Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Eğitim > Eğitim ve Öğretim > Psikoloji

Psikoloji Psikoloji hakkındaki bilgi, haber ve paylaşımların yer aldığı bölüm.


Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

Psikoloji hakkındaki bilgi, haber ve paylaşımların yer aldığı bölüm.



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?
Konudaki Cevap Sayısı
4
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
393

Kullanıcı Etiket Listesi

4Beğeniler
  • 1 Post By Dea Dia
  • 1 Post By Leydihan
  • 1 Post By Sürmenaj
  • 1 Post By Sürmenaj

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Eski 04 Ekim 2021, 02:38   #1
Çevrimiçi
Dea Dia
Dea Dia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

Henüz küçük bir çocukken hepimiz karanlıkta uyumakta güçlük çekip anne babamızın yanına kaçmışızdır, hatta bazılarımız büyüyüp yetişkinliğe adım attığında bile karanlıktan korkmaya devam eder. Peki, karanlık korkusunun ardında yatan sebebi hiç merak ettiniz mi? Korktuğumuz şey aslında karanlığın kendisi değil de başka bir şey olabilir mi?

Yetişkinlerin aksine hiçbir şeyi umursamayıp daha korkusuzca davranabildiğimiz çocukluk dönemimizde hepimiz illaki bir karanlıktan korkma döneminden geçmiş, o koridor ışığını açık bırakıp uyumuşuzdur. Ne de olsa bütün canavarlar gece karanlık çöktüğünde saklandıkları yerlerden çıkarlar ya da en azından çocuk aklımızla öyle olduğuna inanırdık. Bu korku sadece küçüklükte kalsa iyi: karanlık, büyüyüp birer yetişkin olduğumuzda bile; nedenini bir türlü anlayamadığımız bir şekilde içimize kurt düşürmeye devam eder.

Peki neden? Her korkunun olduğu gibi, karanlık korkusunun da psikolojide bir açıklaması var. Dünyaca ünlü metal grubu Iron Maiden'ın “Bazen odanın köşesine bakmaya bile korkarsın. Hissedersin bir şeylerin sürekli seni izlediğini, “ diyerek üzerine efsane şarkı Fear of the Dark’ı yazdığı karanlık korkusuna gelin bir de birlikte bakalım.

Ölümün renginden zarafetin rengine bir yolculuk

Baştan sona simsiyah giyinmiş bir insan gördüğünüzde onun bir cenazeye mi, bir iş toplantısına mı, bir moda şovuna mı yoksa sadece bir yürüyüşe mi gittiğini anlamakta biraz zorlanabilirsiniz. Sonuçta bu etkinliklerin hepsinde de tamamen siyah giyinilebilir.

Pantone Renk Enstitüsü’nün renk uzmanı ve yönetici direktörü Leatrice Eiseman’a göre şu son 50-100 yıl içerisinde siyah renk çok büyük bir değişime uğradı. “Günümüzde siyahın; cenazelerin, kederin ve ağlayan dulların ötesinde, renge bir çeşit ‘güç hissi’ veren bir ağırlığı var, “ diyen Eiseman’a göre siyah, yas ve ölümle ilişkilendirilen bir renk olmaktan çıkıp asalet ve sofistike denildiğinde akla ilk gelen renge evrildi. Artık insanlar olduklarından ince gözükmek, özgüven hissiyatı yaymak ve pahalı kıyafetlerin sembolü olarak siyah giymeyi tercih ediyor.

Ancak siyah rengin kasvet ve bilinmeyenle olan ilişkisi, bir cadının kıyafetleri veya Azrail’in pelerini gibi şeytani tasvirler formunda bazı kültürlerde hala devam ediyor. Aslında bu ve benzeri kurgusal betimlemeler de karanlık korkusu evriminin bir parçası.

Karanlık korkusu aslında atalarımızın bizlere bir mirası



Diyelim ki evinizde yalnızsınız ve güzelce aydınlatılmış salonunuzda koltuğunuza kurulmuş bir film izliyorsunuz. Dışarıda esen rüzgarın hareketlendirdiği kuru ağaç dalları camınıza sürtüyor. Klasik bir Sonbahar akşamı; ortada güvenliğinizi sorgulatacak hiçbir durum yok, değil mi?

