Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02 Mayıs 2022, 21:36   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

Bu tezde, kadının dil aracılığıyla da baskı altında tutulduğu ve toplumun hemen her alanında olduğu gibi dilde de kadın aleyhine cinsiyetçilik olduğu gerçeğinden yola çıkarak Türkçe’nin ne ölçüde cinsiyetçi olduğu ortaya konulmuştur. Bunun için gerekli kavramsal açıklamalar yapıldıktan sonra (toplumsal cinsiyet, cinsiyetçi dil, dil ve ideoloji gibi.),dünya dillerinde ve onların içinde Türkçe’de cinsiyetçiliğin boyutları ve niteliği göz önüne serilmiştir. Sunulan tartışma ve artalanın ışığında, Kemalist görüşün temsilcisi Cumhuriyet gazetesi ile dinci muhafazakar görüşün temsilcisi Vakit gazetesinin köşe yazarlarının yazıları takip edilmiş ve bulunan cinsiyetçi ifadeler listelenmiştir. Bu ifadeler gruplanarak, genellikle hangi açılardan cinsiyetçilikle karşılaşıldığı ortaya çıkarılmıştır. Zıt görüşleri temsil eden gazeteler seçilerek siyasi görüşlerin bu ifadeleri kullanmada etkisinin olup olmadığını tespit etmek amaçlanmıştır. Ortaya çıkan sonuç ise cinsiyetçi dil kullanımında siyasi görüşün ötesinde bir bilincin varolduğudur. Türkçe’deki cinsiyetçi ifadelerin kullanımı siyasi görüşe göre önemli bir farklılık göstermezken, kadının ikincilliğine ve ötekileşmesine büyük bir katkıda bulunmaktadırlar.

Toplum kadını bir çok açıdan baskı altında tutmaktadır ve bunun için elinde güçlü araçlar vardır. Gelenekler ve onların etkisinde kalarak hazırlanan yasalar başta olmak üzere televizyon, basın, edebiyat gibi araçlarla da güçlendirilerek her yönden baskı görmüş, ikincil sayılmıştır kadın. Onun toplum önünde ikincil olarak görülmesinde çok güçlü ve yaygın bir araç da “dil” dir ki bu araç, çok köklü olması, düşünceyle iç içe olup toplumun deneyimlerinin ve algılarının bir yansıması olması nedenleri ile çok güçlü bir araçtır. Tüm gerçekliği yansıttığı ve gerçekliğin oluşumuna katkıda bulunduğu düşünülürse dil hiç küçümsenmeyecek bir ideoloji aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. İktidarı elinde tutanlar dil ve düşünce arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurarak, dili de kontrol altında tutabilir ki erkek egemen ideolojinin bunu acımasızca yaptığını görebilmekteyiz.

“Devlet adamı, din adamı, insanoğlu, eloğlu” gibi ifadelerle kadının yer bulmadığı, “kadının namusu, kadın pazarlamak, kadın merakı” gibi ifadelerin kadını cinsel bir obje olarak gösterdiği, “karı gibi ağlamak, evde kalan kızlar, şirret kadınlar” gibi ifadelerin kadınları küçümsediği, “ev kadını, şefkatli anneler” gibi ifadelerin kadını belli rollere ittiği, “kadın milletvekili, kadın hakları, kadın gazeteci” gibi ifadelerin kadını “ötekileştirdiği”, kelimelere biraz daha yakından bakınca kolayca anlaşılabilmektedir.

Tezimizde bu gözlemlerden yola çıkarak dilin ataerkil ideolojinin bir aracı olarak nasıl kullanıldığını ve Türkçe’nin hangi açılardan, ne ölçüde cinsiyetçi olduğunu göstereceğiz.

İlk olarak toplumsal cinsiyet ve, feministlerin özellikle son yıllarda çok önemsediği, “cinsiyetçi dil” kavramlarına açıklık getirilip, bu konuda ortaya atılan kuramlardan destek alarak dilin kadın aleyhine ideolojik olarak nasıl kullanılabileceği göz önüne serilecektir.

İkinci bölümde dünya dilleri hızlıca gözden geçirilerek farklı dil ailelerindeki cinsiyetçi uygulamalar örneklendirilecektir. Oradan konumuz sınırlandırılarak Türkçe’nin cinsiyetçiliği örnek ve tartışmalarla sunulacaktır.

Üçüncü bölümde, uygulama alanı olarak seçilen gazetelerin köşe yazılarında rastlanan cinsiyetçi ifadeler gruplanarak listelenecek ve bunların kadının ikincil konumda olmasına nasıl etki edebileceği tartışılacaktır.


“Değerlendirme” bölümü olarak sunulan bölümde cinsiyetçi ifadelerin belli bir siyasi görüşten etkilenip etkilenmediği sonuçlandırılmaya çalışılacaktır.


Sonuç bölümünde ise, Türkçe’nin cinsiyetçilikten arınmasının yolları ve bu süreci etkileyecek faktörlere değinilerek tezimiz son bulacaktır.