Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Eğitim > Eğitim ve Öğretim > Psikoloji

Psikoloji Psikoloji hakkındaki bilgi, haber ve paylaşımların yer aldığı bölüm.


Stanford Hapishane Deneyi: Güç, İnsanların Gözünü Nasıl Döndürüyor?

Psikoloji hakkındaki bilgi, haber ve paylaşımların yer aldığı bölüm.



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Stanford Hapishane Deneyi: Güç, İnsanların Gözünü Nasıl Döndürüyor?
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
203

Kullanıcı Etiket Listesi

1Beğeniler
  • 1 Post By Leydihan

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Eski 23 Haziran 2022, 19:33   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Stanford Hapishane Deneyi: Güç, İnsanların Gözünü Nasıl Döndürüyor?

Stanford Hapishane Deneyi: Güç, İnsanların Gözünü Nasıl Döndürüyor?

1971 yılında Philip Zimbardo isimli bir sosyal psikolog, insanların sosyal rollere nasıl tepki verdiğine dair bir deney düzenleme kararı aldı ve Stanford Üniversitesi'nin Psikoloji Departmanı'nın bodrum katına inşa edilen sahte bir hapishanede, gardiyanlar ve mahkumlar olarak davranmalarını sağlayacak şekilde, 2 hafta sürecek olan deneyi için 24 kişiden oluşan bir grup erkek, üniversite öğrencisini deneyinde kullandı. Fakat Zimbardo deneklerine hangi role sahip olacaklarını, onların haberi olmaksızın belirledi. Deneklere, önceden bunun 2 haftalık bir deney olacağı, bir hapishanenin simüle edileceği ve gün başına 15 dolar (2012 parasıyla 85 dolar) alacakları bildirildi.





Deneye katılımcı bulmak için gazeteye verilen ilan.
Mahkumlara deney süresince gardiyanların emirlerini dinleme zorunluluğu yükledi. Gardiyanlara ise mahkumlara sözlerini geçirebilmek için olabildiğince sert davranmalarını; ancak şiddete kesinlikle başvurmamalarını tembihledi. Zimbardo, sonradan yayınlanan görüntülerde, deney öncesinde gardiyanları eğitirken şunları söylüyordu:
Mahkumlar üzerinde can sıkıntısı hissi yaratabilirsiniz, bir dereceye kadar korku yaratabilirsiniz ve onların hayatlarını tamamen rastgele güçler tarafından, sistem tarafından, sizler ve bizler tarafından kontrol edildiği hissine kapılmalarını sağlayabilirsiniz. Ve kesinlikle özel hayatları olmayacak. Onların bireyselliklerini çeşitli yollarla ellerinden alacağız. Genellikle bunun sonucunda, kendilerini güçsüz hissederler, bunu bekliyoruz. Yani bunun sonucunda, biz tüm güce sahip olacağız, onlarsa hiçbir güce...
Gardiyanlar, tıpkı gerçek gardiyanlar gibi giydirildi, ellerine tahta sopalar verildi ve tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratılmaya çalışıldı. Göz temasına engel olması amacıyla aynalı gözlükler verildi. Mahkumlaraysa, tıpkı gerçekte olduğu gibi, oldukça rahatsız edici bir mahkum kıyafeti giydirildi ve bileklerine birer zincir vuruldu. Gardiyanlara, mahkumları onlara atanmış ve mahkum kıyafetlerine işlenmiş numaralar ile çağırmaları tembihlendi. Böylece tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratıldı.

Polis Tarafından Tutuklanan Denekler!

Zimbardo, 14 Ağustos 1971 günü, "mahkum" konumunda olacakları kendi evleri önünde ansızın, beklenmedik bir zamanda tutuklayarak deneye dahil etti. Tutuklamaları Palo Alto polisi, Zimbardo ile anlaşmalı olarak yaptı ve mahkumları silahlı soygun suçuyla suçladı. Mahkumlar, tüm gerçek tutuklanma prosedürlerinden geçirildi, parmak izleri alındı ve profil fotoğrafları çekildi. Polis karakolundan sonra, sahte hapishaneye gerçek bir mahkum taşıma aracıyla transfer edildiler.