Ta ki birden ışıklar gidip, sizi karanlıkta bir başınıza bırakana kadar. Böyle bir durumda çoğu insanın içini anında nedensiz bir korku kaplamaya başlar.

Toronto Ryerson Üniversitesi psikoloji profesörü ve The Anti-Anxiety Workbook kitabının yazarı Martin Antony, “Korku, acı hissi gibidir. Sadece bizi olası bir tehlikeye karşı korumak için vardır, “ diyor ve ekliyor: “ İşte o ‘korku’ bizi tehlikelere karşı tetikte tutuyor. “



Elektriğin, hatta ateşin olmadığı; deyim yerindeyse ‘karanlıkta kalan’ ve hakkında sınırlı bilgiye sahip olduğumuz tarih öncesi dönemlerde hava karardığında insanların yırtıcılar tarafından saldırıya uğrama olasılığı çok daha yüksekti. Durmadan gelişen teknolojinin yardımıyla zamanla insanlık besin zincirinin en tepesine yerleşti ve yok olan bu yırtıcıların açtığı boşluğu doldurmak adına kurgusal canavarlar yaratmaya başladık. İyi korku filmlerinin direkt olarak canavarı göstermemesinin nedeni de işte budur: hayalgücümüz zaten olabilecek en korkunç canavarı bizler için yaratır. Yani, aslında o korkunç görünen canavardan değil de "bilinmeyen"den korkarız.

Ancak bu uzun evrilme sürecinde kendimizi koruyup kollama ihtiyacımız, yani ‘karanlık korkusu’ öylesine derine işledi ki günümüze kadar bizimle kaldı. Bu konu üzerine Antony, “Kendimizi tehlikelerden korumak için görsel sistemimize güveniriz. Karanlıkta bu görsel duyumuz etkisizleşir ve etrafımızda ne ya da kim olduğunu belirleyemez hale geliriz,“ diyor ve “Karanlıktan korkmak, hazırlanmış bir korku.“ diye de sözlerine ekliyor.

Eiseman’da insanların siyah rengi, bazı şekilleri ve potansiyel tehditleri görünmez kılması sebebiyle içgüdüsel bir şekilde “bilinmeyen”le bağdaştırdığı fikrine katılarak siyahı “Gecenin ve karanlığın rengi. Her şeyi örten renk. “ olarak tanımlıyor.

Eiseman’nın sözleriyle, “Renkleri doğada nasıl gördüğümüzün insan psikolojisi üzerindeki etkisi çok önemli. Ayrıca hepimiz biliyoruz ki siyah gecenin rengidir ve karanlığın örtüsü altında yapılabilecek her türlü kötücül eylemi gizleyebilecek renktir.“, ve bu anlayış biz henüz daha küçük bir çocukken içimize işlemeye başlar. Günümüzde teknoloji sağ olsun, ışığı açıp günün en karanlık saatinde bile ara vermeden eğlenceye devam edebiliyoruz; ancak bazılarımız bu korkuyu asla yenemiyor.

Peki ya bu korku günlük aktivitelerimizi etkilemeye başlarsa?



Antony, korkunun doğal ve gerekli durumlarda hayat kurtarıcı bir tepki olduğunun; ancak aşırıya kaçtığı durumlarda endişe teşkil edebileceğinin de altını çiziyor. Sonuçta her şeyin fazlası zarar, öyle değil mi?

Şehrin pek de tekin olmadığını bildiğimiz bölgelerinde gece tek başımıza olduğumuzda hissettiğimiz korkunun doğal olduğunu belirten Anthoy’e göre, aynı hisse gece kendi odamızda yalnızken kapılmamız pek de normal değil.

Karanlığa karşı duyulan aşırı korku hissi, karanlık bir yerde saldırıya uğramak gibi olumsuz bir tecrübeden tutun da korku filmi izlemek kadar basit bir şey gibi birçok farklı sebepten kaynaklanabilir.

