Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20 Kasım 2021, 19:07   #3
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: İnsan Kuyruğu ve Kuyruklu İnsanlar | Neden Hala Kuyruklu Doğan İnsanlar Var?





Sakrum ve coccyx kemikleri, kuyruğu olan hayvanlarda kuyruğun omurgaya bağlanmasını sağlayan kemiklerdir. İnsanda ve diğer kuyruksuz maymun türlerinde körelmiştir.




SUNY Orange UniversitySacrum gibi kuyruk kemiği (coccyx) de, 3, 4 veya 5 adet körelmiş omurun birbirine kaynaması sonucunda oluşmuştur. Bu kemik, omurga kolonunun en dibinde yer alır. Diğer kuyruklu hayvanlardakinin aksine bu kemikler vücut dışına çıkmazlar, yani kaudal yapıda değildirler. Bu nedenle kuyruksuz maymunlar, aslında akadual (akaudat) hayvanlar olarak da kategorize edilebilirler.

Kuyruk Sokumu Neden Körelmiş Bir Organdır?

Canlılar, ortak atalardan evrimleşerek var olmaktadır. Bu süreçte, değişen çevre şartlarına bağlı olarak popülasyon içindeki gen ve özelliklerin dağılımı nesiller içinde kademeli bir şekilde değişmektedir; ki bu, evrimin tanımının ta kendisidir! Bu kademeli değişim, artma veya azalma yönünde olabilir; yani belirli özelliklerin görülme sıklığı popülasyon içinde nesiller boyunca artarken, diğerlerininki azalabilir. Azalma yönünde olan değişimlere körelme adı verilmektedir. Körelmiş organlar, antik evrimsel değişimlerin gözümüzün önünde olan ispatlarıdır. Daha önceden da anlattığımız gibi, körelmiş organlar 3 kategoride incelenirler:
  • Tam İşlevsel Organlar/Yapılar: Adından da anlaşılacağı üzere bu organlar, bilindiği kadarıyla tam olarak işlevlerini görmektedirler. Tam olarak işlev görmek, daha fazla evrimleşemeyeceği anlamına gelmemektedir. Ancak bu organların, evrimleştikleri kadarıyla işlevlerini tam olarak yerine getirdikleri söylenebilir. Günümüzde var olan beyin, karaciğer, kalp gibi organlarımız, buna örnek gösterilebilir.
  • Körelmiş (Körelmekte Olan) Organlar/Yapılar: Körelme sürecinde olan, atasal fonksiyonlarını tam olarak sürdüremeyen organlardır. Bunlar, "işlevsiz" olmak zorunda değildir; halen atasal işlevlerinin bir kısmını sürdürebilirler. Örneğin 20 yaş dişlerimiz büyük oranda körelmiş olsalar da, düzgün bir şekilde çıkmayı başarabilmeleri halinde az çok çiğneme işlevi görebilirler. Apandisimiz, artık atasal ana görevi olan selüloz sindirimini başaramasa da, savunma sistemimize yardımcı olan bazı bakterileri barındırarak işlev görebilir.
  • İşlevsiz Organlar: Bu organlar, körelme sürecinin sonlarına gelmiş ama tamamen yok olmamış organlardır. Aynı zamanda, çoğu durumda ek bir işleve de sahip değillerdir veya ek işlevleri önemsenmeyecek kadar küçüktür (apandis, savunma sistemine katkısının önemsizliği dolayısıyla kimi zaman bu kategoride değerlendirilir). Örneğin balinaların arka bacağı veya insanların 3. göz kapağı, işlevsiz organlar olarak görülebilir.
Körelmişliğinin sebebi, tüm kuyruklu akrabalarımızda bu kemiklerin kuyruğun vücuda bağlanmasını sağlıyor ve kuyruk hareketlerinin kontrolüne katkı sağlıyor olmasıdır.

Biz ve diğer kuyruksuz maymunlarda ise kuyruk köreldiğinden beri, kuyruk sokumu da bu işlevini büyük oranda yitirmiştir. Buna rağmen, ikincil işlevlerinden ötürü tamamen yok olmamıştır. Bu ikincil işlevlerin en önemlisi, coccyx'in civardaki birçok kasa, tendona ve ligamente tutunabilecekleri bir yüzey sağlıyor olmasıdır.


Ancak bu işlevlerine rağmen, coccyx kemiklerinin ve kuyruğun insanda körelmiş bir organ olduğuna hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Örneğin kuyruk sokumuna tutunan kaslar ve ligamentler, bu kemik olmasa bile fonksiyonlarını sürdürebilirler; bunun en net örneği, bugüne kadar yapılan çok sayıda kokigektomi (İng: "coccygectomy") ameliyatıdır. Bu ameliyat, kokidinya olarak bilinen kuyruk sokumu rahatsızlığını tedavi etmekte kullanılır ve ameliyat ile bu kemik alınır. 700'den fazla kokigektomi ameliyatını inceleyen geniş ölçekli akademik çalışmalarda, bu hastalığın %84 başarıyla tedavi edilebildiği ve hastanın yaşamında herhangi bir olumsuzluk olmadığı görülmüştür; vakaların %12'sinde de görülen en ağır olumsuzluk, ameliyat sırasında oluşan enfeksiyonlardır.

Elbette, bu kemiğin alınması sonucu oluşan boşluk, evrimsel süreçte beklenmedik, ani bir değişim olduğu için, bu noktada ameliyat sonrasında perineal fıtık görülebilmektedir. İlginç bir şekilde, çocuklarda bu kemik alındığında neredeyse hiçbir zaman fıtık oluşumu gözükmemektedir; bu durum, çocuklarda bu bölgedeki gelişimin halen devam ettiğini ve kemik alındıktan sonra vücudun bu sorunu giderebildiğini düşündürmektedir.

İnsanlarda da kuyruk sokumu, adeta bir kuyruk taşıyacakmış gibi omurganın dışına uzanmaktadır.