![]() |
|
||||||
| Felsefe - Sosyoloji Felsefe; bir bilgi alanının ya da bilimin temelini oluşturan ilkeler bütünü. Sosyoloji ise toplum bilimidir. |
| ||
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Çevrimdışı
|
Hümanizm
Hümanizm (Fransızca: humanisme), insan odaklılık veya insanmerkezcillik. Kanunların düzenlenmesinde tanrının değil insan aklının esas alındığı rasyonalizm ile ampirizme odaklanan felsefi düşünce öğretisi. Hümanizm, ahlaki ve felsefi sorgulamanın başlangıç noktası olarak insanoğlunun potansiyelini ve failliğini vurgular. İtalyan Rönesansı sırasında ortaya çıkmış ve Aydınlanma Çağı'nda bilim ve teknolojideki ilerlemelerle yeniden güçlenmiştir. Günümüzde hümanizm, insanlığı bireyleri teşvik etmek ve geliştirmekten sorumlu olarak gören ve insan refahı, özgürlük, özerklik ve ilerlemeyi vurgulayan dini olmayan, seküler bir harekettir. Hümanistler insan haklarını, ifade özgürlüğünü, ilerici politikaları ve demokrasiyi savunurlar ve dinin ahlak için bir ön koşul olmadığına inanırlar. Hümanizm Hümanizm terimsel tanım açısından "sevgi" içermez. Çünkü daha felsefi ve bilimsel bir temeli ifade eder. Türkçe karşılığı "insanmerkezcillik"tir. Yani tanrımerkezcillik geri plana atılır ve bir anlamda reddedilir, insanmerkezcillik esas alınır. Bu kavram psikolojik derinliği olan sübjektif bir kavram (sevgi ve benzeri duygu durumları) değil, felsefi temelli objektif bir kavramdır. Örneğin bir fiilin değerlendirmesinde "tanrının/tanrıların hoşnutluğu" değil, "insana faydası/hoşnutluğu" esastır. Bu açıdan da sekülerizmle sıkı bir ilişkisi vardır. Yine kanunların düzenlenmesinde tanrımerkezcilliği değil, insanmerkezcilliği önermektedir. Adının Türkçe anlamı insancıllıktır (human). Genelde deizm, ateizm ve agnostisizm ile bütünleşebilir ama hümanist anlayış bunlar için değildir. Hümanizm, bu tür doğaüstü güçlerin varlığıyla ilgilenmeyen etik tabanlı bir görüştür. Seküler bir hayat duruşu ilkesi ve her otorite karşısında insanı özgürleştirme çabası hümanizmin tanımıdır. Hümanizme göre doğruyu bulmak insanın bir yetisidir. Fakat doğruyu bulma yönteminde gizemcilik, mistisizm, gelenek ve bunlar gibi genelgeçer kanıtlarla ve mantıkla bütünleşmeyen yöntemler izlenemez. Gerçeğe duyulan bu arzu, gözü kapalı kabullenimlerle değil, bilimsel şüphecilik ve bilimsel yöntemle doyurulmalıdır. Otoriteyi ve aşırı şüpheciliği de reddederken, kaderin olaylar üzerindeki etkisini kabul etmez. Doğrunun ve yanlışın bilgisine kişisel ve ortak bilincin en doğru biçimde algılanmasıyla ulaşılabileceğini savunur. Bunun yanı sıra, hümanizm insanın tüm diğer canlı türlerinden daha özel olduğu düşüncesini reddeder. Hümanist Filozof Peter Singer “Birçok istisna olmasına rağmen hümanistlerin çoğu, kendilerini en büyük dogmadan özgürleştiremiyor: ön yargılı türcülük. Hümanistler diğer canlı türlerine karşı düşüncesizce istismarlara karşı durmalıdır.” diyerek hümanizmin doğalcılığını ve hayvanseverliğini belirtir. Bizim diğer canlıların üzerinde tanrı vergisi bir hüküm hakkımız olmadığını ekler. Hümanizm insanın kapasitesine iyimser yaklaşır, bunun yanı sıra insan doğasının tümüyle iyi ya da tüm insanların hümanizmin savunduğu ussalcı ve manevi değerlere ulaşabileceğini savunmaz. Bu hedef birey için azim ve diğerlerinin yardımını gerektirir. İnsanın gelişimidir hümanizmin ereği, bütün insanlar için hayatı daha iyi yapmak. Hümanizm güzel şeyler yapmaya, şimdi ve burada iyi yaşamaya ve geleceğe daha