Tekil Mesaj gösterimi
Eski 26 Eylül 2021, 22:37   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Her Zaman Hatırlanması Gereken 12 Türk Bilim İnsanı

Her Zaman Hatırlanması Gereken 12 Türk Bilim İnsanı



Düşünülenin aksine topraklarımızda yaşamış ve hala yaşayan pek çok bilim insanı bulunmakta. Bu insanlar farklı alanlarda bilim dünyasına yön veriyor. Var olan küresel eğitim standartlarına oranla oldukça az gencimiz kariyerini bilim insanı olarak sürdürüyor. Genel itibari ile gelişmiş ülkelere bakıldığı zaman da görülebileceği üzere dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun fark etmez bu beyinleri avlamak adına hazır bekliyorlar. Türkiye’de yaşamakta olan gençlerin bir kısmı da ister istemez yurtdışına çıkmak zorunda kalıyor. Bu bilim insanlarının bazılarının isimlerini duymuş olmanız oldukça normal ama aralarından duymadıklarınızın da olduğu kesin.



Feryal Özel (Astrofizikçi)
Feryal Özel, günümüzde astronomi dünyasındaki en ileri gelen isimlerden bir tanesi. Özel’in annesi ve babası doktor, kendi de Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olmasının ardından Columbia Üniversitesi’ne girerek buradan Uygulamalı Matematik ve Fizik bölümünden ikincilik ile mezun olmayı başardı. Ardından ise Danimarka Niels Bohr Enstitüsü’ndeki yüksek lisans ve Harvard Üniversitesi’ndeki tezi ile büyük bir yankı uyandırarak doktorasını tamamladı. Araştırmacı görevi ile NASA’da yer almasının ardından Arizona Üniversitesi içerisinde astrofizik dersleri vermeye başladı. 2013 yılında ise Amerikan Astrofizik Derneği tarafından en başarılı görülen astrofizikçilere verilmekte olan Maria Goeppert ödülünü almaya hak kazandı. Özel, bununla beraber Türk Bilim Akademisi üyeleri içerisinde yer alıyor.



Aziz Sancar (Moleküler Biyolog)

Eğitim almaya başladığı dönemlerde yaşadığı imkansızlıklara rağmen oldukça başarılı sonuçları elde etmiş olan Aziz Sancar, Mardin’in Savur ilçesinde doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirmesinden sonra moleküler biyolojiye yönelmeyi tercih etti. Yale ve Teksas üniversitelerinde ortaya koyduğu tezleri ile gündem yaratmasının yanı sıra biyolojik saat, DNA oranımı, kanser tedavisi gibi birçok farklı konu ile alakalı 288 bilimsel makalenin yanı sıra 33 kitap da yayınladı. 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü almasını sağlayan çalışması ise hasar görmüş olan DNA’ların hücreler tarafından yenilenmeleri anlatan çalışma oldu.



Cahit Arf (Matematikçi)
Ordinaryus Prof. Dr. Cahit Arf, 10 TL banknotlarımızın arkasında da yer alan bir isim. Matematik dünyasında yapmakta olduğu çalışmaları ile bilinen Arf; Arf Halkaları, Arf Sabiti veya Arf Sarmalları olarak da bilinmekte olan matematiksel buluşun da sahibi olarak biliniyor. Cahit Arf, Alman matematikçi Helmut Hesse ile beraber Hesse-Arf Kuramını geliştirmeyi başardı. 1997 yılında ise ağır bir kalp rahatsızlığından ötürü hayatını kaybetti.



Afet İnan (Tarihçi)
Afet İnan, aynı zamanda Atatürk’ün manevi kızıdır. Genç cumhuriyet döneminin yetiştirmekte olduğu en iyi sosyal bilimciler içinde yer alan İnan, 17 yaşında Bursa Kız Öğretmen Okulu’nu tamamlamasının hemen sonrasında öğretmenlik yapmaya başladı. Atatürk’ün onu keşfetmesi sonrasında ise yurtdışına gönderildi ve Türkiye’ye döndükten sonra Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşu ve açılışı için oldukça büyük rol üstlendi. Bununla beraber öğretmenlik yapmaya da devam eden Afet , akademik kariyerini ileriye götürüp 1950 yılında tarihi profesörü oldu ve 1985 yılında ise hayatını kaybetti.



Hulusi Behçet Uz (Dermatolog)
Yapmakta olduğu çalışmalardan ötürü Tıp Bilgini olarak isim yapan Hulusi Behçet Uz; Atatürk’ün arkadaşlarından bir tanesi olan Ahmet Behçet’in de çocuğudur. Eğitimi babasının da görev yapmakta olduğu Beyrut’ta almaya başladı. Ardından ise Askeriye Tıbbiye’den mezun olana kadar geçen sürede doktor olarak çalışmalar yaptı. Gülhane Askeri Hastanesi’nde çalışmalarını sürdürmesinin yanı sıra 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı esnasında Eskişehir, Edirne, Kırklareli içinde yer alan hastanelerde dermatolog olarak yer aldı. 1933 yılına kadar Avrupa’da kendini geliştirip öğrenmiş olduğu bilgiler ile Türkiye’de çalışmalar yapan Behçet Hulusi, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları ve Frengi kliniğini kurdu ve yaptığı akademik çalışmalar ile profesör unvanına sahip olan ilk Türk akademisyen olmayı da başardı. Tıp dünyasının içinde Hipokrat’tan günümüze değin kesin bir şekilde tanımlanamamış hastalık üzerinde çalıştı ve o hastalık günümüzde Behçet Hastalığı, Tristymtom Behçet ismi ile anılmakta.




