). Din değiştirdikten sonra, Saul da Yahudi yetkililer tarafından çeşitli zamanlarda kırbaçlanır (Korintlilere İkinci Mektup 11.24) ve Yahudi yetkililer tarafından Roma mahkemelerinde suçlanır (örn. Elçilerin İşleri 25:6-7). Öte yandan, Yahudi olmayanların muhalefetine de defalarca atıfta bulunulur (Korintlilere İkinci Mektup 11.26; Elçilerin İşleri 16.19; Elçilerin İşleri 19.23). Daha genel olarak, Yeni Ahit'te İsa'nın takipçilerinin diğerlerinin ellerinde çektiği ıstıraplara da çok sayıda gönderme yapılır (Romalılar 8.35; Korintlilere Birinci Mektup 4.11; Galatyalılara Mektup 3:4; Selaniklilere İkinci Mektup 1:5; İbraniler 10.32; Petrus'un Birinci Mektubu 4.16; Esinleme 30:4).
|