Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Kültür ve Sanat > Tarih > Mitoloji

Mitoloji Türk, Çin, Yunan, Roma ve tüm uygarlıklar hakkında efsaneler.


Türk Mitolojisi Yaratıkları

Türk, Çin, Yunan, Roma ve tüm uygarlıklar hakkında efsaneler.



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Türk Mitolojisi Yaratıkları
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
567

Kullanıcı Etiket Listesi

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Eski 23 Ekim 2022, 22:39   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Türk Mitolojisi Yaratıkları

Türk Mitolojisi Yaratıkları

Türk mitolojisindeki tanrı ve tanrıçaların ardından bu serimizde de mitolojimizde yer alan yaratıklara yer vermeye çalışacağım.

Yunan, Roma, Mısır ve İskandinav mitolojisi gibi Türk mitolojisi de yüzyıllardır kültürümüzün bir parçası olmuştur.

Türk mitolojisi dünyada pek bilinmese de zengin çağrışımlara sahiptir, ancak ne yazık ki Türkler arasında bile hak ettiği değeri kazanamamıştır.

Bu yazı dizisinde göreceğiniz yaratıklardan bazılarını mutlaka duymuşsunuzdur, ancak çoğunu ilk kez öğreneceğiniz kesin.

GÖK KURT
Gök Kurt ve Ak Geyik gökte doğmuşlardır. Kurt sürülerini idare eden kurtlara gök kurt, geyik sürülerini idare eden geyiklere gök geyik denir. Bazı Türk halkları, soylarının, kurttan bazıları geyikten türediğini kabul eder. Cengiz hanın ilk ataları gök kurt ve dişi bir geyiktir. Gök kurt Türk mitlerinde özel bir yere sahiptir, öyle ki Türkler kendilerine “göksel Türkler” anlamına gelen “Kök Türk” adını vermişlerdir.


EBEDE
Ormanın ruhu. Tatar mitolojisinde yaşlı bir kadına benzeyen masum bir ruhtur. Äbäda ayrıca Sibirya halklarının mitolojilerinde temsil edilmektedir. Ormanın kuşlarını, ağaçlarını ve hayvanlarını korur.

KAYBEREN
Kırgızlara özgü bir yaratık olan Kayberen, dağlarda yaşar ve geviş getiren hayvanları koruyup gözetir. Hayvanların çoğalmasını sağlayan Kayberen, eğer sinirlenirse bu hayvanları telef edebilir.

TULPAR
Tulpar’ın genelde tek renk beyaz veya siyah bir at olarak betimlendiğini görebiliriz. Bu kanatlı at Kuday (Tanrı) tarafından yiğitlere yardımcı olması için yaratılmıştır.

Dünyanın en uzun destanı ünvanını taşıyan Kırgızların Manas Destanı’nda, Manas savaşçılarının sürdüğü, kanatlarıyla rüzgardan hızlı koştuğu söylenilen efsanevi bir attır. Başkurt inançlarına göre kanatlarını hiç kimse göremez. Tulpar kanatlarını yalnızca karanlıkta, büyük engelleri ve mesafeleri aşarken açar. Eğer Tulpar’ın kanatları birisi tarafından görülürse atın kaybolacağı inanışı yaygındır.

Yine bir kültür etkileşimi sonucu Tulpar’ın Yunan mitolojisindeki Pegasus ile benzerlik gösterdiğini görebiliyoruz. Hatta neredeyse aynı işlevde kullanıldığını bile söyleyebiliriz.


GRİFFON
Griffon veya Griffin olarak bilinen bu yaratık aslan gövdesine sahip kanatlı devasa bir hayvandır. Bazı yerlerde kafasının ve gövdesinin tamamen kuş şeklinde olduğu da söylenir. Farklı betimlemelerinde hayvanın dört ayağının da aslan ayağı veya kuş pençesi olduğu görülebilir.

Pençelerinde kolaylıkla insan, at ve hatta fil taşıyabilecek kadar büyüktürler.

Anlatılara göre Griffonlar son derece cesur ve gururlu hayvanlardır. Genel olarak bakıldığında Griffonlar hazine koruyucuları olarak karşımıza çıkar.

