05 Temmuz 2022, 18:21
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Hangi Padişah Bayramı Eğlenceye Çevirdi
Hangi Padişah Bayramı Eğlenceye Çevirdi
Peki Osmanlı'da bayramlar nasıl kutlanırdı, bayram namazı nasıl bir seremoniye çevrilirdi, padişahların kurban kesme gelenekleri, padişah için kaç kurban kesilirdi, Yavuz Sultan Selim'in başlattığı nesilden nesile gelen gelenek neydi, ya IV. Mehmed, onun için bayram nasıl geçmeliydi, Bayramla başlayıp kurban kesimine, ziyafetlerden bayram eğlencelerine kadar Osmanlının bayram alayı..
Osmanlı Dönemi'nde bayramın belirlenmesi hilalin görünmesiyle tespit ediliyordu. Astronomlar ayı izliyor, gelen bilgiler üzerine İstanbul kadısı bayramın gününü belirliyordu. Bayram gününün belirlenmesinin ardından hazırlıklara başlardı.
Osmanlı Döneminde bayramın başladığı arife günü top atışıyla, bayramın sona erdiği ikindi namazından sonra top atışıyla duyrulurdu. Arife günü ikindi namazından sonra padişah ata binerek has bahçede bir gezinti yapardı.
Dinlenirken iç oğlanlarının müsabakalarını seyretmek yine gelenekler arasındaydı.
Osmanlı Döneminde bayram gelenekleriyle ilgili ilk resmi düzenleme Fatih Sultan Mehmet tarafından yapıldı. İstanbul'un fethinden sonra saray inşa ettiren cihan padişahı çıkardığı ilk Osmanlı kanunnamesinde sarayda yapılacak bayram töreninin adap ve erkanını açıklamıştı.
Bayram alayı, şeker ve kurban bayramları padişahların namaza gitmeleriyle başlardı. Padişahın sabah namazını kıldığı iki yer vardı. Dışarı çıkacaksa Ağalar cami, sarayda kılacaksa, Hırka-ı Saadet Dairesinde kılardı. Padişah namazdan sonra ise Kızlar ağası, silahtar ağası ve has oda ağalarla Hırka-ı Saadet Dairesinde bir araya gelip bayram tebriğinde bulunurlardı. Padişah oradan Sarık odası denilen odaya geçer merasimle birlikte saltanat elbisesini giyerdi. Yapılan herşey bayrama özeldi. Bayram sabahlarında Hazine Kethüdası ile Hazine Ağaları, Hazine-i Hümayyun'dan bayram tahtını çıkarırlardı. Bayram merasiminde Devlet-i Aliyye'nin şanına yarışır biçimde yürütülmesine büyük özen gösterilirdi. Padişahla herkes öyle bayramlaşamazdı. Bir tebrik listesi oluşturulurdu. O isimler namazlarını Ayasofya Camii'nde kılar ve saraya gelip kubbealtında toplanırlardı. Padişahsa Arz Odası'nda bekler, sonra çıkıp tahtının önüne gelirdi. Ayakta duran padişah ellerini yukarı kaldırır ve bir dua okurdu. Duasının ardından gelen ziyaretçiler padişahı tebrik ederdi. Padişah hediyeler dağıtırdı, özellikle de yoksullara ve çocuklara hediyeler verirdi.
Eğilerek tanzimde bulunanlar saçak öpenler olurdu ve padişah saygıdan ayağa kalkardı. Bir müddet oturduktan sonra ise kalabalık maşallah derdi. Sadece Şeyhül İslam padişahın önünde eğilir ve elini öpebilirdi. Tebrik merasimi bitince Teşrifatçı Efendi eşik merasiminin bittiğini padişaha arz eder padişahta ayağa kalkardı. Sağ koluna önce Kızlar Ağası girer, birkaç adım sonra Silahtar ağa girerdi. Huzurundan çekilirken Enderun Çavuşları hep bir ağızdan '' aleyke avnullah''' diye bağırırlardı. Aleyke Avnullah, Allah'ın yardımı üzerinizde olsun demekti. İşte bu sırada Hümayun mehterhanesi çalmaya başlardı, taa ki merasim bitene kadar. Padişah bayram namazını ise camiide kılardı.