Hapishanedeki her bir hücre, 3 mahkuma ev sahipliği yapmaktaydı. Hücreler oldukça dardı; mahkumlar için bir hapishane bahçesi yaratılmıştı ve gardiyanlar içinse geniş, rahat alanlar kurulmuştu. Gardiyanlar, üçlü gruplar halinde, 8 saatlik vardiyalarla çalıştılar. Gardiyanların görev sonrası hapishane alanında bulunmaları gerekmiyordu.

Deney bu şekilde başladı ve göreceli olarak sorunsuz bir ilk günden sonra, daha ikinci günden ortalık karışmaya başladı. İkinci gün, 1. Hücre'de kalan mahkumlar kapılarını yataklarla bloke ederek, kıyafetlerini çıkardılar ve gardiyanları dinlemeyeceklerini söyleyerek emirleri reddettiler. Olaylar bu şekilde başladı ve sonuçlar oldukça rahatsız edici düzeydeydi.

İşler Sarpa Sarıyor!

Sıradan ve normal sayılacak üniversite öğrencileri sadece birkaç gün içerisinde vahşi düzeyde sadist gardiyanlar ve gitgide korkaklaşan mahkumlara dönüştüler. Her geçen gün, her biri, rollerine daha da bağlı hale geldiler. Günler geçtikçe, gardiyanlar giderek şiddetlenen psikolojik kontrol taktikleri geliştirmeye başladılar. Örneğin isyanlara katılmayanları aldıkları özel bir hücre yarattılar ve burada onları ödüllendirmeye başladılar. Benzer şekilde, mahkumların yatak çarşaflarını ve süngerlerini alarak onları metal yataklarda uyumaya zorladılar.

Kısa süre içerisinde gardiyanlar, mahkumlara önce gizli, sonrasında ise açık şiddet uygulamaya başladı. Yemeklerini yemeyenler için gardiyanlar tarafından karanlık bir oda yaratıldı ve oraya hapsedilme cezası uygulanmaya başlandı. Sadece 36 saat içerisinde, 8612 numaralı "mahkum", Zimbardo'nun tanımıyla "çılgın" tavırlar sergilemeye başladı. Zimbardo, olayları şöyle anlatıyor:
8612 numaralı mahkum delice davranmaya başladı, bağırıyor, çığlık atıyor, küfrediyor ve kontrolsüz öfke nöbetleri geçiriyor. Onun gerçekten bu psikolojik durumda olduğunu kabullenmemiz epey bir zaman aldı ve sonunda onu salma kararı verdik.
Deneyin başlamasından sonra sadece 6 gün geçmesine ve deneyin içeriği tamamen rol yapmaya dayanıyor olmasına rağmen, sosyal ilişkilerin gerçekliğinden ötürü mahkumlar ile gardiyanlar arasındaki ilişki o kadar sadist ve vahşi bir hale gelmişti ki, Zimbardo beklediği süreyi tamamlayamadan deneyini sona erdirmek zorunda kaldı.

Deneyin ilk günlerinden itibaren gardiyan konumundaki öğrenciler, sözlerini mahkumlara dinletebilmek için giderek şiddetli hale gelen yöntemler uygulamışlardır. Mahkumlar da, ilk günlerde gardiyan konumundakilerin gerçek hayatta "kendileri ile aynı düzeyde" olduğunu bildiklerinden inatçı ve "zoraki" bir şekilde rollerini üstlenen bir tablo çizmişler, ancak her geçen gün bu inatlaşmaya bağlı olarak artan gardiyan şiddeti, onları giderek uysal ve korkak bir hale getirmiştir.