iyi bir dünya bırakmaya yoğunlaşır. Hümanizmin tarihi Hümanizm Rönesans'a, İslamiyet'in Altın Çağı’na ve Antik Yunan kalıntılarına dayandırılabilir ve hatta hümanist düşünce Buddha ve Konfüçyüs’te de görülebilir. Bunun yanında hümanizm terimi daha çok batı felsefesiyle bağlaşıktır. Hümanizm terimi 19. yüzyılın başlarında, 15. yüzyıl İtalya’sında klasik edebiyatla ilgilenen kimseler için söylenen umanista sözcüğünden kökenlenir. Hümanizma Rönesans düşüncesinin üzerinde durup antik örneklere göre işlediği ilk sorun insan sorunudur. İnsanı arayan insana özgü olan bu dünyadaki yerinin ne olduğunu araştıran çalışmalara verilen addır. Hümanizm deyimi ilk olarak filolojik açıdan değerlendirilmiştir. Ancak sadece bu açıdan değerlendirilirse bilimsel bir akım olamazdı. Oysa hümanizm geniş anlamıyla modern insanın hayat anlayışını ve duygusunu dile getiren bir akımdır. Antik Yunan'da hümanizm Milattan önce 6. yüzyılda yaşamış Miletuslu Thales ve Colophon’lu Xenophanes kendilerinden sonrakiler için hümanist düşüncenin yolunu hazırlamıştır. Thales “kendini bilmeyi dünyasının merkezine oturturken, Xenophanes döneminin tanrılarına inanmayı reddetmiş ve kutluluğu evrene ve evrendeki şeylere yüklemiştir. Sonra gelen ve ilk serbest düşünür olarak görülen Anaksagoras bilimsel yöntemlere katkıda bulunarak evreni anlamanın başka bir yolunu göstermiş oldu. Anaksagoras’ın öğrencisi Perikles de demokrasinin oluşumunu, özgür düşünceyi savunmuş ve etkilemiştir. Yazılarından çok azı bugüne gelebilmişse de Protagoras ve Demokritos da bilinmezciliği benimsemiş ve ruhani varoluşlarının doğaüstü bir varlıktan bağımsız olduğunu savunmuştur. Hümanist Bu düşünceyi benimseyenlere Hümanist denilmiştir. Hümanizm çeşitleri Hümanizm, bireysel ve kolektif olarak insanın değerini ve failliğini vurgulayan ve genellikle dogma veya batıl inançları kabul etmek yerine eleştirel düşünceyi ve kanıtı (bilimsel, felsefi veya etik) tercih eden felsefi ve etik bir duruştur. "Hümanizm" teriminin anlamı, kendisiyle özdeşleşen birbirini izleyen entelektüel hareketlere göre dalgalanmıştır. Dini hümanizm, Rönesans hümanizmi, Hristiyan hümanizmi, etik hümanizm, bilimsel hümanizm, seküler hümanizm ve Marksist hümanizm gibi çeşitli hümanizm türleri vardır. Esas olarak 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri'nde uygulanan dini hümanizm, hümanizmi bir din olarak görmüş ve uygulayıcıları kilise benzeri cemaatlere katılmıştır. Rönesans hümanizmi, 14. ve 15. yüzyılın başlarında, akademisyenlerin klasik antik çağa odaklanmayı Hristiyan inancı ve insan refahına olan ilgiyle birleştirdiği kültürel ve eğitimsel bir reform hareketiydi. Hristiyan hümanizmi, Orta Çağ'ın sonlarında Hristiyan akademisyenlerin inançlarını klasik ilgi alanlarıyla birleştirdikleri tarihsel bir akımdı. Etik kültür olarak da bilinen etik hümanizm, 20. yüzyılın başlarında ABD'de öne çıkmış ve insanlar arasındaki ilişkilere odaklanmıştır. Bilimsel hümanizm, hümanizmin bir bileşeni olarak bilimsel yöntemi vurgularken, seküler hümanizm 20. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmıştır ve çağdaş hümanist hareketle eş anlamlıdır. Marksist hümanizm, temel hümanist ilkeleri kabul eden ancak demokrasi konusundaki duruşu ve özgür iradeyi reddetmesi nedeniyle diğer hümanizmlerden ayrılan bir Marksist düşünce ekolüdür. |
|
|
#2 |
|
Çevrimdışı
|
Hümanizmle İlgili Merak Edilenler: Hümanizm Nedir? Ne Zaman Ortaya Çıkmıştır? Temsilcileri Kimler?