Görenlere şans ya da mücadeleci bir ruh getirdiklerine inanılır. İnsanlarla iyi anlaşırlar, hatta onların yanında savaştıkları da söylene söylene günümüze kadar gelmiştir.

Griffonlar ayrıca Yunan, Çin, Orta Asya ve Macar mitlerinde de yer alır.

SEMRÜK BÜRKÜT
Yakutlar çift başlı kartala “öksökö kuşu” derler. Türkçe “bürküt” kartal demektir. Bakır tırnaklıdır, sağ kanadı ile güneşi, sol kanadı ile ayı kaplar. Ona gök kuşu da denir. Büyük kartallar için Bürküt kelimesi kullanılır.

Çift başlı kartallar, gök direklerinin veya kayın ağacının tepesinde tasvir edilir ve tanrı Ülgenin sembolüdür. Çift başlı öksökö kuşu gökten yıldırım indirir.

Başkurt efsanesinde “Semrük” adındaki kuş iki başlı kartaldır. Bu başlardan biri insan başı olarak da düşünülür.

Türk mitolojisinde, ay ve güneşi pençeleriyle tutan doğanlar görülür. Tuğ’lar bir boz doğan ile birlikte gökten düşmüştür. Tanrıya açılan göğün kapısını çift başlı bir kartal bekler ve tanrının sembolüdür. Bu kartallar gökten yıldırım indirir.

Türk mitolojisinde çift başlı kartallar ve gün ve ay simgeleri ying ve yang sembolüdür. Çinlilerin ying-yang sembolü olarak tasvir ettikleri kozmos ve kozmosun dönüşünü, Türkler karşılıklı iki hayvan yada kartal koymak suretiyle ifade etmişlerdir. Bu sembolik hayvanların döndükleri merkez, yer ve göğün ortasıdır. Türklerin Yaruk-Kararıg ilkesini, göğü anlatan yuvarlak plakalara sarılmış siyah ve beyaz kartallar temsil eder.


BÜRKÜT ATA
Bürküt Ata, Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kartal Tanrısı olarak bilinmektedir. Bürküt Ata, yeniden doğuşu, sonsuz yaşamı, ölümsüzlüğü, güneşin doğuşunu sembolize etmektedir. Ateşi, sıcaklığı ve hasat mevsimini çağrıştırması ile bilinir. Bütkü Ata, Kartal Ata ve Sakalarda Hotoy Ete olarak da farklı isimlerle bilinmektedir.

ARÇURA
Arçura Orman canavarıdır. Genelde bir erkek olarak görülen bu canavar, büyüklüğünü bir çimde yapabilir uzun bir ağaçta yapabilir.

TEPEGÖZ
Tepegöz Kaf dağında yaşar çoban ve peri kızının evliliğinden doğar. Annesi dişi bir Alageyiktir. Tepegöz su üzerinde yüzen başı gözü belirsiz bir ciğere benzetilir.

Tepegöz bazen dişi bazen erkektir. Tepegöz tek gözlüdür. Tepegöz’ün parmağındaki yüzüğü annesi takmıştır.

Altay Türk destanlarında devlere yelbegen denir. Yelbegen insan biçiminde, çok büyük, üç yedi veya on iki başlı siyah ve sarı renklidir. Güneş ve ay tutulması devlerin yemesi olarak tanımlanır. Türk destanlarında devler atların düşmandır.

Demir yelbegen karaçam boylu, kara atlı ve çokmarlıdır.(çokmar hayvan başlı sopa veya gürz asa sopa) Büyük kulaklı devler ise yeraltındadır. Dev anası denen dişi devler de vardı. Alt dudağı yerde üst dudağı gökte olan devler Anadolu Türk masallarında sık kullanılan bir motiftir.


GULYABANİ
Devasa boyu, uzun sakalları ve asalı olan Gulyabaniyi hepimiz Süt Kardeşler filmi ile tanımış olsakta Türk mitolojisinde önemli bir yeri vardır. Gulyabaninin ayakları ters, vücudu kıllı ve kötü kokuludur.

HINKIR MUNKIR
Göbeği yarık olan hınkır munkır bu yarıkta çocuğunu taşır. Halk hikayelerinde kötülüğü ile bilinen yaratıktır.

