Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Gezelim ve Görelim > Diyar Diyar Türkiye'm > Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesi Akdeniz bölgesine ait bilgiler


Herkesin Ölmeden Önce Mutlaka Görmesi Gereken Yerlerden Biri: Antakya

Akdeniz bölgesine ait bilgiler



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Herkesin Ölmeden Önce Mutlaka Görmesi Gereken Yerlerden Biri: Antakya
Konudaki Cevap Sayısı
2
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
347

Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree4Beğeniler
  • 1 Post By Sürmenaj
  • 2 Post By Leydihan
  • 1 Post By Mezarkabul

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04 Ağustos 2021, 14:08   #1
Çevrimdışı
Sürmenaj
Sürmenaj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Standart Herkesin Ölmeden Önce Mutlaka Görmesi Gereken Yerlerden Biri: Antakya

Herkesin Ölmeden Önce Mutlaka Görmesi Gereken Yerlerden Biri: Antakya

600 çeşit yemeği ile gurme turlarının da rüştünü ispatladığı yerlerden biri Antakya. Gitmişken humusun, atomun, acılı ezmenin, tepsi kebabının ve Antakya’nın meşhur tavuğunun tadına bakmadan dönmeyin.


"Yeme-içme, lezzet turları’’ dendiği zaman akla ilk gelen yerlerden biri Antakya. Oysa pek iştahlı olmayanlar için de farklı lezzetler ile büyüleyen, zengin tarihi ile keşfedilmeyi hakeden eşsiz köşelerden kendisi. Bu hafta rotamızı Antakya’ya çevirdik ve “Gitsem ne yaparım?” diyenler için kısa bir geziye çıktık.

Habibi Neccar Dağı’nın etekleri ile Asi Nehri arasında kurulu olan Antakya’nın tarihi, MÖ 8000’li yıllara kadar uzanıyor. Şehrin kuruluşu ise Büyük İskender dönemine tarihleniyor. İskender’in genç yaştaki ölümünden sonra, imparatorluğunu paylaşan komutanlarından biri olan Seleukos, Samandağ yakınında Seleukeia Pieria, Orontes (Asi) Nehri kıyısında ise Antiocheia adlı iki şehir kurar. İki mahalleden oluşan Antiocheia kentinin Halep yoluna doğru olan kısmında Makedonyalılar, güneybatı tarafında ise yerli halk ve bir miktar Yahudi yaşıyordu. MÖ 1. yüzyılda, Roma İmparatorluğu’nun Suriye eyaletinin başkenti olan şehir, doğudan batıya doğru uzanan ticaret yollarının üzerinde olması sebebiyle yoğun bir nüfusa sahipti ve günümüzde Harbiye olarak adlandırılan Daphne kentine doğru, zengin Romalıların yazlık villaları bulunmaktaydı.

13 METRELİK MAĞARA
MS 1. yüzyılda, Hz. İsa’nın havarileri Kudüs’te toplanarak bir konsey oluşturmuşlardı. Bu yeni dini yaymak üzere Anadolu topraklarına gelmeye başladılar. MS 35-45 yılları arasında, Pavlos, Barnabas ve Petrus’un Antakya’ya gelmesiyle birlikte, nüfusu pagan ve Yahudilerden oluşan şehirde, Hıristiyan topluluklar oluşmaya başladı. Yaşantıları ve inançları ile Romalı paganları etkileyen bu insanlar, kendilerine, mesihe (Hristos) iman edenler anlamına gelen Hıristiyan demeye başladılar. Böylece Antakya, Hıristiyan sözcüğünün ilk kez telaffuz edildiği ve bu yeni dinin batıya doğru yayıldığı bir merkez haline geldi.




St. Pierre Kilisesi

Bu dönemin en çarpıcı eseri, şüphesiz, Habibi Neccar Dağı eteklerine yaslanmış olan St. Pierre Kilisesi’dir. Aslı, 13 m derinliğinde bir mağara olan yapı, ilk Hıristiyanların toplandığı ve Havari Petrus’un vaazlar verdiği bir yer olarak tanınıyor. Cephesindeki barok giriş bölümü 1860’lı yıllarda Kapusen rahipler tarafından yaptırılmış. Kapusenler, 1528 yılında, Papa VII. Clemente’nin tanıdığı, Fransisken tarikatının bir kolu. Başlarına taktıkları kukuleta (cappicio) sebebiyle, halk tarafından kukuletalı (cappuccino) olarak adlandırılmışlar. Dağdan gelerek bir havuzda biriken sular vaftiz için kullanılmış. Kudüs ve Efes Meryem Ana Evi gibi burası da hac merkezi olarak kabul ediliyor ve her yıl haziranın 29’unda, Vatikan’dan temsilcilerin de katıldığı bir ayin düzenleniyor.

