Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01 Haziran 2025, 00:00   #1
Çevrimiçi
Gece
Gece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Geceden Siyaha Dökülen Harfler..

Geceden Siyaha Dökülen Harfler..

Bu medyayı görüntüleyebilmeniz için üye olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.



Düşünceler beynimi istila ederken, kalbim bozuk bir saatin zembereği gibi.. Anılara dalıp gitmenin sonucunda kendini hatırlatıyor bana..

Derler ki zaman herşeyin ilacı, zamanla unutur insan..

Gerçekten öyle mi..

“Unutmak" bizim için bir kalkandır belki de zamana karşı aldığımız bir savunma biçimimizdir kim bilir..

Nefes alışverişimizi bile değiştiren...

Kalbim deli gibi bir ritimle atarken, düşüncelerimi rtük uygulaması hedef alıyor öyle ki asılı kalıyor harflerim, imlası şaşmış hatta bozuk bir saat misali teklerken dağılıyor her tarafa.. Bedenime her saniyenin hatta salisenin bile hücre hücre hissetmesini sağlarken uyuşturuyor beynimi "unutmak" kelimesinin panzehiriyle avutuyor...

Zaman her an, her salise fark etmeden geçip giderken ömrümün zehrini kendisine aşılamasını idrak inşası delirtiyor beni işte bu yüzden zamanın kalbi saatlerdir ve kalbimiz bile durduğun da atmaya devam eden birbirini kovalayan zaman akrep ile yelkovandır.. İnsanların hayatları belki bu yüzden eşyalardan bile kısadır..

Uyurken, yürürken, düşünürken, gülerken, konuşurken zamanla hayatımızın üzerinde bir cambaz gibi ipin üzerinde dans ettiğimizi de unuturuz sanırız bazı anıları, bazı izleri sileriz diye düşünürüz...

Ölüm fikrine belki bu sebeple tahammül ederiz kim bilir..
Ben bu kavramı çoktan yitirmişken aklımın oyunları başrolü alıyor... Ey zaman haydi diyorum unuttur bana da oysa ki unutmanın ilmi yok bende. Ne yaparsam yapayım unutamıyorum ve kelebekler gibi kırılan anılarımın cesetleri hala orta da duruyor... Hiçbir iz silinmiyor, onlarla olmaya o kadar alıştım ki bazen gözümü kapatsam orada olmadığını bile hayal edemiyorum.. Zaman ki beynime ulaşmış alnımda asılı bir ok gibi sanki.. Geçiyor evet zaman akıp gidiyor da ben yerimde sayıyorum..

Devasa bir kadran var beynimin içinde ve saplanmış olduğum bir bataklık... Sonsuz ivmeye kapılmış sarkaç gibi salınıp duruyor beynimi delen geçen tik taklar zihnimin içinde yankılanıp duruyor.

Günler gelip geçiyor da ve hatta saatler bile zamanı unutuyor da, ben unutamıyorum. Hiç şaşmayan bir saat gibiyim sanki. Bir saat tamircisine gitsem diyorum benim gibi bozuk bir saatı tamir eder mi..?

İşte tam da bu yüzden zamanın hükmüne bıraktım kendimi. Delirmemek için zamana teslim oldum belki de bir gün durmayı bekleyen saatler gibi..

...Sara...

...
Her nokta bir bitişken, ben sana üç nokta koydum...
Yanyana gelen bu üç nokta, boğazımda düğümlenen sana söyleyemediğim yarım bıraktığın karanlığım...
Bitirmeye cesaret edemediğim harflerim...
Keşfedilmemiş bir şarkının notasında dans eden bir kadının gölgesi...
Bazen korku, bazen hüzün, bazen sevinç...
Tamamlanmamış Sen ve Ben..