Felsefi öğretilerden biri olan hümanizm, günlük hayatta sıklıkla kullanılan kelimeler arasında yer alıyor. İnsanmerkezcilik, insan odakçılık gibi çeşitli adlarla da bilinen bu akım, bazı zamanlar yanlış tanımlanıyor. İnsan aklını esas alan hümanizm, İtalya'da ortaya çıkan ve daha sonra tüm Avrupa ülkelerine yayılan seküler hareketlerden biri. Bu akımın sanatta ve edebiyatta ise yeri oldukça önem taşıyor. Günümüzde adını sıkça duyduğumuz hümanizm kavramının ne demek olduğu ve ne zaman ortaya çıktığı ise merak ediliyor. Peki hümanizm nedir? Ne zaman ortaya çıkmıştır? Temsilcileri kimlerdir? İşte hümanizm akımıyla ilgili merak edilenler... Türkçe karşılığı insan-merkezcilik olan hümanizm, insan odakçılık gibi farklı isimler ile de tanımlamalar yapılarak açıklanır. Hümanizm, yasaların düzenlenmesinde sadece insan aklının esas alındığı emprizm ve akılcılık olarak bilinen rasyonalizmi merkezleştiren bir felsefi düşünce öğretisidir. İnsan aklını esas alan hümanizmde tanrımerkezcilik geri plana atılır. Hümanizm, insanı evrendeki en değerli varlık olarak görür. Bu nedenle de insanın gücünü geliştirmeyi ve ileriye doğru taşımayı gaye edinir. Hümanizmin dünyevi görüşü savunan sekülerizm ile sıkı bir bağlantısı vardır. Bu nedenle de seküler bir hayat tavrını benimser. Beşeriyetçi, insancıl gibi anlamlara gelen hümanist, hümanizm bakış açısına sahip olan ve bu akımını olgusunu hayatına uygulayan kişiler için kullanılır. Hümanizm Ne Zaman ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır? Hümanizmin temeli Antik Yunan'a kadar dayanır. Milattan önce 6.yy'daki düşünürler kendisinden sonra gelen düşünürlere zemin hazırlayarak hümanizm temelini oluşturdular. Sokrates öncesi düşünürler ise bilimsel yöntemlerle evreni anlamının yollarını aradılar. Dünyanın merkezinin insan olduğunu savunan bu düşünürler, aynı zamanda Rönesans dönemine de ilham oldular. Orta Çağ ve Modern Çağ arasındaki geçiş dönemi olarak bilinen Rönesans, hümanizm kavramının ortaya çıkmasını sağladı. Rönesans dönemi ile gelişmeye başlayan bu akım, ilk olarak 14.yy’da ortaya çıktı. Bu dönemde insan temel alınarak, dünyadaki yeri ve anlamı sorgulandı. Rönesans dönemine ulaşan bazı Antik Yunan eserleri değerlendirilerek yeniden anlamlandırılmaya çalışılmıştır.14.yy’ın sonlarına doğru kilise, insanın olduğu her alanda otoritesini kaybetti. Kiliseye karşı özgür düşünceyi savunanlar sanatta, politika ve bilimde yeni biçimler ortaya çıkardılar. Sanatta, edebiyatta ve felsefe de hümanizm akımını benimseyen pek çok düşünür bulunmaktadır. Ancak hümanizm akımının kurucusu ve en önemli temsilci ise Hollandalı bilgin Desiderius Erasmus'tur. Hümanizm akımını benimseyenler arasında Dante, Cervantes, W.Shakespeare, Rabelais, Petrarca, Montaigne, Jean Paul-Sartre, Albert Einstein, Umberto Eco ve daha pek çok isim bulunmaktadır. |
|
|
#3 |
|
Çevrimdışı
|
Hümanizm nedir? Hümanistik yaklaşım nedir?
Hümanizm nedir sorusuna verilen farklı cevaplar Hümanizm ilerici bir yaşam biçimidir. Doğaüstü güçlerin dışında, insanlığın daha iyi olmasına katkıda bulanabilme kabiliyet ve sorumluluğumuz olduğunu savunur. – American Humanist Association [Amerikan Hümanist Derneği] Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır. – Rollo May Hümanistik yaklaşım mantık ve ortak insanlık anlayışına dayanır. Ahlak değerlerinin insan doğasına ve deneyimlerine uygun olduğunu vurgular. – The Bristol Humanist Group [Bristol Hümanist Grubu] Kadınlar ve erkekler, siyahlar ve beyazlar ve Dünya’da yaşayan tüm insanlardan bahsettiğimizde hümanizmden bahsediyoruz. – Gloria Steinem Hümanistik yaklaşımın amacını ilahi ya da ideolojik kavramlardan ziyade insanın ihtiyaçlarına dayandırır. İnsanın kendi kaderi için sorumluluğu eline alması gerektiğine inanır. – The Humanist Magazin Hümanizm denince iki farklı şey anlaşılmaktadır: 1. Geniş anlamda kullanılan hümanizm terimi İnsanın önemini ve saygınlığını öne çıkarır. İnsanları ekonomi ya da farklı güçler için araç olarak değil amaç olarak görmektir. Merhamet duygusu ön plandadır. Örneğin; Mevlana hümanist midir gibi tartışmalarda genelde bu anlamda kullanılır. Bu yazıda konu alanan hümanizm bu değildir. Bunlar genel manada hümanist denilince akla gelen değerlerdir. 