Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Dinler ve Kültürleri > Dini Paylaşımlar > Dini Hikayeler

Dini Hikayeler Beğendiğiniz dini hikayeleri burada paylaşabilirsiniz.


Kaderin Hikayesi

Beğendiğiniz dini hikayeleri burada paylaşabilirsiniz.



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Kaderin Hikayesi
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
370

Kullanıcı Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Eski 19 Mart 2022, 19:29   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
dftr Kaderin Hikayesi

Kaderin Hikayesi

“Hayat, inanmak ve mücadele etmektir.” Hz. Hüseyin

Uzun zaman önce bir ülke varmış refah içinde yaşayan. Ülkenin refah içerisinde yaşamasının sebebi iyi yürekli ve dürüst kralıymış. Kral zaman zaman tebdil-i kıyafet ülkeyi dolaşır, halkının dertlerini dinler, sorunlara çözüm bulurmuş.

Kral yine böyle bir günde dolaşırken, yolu dağ başında bir göl kenarına düşmüş. Gölün kenarındaki ağacın dibine çökmüş Aksakallı bir dede görmüş. Yaşlı adamın bir elinde bir kese, diğerinde bir kese varmış. Birinden bir taş alıp diğerinden aldığı taşa bağlıyor ve göle atıyormuş.

Bu iş epey bir süre devam etmiş ve nihayet bittiğinde, dede yoluna gitmek üzere ayağa kalkmış ve kralla göz göze gelmiş. Kral, dedeye, “Dede bütün bir gün seni izledim, ne yaptığını anlayamadım,” demiş.

Dede kralın sorusunu şöyle cevaplamış: “Oğlum, ben insanların kaderlerini birbirine bağlarım.”

“Peki en son kimin kaderini birbirine bağladın?”

“Kralın güzel kızı ile uşağı Ahmet’in kaderini bağladım.”

Kral bu cevabı alınca dünyası kararmış. Bir yanda güzeller güzeli, biricik kızı, ülkenin prensesi; diğer yanda oğlu olsa ancak bu kadar seveceği Arap uşağı Ahmet… Ne yaparım, nasıl eder de Ahmet’e bir zarar vermeden bu kaderi bozarım diye düşünerek sarayın yolunu tutmuş.

Saraya gidince hemen sevgili uşağı Ahmet’i huzuruna çağırmış ve ona, “Oğlum, Ahmet sana bir mektup vereceğim, bu mektubu alacak ve Güneş’e götüreceksin,” demiş.

Krala sorgu sual edilmez. Biçare Ahmet mektubu ve yolluğunu alarak düşmüş bilinmez yollara. Düşmüş ki ne düşmek. Babası kadar sevdiği kralı ona bir görev vermiş ve o, bu görevi yerine getirmeli, ama nasıl? Günlerce dere tepe demeden yol gitmiş. Nihayet yorgunluktan bitkin halde iken gördüğü bir ulu ağacın gölgesinde dinlenmeye karar vermiş ve uykuya dalmış. Uyandığında bir de ne görsün! Ağacın az ötesinde bir göl… O göl ki üzerine Güneş’in aksi vurmuş…

“Kralımın dediği Güneş bu olsa gerek, “ diyerek, üzerinde sadece iç çamaşırı kalana kadar soyunup atmış kendini göle. Dibe doğru yüzmüş, yüzmüş, yüzmüş… Ta dipte, güneşin aksinin tükendiği yerde bir de ne görsün! Şahane bir hazine sandığı… Almış sandığı çıkmış yüzeye. Çıkmış ama Ahmet artık koyu tenli değil, bembeyaz bir Ahmet… Sadece iç çamaşırının olduğu bölge eski renginde. “Var bu işte bir hikmet,” demiş ve açmış sandığı. Sandık gerçek bir hazine sandığıymış. İçinde binbir türlü mücevherat ile birlikte, üzerinde Güneş’ten Kral’a yazan bir zarf varmış. Ahmet ne yapacağını bilemez hale gelmiş bir anda. Yeni ten rengi ve yaşadıkları yüzünden, ülkesine dönünce kimsenin kendisine inanmayacağını düşünerek ülkesine zengin bir tüccar kimliği ile gerçekleşmiş Ahmet’in.

Kral, ülkesinin bu yeni dürüst ve yakışıklı tüccarı ile güzeller güzeli kızını evlendirmeye karar verince dünyalar Ahmet’in olmuş. Kral, kızını zengin tüccara vermiş vermesine ama aklı da bir yandan oğlu gibi sevdiği ve kendisinden hiçbir haber alamadığı uşağı Ahmet’te imiş.

Gel zaman git zaman, kral damadı ile birlikte bir ziyafet yemeğinde iken Ahmet yere düşen bir çatalı almak için eğilince şalvarlının kenarından kaba eti gözükmüş. Bunu gören kral gözlerine inanamamış. Yemek bitip de herkes odasına çekilirken koridorun sonuna ilerleyen damadının arkasından seslenivermiş kral, “Ahmet!” diye.

Ahmet seneler sonra duyunca gerçek adını, kendisine seslenen krala istemsizce dönüvermiş ve “Neler oluyor Ahmet, evladım? Anlat başından geçenleri bana,” diyen kralına bütün olanları bir bir anlatmış.

Bunun üzerine kral, “Peki Güneş bana bir şey gönderdi mi?” diye sorunca da hemen odasına koşarak sandıktan çıkan mektubu almış ve kral vermiş. Mektupta şu satırlar yer alıyormuş:

“Güneş’e yazı yazılmaz… Yazılan yazı ise bozulmaz!”


 
Eski 14 Mart 2024, 10:08   #2
Çevrimdışı
HaDeS
HaDeS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
dftr Kaderin Hikayesi

Hikayenin sonunuda doğru beklentim yükseldi lakin finali beni tatmin etmedi.
 

Yer İmleri


Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir)
 

Gönderim Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Ek dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm saatler GMT +3 biçimindedir. Şu anki saat 17:37.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Eğlenceli Genel Forum Sitesi, Genel Forum Sitesi, Genel Forum Siteleri, Genel Forum