Yakaladığı insanları önce boğup ardından yiyen bir canavardır. İnsana benzerliği ile dikkat çeker.

MERKÜT
Türk, Altay ve Moğol mitolojisinde efsanevi kartal olarak bilinen Merküt, devasa bir kuş şeklinde olabilirken bazende tanrı veya tanrıça olarak görünür. Altay efsanelerinde gök yolculuğuna çıkan kamın ruhuna, ilk üç gökkatı boyunca kılavuzluk eden dev dişi gök kuş olarak geçer.

İTİBARAK
İtibarak ya da it barak ismi ile anılan eski Türk destanlarında sözü edilen, Türklerin sürekli savaşa tutuştukları, kuzeybatısında yaşayan köpek başlı insana benzer yaratıklara itibarak denir.

Efsanelere ilk defa 'Çok tüylü köpek' manasında kullanılmıştır. Oğuz Kağan destanlarına göre, 'İtbarak'ların yurdu, kuzey-batıya doğru uzanan, karanlık ülkedeydi
Oğuz Han, İtbarak'lara karşı bir akın yapmış; fakat yenik ayrılıp, dağlar arasındaki bir nehrin ortasında bulunan, küçük bir adacığa sığınmak zorunda kalması ile ilgili bir efsane vardır.



HIRTIK
Bedeninin üst kısmının insan, alt kısmının hayvan şeklinde olduğuna dair bir inanış vardır. Hırtıkın bedeni tüylerle kaplı, ayakları ters kötücül cin ve yaratıktır. Karanlıkta ortaya çıkan Hırtıktan korunmanın tek yolu ateş yakmaktır.

Hırtık birinin kılığına girerek, kılığına girdiği kimselerin çevresinden birilerini ormana ya da akarsuya götürür ve ölümlerine sebep olur.


SİGUN GEYİK
Radlof, boynuzları iki kürekli sığın geyiği Altay Türklerinin uluduklarını ifade eder.

Teleüt Türklerinde her şamanın bir ruhu vardır. “bura”, “bur”, “pur” gibi çeşitli sözcüklerle ifade edilir ve geyik anlamında da kullanılır. Geyik boynuzları Şamanların önemli sembollerindendir.

Türklere, Ergenekona girişte, Hunlara batıya göçlerinde dişi bir geyik yol gösterir.

Orta Asya sanatında, yarı insan yarı geyik halinde gösterilmiş tasvirler vardır. Mitlerde dokuz boynuzlu ya da budaklı sigun geyikler de görülür.

Türkler olmadan bir tarih yazımı gerçekleştirmek ya da tarihi düşünmek mümkün değildir.

Türkler gerek savaşçı gelenekleriyle gerek İslam öncesi dini anlayışlarıyla dünya kültür ve savaş tarihine oldukça büyük katkılar sunmuş ve kendine tarih sahnesinde büyük bir yer ayırtmıştır.

Bu nedenle tarihi anlayabilmek için Türkleri anlayabilmek, Türkleri anlayabilmek içinse Türklerin ilk dönemlerini ve bu dönemki inanış ile yaşamlarını anlayabilmek oldukça önemlidir.

ABRA VE YUTPA

Türk mitolojisinde yeraltı yılanı. Abura veya Apra olarak da bilinir.

Yeraltındaki Büyük Deniz (Tengiz)’de yaşayan ve ejdere benzeyen devâsa iki yılandan birisidir. Timsaha benzer bir görünümü vardır. Bu canavarların diğeri ise Yutpa’dır ve ikisinin adı birlikte anılır. Gözleri parlak bakır renklidir.


Ayakları kızıldır. İnanılmaz büyüklüktedir, görenlerin yüreğine korku basar. Çok güçlü çeneleri vardır. Ker Abra, Ker Yutpa ve Ker Doydu olarak üç yeraltı canlısından bazen birlikte bahsedilir. Bazen de bu üçünün aynı varlık olduğu düşünülür.