2. Tanrı değil, insan merkezli olmayı savunan kültürel ve entellektüel bir akım, düşünce biçimi İnsancılık, beşeriyetçilik, insan odaklılık ve insan-merkezcilikte denir. Aklı ve bilimi ön plana alır. Bu anlamda seküler, hatta ateist bir akım düşünülür genellikle. Tanrı olmadan da etik olunabileceğini savunur. İnsan temelli bir etik anlayışını benimser. Hümanizm tüm insanlığın faydasına olacak olan, herkesin ilerlemesine katkıda bulunacak yeni bilimsel fikirlerin uygulanmasına adanmış bir felsefedir. 14. Yüzyılda Italya’da başlayan kültür hareketidir bu manada kastedilen. Ortaçağdan sonra eski Yunan ve Roma bilgeliğine geri dönüş ön plandadır. Sanatın farklı kollarında kendisini göstermiştir. İtalya’daki öncülerinden biri şair Petrarca’dır. Bu yazıda konu alınan hümanizm tanrı değil insan odaklı bir anlayışı Kadınlar ve erkekler, siyahlar ve beyazlar ve Dünya’da yaşayan tüm insanlardan bahsettiğimizde hümanizmden bahsediyoruz. – Gloria Steinem Hümanizmin ilkeleri Hümanizm her insanın değerli ve onurlu olduğuna vurgu yapar. Bireysel özgürlüklerin artırılmasını ve sosyal sorumluluk alınmasını savunur. Sosyal adalet, katılımcı demokrasi ve açık bir toplumun oluşması için çaba sarfeder. Merhamet duygularından beslenir. Hümanizm ve din Hümanizmin temelinde iki temel inanç yatar. Bireyselcilik ve sekülerizm. Hümanistlerin büyük bir kesimi ateist ya da en azından agnostiktir. Tanrının ya da tanrıların varlığı konusunda şüphecidirler. Benzer şekilde ölümden sonra başka bir hayatın olduğuna ya da reenkarnasyona inanmazlar. Hümanistler bu dünyanın yaşanılacak tek yaşam olduğuna inanırlar. Hümanistler laiktir. Dine karşı açık, demokratik ve nötr bir pozisyonun alınması gerektiğini savunurlar. Hem dini hem de ateist görüşlerin özgürce ifade edilip tartışılabilmesi gerektiğini savunurlar. Hümanizm’e Hristiyanlık içerisinde yer arayan hümanistler şu görüşü savunuyorlar. “Tanrı bize her şeye muktedir olma potansiyeli verdi.” Hümanizm eşittir ateizm diyebilir miyiz? Hümanistler ateizmden öte olduklarını düşünüyorlar. Barış, özgürlük, hayata anlam katabilme gibi değerleri ön plana çıkarıyor olmalarına dayandırıyorlar bu görüşlerini. Hümanizm ve bilim Hümanizm bilime ve sanata vurgu yapar. Dünya hakkındaki bilgilerimiz gözleme, deneye ve mantıksal analize dayanmalıdır. Hümanist yaklaşım problemleri çözmek ve ilerlemek için en iyi metodun bilim olduğuna inanır. Hiç bir düşünce mantıksal bir süzgeçten geçirilmeden kabul edilmemelidir. Bu açıdan seküler bir bakış açısına sahiptir. Bireyin sanat, iç deneyimleri ve düşünceleriyle bilimden uzaklaşmasının da bir değeri olduğunun farkındadır hümanizm. Fakat bunların da kritik bir süzgeçten geçirilmesi gerektiğini söyler. Hümanizm ve doğa İnsanlar doğanın bir parçasıdır. Hümanizm doğayı olduğu gibi kabul eder. Hayatımızı olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini ve olmasını istediğimiz şekliyle, olduğu hali arasındaki farkı ayırmamız gerektiğini söyler. Sadece insanlığın mutluluğunu değil, doğanın ve tüm varlıkların iyilik halini de önemser. Hümanizm ve ahlak Hümanistler doğru ve yanlışın varlığına inanırlar. Kanunların, kuralların olması gerektiğini reddetmiyorlar. Ahlaki değerler insanlığın kalkınması içindir. Elbette insanların dışındaki varlıkları da göz önünde bulundurur. Hümanist ahlak anlayışı otonomdur. Dini metinlere ya da doktrinlere dayanmaz. Hümanist ahlak anlayışı mantığa dayanır. Örnek. Hümanist biri kürtaja karşı olabilir. Ama bu fikri Tanrı istediği için desteklemez. – Tanrı