Bu korku zamanla kendiliğinden geçmediği taktirde ilişkilerimizi, işimizi ve normalde kolayca yapabildiğimiz şeyleri kötü bir şekilde etkileyebilecek olan niktofobi olarak bilinen fobiye evrilebilir. Antony’e göre eğer kişi geceleri evini terk edemeyecek noktaya gelmişse bu artık sıradan bir korku değil, bir fobidir.

Böyle durumlarda kişi gece lambaları veya kapısını içeriye ışık girecek kadar aralık bırakmak gibi görüşümüzü kısmen aydınlatan, ‘güvenlik sinyali’ olarak adlandırılan yardımlara başvurabilir. Hafif bir ışık ya da bir arkadaşın varlığı, kendimizi daha güvende hissetmemizi ve gerçekliğe tutunmamızı sağlar.

Antony’nin söylediklerine göre; korku duyulan duruma kademeli olarak maruz kalmak gibi tedaviler de mevcut. Bu tedavilerde profesyoneller hastalarından korktukları durumları sıralayıp numalaralandırmalarını ve daha sonra da artık korku hissetmedikleri ana kadar kendilerini bu durumlara maruz bırakmalarını istiyorlar. Bu durumu Antony “Mesela, eğer bir hasta şu an sadece gece lambasının varlığıyla uyuyabiliyorsa, ışığı daha kısık ya da isteğe göre ayarlanabilir yeni bir gece lambası almalarını isteyebiliriz,“ diyerek açıklıyor.

Siyah renk kimileri için öz güvenin sembolü de olabilir

Ancak, tıpkı bir paranın iki farklı yüzü olduğu gibi, siyah rengin de iki farklı yüzü var.

Siyah renk çoğu insanda endişe ve korku hissi uyandırıp geceleri uykusuz bırakırken, bazılarının da normalden daha öz güvenli ve sağlam hissetmesine neden olur- özellikle de söz konusu modaysa.

Eiseman, “Bence pek çok insan siyahı belirli bir ölçüde güvenlik duygusu veren, kendilerini sarıp sarmalayıp bir nevi gölgelerde kaybolabilecekleri bir renk olarak görüyor.“ diyor ve “Bir bakıma, siyah renkle bütünleşmiş bir kararsızlık var. Karanlıkta pusuya yatmış olandan korkmak ya da onunla bir olmak tamamen kişinin elinde.“ diye de ekliyor.

Alıntı




İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Şu anda 0 mesajınız var.



İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Şu anda 0 mesajınız var.
 
Eski 04 Ekim 2021, 16:06   #2
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

Anneannem öldükten sonra gördüğüm şeylerden sonra karanlıktan korkmaya başlamıştım. Salonun ışığını açık bırakıp uyurdum ama ertesi günü çok yorgun uyanıyordum. Gün boyu hiç geçmeyen baş ağrılarım oluyordu. Işıkta uyumak çok berbat birşey, sağlık açısından da çok zararlı.
 
Eski 05 Ekim 2021, 02:23   #3
Çevrimdışı
Sürmenaj
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

Karanlıktan korkmam. Karanlık benden korksun. (:
 
Eski 05 Ekim 2021, 02:33   #4
Çevrimiçi
Dea Dia
Dea Dia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

Alıntı:
İlk gönderen: Sürmenaj İletiyi Görüntüle
Karanlıktan korkmam. Karanlık benden korksun. (:
Migreni olan korkmaz.


İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Şu anda 0 mesajınız var.



İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Şu anda 0 mesajınız var.
 
Eski 05 Ekim 2021, 22:36   #5
Çevrimdışı
Sürmenaj
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Tarihi İnsanlığın Başlangıcına Uzanan Fobi: Karanlıktan Neden Korkarız?

Alıntı:
İlk gönderen: Dea Dia İletiyi Görüntüle


Migreni olan korkmaz.
Aynen. Karanlıkla dost olmuşuz.
 

Yer İmleri

Etiketler
aktivite, betimleme, evrilme, fear of the dark, içgüdüsel, insan psikolojisi, iron maiden, karanlık korkusu, kasvet, niktofobi


Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir)
 

Gönderim Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Ek dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm saatler GMT +3 biçimindedir. Şu anki saat 20:27.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Eğlenceli Genel Forum Sitesi, Genel Forum Sitesi, Genel Forum Siteleri, Genel Forum