14 Haziran 2022, 20:58
|
#1
|
|
Çevrimiçi
windflower
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Geceleri Gökyüzü Neden Karanlık Olur – Olbers Paradoksu
Geceleri Gökyüzü Neden Karanlık Olur – Olbers Paradoksu
Bazı soruların cevapları çok basit görünebilir. Hatta sorunun kendisi çok saçma gelebilir. Fakat unutmamak gerekir ki bazı şeyler göründüğü kadar basit de değildir.

Geceleri Gökyüzü Neden Karanlık
Geceleri gökyüzü neden karanlık olduğunu sorgulamak bana kalırsa görünüşünde basit gibi durup ama aslında hiç de öyle olmadığını göreceğiniz türden bir soru. Zira bu sorunun günümüzde net bir cevabı olsa da bir zamanlar birçok filozofun ve bilim adamının kafasını karıştırmıştır. Aynı zamanda bir paradoksa neden olan bu soru olbers paradoksu olarak bilinir. Paradoks ismini Alman hekim Heinrich Olbers’den alır. Muhtemelen bu soruyu gördüğünüzde aklınıza gelebilecek en makul ve basit cevap ‘‘geceleri karanlıktır çünkü güneş yoktur’’ olacaktır. Son yüzyıldaki keşifleri bir kenara bıraktığımızda bu cevabınız ne yazık ki yanlış olur.
Olbers Paradoksu Nedir?
Yaklaşık bir asır öncesine kadar bilim dünyasında kabul gören bir görüş vardı:
Evren durağan ve sonsuzdur.
O zaman için teknolojinin ve teleskopların gelişmemiş olması yeterli gözlem yapmaya engel olduğundan bilim dünyasında bu görüş hâkimdi ve hemen hemen bütün bilim adamları bu düşünceyi destekliyordu.
Sonsuz evren demek uzayda sonsuz yıldız olacağı anlamına geleceği için güneş ufukta batsa dahi evrendeki sonsuz sayıda yıldızdan gelen ışığın ortalığı gündüz gibi aydınlık yapmasını gerekirdi. ‘‘Uzaktaki yıldızların enerjisi dünyaya ulaşırken azalır haliyle bizler yıldızların sönük nokta gibi duran ışıklarını görürüz’’ gibi bir cevap vermek de durumu kurtarmaz. Çünkü sonsuz yıldız demek dünyadan uzaya hangi açıdan bakarsak bakalım mutlaka bir yıldızla karşılaşacağız anlamına gelir ve haliyle dünyaya her açıdan gelen bu ışıklar dünyayı günün 24 saati gündüz yapar. Fakat tabi gerçekte böyle değildir. Buna ‘Evrende yıldızlararasında bulunan toz halindeki maddeler bu ışıkları soğurarak bize gelmesini engellediği için böyledir.’ gibi bir açıklama getirmek mantıklı olabilir ama zamanla bu maddelerde soğurduğu bu ışığı tekrar yayma durumuna gelecektir. Haliyle paradoks oluşur.
Olbers oluşan bu paradoksun sebebini statik ve durağan evren fikrindeki hatadan dolayı olduğunu öne sürmüştür. Aslında bakarsanız doğru düşünmüştür çünkü sorun da gerçekten buradan kaynaklanır. Şimdi sorunun çözümüne gelelim. Birincisi evren sonsuz yaşında değildir yani bir başlangıcı vardır. Evren büyük patlamayla başlamıştır ve bunu açıklayan teori de Big Bang teorisi veya büyük patlama teorisidir. İkincisi evrenin sonlu ya da sonsuz olma durumu bizim için bir gerçeği değiştirmez ki o da evren sonsuz dahi olsa bizim için sonludur, evrende hiçbir zaman izleyemeyeceğimiz noktalar bulunacaktır.
Sebebi ise evren genişlemektedir ve genişleme hızı sürekli artmaktadır.
Sonuç olarak genişleyen bu evrende bir hız limiti vardır, ışık hızı.
Işık saniyede yaklaşık 300.000 km hızla hareket eder ve bize göre muazzam hız olan ışık hızı bile evrende çok küçük kalır buna bağlı olarak bize evrendeki her yıldızın ışığını ulaştıramaz.
Sonuç olarak gökyüzüne baktığımızda her yerde değil çok nadir yerlerde yıldıza rastlarız(bu nadirliği yorumlarken dikkatli olmak lazım, gözlemlenebilir evrende teleskopları gökyüzüne çevirdiğinde uzaklardan bize gelen ışıklara bakarak evrenin yaşı hakkında bilgi sahibi edinir. Yani aslında yıldızlara bakarak geçmişe bakarız ama madem gökyüzü bir zamanlar çok parlaktı neden o çok parlak uzaya rastlamıyoruz? Görülen uzaydaki tüm noktalar, evrenin o zamanki yüksek ısısı yüzünden güneş yüzeyinden daha parlaktı ve çoğu ışık huzmeleri bir yıldızda sona ermek yerine büyük patlamanın bir kalıntısında sona erdi.
Bu ışıkların dalga boyları zamanla büyüdü ve bu dalga boyları şu anda ilk oluştuklarından 1100 kat daha büyük hale geldi. Gözlerimiz bu dalga boyundaki ışığı görebilecek dizaynda olmadığı için göremiyoruz haliyle. Mikrodalga seviyesindeki bu dalgaları iki astronom ekibi bir radyo teleskobuyla keşfetmiştir ve mikrodalga arkaplan ışıması olarak isimlendiren bu olay büyük patlamanın en büyük kanıtlarından biri olarak gösterilir. Michiuo Kaku’nun ‘Eğer gözlerimiz bu dalga boylarındaki ışığı görecek dizaynda olsaydı gökyüzüne baktığımızda her zaman büyük patlamayı görürdük.’ şeklinde çok tuhaf bir sözü de vardır.
Alıntı
|
|
|
|