olmadan da iyilik olabilir mi? Hümanistler ahlaki değerlere inanırlar. Etik değerler ortaya konulurken insanların bu dünyadaki gelişimlerine uygunluğun aranması gerektiğini söylerler. Hümanistler ahlaki otonomluğumuza vurgu yaparlar. Dışarıdan (örneğin; din, politika) elimize hazır olarak verilen ahlaki öğretileri kabul etmeyip kendi ahlaki kriterlerimizi belirleme sorumluluğumuz olduğunu söylerler. Kendilerine yöneltilen Tanrı olmadan nasıl ahlaki değerler olabilir itirazlarını şiddetle reddederler. Şu görüşü ortaya atarlar. “Bir şey Tanrı yanlış bulduğu için mi ahlaki açıdan yanlış? Yoksa yanlış olduğu için mi Tanrı doğru bulmuyor?” Bu sorunun cevabı birçok Tanrı inancı olan bireylere göre bir şey Tanrı hoş görmediği için kötüdür. Hümanizm’in yukarıda sıralanan görüşlerini muhafazakarlar şu şekilde eleştirilmiştir. “Biz insanlar ahlaki öğretileri bulmakta aciziz. Bizim ortaya koyacağımız ilkeler ancak keyfi olabilir. Ayrıca her bireyin bakış açısı farklı olacaktır. Birileri çıkıp bilgi elde edebilmek için işkencenin kullanılması da doğru bulabilir.” – Peki Tanrı ve din olmadan neyin iyi olup olmadığını nereden bilirler? Hümanistlere göre özgürce düşünmeli ve kendi ahlaki kurallarımızı oluşturmalıyız. Her bireyin bu konuda sorumluluk sahibi olduğuna inanıyorlar. Bu sorumluluğun başkasına Tanrıya ya da dine bırakılmaması gerektiğini savunuyorlar. – Tanrı olmadan bireyleri iyinin peşinden koşmaya neler motive edebilir? Din kadar kişisel felsefe, mantık, merhamet gibi birçok faktörün de bireyin iyiye yönelmesinde etkili olabileceğini savunurlar. – Hümanistler hangi ahlaki görüşlere sahipler? Hümanistlerin söz gelimi kürtaj, eşcinsel evlilikleri, ötenezya gibi konularda ortak bir görüşleri bulunmuyor. Kimi hümanistler etik konusunda Aristotles’in erdemlerinden ilham alır. Kimileri Kant’ı model olarak alır… Hümanizm – Hayatın anlamı Birçok insanın hayatına din anlam katıyor. Din nasıl bir hayat sürmemiz gerektiği konusunda bize yol çiziyor. Allah bizi yarattıysa bir amaç için olmalı diye düşünülüyor. Peki Tanrı olmadan da hayatın anlamı olabilir mi? Hümanistlere göre bu soruyu cevaplamadan önce hayatın anlamının ne olduğu konusunda ortak bir görüşün olması gerekiyor. Tanrı olmadan da yaşamın anlamlı olduğunu söylüyor hümanistler. Onlara göre Marie Curie, Pablo Picasso gibi insanlığa büyük katkılar sunmuş bireylerin yaşamları Tanrı tarafından kutsanmadan da anlamlıdır. Hümanistlere göre bir anlamda yaşamımız ebeveynlerimizden bize bir armağandır. Aileleri bu hediyeyi kendilerine kullanma kılavuzu olmadan vermiştir. Hümanistlerin anlamlı yaşam hakkında öne sürdükleri sorular: Aristotles’e göre anlamlı bir yaşam erdemli bir yaşamdır. Peki bu görüşe göre “ahlaksız” yaşam süren bilim adamları, yazarlar ve sanatçıların yaşamları anlamsız mıydı? Kendisine emredildiği için istemeyerek de olsa başkalarına yardım ederek bir yaşam süren insanın yaşamı iyilikler yaptığı için anlamlı mıdır? Peki ya çok anlamlı yaşam sürdüğünü iddia eden bazı kimselerin yaşamları gerçekten anlamlı mıdır? Örneğin; Ku Klux Klan gibi nefret ve ırkçılık üzerine kurulu amaçlara kendilerini adayanlar. Peki ya erdemli hedeflerin peşinde koşup başarısız olan insanlar. Ömrü boyunca madalya kazanmaya çalışıp yenilen bir atletin yaşamı anlamlı mıdır? Hayatta birinin amaçlarının olması ile hayatının anlamlı olması aynı mıdır? Anlamlı bir hayat yaşamış olduğumuzun taktiri kime ait? Tanrı dediği için mi bir yaşam anlamlı oluyor? Yoksa anlamlı olduğu için mi Tanrı bu hayat anlamlı diyor? Hümanistlere yöneltilen eleştiriler Ütopist oldukları iddiası. Bilim ve mantık ile dünyaya barış ve mutluluk gelebileceğine inanıyorsunuz deniyor. Faydacı oldukları iddiası. Amacınız mutluluk düzeyini maksimuma çıkarmak, acıları azaltmak. Cevaplayamayacağınız sorular var. Bilim ve mantığın cevaplayamayacağı sorular var. Örneğin, nelerin