|
Çevrimdışı
Sürmenaj
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Doğadan Toplanan Bitkiler
Doğadan Toplanan Bitkiler
Hem gelir hem de sağlık demek
Türkiye coğrafyası yüzlerce çeşit bitkiye ev sahipliği yapıyor. Bu bitkilerin büyük çoğunluğunu yabani otlar oluşturuyor. Anadolu insanının çok eski zamanlardan beri doğadan toplayarak kullandığı bu otlar, yemek kültürünün de önemli bir parçası. Farklı görüntü ve şekilleriyle ilgi toplayan bu bitkiler aynı zamanda benzersiz kokularıyla da insanları cezbediyor. Doğada kendiliğinden yetişen ve hem ticari potansiyeli hem de besleyici özellikleriyle ön plana çıkan bitkileri -derledik.
Labada
Anayurdu Akdeniz olan labada Türkiye’nin her bölgesinde yetişebiliyor. Yöreye göre efelek, dağ pazısı, gegeş gibi isimlerle de anılan bitki 1,5 metreye kadar boylanabiliyor. İlkbahar sonu ve tüm yaz boyunca doğadan toplanan ekşimtırak yaprakları daha çok dolma yapımında kullanılan bu bitki, aynı zamanda çorba ve salatalara da lezzet katıyor. Yaprakları fosfor-demir bileşimi ve tanen, kökleri ise nişasta, reçine ve antrakinon içeren labadann tıbbi olarak ilaç yapımında da kullanılıyor.
Şevketibostan
Türkiye’nin birçok bölgesinde doğada kendiliğinden bulunmasına rağmen daha çok Ege bölgesi ve özellikle İzmir çevresinde tanınan şevketibostan, dikenli yapraklara ve derine inen kazık köke sahip bir bitki. Yöreye göre akkız dikeni, sarıcakız, altın dikeni, bostan otu gibi isimlerle anılıyor ve kış aylarından başlanarak ilkbahar ortasına kadar doğadan toplanıyor. Şevketibostanın daha çok havuca benzeyen beyaz kökleri ve körpe yaprakları kullanılıyor. Kuzu eti ve yumurta ile yemeği yapılabildiği gibi Ege bölgesinde en çok sevilen ve tüketilen şekli zeytinyağı ve limon ile yapılan salatası.
Arapsaçı
Dünyanın en eski yenilebilir otu olduğu söylenen arapsaçı aslında rezene olarak da bilinen bitkinin yabani formu. Görüntüsüyle dereotunu andıran ve anasona yakın bir kokuya sahip bu bitki, yiyecek olarak tüketilmesinin yanında tıbbi amaçla da kullanılıyor. Türkiye’de daha çok Ege bölgesinde tanınıyor ve çoğunlukla zeytinyağlı yemek ve salata olarak tüketiliyor. Bazı yörelerde raziyene olarak da bilinen arapsaçı, hoş kokusuyla birçok ülkenin yemek kültüründe de yerini almış görünüyor. Dünyanın birçok yerinde doğadan toplanarak tüketilen bu bitki ABD, İngiltere ve Avrupa’nın tarım alanlarında da kendine yer bulmuş durumda.
Madımak
Madımak, Anadolu coğrafyasında doğada kendiliğinden bulunan, yöreye göre keçimemesi, çoban ekmeği, söğüt otu gibi isimlerle de anılan yabani bir ot. Daha çok İç Anadolu bölgesinde tanınan madımak, nisan ve mayıs aylarında doğadan toplanıyor. Çiğ olarak tüketilebildiği gibi zeytinyağlı yemeği, çorbası, yahnisi ve muhlaması da yapılıyor. Kurutulmuş yaprakları çay olarak da kullanıldığından aynı zamanda aktarlarda da sık olarak rastlanabiliyor.
Deniz börülcesi
Deniz börülcesi kıyı bölgelerde, gel-git olaylarının ardından denizin çekilmesiyle kumluk alanda yetişen bir bitki. Deniz minerallerini de bünyesinden bulunmasından dolayı potasyum, kalsiyum, fosfor, çinko, iyot, demir, kükürt, bakır ve magnezyum bakımından oldukça zengin. Türkiye’de en çok Muğla-Gökova’da yetişen bu bitki daha çok kıyı bölgelerde taze veya haşlanarak zeytinyağlı ve limonlu salata şeklinde tüketiliyor. Lezzetiyle ünü kıyı bölgelerini aşıp büyük şehirlerde de talep görmeye başlayan deniz börülcesi, seçkin restoranların menülerinin vazgeçilmezi.
Kuzukulağı
Türkiye’nin her yerinde yetişmeye elverişli bir bitki olan kuzukulağı adını yapraklarının şeklinin kuzukulağına benzetilmesinden alıyor. Ekşi tadı nedeniyle bazı yörelerde ekşi ot, turşuluk, ebem ekşisi adlarıyla anılan bitki, ilkbahar ayları ve yaz başında çiçeklenmeden doğadan toplanıyor. Kuzukulağı, çiğ olarak tüketilebildiği gibi börek, çorba ve yemeklerde de kullanılıyor. Bir süredir unutulmaya yüz tutmuş olan kuzukulağı son yıllarda pazar tezgahlarında sıkça kendini gösterdiği için artık yeniden revaçta.
Çiriş
Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetişebilen beyaz, sarı çiçekli bir bitki olan çiriş Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişiyor. Yöreye göre kirgiç, güllük gibi isimlerle de anılan çiriş, yaprakları pırasayı andırdığından yabani pırasa olarak da adlandırılıyor. Çiriş otu C vitamini açısından oldukça zengin. Nisan ve temmuz ayları arasındaki uzun dönem boyunca doğadan toplanılan bu bitkinin genç sürgünleri ve yaprakları sebze olarak tüketiliyor. Yemeklerde ise yumurtalı veya kıymalı olarak kavrularak yer buluyor. İlaç sanayisinde de faydalanılan çirişin kurutulmuş kökleri ayakkabı imalatında da kullanılıyor.
Ebegümeci
Ebegümeci, daha çok meralarda ve yol kenarlarında görülen mor renkli çiçeklere ve kadifemsi yapraklara sahip 30 santimetreye kadar boylanabilen tek yıllık bir bitki. Birçok iklim koşuluna uyum sağladığı için sık rastlanan ebegümeci haziran ve eylül ayları arasında toplanıyor. Türkiye’de özellikle Akdeniz bölgesinde tanınan bu bitkinin daha çok zeytinyağlı yemeği ve kavurması yapılıyor. C vitamini ve yüksek protein içeriğiyle de son derece besleyici. Ebegümeci mutfaklarda kullanımının yanında, asıl olarak ilaç sanayisinin önemli bir hammaddesini oluşturuyor.
Eşek marulu
Eşek marulu Türkiye’de hemen her bölgede doğada kendiliğinden bulunuyor ve özellikle yol kenarlarında ve bahçelerde oldukça sık rastlanılıyor. Eşek gevreği, eşek helvası, kundrul, süt otu, çoban düdüğü gibi isimlerle de anılan eşek marulu, tek yıllık ve en çok 1 metre boya ulaşabilen sarı çiçekli, tüysüz bir görünüme sahip. Acı tadı suda bekletilerek çıkarılan bitkinin Ege ve Akdeniz bölgelerinde salatası ve böreği yapılıyor veya et yemeklerine eklenerek tüketiliyor. C vitamini içeriğiyle eşek marulu da ilaç yapımında kullanılan bitkilerden.
|