Abra, Altay şamanlığında, yeraltındaki büyük deniz (tengiz)de yaşadığına inanılan, Erlik'in hizmetlisi, timsah biçimli efsâne yaratığıdır. Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra'nın tasviri, şamanın giysisine asılır. Abra'nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü, parlak bakır düğmelerden, ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara, örülmüş dokuz püskül eklenir.



BADRAÇ

Türk mitolojisinde Yedibaşlı Ejderha. Padraç (Padraş) da denir.

Yedi tane başı vardır. Ölmesi için yedisinin de kesilmesi gerekir. Bazı söylencelerde tek tek kesilen baş geri yerine gelir bu durumda yedi başın da aynı anda kesilmesiyle ancak öldürülür. Ağzından ateşler saçar. Kuyruğu bir kamçı gibi şaklar. Derisi zırh gibi pullarla kaplıdır. Badırdamak homurdanmak, gürültülü ve anlaşılmaz konuşmak demektir. Ejderha kavramına farklı adlarla olsa da hemen her toplumda yer alması son derece ilgi çekicidir.

Bu durumu insanın doğuştan gelen yılan korkusuna (bu korkunun doğuştan geldiği de tartışmalı bulunmakla birlikte) bağlayanlar olduğu gibi, geçmiş çağlarda nesli tükenmiş böylesi bir varlığa insanoğlunun henüz yaşarken tanık olduğunu ileri sürenler dâhi bulunmaktadır. Örneğin 12 hayvanlı Türk takviminde tıpkı yaşayan diğer hayvanlar gibi, onlarla birlikte adının bir yıla verilmesi bu duruma küçük de olsa bir kanıt olarak öne sürülmektedir. Kimileri ise dinozorlarla bağdaştırmaya çalışmaktadır.

DOYDU

Türk ve Altay mitolojilerinde dev Ölüm Balığı. Toydu Balık olarak da bilinir. Yeraltındaki büyük denizde yaşadığına inanılan efsânevi devâsa balık. Ağzı gırtlağının altında, gözü ise ensesindedir. Belkemiği ters çevrilmiştir. Zincirlerle bağlı tutulur. Başını ve vücûdunu oynatınca depremler olur, tufanlar kopar. Ker Balık da denir. Ker sözcüğünü Kör olarak anlamlandıran bir görüşe göre, bu onun öte âleme ait olduğunun ilk belirtisidir. Adı Abra ve Yutpa ile birlikte anılır.

ERBÖRÜ

Kurda dönüşebildiğine inanılan kişi. Özellikle dolunayın etkisiyle bu durumun ortaya çıktığı kanısı yaygındır. Bir insanın bir hayvan, özellikle de kurt biçimine girebilmeye yetenekli olması, kurt adam söylencesinin çıkış kaynağı hakkında yeterli bir açıklama değildir. Çok eskiden beri çeşitli kaynaklarda ve toplumlarda kurt adam öykülerine rastlanmaktadır. Farklı coğrafyalarda yaşayan insan topluluklarında sadece kurt adamlık değil çeşitli insan hayvan karışımı yaratıklara da rastlanmaktadır. Örneğin; Türklerin itbarakları ve İstanbul’un kedi kadınları bunlara örnektir.



UBIR

Türk mitolojisi ve halk inancında Vampir anlamına gelir.


Günahkâr kimseler mezarda bir hayvan şekline bürünür ve Ubır hâline gelir. İri başlı, uzun kuyruklu bir varlıktır.

Genellikle ölen büyücüler Ubıra dönüşür. Ağzından ateş püskürür. Günlerce hattâ aylarca hareketsiz kalabileceği gibi istediğinde uçabilir de. Hiçkimseden korkmaz. Etrafına bulaşıcı hastalık yayar. Ne bulursa yer. Obur olduğu anlaşılan bir ölünün mezarı açılıp çivi çakılır. İstediğinde istediği şekle girebilir. Kurt veya yaban köpeği kılığına girip koyunları parçalar.1 Bir dağın başında toplanıp, kaçırdıkları insanları yerler.

Bir ölünün obur olmaması için ateşin altından geçirilmesi gerekir. Daha çok Romanya ve Moldova’da yaşayan Türk topluluklarınca Vampir anlamında kullanılır. Fin Ugor kavimlerinde de benzer söyleyişlerle yer alır. Ele geçirdiği insanın içinde yaşayan korkunç bir yaratıktır. İçinde Ubır bulunan kimse ona benzemeye başlar, yemeye doymaz.