ahlaki olup olmadığı, varoluşumuzun sebebi… Akıl ve mantığın sınırları konusundaki görüşlerinin aşırı iyimser olduğu öne sürülmüştür. Hümanizm ve sosyal sorumluluk Birey doyuma insanlık idealleri için çaba sarf ederek ulaşır. İnsan doğası gereği sosyal bir tabiattadır. Hümanizme göre yaşamın anlamı ilişkiler içinde bulunabilir. Hümanizm insanların acımasızlıktan uzak bir biçimde, karşılıklı özen ve ilgi ile problemlerini çözebilmelerini arzular. İnsanlar aralarında dayanışma kurarak hayatlarını zenginleştirebilir. Umut, barış, adalet ve herkes için eşit fırsatlar sunulabilir. Tüm toplumun faydası için çalışmak bireyin mutluluk düzeyini artırır. İlerlemiş toplumlarda insanlar sadece hayatta kalabilmek için çaba sarfetmekten öteye giderler. Toplumun ilerlemesi için de çalışırlar. Çoğulculuğu savunur hümanist yaklaşım. Bireyin demokratik süreci, doğayı, çoğulculuğu ve güzelliği seküler bir şekilde koruması gerektiğine inanır. Hümanizm ve insanın kendini gerçekleştirmesi Hümanizm insanların potansiyellerinin tamamına ulaşmalarını ve kişisel olarak büyüme gerçekleştirmelerini merkezine alır. İnsanların yaşamlarında neyi başaramadıklarına değil, neleri başardıklarına odaklanır. Bu açıdan oldukça optimist / iyimser bir bakış açısına sahiptir. Hümanizm ve eğitim Hümanistler çocuklara okulda din derslerinin verilmesinden rahatsızlık duyarlar. Onlara göre eğer böyle bir ders olacaksa eşit şekilde farklı dinlerin, hümanizmin ve ateizmin de görüşleri çocuklara sunulmalı. Çocuklar kendileri özgürce seçim yapmalılar. Çocuklara din yerine felsefe derslerinin verilmesini ve çocuklara kritik düşünme yetisinin kazandırılması gerektiğini savunuyorlar. Avrupa’daki hümanist liselerde lise derslerine ek olarak Latince, Antik Yunan Dili ve Avrupa Kültürü gibi dersler verilir. Rönesans tarihi gibi konuların üzerinde durulur. Hümanist ritüeller, düğünler, cenazeler… Şöyle bir düşünün. Farklı yaşam evrelerimizde birçok farklı ayin ve ritüelden geçiyoruz. Bunların büyük kısmı dini dayanak noktalarından çıkmasalar bile, dini semboller içeriyorlar. Hümanist düğün, cenaze denilince dini ritüellerden arındırılmış seremonilerdir. Önceleri hümanist tören denilince akla yavan törenler geliyordu. Zamanla daha da örgütlenen hümanistler kendi tören organizasyonları üstlenen profesyoneller yetiştirdi. Hümanist düğünlerde belediye nikahından sonra hümanist görevli dini öğelerin olmadığı konuşmalar yaparak çiftle bir seramoni yapabilir. Yapılan konuşmalarda özgürlük, eşitlik, akıl vurgusu olabilir. Çiftin özgürce yaşamlarını birleştirme kararı aldığından bahsedilebilir. Çiftin biricikliğine vurgu yapan, onları sembolize eden ritüeller, semboller kullanılabilir. Mum yakmak, farklı renkte kumları ya da sıvıları sallayarak birleştirmek gibi. Bu cenaze törenlerinde kiliselerde bulunan dini semboller yer almaz. Ölenin yakınları bir araya gelerek birlikte geçirdikleri güzel günlere karşı duydukları minnettarlıklarını dile getirirler. Yaşamı kutlarlar bir anlamda. Kremasyona (ölü yakma) sıklıkla başvurulur. Ölünün külleri bir ağacın dibine gömülebilir ya da doğaya savrulabilir. Hümanistler farklı dinlere ait mezarlıkları genellikle tercih etmezler. Kimi zamanda intihar gibi farklı nedenlerle kilise de cenaze törenini reddedebilir. Bu durumda da hümanist bir cenaze töreni yapılabilir. Böylesi bir cenaze töreninde bulunmuştum. Arkadaşımız anısına, onunla olan anılarımızı ve duygularımızı yazan mektuplar yazarak ailesine teslim etmiştik. Farklı klasik müziklerin çalındığı cenazede yakınları kısa konuşmalar yapmışlardı. Hümanizm’in kökenleri ve gelişimi En eski çağlardan beri insanlar “Tanrı var mı? “Hayatı anlamlı kılan nedir? gibi sorulara cevap aramışlardır. Hümanizm’in ortaya koyduğu değerlere antik Yunan, Hindu, Çin ve Arap filozoflarında rastlanabilmektedir. Antik Hindu yazılarda yaratıcının varlığını