Deneye Yönelik Eleştiriler

Zimbardo, deneyden kendisinin bile etkilendiğini belirtmiştir, çünkü kendisi de deneyde "hapishane müdürü" rolüne sahipti ve tamamen rol yapması gereken gardiyanların, tamamen rol yapması gereken mahkumlara uyguladıkları şiddeti sürdürmesine izin verecek kararlar almıştır. Bu deney, toplumun onlara biçtikleri rolleri farkında olmadan nasıl sahiplendiğini ve o rolün etkisinden çıkamadan, kontrolsüz bir şekilde yerine getirdiğini göstermeyi hedeflmektedir.

Deneyle ilgili birçok tartışma ve karşıt bilimsel makale yayınlanmıştır.Özellikle de aradan geçen 48 yıl sonunda, 2019 yılında Philip Zimbardo, deneye ait orijinal kayıt ve dokümanları halkın erişimine açma kararı almıştır.

Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda bu deneye yönelik daha fazla eleştiri ve karşı yayın görmeyi bekleyebiliriz. Örneğin, 2019 yılında Le Texier tarafından yayınlanan "Stanford Hapishane Deneyi'ni Çürütmek" başlıklı makalede şu sözlere yer veriliyor:
Stanford Hapishane Deneyi (SPE), psikolojinin en meşhur deneylerinden birisidir. Deney, bugüne kadar birçok açıdan eleştirilmiştir; ancak psikoloji ders kitaplarının yazarları, SPE ile ilgili kısımları yazarken bu eleştirileri görmezden gelmeyi seçmişlerdir ve bu nedenle hem öğrencileri hem de genel halkı deneyin bilimsel geçerliliğine yönelik soru işaretleri konusunda yanıltmışlardır. SPE arşivlerinde yapılan kapsamlı incelemelerden ve deneyin katılımcısı olan 15 kişiyle yapılan mülakatlardan elde ettiğimiz sonuçlar, deneyin bilimsel değeri konusundaki kuşkuları daha da arttırmaktadır.

Bu verilerimiz, SPE'ye yönelik önceden geliştirilen, talep karakteristiklerinin varlığı gibi eleştirileri desteklemekle kalmamaktadır; aynı zamanda bugüne kadar bilinmeyen yeni eleştiriler üretilmesini de sağlamaktadır. Bu yeni eleştirilerimiz arasında; veri toplama yönteminin önyargılı ve eksik olarak yapılmış olması, SPE'nin Zimbardo'nun sınıflarından birinde 3 ay önce öğrencilerinin yaptığı bir deneyden ne kadar dayanak aldığı, gardiyanların mahkumlara nasıl davranacakları konusunda spesifik yönergeler almış oldukları gerçeği, gardiyanlara denek olmadıklarının söylendiği gerçeği ve katılımcıların neredeyse hiçbir zaman deneye tam olarak gömülmedikleri gerçeği bulunmaktadır.
Şu ana kadar makaleye yöneltilen eleştirilerden birisi, deneklerin rastgele seçilmediği, tam tersine seçilen kişilerin agresiflik, otoriteryenizm, Machiavellianizm, narsisizm ve sosyal baskınlık gibi açılardan ortalamadan yüksek puanlar almış, empati ve altruizm alanlarında ortalamadan düşük puanlar almış bireylerden oluştuğu yönündedir.Ancak bu eleştiri geliştiren araştırmacılar, 2007 yılında benzer bir gazete ilanı vererek denekler bulmuşlardır. O çalışmanın yazarlarının da vurguladığı gibi, 2007 yılının öğrenci profili ile 1971 yılınınkinin aynı olup olmadığı tartışmalı ve varsayımsal (konjektürel) bir konudur.

Modern psikoloji ve sosyoloji kuramları ışığında geliştirilen bir diğer eleştiri, bu deneyde ortaya koyulan türden zorbalığın kendiliğinden ortaya çıkmasının güç olduğu, daha ziyade baskı ve zorbalık üzerine kurulu sistemlerde doğal bir yan etki olarak ortaya çıktığı yönündedir. Bazı araştırmacılar, gardiyan rolündeki kişilerin özellikle zorba olmak veya zorbalaşmaktan ziyade, deneyi yapan bilim insanlarının onları zorbalığa yönlendirmesi ve teşvik etmesi sonucu deneklerin zorbalaştığını ileri sürmektedirler.