Muazzez İlmiye Çığ (Sümerolog Tarihçi)
Sümerler, insanlık tarihinin en gizemli toplumlarından bir tanesi. Bu toplum hakkında dünya tarafından bilinen çalışmalara imza atmış olan Muazzez İlmiye Çığ; yalnızca Sümer değil aynı zamanda Hitit ve Akad dillerinde de uzman bir kişiydi. Çığ’ın aynı toplumlara ait diller, kültürler ve inançlar üzerine 13’ten fazla kitabı bulunmaktadır. Tarih Sümerle Başlar kitabı ile büyük yankı uyandıran Çığ, 104 yaşında halen üretmeye devam etmektedir.



Şerif Mardin (Sosyolog)
Galatasaray Üniversitesi’ndeki eğitiminden ardından Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’ni bitirdi ve aynı üniversite içerisinde Osmanlı Tarihi üzerine yapmış olduğu çalışmalar ile isminden ciddi anlamda söz ettirmeyi başardı. 1954 senesinde ise Ankara’ya dönüp Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne dönerek burada deneyimlerini kullanmaya başladı. Biraz zaman geçtikten sonra ise Boğaziçi Üniversitesi İİBF Sosyoloji Bölümü’nü kurdu. 2007 senesinde herkesin bilgisi olan “mahalle baskısı” kavramı ise ilk olarak Şerif Mardin tarafından dile getirilmiştir.



Naşide Gözde Durmuş (Biyokimyager)
33 yaşında olmasına rağmen çocukluk döneminde yaşadığı bir rahatsızlık ile savaşmak adına Stanford Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi Biyokimya Bölümü içinde araştırma görevlisi oldu. Genç bilim insanı, kanserin erken teşhisi adına yapmakta olduğu çalışmalar ile ismini duyurdu. Durmuş, MIT Technology Review tarafından ise biyolojide ve tıpta çığır açan lider olarak da tanımlanmıştır.



Mete Atatüre (Fizikçi)
Kuantum fiziği üzerine Cambridge Üniversitesi içinde çalışmalar yapmakta olan Prf. Atatüre, 43 yaşında ve Stephen Hawking’in de yetişmiş olduğu okulda bilime ciddi katkılarda bulunuyor. Atatüre, ekibi ile beraber ışık sesinin gürültüsünü ölçtü ve bu çalışması ile de tarihe geçti. Atatüre’ye göre evrenin farklı bir yerinde farklı bir yaşam formu bulma olasılığı oldukça yüksek.



Oktay Sinanoğlu (Kimyager)

2015 yılında hayata gözlerini yuman Oktay Sinanoğlu, gerek kimya gerekse Türk diline yönelik düşünceleri ve çalışmaları ile ön plana çıktı. Sinanoğlu’nun babası İtalya’da başkonsolostu ve eğitimine burada başlasa da küçük yaşlarındayken Türkiye’ye döndü ve eğitimine burada devam etti. 1955 yılına geldiği zaman ise Kaliforniya’da bulunan Berkeley Üniversitesi’nden mezun oldu ve sonraki sene MIT’den kazandığı burs ile burada yüksek lisans yaptı. Yale Üniversitesi’ndeki kimya alanında profesör unvanına erişen en genç bilim insanı oldu. Üstelik bu unvan hala ondadır. Türkiye ve Japonya’da birçok üniversite ve kuruluşa danışmanlık yapmasının yanı sıra Türkçenin özgün hale gelmesi ve arındırılması adına da önemli çalışmalar yaptı.



Türkan Saylan (Tıp Doktoru)
1963 senesinde girmiş olduğu İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi içinde Dermatoloji Anabilim Dalı başkanlığı görevini üstlendi. 1976 yılında ise cüzzam ile alakalı incelemelere başladı. 1986 yılına gelindiği zaman ise uluslar arası anlamda kimliğe sahip olarak Hindistan’da Ghandi Ödülü’nü aldı. Aynı zamanda kadınların eğitim yaşamlarındaki yeri ile alakalı de çeşitli sosyal girişimlerde de bulundu.



Canan Dağdeviren (Mucit ve Fizk Mühendisi)
Harvard Üniversitesi Genç Akademi üyeliği bulunan ilk Türk Canan Dağdeviren, giyilebilir teknolojinin yanı sıra yeni nesil devreler ve esnek elektronik cihazlar üzerine de MIT Media Lab bünyesinde araştırtmacı olarak görev yapan Dağdeviren, bununla beraber cilt kanserinin tespit edilmesini sağlayan kalp çipini de icat etti.

Alıntıdır.