Ama yese de zayıf kalır. Çünkü onun yediği yemek kendi vücûduna değil, Ubır’a sinermiş. Tatar halkında “Ubır kendisi doysa da gözü doymaz” gibi bir deyim de vardır.

Ubırlı insanlar gece kalkıp yemek ararlar, bulamayınca da alev yumağına dönüşüp bacadan çıkarlar ve başka insanların yemeğini çalarlar. Ubır da tıpkı alev gibi doymak bilmez, azgın, açgözlü, her şeyi yutan bir yaratıktır. Ayrıca leşle beslenir. İstediği an kedi, köpek veya güzel bir kız kılığına girebilir. Ubır kadınları ve hayvanları emmeyi de sever.

ALBIS

Türk ve Altay halk inancında ve kültüründe Cadı anlamına gelir. Albız, Albas, Alpas ve Moğolcada Almas, Anadoluda "Alkarısı" olarak da bilinir. Albastı’ya neden olan kızıl renkli kötü varlık.

Çirkin, saçları dağınık, gözleri kanlı, uzun tırnaklı, uzun boylu, çok kuvvetli olarak tanımlanır. Deveyle güreşebilecek kadar uzun olduğu söylenir. Kızıl elbiseler giyer. Kimi anlatılarda bir küpün içine girerek orada yaşar. Bazen de ırmak kenarlarındaki ıssız bölgelerde veya içi boş ağaç kovuklarında yaşadığı söylenir. İri gözlüdür. Çok fazla sayıda ağır, demir takıları vardır. En sevdiği şey atların yelesini örmektir. Yakalamak için elbisesine veya kendisine iri bir iğne saplamak gerekir. Demirden ve demircilerden korkar. Lohusalara musallat olur ve ölümlerine sebebiyet verir. Korunmak için Lohusaların odalarında demir eşya bulundurulur.



SARI ALBIS

“Sarısaç” olarak da bilinir. Sarışın bir kadın görünümündedir. Kötülükte Kızıl Albıs’a göre biraz daha düşük seviyededir. Ölümcül değildir. Keçi veya Tilki donuna bürünebilir. Sarı giysiler giyer. Sarıhummaya neden olur. Şarlatanlık yönü ağır basar, daha hoppa ve oynaktır. Kandıracağı kişiyi cilvelerle kendisine çeker.


Dünyadaki en güzel kadından daha güzel bir görünüşe sâhip olabilir. Şehvetli ve açgözlü bir karakterdedir. Oluşturduğu hastalık “Sarı Basmak” tabiriyle ifâde edilir.

KARA ALBIS

“Karasaç” olarak da bilinir. Esmer, koyu tenli bir kadındır. Daha ağırbaşlı ve ciddi bir görünüme sahiptir. Ancak daha aldatıcı ve baştan çıkarıcıdır. Verdiği zararlar Kızıl Albıs’a göre daha ölümcüldür. Nadiren rastlanır. Kara giysiler giyer. Karahummaya neden olur. Çakal veya sırtlan kılığına girebilir. Oluşturduğu hastalık “Kara Basmak” tabiriyle ifâde edilir. Ve bu durum kâbuslarla da ilgilidir.

KARAKONCUL
Şeytani ve büyüleyici bir Türk efsanesidir. Bu tüylü, kötü niyetli goblin, yılın en soğuk zamanında ortaya çıkar. Kışın en şiddetli dönemlerinde, Zemheride ortaya çıkarlar. Normalde zararsız gibi görünseler de sordukları soruya doğru cevap verilmezse kocaman bir tarakla vurarak öldürürler. Verdiğiniz cevapların içerisinde mutlaka “Kara” kelimesi geçmek zorundadır.



Erdem AVŞAR


 
 

Yer İmleri


Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir)
 

Gönderim Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Ek dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm saatler GMT +3 biçimindedir. Şu anki saat 19:54.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Eğlenceli Genel Forum Sitesi, Genel Forum Sitesi, Genel Forum Siteleri, Genel Forum