YIKIMLARLA DOLU TARİH
Bizans devri boyunca ticaret merkezi olma özelliğini koruyan şehrin en önemli gelir kaynaklarından biri keten ve ipek. Günümüzde de, şehir merkezinde, birbirinden güzel ipek ürünler satan dükkânlar dikkati çekiyor. Tüm zengin kentler gibi Antakya’nın tarihi de yıkımlara sahne olmuş. Bunlardan biri 1097 yılındaki Haçlı Seferleri. Uzun süre direnen şehir, 1098’de teslim olmuş ve halkının neredeyse tamamı kılıçtan geçirilmiş. 1238 yılında Memluk idaresine geçen Antakya, Sultan Baybars tarafından bir kez daha yıktırılıp yeni baştan imar edilmiş.

Günümüzde, Osmanlı devrine atfedilen eserlerin çoğu, ilk yapısı Memluk devrinde inşa edilen yapılar olarak kabul ediliyor. Bunlardan biri de Antakya’nın simgelerinden Habibi Neccar Camisi. Caminin Anadolu topraklarındaki ilk cami olduğu iddiaları var. Habibi Neccar, günümüzde kendi adıla anılan dağdaki mağaralardan birini mesken tutmuş. Hıristiyanlığı yaymak üzere kente gelen havariler, halk tarafından taşlanmaya başladığında, inzivaya çekildiği dağdan koşup gelerek halkı, onlara uymaları konusunda ikna etmeye çalışmış. MS 37 yılında gerçekleşen bu olaydan ve o sırada meydana gelen depremden, Kuran’da, Yasin Suresi’nin 13 ile 32. ayetleri arasında bahsedilir. Ayetlerde “Karye” olarak adı geçen şehrin Antakya’ya işaret ettiği kabul ediliyor.




Üstünde “neşe” yazan iskelet mozaiği...

NEFES KESEN MOZAİKLERİ GÖRÜN
Şüphesiz, Antakya gezilerinin olmazsa olmazlarından Hatay Arkeoloji Müzesi ve bir otel inşaatı sırasında ortaya çıkarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devri yapılan eserlerin oluşturduğu Necmi Asfuroğlu Müzesi, zaman ayrılması gereken yerlerden. Hatay Arkeoloji Müzesi, 2014 yılından beri yeni binasında ağırlıyor ziyaretçilerini. Antakya, Samandağ, Tarsus, Daphne civarından getirilen birbirinden etkileyici mozaiklerin yanı sıra, Antakya Lahiti’ni de barındıran Roma devri eserlerine ve geniş bir sikke koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Müzenin en dikkat çekici eseri ise -şüphesiz- girişte, şaşkın gözleriyle size adeta “hoş geldin’’ der gibi bakan, Hitit kralı Şuppiluliuma’nın büstü. Necmi Asfuroğlu Müzesi, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri Antakya’ da. Hatay Arkeoloji Müzesi’nin aksine, buradaki eserler yakın çevrelerden toplanmış değil. Otel inşaatı sırasında çıkan, özverili ve örnek gösterilebilecek bir çalışma ile muhafaza edilerek ziyaretçilere açılan bir yer. 1050 metrekare ölçüsüyle, dünyadaki bilinen en büyük mozaik ve mitolojinin babası Heseidos’u gösteren Pegasus mozaiği, ziyaretçilerin nefesini kesiyor.



Hitit Kralı Şuppiluliuma’nın büstü

ÇİFTE KAVRULMUŞ SÜVARİ KAHVESİNİ İÇİN
Antakya’da en az yarım gününüzü Kurtuluş Caddesi ve çevresine ayırmanız gerek. Antik çağda, meşaleler ile aydınlatılan bir cadde burası. Ana yoldan ayrılıp sokak aralarına girdikçe kaybolmuş hissine kapılıyorsunuz. Bu hissi hiçe sayarak yürümeye devam edince birbirinden güzel evler, camiler ve kiliseler kesiyor yolunuzu. Dilerseniz, kafe veya restorana çevrilmiş, limon veya portakal ağaçlarının gölgelediği avlusunda oturup soluklanabileceğiniz mekânlar da var. Tarihi Affan Kahvehanesi de bunlardan biri. Gitmişken Antakya’nın çay bardağı ile servis edilen ve “süvari” olarak bilinen çifte kavrulmuş kahvesini, Haytalı tatlısını, limonlu dondurmasını mutlaka deneyin. Göç dalgası, artan nüfus ve çarpık kentleşme biraz zarar vermiş Antakya sokaklarına; Arnavut kaldırımları sökülüp beton kaplanmış dar sokaklar. Ama yine de özellikle sıcak yaz aylarında, bunaldıkça kaçılacak tek adres eski Antakya sokakları. Yöresel ürünleri bulabileceğiniz Uzun Çarşı da Kurtuluş Caddesi üzerinde. Alışverişin büyüsüne kapılmadan önce, çarşı içindeki Kurşunlu Han’a uğrayarak kendinize bir künefe ziyafeti çekmeniz gerek mutlaka.




