Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29 Temmuz 2021, 01:32   #3
Çevrimdışı
Sürmenaj
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Atatürk ve Yabancı Dil

Atatürk’ün Yabancı Dilde Okuma Alışkanlığı
Atatürk’ün özellikle Fransızcayı iyi bilmesi ona Fransız filozoflarının eserlerini incelemek ve anlamak olanağını yaratmıştır. Bizler için kendi kendini yetiştirme alışkanlığının en güzel örneği ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’tür. Boş zamanlarını en etkili şekilde değerlendirdiğini yakınlarının anlatımlarından ve anılarından bilmekteyiz.


Mustafa Kemal Atatürk, okumanın, yeni şeyler öğrenmenin ve batı kaynaklarını yakından izlemenin her zaman en güzel örneklerini vermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bir konuşmasında:

“…Efendiler, meşruti kuramı bulan en eski filozofların kuramları
ileri sürmek için çalıştıkları esasları inceledim, bunlara nüfuz ettim.
Jean Jacques Rousseau’yu baştan sonuna kadar okuyunuz… Ben okudum.” demektedir.

Mustafa Kemal Atatürk, ömrünün son yıllarında Alman ve Macar Türkoloji çalışmaları ile ilgili Türk bilim insanlarını, dilbilimcileri sofrasına çağırmış, dilin eski kaynaklarını araştırmış, gerekenlerin çevirilerini yaptırmıştı. Önemli saydığı dil yapıtlarını, bir gecede uçaklarla Avrupa’dan getirtiyor, inceliyor, inceletiyor, birkaç gün içinde bir sonuca vararak uygulamaya geçiyordu. Mustafa Kemal Atatürk, batı uygarlığına açık bir insandı. Batı’nın birçok yönden bizden ilerde olduğunu görüyor. Her türlü geriliğimizin temelinde bilimsel ve teknik bakımdan geri olmamızın bulunduğunu tekrar tekrar belirtiyordu. Bir konuşmasında şöyle demiştir:

“İleri ve uygar bir ulus olarak çağdaş uygarlık alanı ortasında yaşayacağız. Bu da ancak, ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun, her insanının kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur. Dünyada her şey için, uygarlık için, hayat için, başarı için en gerçek uyarıcı ilim ve fendir. İlim ve fenin dışında uyarıcı aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.Yabancı dil öğrenmeye de bir bakıma zorunluyuz. Çünkü bilim ve teknolojide batı ülkeleri ile oldukları için onların yapıtlarını anlayabilmemiz, gerekli ilişkileri kurabilmemiz için batı dillerini öğrenmemiz gerekmektedir.” -Mustafa Kemal ATATÜRK

Yeni Bir Alfabe
Osmanlı İmparatorluğu’nda 600 yılı aşkın bir süredir kullanılan Arapça asıllı alfabe batı dillerinin öğrenilmesini her zaman zorlaştırmıştı. Çünkü bütün büyük batı dilleri yazı dili olarak Latin alfabesini kullanıyordu. Latin alfabesi Türkçeye çok daha yakın, uyumlu bir alfabeydi. Oysa Arapça alfabe Türkçe ses ve sözdizimine oldukça ters düşen bir yapıdaydı. Onun için öğrenilmesi ve kullanılması oldukça güçtü. Atatürk yeni bir alfabenin özlemi içindeydi bunun için önde gelen dil uzmanlarıyla bir çok toplantılar yapmış sonuçta yeni alfabenin biçimi kararlaştırılmıştı. 28 Ekim 1928’de Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge ile dilimizden Arap ve Acem kültürünü kaldıracak bütün önlemleri aldığını bildirmişti. Ekim 1928’den itibaren ortaokullarda ve liselerde derslere yeni alfabe ile başlanmıştı, Türkçe ve Fransızca dersleri yeni harflerle yapılıyordu.


Türkçe, yüzyıllarca Arapça-Farsça’nın etkisiyle kendi terimlerini yaratma gücünü yitirmiş, geniş ölçüde bu dillerden terim yönünden yararlanmıştı. Oysa artık batı dilleri bilimsel alandaki üstünlükleriyle Türkçeye terimsel yönden birçok yeni kelime veriyordu. Türkçe bu gidişiyle tanınmaz bir hale geliyordu. Atatürk, Türk ulusunun sınırları içinde Türkçe konuşulmasını, Türkçenin sözcük dağarcığı ve terimleri bakımından zengin bir dil olmasını, Doğu kültürünün araçları olan Arapça ve Farsçanın şimdilik etki alanının dışına atılmasını, Batı dillerinin daha yaygın olarak öğrenilmesini fakat buna karşılık Türkçenin bağımsızlığına dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyordu.


Buna örnek olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesinde karşımıza çıkan ilk adımlardan birisi 1936-37 kış aylarında kendisinin yazdığı ve geometri öğretiminde yol gösterici olarak tasarlanan 44 sayfalık bir geometri kitabıdır. İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün aslında Arapça-Farsça olup, kendisinin Türkçeleştirdiği geometri terimlerinden bazıları :

Taksim/ Bölme
Haric-i Kısmet/ Bölüm
Kabiliyet-i Taksim/ Bölünebilme
Zarb /Çarpı
Mazrup/ Çarpan
Mazrubata Tefrik/ Çarpanlara Ayırma
Muhit-i daire/ Çember
Tarh/ Çıkarma
Amudi /Dikey
Gaye/ Limit
Aşa’ri/ Ondalık
Kat’ı Mükafti /Parabol
Ehram /Piramit
Menşur /Prizma
İhtisar/ Sadeleştirme
Suret/ Pay
Mahrec /Payda
Hatt-ı Mümas /Teğet

Bu’ud / boyut
kaaide / taban
seviye / düzey
mekan / uzay
ufkî / yatay
mukavves / eğri
satıh / yüzey
şâkulî / düşey
hat / çizgi
Kutur / çap
amûd / dikey
faraziye / varsayım
nısf-ı kutur / yarıçap
va’zîyet / konum
mahrut / koni
kavis / yay
mustatîl / dikdörtgen
müsavi / eşit
muhit-i daire / çember
muhammes / beşgen
müştak / türev
mecmû / toplam
mesâha-i sathiyye / alan
zâviye / açı
nisbet / oran
tenasüb / orantı
re’sen mütekabil zâviyeler / ters açılar
zâviyetân-ı mütevâfıkatân / yöndeş açılar
kaim zaviyeli müselles / dik üçgen
şibh-i münharif / yamuk
müselles-i mütesâviyü’l-adlâ’ / eşkenar üçgen
müselles-i mütesâviyü’ssâk eyn / ikizkenar üçgen
dılı / kenar
muvazi / koşut
menşur / prizma
hattı mail / eğik
veter / kiriş
re’s / köşe
zaviyei hadde / dar açı
hattı munassıf / açıortay
muhit / çevre
murabba / kare