06 Ekim 2021, 18:01
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Efendi Efendi Sohbette Görgü Ve Kalite Kuralları
Efendi Efendi Sohbette Görgü Ve Kalite Kuralları
Beyler, efendiliğin sadece davranışlarla elde etmeye yetmediği, düşünceler ve sözler ile de işlenmesi gereken bir şey olduğunu daha önce konuştuk. Sohbet esnasında hissinizi, görgünüzü, bilginizi doğru şekilde ifade etmek için dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Efendiliğe giden yolda sıralıyoruz.
Düşündüğümüzde hemfikir olabiliriz: Sözlü sohbetler gerçekten çok büyük alan kaplıyor, önemliler ve neredeyse kimse nasıl yapılması gerektiğini bilmiyor. Aslında birçok sonradan kazanılan sosyal beceriler gibi küçükken sohbet hakkında hiçbirimiz eğitim almadık. Çevremizi taklit ettik ve gördüğümüzü uygular hale geldik. Bu da sohbetlerin belli kalıplar ve düşünce balonları içine hapsolmasına neden oldu. Üstelik “sohbet etmenin” artık birçok alternatifi var. Sosyal medyadaki her içeriğimiz, aslında internet arkadaşlarımız ile başlattığımız küçük bir dijital sohbet girişimi. Ya da aynı şekilde mesajlaşmalar ve e-postalar. Bunların iletişim biçimleri, -doğası gereği aslında kafamızdaki sohbet mekaniklerini değiştiren, farklılaştıran alışkanlıklar. Hatta açıkça bozan alışkanlıklar. Sohbet artık eskiden olduğu gibi ya da kitaplarda anlatıldığı gibi değil. Farklı bir hal aldı.
Bu yüzden yüz yüze sohbet hakkında unutulmaya başlayan bazı görgü kurallarını hatırlamak iyi olacak. Çünkü gerçekten tatmin edici bir sohbet içinde bulunmak, ucuza kaliteli bir otomobil almak kadar zorlaştı. Çoğu zaman konuşuyoruz, dinliyoruz, böylece gidiyor, sonra da bitiyor.
Çünkü içgüdüsel olarak ödün vermeye zaten eğilimli değiliz ve artık birbirimizi olması gerektiği gibi dinleyemediğimiz gibi, doğru konular hakkında sohbet etmeye de istekli ya da zihnen hazır değiliz. Kaliteli ve tatmin eden bir sohbet dengeli bir şekilde konuşmaktan ve dinlemekten ibaret olmalıydı ancak bir şekilde günümüzde bu denge arayışı kayboldu.
Üstelik unutulan şeylerin yerini aksi gibi yalan yanlış bilgiler aldı. “Konuşurken göz kontağı kurun, konuşmak istediğiniz konuları not edin, vücut dilinizle orada olduğunuzu hissettirin; gülümseyin ve kafa sallayın, konuşmayı devam ettirmek için duyduklarınızı tekrarlayın ya da daha fenası konuşulanları özetleyip soru sorun.” Bunların hepsini tamamen unutmak gerekiyor. Hepsi rastgele, yersiz hatta kişisel fikrimce terbiyesiz öneriler.
Sohbete dahil olduğunuzu kafa sallayarak, dinliyor olduğunuzu göz kontağı kurarak belirtmekten çok daha sahici bir yol var. İnsan gibi dinlemek ve efendi gibi konuşmak. Eğer gerçekten sohbetin içindeyseniz, anlamsız yöntemlerle sohbetin kalitesini yükseltmeye ihtiyaç hissetmemelisiniz. Zaten oradasınızdır.
Ama kötü / yetersiz / verimsiz ya da anlamsız sohbetler için kimseyi suçlayamayız. Sonuçta bunu kimse kimseye öğretmedi. (Bazı konular, gerçekten henüz çocukken öğretilmeli. Spor alışkanlıkları, egzersiz biçimleri ve tabii ki beslenme düzeni gibi “sohbet etmek” de profesyonel kuruluşlar, hatta tercihen devlet tarafından dikkatlice öğretilmeli.)
Genel olarak o an konuştuğumuz kişi en yakınlarımızdan biri değilse ve biz de o an en olmak istediğimiz yerde değilsek, sohbetler genellikle çok yüzeysel kalıyor. Ama yapabileceğimiz şeyler var.
Kabaca gündelik sohbet konuları bir elin parmakları kadardır. Birincisi “başka insanlar hakkında konular” ki genellikle en kolay ve en verimsiz sohbet konu başlığıdır.
İkincisi “olaylar hakkında” konulardır; nereye gidildi, kimler görüldü ve neler oldu başlıkları bu konuya girer:
Fena değildir ancak yine anlamlı bir sohbet ya da tatmin edecek bir sohbete dönüşmesi çok mümkün değildir. (Ya da beklentilerimizin bu kadar düşük olmaması gerekir.)
Bir diğeri “fikirler hakkında” konuşmaktır, -ki genel olarak bittiğinde kalıcı faydalara dönüşen ya da başka güzel şeylere vesile olan konular bunlardır. Sohbetten bir yarar elde edilebilecekse bu başlık o yararlı konuları içeren bir başlıktır.
Bir diğer konu başlığı ise “paylaşım” başlığı altına girebilir. Bahsetmekte istekli olduğumuz konuyu, kendimizi ya da deneyimimizi karşı tarafımızdaki kişiye aktardığımız konulardır. Arkadaşlık ilişkilerini derinleştirebileceği gibi, karşınızdakini ölümüne sıkma ihtimali de vardır. Ve bu iki ihtimal eşit olasılıktadır. O yüzden belki de konuşurken en dikkat edilmesi gereken konu başlıklarından biridir. Çok basitleştirerek bir örnek verecek olursam: “Bir yemek yedim, o kadar güzeldi ki parmaklarımı yedim” normalde zararsız bir cümle gibi görünebilir ama aslında karşınızdakine sizi pasif bir şekilde dinlemekten başka bir çare bırakmadığı için aslında rahatlıkla rahatsızlık da yaratabilir. Eğer karşınızda sizin sohbetin kalitesini yükseltmenizi bekleyen ya da bizzat sohbetin kalitesini yükseltmek isteyen biri varsa, sizin kendi duygularınızı amansızca tarif etmeniz, onu sadece sıkacaktır.
Karşınızdaki size değer veriyorsa, yapabileceği en iyi şey susmaktır. Tabii ki hepimizin dinlenmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı var ama karşınızdakini sadece sizin hislerinizin tarifini dinlemeye mecbur bırakmak biraz yetersiz bir girişimdir.
Alıntıdır.
|
|
|
|