![]() |
|
||||||
| Yabancı Dil Yabancı dil aslen başka bir ülkeden gelen bir dildir. |
| ||
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#4 |
|
Çevrimdışı
|
1. **aberration** - The sudden drop in temperature was an aberration for this time of year. / Bu mevsim için ani sıcaklık düşüşü bir sapmaydı.
2. **abstruse** - The professor's lecture on quantum mechanics was quite abstruse. / Profesörün kuantum mekaniği dersi oldukça anlaşılmazdı. 3. **acquiesce** - He decided to acquiesce to her demands to keep the peace. / Huzuru korumak için onun taleplerine boyun eğmeye karar verdi. 4. **adroit** - She was adroit at handling difficult customers. / Zor müşterilerle başa çıkmada ustaydı. 5. **ameliorate** - The new policy is expected to ameliorate working conditions. / Yeni politikanın çalışma koşullarını iyileştirmesi bekleniyor. 6. **anachronism** - The use of typewriters is an anachronism in today's digital world. / Bugünün dijital dünyasında daktilo kullanımı anakronizmdir. 7. **antediluvian** - His views on gender roles are positively antediluvian. / Cinsiyet rollerine ilişkin görüşleri kesinlikle çok eskidir. 8. **apocryphal** - The story about the haunted house is likely apocryphal. / Lanetli ev hakkındaki hikaye muhtemelen uydurmadır. 9. **assiduous** - She was assiduous in her studies, always putting in extra effort. / Derslerinde çok çalışkandı, her zaman ekstra çaba gösterirdi. 10. **beleaguer** - The small town was beleaguered by frequent floods. / Küçük kasaba sık sık sel felaketleriyle kuşatıldı. 11. **bellicose** - The general's bellicose rhetoric alarmed the peace negotiators. / Generalin savaş yanlısı söylemi barış müzakerecilerini tedirgin etti. 12. **callous** - His callous remarks about the tragedy shocked everyone. / Trajedi hakkındaki duygusuz yorumları herkesi şok etti. 13. **circumspect** - He was circumspect in his financial decisions. / Mali kararlarında ihtiyatlıydı. 14. **clandestine** - The clandestine meeting was held in a secret location. / Gizli toplantı, gizli bir yerde yapıldı. 15. **conflagration** - The forest conflagration destroyed thousands of acres. / Orman yangını binlerce dönümü yok etti. 16. **conundrum** - Solving this conundrum requires innovative thinking. / Bu bilmecenin çözümü yenilikçi düşünce gerektirir. 17. **convivial** - The atmosphere at the party was convivial and welcoming. / Partideki atmosfer neşeli ve misafirperverdi. 18. **credulous** - The credulous tourist believed every story the guide told. / Saf turist, rehberin anlattığı her hikayeye inandı. 19. **debunk** - The scientist worked to debunk myths about climate change. / Bilim adamı iklim değişikliği hakkında mitleri çürütmek için çalıştı. 20. **deleterious** - Smoking has deleterious effects on health. / Sigara içmenin sağlığa zararlı etkileri vardır. 21. **diatribe** - His speech was a diatribe against corruption. / Onun konuşması yolsuzluğa karşı bir saldırıydı. 22. **disparate** - The committee had to reconcile disparate viewpoints. / Komite farklı bakış açılarını uzlaştırmak zorunda kaldı. 23. **efficacy** - The efficacy of the new drug is still under study. / Yeni ilacın etkinliği hala araştırılıyor. 24. **elucidate** - The professor elucidated the complex theory in simple terms. / Profesör karmaşık teoriyi basit terimlerle açıkladı. 25. **emollient** - The lotion has an emollient effect on dry skin. / Losyonun kuru cilt üzerinde yumuşatıcı etkisi vardır. 26. **ephemeral** - The beauty of the cherry blossoms is ephemeral. / Kiraz çiçeklerinin güzelliği kısa ömürlüdür. 27. **eschew** - He tries to eschew processed foods in his diet. / Diyetinde işlenmiş gıdalardan kaçınmaya çalışır. 28. **expedite** - We need to expedite the approval process. / Onay sürecini hızlandırmamız gerekiyor. 29. **extol** - She extolled the virtues of a balanced diet. / Dengeli bir diyeti övdü. 30. **fatuous** - His fatuous comments were ignored by the group. / Aptalca yorumları grup tarafından göz ardı edildi. 31. **fortuitous** - It was fortuitous that they met at the conference. / Konferansta karşılaşmaları tesadüfi oldu. 32. **gregarious** - He is a gregarious person who enjoys socializing. / Sosyalleşmeyi seven sosyal bir kişidir. 33. **hapless** - The hapless traveler lost his luggage twice. / Talihsiz yolcu, bagajını iki kez kaybetti. 34. **impecunious** - The impecunious artist struggled to pay rent. / Parasız sanatçı kirayı ödemekte zorlandı. 35. **ineffable** - The view from the mountain was ineffable. / Dağdan manzara tarif edilemezdi. 36. **intransigent** - Their intransigent attitude made negotiations difficult. / Uzlaşmaz tavırları müzakereleri zorlaştırdı. 37. **juxtapose** - The exhibition juxtaposed modern and traditional art. / Sergi, modern ve geleneksel sanatı yan yana koydu. 38. **laconic** - His laconic response did not provide much information. / Onun kısa yanıtı pek bilgi sağlamadı. 39. **magnanimous** - She was magnanimous in victory, praising her opponent. / Zaferinde yüce gönüllüydü, rakibini övdü. 40. **maverick** - He is known as a maverick who challenges the status quo. / Statükoya meydan okuyan bir asi olarak bilinir. 41. **nebulous** - Her plans for the future are still nebulous. / Gelecek planları hala belirsiz. 42. **obfuscate** - The lawyer's arguments only served to obfuscate the issue. / Avukatın argümanları sadece konuyu karartmak için hizmet etti. 43. **ostracize** - He was ostracized by the community for his beliefs. / İnançları nedeniyle toplum tarafından dışlandı. 44. **paragon** - She is a paragon of virtue. / O, erdemin örneğidir. 45. **parsimonious** - The parsimonious man refused to buy new clothes. / Tutumlu adam yeni kıyafetler almayı reddetti. 46. **penchant** - He has a penchant for collecting rare books. / Nadir kitaplar toplama merakı vardır. 47. **perfidious** - The perfidious friend betrayed her trust. / Vefasız arkadaş güvenini ihanet etti. 48. **rancorous** - Their relationship ended on a rancorous note. / İlişkileri kin dolu bir şekilde sona erdi. 49. **sagacious** - The sagacious leader made wise decisions. / Bilge lider, akıllıca kararlar verdi. 50. **tenuous** - The connection between the two events is tenuous at best. / İki olay arasındaki bağlantı en iyi ihtimalle zayıf. ![]() Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, #SOMA |
| Yer İmleri |
| Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|
| Forum | Bilgilendirme | Künye |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc. Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece |
Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir. |
|