Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20 Kasım 2021, 19:16   #5
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: İnsan Kuyruğu ve Kuyruklu İnsanlar | Neden Hala Kuyruklu Doğan İnsanlar Var?



Kyoto University Museum

Aslına bakarsanız bu kuyruk kaybı, tek hücreli ilk canlılardan insana kadar takip edebileceğimiz soy hattında kuyrukla ilişkili olarak yaşanan ilk kayıp değildir.

İnsanların ve diğer bütün karasal omurgalıların sularda yaşayan balık atalarında hem pullu ve etli bir kuyruk vardı, hem de bunun üzerine konuşlanmış bir kuyruk yüzgeci vardı. Kuyruk yüzgeci, yukarıda söz ettiğimiz ve kuyruğa ek olarak bulunan aparatlara bir örnektir.


Aslında bu iki yapı (kuyruk ve kuyruk yüzgeci), tamamen bağımsız olarak evrimleşmiş iki kaudal ("kuyrukla ilişkili") yapıdır. Aetheretmon cinsi fosil balıkların yavrularında ve yetişkinlerinde yapılan analizler, bu iki kuyruğun birbirinden bağımsız olarak geliştiğini göstermektedir. Yani kuyruk evrimleşip de sonrasında kuyruk yüzgeci kuyruğa eklenmemiştir; bu iki yapı, bir arada ve bağımsız olarak (ama tabii birbiriyle etkileşerek) evrimleşmiştir.

İnsanlara gelmeyecek olan, balıklardaki çeşitlenmenin kökeninde yer alan balıklar, etli ve pullu kuyruğu yitirmişlerdir; geriye sadece kuyruk yüzgeci kalmıştır (bu nedenle balıklarda teknik olarak "kuyruk" yoktur; "kuyruk yüzgeci" vardır). İnsanlara ve diğer tüm karasal omurgalılara gidecek soy hattındaki canlılar ise, özellikle de sudan karaya geçiş sürecinde kuyruk yüzgecini yitirmişlerdir; bunun yerine kuyruk dediğimiz organ kalmıştır. Bu organın farklılaşması sonucu, bugün aşina olduğumuz kuyruk yapıları evrimleşmiştir. Kuyruk yüzgecinin avantajı, su içerisinde güçlü bir şekilde yüzmeyi kolaylaştırıyor olmasıdır; kuyruk ise daha önceden sözünü ettiğimiz iletişim, tutunma, vb. görevlerde çok daha iyidir. Bu nedenle seçilim baskıları, hangi yapının korunup hangisinin yitirileceğini belirlemektedir.

Kuyruksuz maymunlarda ise geçici olarak da olsa iki ayak üzerine kalkmak (yani geçici bipedalizmin evrimi) ile kuyruklara olan ihtiyaç azalmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, iki ayak üzerinde durmaktan söz ederken illâ insan gibi sürekli iki ayak üzerinde yürümenin kastedilmiyor olmasıdır.

Bipedal postür olarak adlandırdığımız ve genellikle geçici veya kalıcı olarak iki ayak üzerinde durabilmeyi mümkün kılan bu duruş biçimi, anatomik olarak belirli değişimleri de tetiklemektedir - kuyruk yitimi, bunlardan birisidir.




Kuyruksuz maymunlar içerisindeki en uzak kuzenlerimiz arasında olan gibonlarda bipedal postür

The University of Melbourne
Bipedal postüre sahip olmayan maymunlar, genellikle kuadruped (dört ayak üzerinde duran) bir postüre sahiptir. Bu pozisyonda kuyruk, önemli bir sinyal ve tutunma aracı olarak kullanılabilmektedir. Ancak iki ayak üzerinde duracak biçimde anatomisi evrimleşen hayvanlarda kaslı ve uzun bir kuyruk, dengeyi sağlamak ve hızlı manevralar açısından dezavantajlı bir özellik haline gelmiştir.

Nacholapithecus kerioi

Çünkü dört ayaklı hayvanlarda ağırlık merkezi karından yere doğru gider ve bu nedenle kafanın ağırlığının bir kuyruk ile dengelenmesi avantajlıdır. Bipedal postürde ise ağırlık merkezi, kafayla ayakları birleştiren bir omurga ekseni boyunca ilerler; dolayısıyla kafanın dengelenmesi için bir kuyruğa ihtiyaç yoktur; hatta bir kuyruk, ağırlık merkezini değiştiriyor olması bakımından dezavantajlıdır!Yani kuyruk, her ne kadar dallardan sallanmak ve örümcek maymunları örneğindeki gibi çok ufak türlerde hızlı hareketi sağlasa da, daha iyi ve ağaçlar üzerinde iki ayakları üzerinde hareket edecek biçimde özelleşmiş türlerde bir engeldir.

Kuyruklarını yitiren atalarımızın, ağaçlardan sallanmasına ve kuyruklarıyla birbirlerine sinyal vermesine gerek kalmamıştır; örneğin bipedal postürün getirdiği bir avantaj olarak, cinsel organların ve boyun/göğüs/yüz bölgesinin daha ön plana çıkmasıyla cinsel sinyaller bu kısımlara kaymıştır. Bu nedenle insan yüzleri çok çeşitlidir ve meme gibi organlar, daha güçlü birer cinsel sinyal aracına dönüşmüştür.

Bu nedenlerle, insanlara kadar gelecek soy hattında ve kuyruksuz maymunların ortak atasında kuyruk, bir kez daha körelerek tamamen yok olmuştur. Geriye ise, bu kuyruktan arta kalan kuyruk sokumu kemikleri kalmıştır. Yani Darwin'in ifadesiyle, hayvan atalarımızın izini bir damga gibi vücudumuzda taşımayı sürdürüyoruz. Bu damganın en güçlü izlerini, insan embriyolarında görmekteyiz. Gelin, buna bir bakış atalım.

Kuyruk Tomurcuğu

İnsanların ve diğer kuyruksuz maymunların (ve hatta genel olarak bütün memeli hayvanların) embriyolojik gelişimi sırasında, 31-35. gün civarında kuyruk tomurcuğu adı verilen bir hücre kütlesi gelişir. Bu bölge, kuyruğun gelişimini mümkün kılan hücreleri barındırmaktadır. Kaudal somitler olarak da bilinen bu hücreler, omuriliğin "kuyruğa yakın" (kaudal, İng: "caudal") kısmında gelişen, bilateral (çift yanlı) olarak konumlanmış paraksiyal mezoderm bloklarından oluşur. Bu yapılar, embriyolojik gelişimin somitogenez evresinde gelişir ve gebeliğin 8. haftasında doruk noktasına ulaşır.

Bir diğer deyişle, anatomik olarak modern insan (Homo sapiens) türünde de normalde, gebeliğin 4. haftasında genomumuzda atalarımızdan kalmış olan "kuyruk üretimi" ile ilgili kısmı okunur ve insan yavrularının embriyolarında bir "kuyruk artığı" oluşur.




16. evrede bulunan (37 günlük) iki ayrı insan embriyosu. EHD





16. evrede bulunan (37 günlük) üç ayrı insan embriyosu. EHD

Aslında bu yapının kendisi gerçek bir kuyruk değildir; çünkü daha fazla genin okunması sonucunda yukarıda tanımladığımız kuyruk yapısının tam olarak üretilmesi gerekir. Bu şekilde oluşan yapıya gerçek kuyruk adı verilir; bu konuya birazdan daha detaylı bir şekilde döneceğiz. Daha ziyade kuyruk tomurcuğu, kuyruğun öncülü konumundaki bir gelişim dokusudur.