Aziz Simeon Stylites Manastırı-Genç Simon’ın inzivaya çekildiği ve Stylitler olarak bilinen tarikatı kurduğu yer, daha sonraları bir manastıra çevrilmiş.

ASIL ADI SIMON DAĞI
Antakya gezisinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Samandağ ve çevresi. Güne, Samandağ zirvesindeki Aziz Simeon Stylites Manastırı ile başlamak uygun bir tercih olacaktır. MS 6. yüzyılda yaşayan ve Samandağlı genç Simon olarak tanınan keşiş, hayatının 40 yılını, bu dağın tepesinde, 10 m yüksekliğindeki bir sütunun üzerinde yaşayarak geçirmiş. Simon Dağı olarak adlandırılan dağ ise zaman içinde Samandağ adını almış. Samandağ kıyısı Çevlik Sahili olarak adlandırılıyor. 14 km uzunluğuyla, Türkiye’nin en uzun sahili burası. Deniz kıyısına inmişken Hz. Hızır Makamı gidilmesi gereken bir yer. Özellikle Arap Alevilerinin kutsal saydığı, sabahları etrafında 3 kez dönmeden kimsenin işe başlamadığı bir yer. Kuran’daki Kehf Suresi’nde geçen ve “Medine” olarak bahsedilen, Hz. Hızır ile Musa’nın buluştuğu yerin burası olduğuna inanılıyor.



Titus Tünelleri

EZAN VE ÇAN SESLERİ BİR ARADA
Sahildeki balık restoranlarında kısa bir mola sonrası, Seleukieia Pieria kentinin nekropol alanını, soylu bir Romalının aile mezarı olan Beşikli Mağara’yı ve Titus Tünellerini görmek gerek. Antik kenti ve limanı sel baskınlarından korumak ve dağdan gelen suyun yönünü değiştirmek için yapılmış bir tünel burası. İnşasında, isyan çıkardıkları gerekçesiyle buraya getirilen bin kadar Yahudi çalıştırılmış. İmparator Vespasianus’un MS 69’da başlattığı inşaat, oğlu Titus zamanında tamamlanmış. Büyük iş makineleri kullanılmadan, küçük el aletleri ile açılmış etkileyici bir Roma mimarisi. Tüneli sonuna kadar geçmek isteyenlerin yanında mutlaka el feneri, suya dayanıklı bot vs. gibi giysiler olmalı. Ezan, çan ve hazan seslerinin bir arada duyulduğu, Unesco tarafından “dünya kültür şehri” seçilmiş bir yer burası. Samandağ çevresindeki, Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı ve 2 km yakınındaki Hıdırbey köyü de adeta bu unvanı hak ettiğini doğruluyor. Vakıflı köyünde, kadınların kurduğu kooperatif ürünlerinden satın alabilirsiniz. Geliri, öğrencilere eğitim bursu olarak değerlendiriliyor. Birbirinden lezzetli reçeller, nar ekşisi, zeytinyağı, likör ve şaraplar köyün kadınları tarafından yapılıyor



Mezarkabul bunu beğendi.
 
Alt 04 Ağustos 2021, 22:09   #2
Çevrimdışı
Leydihan
Leydihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Standart Cevap: Herkesin Ölmeden Önce Mutlaka Görmesi Gereken Yerlerden Biri: Antakya

Gitmiştim. Tarihine, kültürüne, yemeklerine aşık oldum.
Her ırktan insan kardeşçe yaşıyordu, imrendim. Şimdi tabii aynı durum söz konusu değildir. Bizi bize düşman edenler utansın.

Asıl @[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]’dan dinlemek lazım oraları. )
Mezarkabul ve Sürmenaj bunu beğendiler.
 
Alt 04 Ağustos 2021, 23:27   #3
Çevrimdışı
Mezarkabul
Mezarkabul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Standart Cevap: Herkesin Ölmeden Önce Mutlaka Görmesi Gereken Yerlerden Biri: Antakya

3 defa Antakya'ya gittim ama Titus tünellerine hiç gitmedim. Oraya gitmeyi çok istiyorum.
Sürmenaj bunu beğendi.


İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Şu anda 0 mesajınız var.


Aşk öldü, Nasıl bilirdiniz?
 

Yer İmleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor: (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:08.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Tasarım: Dea Dia