Padişahı camiye getirmek için Kapıcı başılarla, Miri alem, Çavuşlar, Çavuşbaşı ve orada bulunan cümlesi atlarına binerlerdi. Teşrifatçı Efendi herkese bir göz gezdirir, sadrazam ve vezirler orta kapı içine serilen seccadelere oturarak padişahın gelişini beklerlerdi. Padişah haremden çıkıp özel olarak süslenmiş atına biner, Babüs Selam kapısı önünde kendisini bekleyen devlet adamlarıyla birlikte camiye doğru yola çıkarlardı. Padişahın atına bindiğini haber alanlar hemen ayağa kalkarlar onu gördüklerinde ise alkışlamaya başlardı. Padişahta etrafına selam verirdi. Padişahın seccadesi kendinden çok önce camiye ulaştırılmış olurdu. Padişah bayram namazlarını önce Ayasofya camiinde kılarlardı. Sultan Ahmet Camii yapılınca, namazlarını Sultan Ahmet Camii'nde kılmaya başladılar.
Bayram namazının ardından camiye gelen alay hep birlikte, saraya geri dönerdi. Padişah alkışlar arasında atından inince de saray mutfağı tarafından yapılan yiyecekler verilirdi.
Ziyaretin olmazsa olmazı çorbaydı. Tabaklarda helvalar dağıtılırdı. Yeniçerilere kızarmış koyun ve çörek servisi yapılırdı. Yeniçeriler yemeklerini arka bahçede yerlerdi. Yemekten sonrada alay yavaşça selam vererek evlerine çekilirdi. Bayram alayı da bu şekilde sona eriyordu.

Kurban ve Ramazan bayramlarında saraya kesilmek üzere gelen kurbanlardan bir veya birkaçını padişahın kesmesi önemli bir gelenekti. Padişahın namaz dönüşünde Hırka-ı Saadet Dairesi önünde şadırvan kurulurdu. Silahtar ağa padişahın keseceği kurbanları getirirdi. Önce dualar edilir tülbentle kurbanın gözü bağlanırdı. Hazinedar ağaysa padişahın beline puta bağlardı.
Bıçakçıbaşının gümüş bir tepsi içinde getirdiği bıçaklardan biri seçilir ve padişaha verilirdi. Padişahın kurban kesme merasimi de bu şekildeydi.
Padişahlar için tam 18 kurban kesilirdi. Bizzat kesilenlerden gayrısı için de kızlarağasına vekalet veriliyordu. Kesilen kurban etleri harem mendegahından, enderun koğuşlarına, kuşanelerden, odun ambarına kadar her bölüme dağıtılırdı.
Sarayda Yavuz Sultan Selim zamanında gerçekleştirilen ve gelenekleştirilen bir diğer bayram etkinliği daha vardı. Kutlanan ister şeker ister kurban bayramı olsun farketmeksizin bayramın son günü bir kabul merasimi daha gerçekleştirilirdi. Bu merasim padişah hangi sarayını isterse orada yapılırdı.
Seçilen saraya herkes bayramlık esnaflarıyla gelirdi. Davetliler kapıda koltuklarına girilerek karşılanırlardı. Kendilerine tatlı bir kahve ikram edilirdi. Bir müddet istirahatten sonra padişahın huzuruna giderlerdi. Padişah gelen her kişiye tek tek selam verir ve iltifatta bulunurdu.
Bu davetlerde devlet işlerinden de bahsedilirdi. Padişah bu sohbetlerinde yanında bir müddet kalabilen sadece sadrazam ve şeyhülislam olurdu. Bu durumlarda hizmet eden kişiler de dilsizler arasından seçilirdi. Çünkü bu sohbetler mahremdi.

IV. Mehmed zamanından kalan bir gelenekte şöyleydi. Bayram gecelerinde enderun koğuşlarına dışardan sazendeler (sazcı) hanendeler (şarkıcı), hokkabazlar, karagözcüler ve meddahlar getirilirdi. Yani eğlence vardı.
Padişahların bayram tebrik merasimleri İstanbul'un fethinden 19. yüzyılın ortalarına kadar böyle devam etti.
Topkapı Sarayı'nda başlayan merasimler yıllar sonra Dolma Bahçe Sarayı'nın orta kısmındaki Büyük Muayede Salonunda düzenlenmeye başlandı.
|
|
|
|