Bugüne kadar deneye yönelik geliştirilen eleştirilerden bir diğeri, gardiyanlar arasındaki davranışsal çeşitlilik ile ilgilidir: Gardiyanların bir kısmı, zorbalığa ve zorbalık yapmaya yönelik üzerlerindeki baskıya aktif olarak ayak diremiştir. Bunu fark etmek önemlidir; çünkü zaten modern psikoloji ve sosyoloji çerçevesinde gördüğümüz, içinde bulunulan durumun kişilerin davranışlarını elbette etkilediği, ancak bireysel tercih ve kararların sonuçları etkileyebildiği ve buna bağlı olarak, bireylerin suç veya başarılarından mesul olabildiği argümanıdır.

Bu önemli bir eleştiridir; çünkü Stanford Hapishane Deneyi ile ilgili yaygın bir kanı, toplum içerisinde belirli roller verilen kişilerin kaçınılmaz olarak vahşileşeceği ve zorbalaşacağı yargısıdır. Eğer durum buysa, her koşulda kişilerin aksiyonlarından ziyade kurumların yönergeleri sorumlu tutulacaktır. Ancak eğer durum bu değilse, kurumun yozlaşmışlığı her ne düzeyde olursa olsun, bireylerin kararlarının önemi vurgulanmış olacaktır. Böylelikle yozlaşmış kurumların iyileştirilmesi yönünde bireysel çabalar sarf etmek de teşvik edilebilir olacaktır.

Görünen o ki, tarihsel anlatımının aksine, Stanford Hapishane Deneyi'ne benzer şekilde yapılan deneylerde her zaman zorbalığın doğal olarak ortaya çıkmadığı; tam tersine bazı deneylerde deneklerin egaliteryen (eşitlikçi ve adil) bir sosyal yapı inşa ettiği gözlenmiştir. Ancak bu deneyle ilgili de ciddi eleştiriler mevcuttur: Örneğin deney, akademik bir ortamda değil, BBC kanalında yayınlanacak bir belgesel (The Experiment)olacak biçimde icra edilmiştir ve bu durum, deneklerin davranışlarını doğrudan doğruya etkilemiş olabilir. Genel olarak, bu tür "tekrar deneylerinin" orijinal deneyin bulguların çürütebildiğine yönelik çok sayıda eleştiri bulunmaktadır.

Görülebileceği gibi, böylesine kritik, büyük ve modern etik kurallar dolayısıyla tekrar edilmesi güç bir deney ile ilgili bütün tartışmalarda çok sayıda taraf ve argüman/karşı-argüman ikilisi mevcuttur ve bunların hepsine burada yer vermemiz mümkün değildir. Hiçbir tekil deneyin bütün insanların evrensel doğasını tek başına açıklamakta yeterli olamayacağı hatırlanmalı, tekil deneylerden büyük ve aceleci genellemeler yapmaktan kaçınılmalıdır. Buna rağmen, Stanford Hapishane Deneyi, psikolojik deneylerin en meşhurlarından biri olmuş, bu ünü beyaz perdeye de farklı ülkelerin sinemaları aracılığıyla taşınmıştır. Hakkındaki tartışmaların ise daha çok uzun süre devam edeceği kesindir.



 
Eski 28 Temmuz 2022, 23:12   #2
Çevrimdışı
Sürmenaj
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Stanford Hapishane Deneyi: Güç, İnsanların Gözünü Nasıl Döndürüyor?

Böyle ruh hastası deneyleri yapnların da akıl sağlığından şüphe duyuyorum.
The Experiment 2002 filmini izleyenler varsa birebir yaşanılanları konu almış filmdir.
 

Yer İmleri


Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir)
 

Gönderim Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Ek dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm saatler GMT +3 biçimindedir. Şu anki saat 01:19.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Eğlenceli Genel Forum Sitesi, Genel Forum Sitesi, Genel Forum Siteleri, Genel Forum