21 Şubat 2022, 02:38
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cömertlik İmtihanı
Cömertlik İmtihanı
''Tuzağa saçtığın taneler, cömertlik sayılmaz ki.'' Mevlana.
Yemen hükümdarı, oldukça cömert idi. İhsanları her yere yayılmasına rağmen, Hatim et - Tâi'nin cömertliğinden bahsedilmesine tahammül edemez. Sarayında herkese büyük bir ziyafet verir. Zengin fakir herkes yer. Halkın, ''Hükümdarın ziyafeti ne kadar muhteşem oldu, neredeyse Hatim'e yaklaştı, '' dediğini duyunca, Hatim sağ kaldıkça, cömertlikte birinci olmasına imkân olmadığını anlar ve onu öldürtmeye karar verir.
Çok güçlü bir genç bulup eline yirmi altın verir. İşi bitirince de, yirmi altın daha vereceğini söyler.
Genç, sora sora Tay Kabilesi'ne kadar gelir. Güler yüzlü, kendisi gibi yiğit bir gençle karşılaşır. Bu sevimli genç, ''Hoş geldin yiğit. Çok yorgun olduğun anlaşılıyor. Bu gece misafirim ol!'' diyerek onu evine götürür. Gece misafirine çokça ikram ve ihsanda bulunur. Sabah olup da misafir gitmek isteyince birkaç gün daha kalsın diye ısrar eder.
Misafir der ki: ''Çok önemli bir işim var. Bir an önce gitmem gerekir.''
İyilik ve hizmet etmekten zevk duyduğu anlaşılan ev sahibi der ki: ''İşin nedir, sana acaba bir yardımım dokunabilir mi?''
''Ey asil kişi, sen çok cömertsin, iyilik seversin, senden sır çıkmayacağı belli. Hatim isimli birini arııyorum. Acaba tanıyor musun?''
''Hatim ile ne işin var?''
Misafir, niçin geldiğini anlatıp der ki: '' Bu işte bana yardımcı olman mümkün mü?''
''Elbette mümkündür. Yalnız bu iş pek kolay olmaz. Dediklerime uuyarsan tereyağından kıl çeker gibi zahmetsiz olur.''
''Ne yapmam gerekir?''
''Hatim de senin gibi yiğit biridir. Belki ödüremezsin. Ben sana onun yerini tarif edeyim. Ancak öldüremez de iş meydana çıkarsa, yerini söylediğim için beni öldürebilir. Bu bakımdan benim ellerimi, ayaklarımı bağla. Zorla söylettiğin anlaşılsın''
Misafir, ev sahibinin elini, kolunu, ayaklarını iyice bağladıktan sonra sorar: ''Hatim nerede?''
''Hatim denilen kimse benim. Madem benim başım senin işine yarayacak, ne diye onu vermeyeyim? Misafirin arzusunu yerine getirmek, gönlünü etmek benim en büyük arzumdur. Beni hemen öldür, kimse duymadan buradan git!''
Genç, neye uğradığını şaşırır. Hemen Hatim'in ayaklarına kapanıp der ki: ''Sana gül yaprağı ile vuran kalleştir. Ne olur beni bağışla!''
Genç, helalleşip oradan ayrılıp hükümdarın huzuruna çıkar. Olanları anlatır. Hükümdar da, Hatim'in ne kadar iyiliksever ve cömert olduğunu duyunca hatasını anlayıp, ''Taşıma su ile değirmen dönmez. Cömertlik mal ile değilmiş. Hatim'in cömertliği yaratılışından, fıtratından, güzel huyundan ileri geliyormuş. Sen verilen görevi fazlasıyla yerine getirdin, '' diyerek yirmi yerine kırk altın verir.
|
|
|
|