sorgulayan bölümler bulunmaktadır. Konfüçyus her ne kadar tanrıların ve cennetin varlığını sorgulamasa da, geliştirdiği etik ve politik felsefe büyük ölçüde doğa üstü güçlere ya da tanrıya dayanmaz. Hümanizm – Antik Yunan Hümanizm için oldukça önemli olan demokrasinin geliştiği bir dönem oldu. Fizoloflar mantığı kullanarak sistematik bir şekilde sosyal, ahlaki ve politik sorulara cevap aradılar. Bu arayış kimi filozofların tanrıları ve mitolojiyi reddetmesi ile sonuçlandı. Hümanizm Antik Yunan filozoflarından özellikle Thales, Anaximander, Epicurus ve Anaximenes’den etkilenmiştir. Bu filozoflar mitolojik ve dini açıklamaları bir yana bırakıp gözlem ve mantığa dayanan kendi görüşlerini geliştirmeye çalışmışlardır. Epicurus materyalistti. Yani evrenin gözle görülemeyen parça ve atomalardan oluşan maddelerden meydana geldiğini öne sürmüştür. İnsanların ebedi olan ve maddeden oluşmayan bir ruha sahip olmadıklarını savunmuştur. Epicurus korkudan uzak insanların mutlu ve huzurlu yaşayabileceği bir yaşam biçiminin nasıl olması gerektiği üzerine yoğunlaşmıştır. Ölümden korkmaya gerek yoktur Epicurus’a göre. Tanrıların insanların yaşamlarıyla ilgilenmediğini, ne cezalandırıp ne de ödüllendirmediklerini söyler. Ölüm acısızdır. Anaximander astronominin babası olarak bilinir. Mekanik bir model geliştirmiştir alemlerin nasıl işlediğiyle ilgili. Anaximander ayrıca kısmen fosillere dayanan insanların denizdeki yaratıklardan türediğine dair bir teori ortaya koymuştur. Antik Yunan dönemi filozoflarından hümanizm için önemli olan bir isim de agnostik olan Protagoras‘tır. Ahlak ve erdemler hakkında ortaya koyduğu ilkeler dini inançlara dayanmamaktadır. Hümanizm – Antik Roma Hümanizmin değerlerini farklı düzeylerde ortaya koyan Romalı filozofların başında Cicero ve Senaca gelir. Cicero şüpheciydi. Tanrıların varlığını bilemeyeceğimizi öne sürmüştür. Etik değerlerin dinden bağımsız olması gerektiğini savunmuştur. Cicero’ya göre mantık ve felsefeye dayanan bir sorgulama yapılması gerekmektedir. Seneca yaşamamız gereken yaşamın şu an olduğunu söylemiştir. Sıradan insanların dini doğru kabul ettiklerini, bilgelerin yanlış ve yöneticilerin kullanışlı bulduğunu söylemiştir. Hümanizm – Orta Çağ Orta Çağ Avrupası’na büyük ölçüde Hristiyanlık egemen olmuştur. Dini sorgulamanın ağır bedelleri de olmuştur. Orta çağda insan anlayışı kötümserdir. İnsan ‘günahkardır.’ Arap dünyasında ise daha liberal bir entellektüel ortam vardı. Bu dönemin öne çıkan isimlerinden biri olan Ibn Rushd (Averroes) bugünkü İspanyada yer alan Cordobada yaşamıştır. Aristo’nun yazılarına yapmış olduğu yorumlarla tanınır. Hatta ünlü Hristiyan filozof Thomas Aquinas Aristo için “felsefeci” Ibn Rushd için ise “yorumcu” demiştir. Avrupa’nın tekrar Aristo ile tanışmasını sağlamıştır. Ibn Rushd dini metinlerin Aristo gibi felsefecilerle çatışması durumunda dini metinlerin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirmiştir. Görüşleri eleştirilmiştir. dDni metinlerin bilim ve mantık çerçevesinde dini metinlerin eleştirilebileceği fikrinin tohumlarını ekmiştir. Hümanizm – Rönesans 14. yüzyıldan 17. yüzyılın başlarına dek uzanan Rönesans dönemi hümanizmin geliştiği dönemdir. Antik Yunan ve Roma eserleri tekrar gün yüzüne çıkarılmıştır. Hümanizmin öncüleri arasında şu isimler yer alır. Petrarch, Lorenza Valla, Marsilio Ficino, Pico della Mirandola. Rönesans döneminde Hümanizm’in gelişmesinde etkili olan faktörlerden bir kısmı şunlardır. Kiliseden reform talepleri İncil’in yerel dillere çevrilmesi Modern bilimsel metodun geliştirilmesi. Özellikle Francis Bacon bunda etkili olmuştur. Bilimsel içgörülerin bazılarının kilisenin öğretilerine uymaması. Örneğin; Galileo’nun dünyanın güneş etrafında dönüşünü savunması. Antik Yunan ve Antik Roma dönemi eserlerin yeniden kazandırılması. Bu eserlerin batı dillerine çevrilmesi. … Hümanizm – Aydınlama Çağı 17. yüzyılın sonundan 18. yüzyılın sonuna dek uzanır. Orta çağdan sonra gelerek kuvvetli aristokratların ve kilisenin olduğu dönemde akıl ve mantığı ön plana çıkarmıştır. Aydınlama ile Tanrı değil insan merkeze alınmıştır. Bu dönemin öncü hümanistleri arasında şunlar sıralanabilir. Diderot Encyclopaedia’nın yazarıdır. Bu eseriyle halkın ihtiyaç duyduğu bilgilere (örneğin; zanaatkarların kullandığı aletler) yer vermiştir. Ateist olan Diderot zamanına göre radikal, liberal ve şüpheci fikirler öne sürmüştür. David Hume İskoç bir tarihçi ve filozoftu. Birçok dini öngörüyü mantık süzgecinden geçirmiştir. Kullanılabildiği her yerde rasyonelliğin en iyi şekilde kullanılması gerektiğini iddia etmiştir. Fakat ,Hume rasyonelliğin sınırlarına dikkat çekmiştir. Şüpheciliğiyle tanınan Hume duygularımızın bizi düşüncelerimizden daha fazla etkilediğini ve davranışlarınızı motive ettiğini söylemiştir. Rasyonel argümanlarla insanların davranışını değiştirebilmenin güç olduğunu gözlemlemiştir. Hume’a göre iyi bir insan olabilmek için etik değerlerin çocuklara küçük yaşlardan itibaren öğretilebilmesi gerekmektedir. Dini eleştirmesine karşın Hume toplumda dini tolerans gösterilmesinin önemini savunmuştur. Aydınlanma çağı entellektüelleri utopist olmakla suçlanmıştır. Akıl ve mantığı ön plana çıkararak barış, kalkınma ve huzur ortamının geleceğini ummayı safça bulurlar. Hümanizm – 19. Yüzyıl Bu dönemde Hümanizmin gelişmesine önemli katkılar sunan isimlerden biri Charles Darwindir. Her ne kadar Aydınlanma Çağı entellektüelleri türlerin Tanrı tarafından yaratılmış olması konusunda şüphelerini ortaya koymuşta olsalar, alternatif sunamamışlardır. Darwin bu anlamda tamamlayıcı olmuştur. 19. Yüzyılda dini metinlere karşı eleştiriler ortaya atılmıştır. Alman akademisyen David Strauss ve Julius Wellhausen İncil’deki mitolojik karakterleri ortaya çıkarmaya başlamıştır. Friedrich Nietzsche Hristiyan Etiğininin yaşamı kısıtladığını, öfke ve kin gibi duygulardan ortaya çıktığını iddia etmiştir. Alman Karl Marx dinin afyon olduğunu söylemiştir. İngiltere’de Jeremy Benthan ve John Stuart Mill etik ahlaki esaslara dayanan radikal bir etik teorisi ortaya koymuştur. 19. Yüzyılda birçok yerde Etik Toplulukları (Ethical Socities) oluşturuldu. Açık tartışmalara izin veren bu kuruluşlara dini inançları olan bireylerde katıldılar. İngilterede 1896 yılında İngiltere Etik Toplulukları (The British Ethical Societies) adıyla bir araya geldiler. 1968 yılında adı İngiltere Hümanist Derneği (The British Humanist Association) olarak değiştirildi. Amerika’da ki Etik Toplulukları da 1952 yılında Uluslararası Hümanist ve Etik Topluluğunun (IHEU) oluşmasına öncülük etti. Hümanizm – 20. Yüzyıl 20. Yüzyılın önde gelen Hümanist isimleri Bertrand Russell, Peter Singer gibi isimlerdir. Din olmadan da etik değerlerin olabileceği görüşü yaygınlık kazandı. Ateist ve/veya Hümanist olmak daha açık bir şekilde ifade edilebilmeye başlandı. Gelişen liberalizme karşın hümanizmin toplum tarafından yanlış kavrandığı iddia edilmektedir. Verilen çeşitli örneklerden bazıları şunlardır. Toplumda ateistlere olan güvenin az oluşu. Birçok ebeveynin çocuğunun hümanist etik ilkelerine bağlı fakat Tanrı inancı olmayan biriyle evlenmesini arzu etmemesi. Birçok ülkede dini okulların daha fazla kaynağa sahip olması Öğrencilerin farklı din ve hümanist görüşleri yeterince almaması. Çocuklara alternatifler sunularak özgür seçim yapma olanalarının sunulmaması. Birçok ülkede Hümanist görüşleri benimseyerek dinden uzaklaşmanın toplum tarafından dışlanmayla sonuçlanacağı. … |
| Yer İmleri |
| Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|
| Forum | Bilgilendirme | Künye |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc. Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece |
Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir. |
|