Konu: Kâbus
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16 Mart 2025, 23:44   #1
Çevrimdışı
uykusuzadam
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Kâbus

Kâbus

çık
çık git artık çık


çık
diyorum kendime avaz avaz
çık


çık haydi
durma bu mezbelede
haydi kır zincirini
kaç kurtul sana direnen bu bitimsiz işgalden
kurtul eşkali betimsiz yazgının sana biçilen direncinden

çık artık çık
çık
bu suratsız
bu mahşeri ormandan

:::
ben dahil duyan yok sesimi
bir kin ki bağrıma oturup
içimi dağlayan

anlatamam
:::


bir yumrukta tuz buz ediyorum
ormanın yüzüne tuttuğum aynayı
sıyrılıyor etim
parmaklarımda tuz sarhoşluğu


başıboş bir oda peydahlanıyor peşi sıra aynanın sintinesinden
duvarları kara
kapkara


parmağımdan kan damlıyor odanın tavanındaki göle
taş sektiriyor gölün dibinde bir cüce
bir eli ihtiyar çingenenin elinde
ihtiyarın elinde otantik dümbelek
üstünde yusuf'un hırkası
gözleri kızıl kıpkızıl
dili kekeç


(bir ceylan uzatmış narin boynunu, su içiyor gölden. pusu atmış yaşı geçkin, çirkin mi çirkin, göbekli mi göbekli, koca burunlu bir sansar... ceylanı gözetmekte... ağzının kenarından damlayan her salya göle değip, dalgalanan sudaki aksini gördükçe; deli divane aşık bir masal kahramanı zannediyor kendini haspam. sorsan sansar değil, üç başlı ejderhayı devirecek şövalye...)


odanın dibinde paslı yayları çil çil parıldayan
üç kişilik soluk bordo koltuk


""
bakma böyle göründüğüme sen
eskiden kıpkırmızıydım
he heyyy ne asil kıçlar gördüm bir bilsen
hem de hepsi bok püsür içinde
anlatsam durur aklın havsalan
anlatsam tutulur dilin
""

diyor
kulağıma inleyip göz kırparak


uzakta

çok uzakta kedi mırıldaması

arkamda çıngırak sesi

koltukta yola çıkmaya hazır
uçuk yeşil valiz
valizde şehla gözleri seğiren
mor suratlı
sırıtık bir palyaço


içim ürperiyor baktıkça


önce sürçüyor
sonra tutulup çürüyor dilim


kalbim
kalbim kaç kurtar kendini diyor durma
bacaklarım balçıkta
balçıkta kramp esareti


kımıldayamıyor
kaçamıyorum


tanıdık bir el itiyor sonra beni odaya
annem kadar tanıdık değilse de
babam kadar büyük elli
ateşe atar gibi hışımla itiyor
çarmıha gerer gibi gaddarca
gergin mi gergin dişli
uzun mu uzun tırnaklı


tiz bir gıcırtıyla kapanıyor demir kapı ardımdan
kulağımda kahkaha infilakı


ötemde kırbaç inlemesi
ötemde tandık bir hançer


...

sırtımda hançer telaşı
kalbimde su içen ceylanın tedirginliğiyle
tökezleyerek atlayıp eşikten
düşüyorum koltuğun dibine


burnumun dibinde
elli bir numara palyaço ayakkabısı


burnumun ucunda
akbabaları ziyafete çağıran leş kokusu


...


(bir tarafta develer tellal olmuş peştamal bellerinde, pireler berber olmuş ustura ellerinde,
baldırı çıplak üç maymun bitlerini kemiriyor birbirinin... ne dilleri dilll ne gözleri gözz, ne kulakları kulakk)


tıngır mıngır sallanıyor anamın beşiği az ötede
içinde ak gelinliği
üstüne tünemiş
kara haber tellalı ihtiyar bir baykuş


az ileride
çok az ileride
mazot ve sidik kokusu taşıyor haliçe
fillerin çektiği tren


bir tarafta prova yapıyor sirk bandosu
kurşun askerler nöbette


paçamda yengeç ısırığı
sırtımda kuzgun pisliği

...


palyaçonun yüzü duvara dönük
bir elinde
üç kırmızı balon ikisi sönük biri mat
bir elinde parmaklarımın kan pıhtısı


konuştukça konuşuyor habire
konuştukça fısıltılar çoğalıyor
çoğalıyorr
çoğalıyorrr
sirke kokusu peydahlanıyor birden bire odada
kesif mi kesif
ağır mı ağır
çürük mü çürük


unut diyor mayhoş bir sesle
unut
unut


unut
yüzünü
sesini
kendini


unut
herkesi
her
şeyi
gölgeni


görmüyor


duymuyor

ann
laaa

mııı
yorrr

seni kimse


hiç ama
hiçkimse
sevmiyor
istemiyor seni
en çok da o


unut diyorsam unut


unut


unut


unut



...

üç elma intihar ediyor sonra
üçünün de dışı allı pullu
üçünün de nüvesi kan su ve meni
üçünün de üstünde şeytan ısırığı

düştükleri yer
alın teri mezbahası
yalnızlık salyası
ihanet ifrazatı


::::
büyüyüp kendime geldikçe
uzaklaşıyorsam kendimden
kabus gibi hep kendime çarpıyorsam
hiç olmadığım hiç görmediğim yerlerde
hep çıkmaza varıyorsam
ben değilsem hiçbiri
kimim ben
bu yaşananlar neyin nesi
::::




...