20 Kasım 2021, 19:22
|
#6
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: İnsan Kuyruğu ve Kuyruklu İnsanlar | Neden Hala Kuyruklu Doğan İnsanlar Var?
Memeli hayvanlarda kuyruk tomurcuğu, birincil nörulasyon (İng: "neurulation") yaşandıktan sonra gelişmektedir. Nörolasyon, omurgalı embriyolarında nöral plakanın nöral tübe dönüştüğü evredir (bu evredeki embriyoya nörula adı verilir. Kuyruk tomurcuğunun bu evrede gelişmesi, kuyruğun beyni oluşturacak gelişmeden sonra geliştiği anlamına gelmektedir. Nörulasyon sonrasında kaudal kuyrukta nörosel adı verilen, içi boş bir çıkıntı oluşmaya başlar. Bu noktadan sonra ikincil nörulasyon yaşanır ve bu süreçte meduller iplik oluşmaya başlar. Bu yapının içi birçok delikle doludur ve bunlar, lumen adı verilen yapıyı oluşturur. Lumen, içi boş tübüler yapılara verdiğimiz bir isimdir (damarlar ve bağırsak da buna örnektir). Birincil ve ikincil nörülasyon sırasında oluşan boşluklar birleşerek tek ve süreğen bir boşluğa dönüşür.
İnsanlarda kaudal hücre kütlesinin oluşumu ve gelişimiyle ilgili halen bilinmeyen çok detay bulunmaktadır. Ancak net olarak bildiğimiz bir şey var: Embriyolojik gelişimin normal seyri içerisinde, 8. haftada doruk noktasına ulaşan bu kuyruk-benzeri yapının gelişimi, doruk noktasına ulaştıktan sadece 2 gün sonra, özellikle de kuyruk yitimiyle ilgili olarak atalarımızdan miras genlerin okunması sonucu apoptosis yoluyla parçalanır. Kısa bir sürede 5 çifti yok olan somitler, nihayetinde tamamen emilerek yok edilir. Böylece modern insan vücut planının bir parçası olmayan kuyruk, gelişemeden yok olmuş olur. Eğer bu yok olma sürecine girilmeseydi, insanda da tam ve gelişmiş bir kuyruk oluşabilirdi.
Ancak biyoloji, kusursuz işleyen bir süreç değildir. Kimi zaman bu yok etme işlemi düzgün çalışmaz ve insan bebekleri bir kuyruk ile doğabilirler! Yazımızda son olarak, bu ilginç duruma bir bakış atalım.
Kuyruklu İnsanlar!
Kuşkusuz insan kuyruğu, çok nadir ve baş döndürücü bir anatomik bulgudur. Bir hayal edin: 9 ay boyunca heyecanla beklediğiniz bebeğiniz doğuyor ve bir bakıyorsunuz, sırtında bir kuyruk var! İşte size birkaç örnek:
:format(webp)/evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F2c5c1bfaea8d266c83da37e5a39929d2.jpg)
:format(webp)/evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F3b9c4d9f22a68b2410b09a06f85818ef.jpg)
:format(webp)/evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F2af5449ca49658d0b06a6bd4a55f99b0.jpg)
:format(webp)/evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F99ce73559eedeb86b66cb006bb378b98.jpg)
:format(webp)/evrimagaci.org%2Fpublic%2Fcontent_media%2F8b52cbc1a7e0c621088127787f3bc734.png)
Eğer kuyruklu doğumların ne düzeyde yaşanabileceğine yönelik daha güncel bir örnek istiyorsanız, kuyruklu doğduğu için tanrı olduğuna inanılarak tapılan Balaji isimli çocuğun hikayesini öğrenebilirsiniz (sonradan 20 santimetrelik kuyruğu alındı ve halk, kendisine tapmayı bıraktı):
Bu medyayı görüntüleyebilmeniz için üye olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Eskiden bu kuyrukların "ontogeni filogeniyi takip eder" olarak isimlendirilen bir ilkenin ispatı olduğuna inanılmaktaydı. Yani embriyolojik dönemdeki gelişim (ontogeni), evrimsel süreçteki değişimi (filogeniyi) takip edecek biçimde yaşanıyordu: İnsanlar ana rahminde tek hücreli olarak var oluyor, çok hücreliye dönüşüyor, balıksı yapılar kazanıyor, amfibik özelliklere geçiş yapıyor, sürüngen ve memeli olduktan sonra primat özelliklerini kazanıp, maymunlaşarak insanlaşıyordu.
Günümüzde embriyolojik gelişimin bu şekilde yaşanmadığını biliyoruz; ancak gerçekten de embriyolojik gelişimimiz boyunca, evrimsel geçmişimizden kalma birçok artık yapının oluşup sonradan yok edildiğini ya da farklılaşarak kendi işlevlerine döndüğünü görmekteyiz.
Buna, ana rahmindeki gelişimimiz sırasında oluşan solungaç yarığı benzeri yapılardan, parmaklar arasındaki perdenin oluşmasına ve yok edilmesine kadar birçok örnek verilebilir. Ancak kuyruk yapısı, bunun en eşsiz örneklerinden birisidir.
Ontogeni filogeniyi takip eder ilkesini ispatlamak için 1884 yılında Bartels, toplamda 126 ayrı kaudal eklenti örneği bulmayı başardı; fakat farkında olmadığı şey, insan kuyruğu zannettiği gelişim anomalilerinin birçoğunun spina bifida (omurilik ve omurganın düzgün gelişmemesiyle karakterize edilen bir hastalık)ve sacrococcygeal malformasyon gibi hastalıklardan kaynaklanıyor olduğuydu. Çünkü o zamanlarda insan anatomisine ve evrimine yönelik bilgiler çok daha kısıtlıydı; evrim mekanizmaları keşfedileli daha 25 yıl oluyordu! Daha genetik bile keşfedilmemişti!
|
|
|
|