22 Eylül 2024, 03:47
|
#4
|
|
Çevrimdışı
R5
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: The Enigmatic Power of Love
Phenomenon - Fenomen
The Northern Lights are a natural phenomenon. (Kuzey Işıkları doğal bir fenomendir.)
Concerts - Konserler
I love attending live concerts. (Canlı konserlere gitmeyi seviyorum.)
Vibrant - Canlı
The city has a vibrant nightlife. (Şehirde canlı bir gece hayatı var.)
Tapestry - Goblen
The museum displayed a beautiful tapestry. (Müze güzel bir goblen sergiledi.)
Energy - Enerji
She has a lot of energy in the mornings. (Sabahları çok enerjisi var.)
Experiences - Deneyimler
Traveling provides new experiences. (Seyahat etmek yeni deneyimler sağlar.)
Intriguing - İlginç
The mystery novel was very intriguing. (Gizem romanı çok ilginçti.)
Gesture - Jest
He made a kind gesture by helping her. (Ona yardım ederek nazik bir jest yaptı.)
Camaraderie - Dostluk
There was a strong sense of camaraderie among the team. (Takım arasında güçlü bir dostluk duygusu vardı.)
Support - Destek
She received a lot of support from her friends. (Arkadaşlarından çok destek aldı.)
Staple - Temel
Rice is a staple food in many countries. (Pirinç birçok ülkede temel bir gıdadır.)
Culture - Kültür
They are studying the culture of ancient Greece. (Antik Yunan kültürünü inceliyorlar.)
Motivation - Motivasyon
His motivation to succeed is very high. (Başarılı olma motivasyonu çok yüksek.)
Visibility - Görünürlük
Fog can reduce visibility on the roads. (Sis yollarda görünürlüğü azaltabilir.)
Venues - Mekanlar
The city has many venues for concerts. (Şehirde birçok konser mekanı var.)
Fields - Alanlar
The farmers worked in the fields all day. (Çiftçiler bütün gün tarlalarda çalıştı.)
Challenging - Zorlayıcı
The exam was very challenging. (Sınav çok zorlayıcıydı.)
Individuals - Bireyler
Each individual has unique talents. (Her bireyin benzersiz yetenekleri vardır.)
Struggle - Mücadele
They had to struggle to survive. (Hayatta kalmak için mücadele etmek zorunda kaldılar.)
Performance - Performans
Her performance was outstanding. (Performansı olağanüstüydü.)
Experience - Deneyim
He has a lot of experience in teaching. (Öğretimde çok deneyimi var.)
Elevated - Yükseltilmiş
The platform was elevated for better visibility. (Platform daha iyi görünürlük için yükseltilmişti.)
Position - Pozisyon
She applied for a managerial position. (Yönetici pozisyonuna başvurdu.)
Connected - Bağlantılı
The two cities are connected by a bridge. (İki şehir bir köprü ile bağlantılıdır.)
Symbolizes - Simgeler
The dove symbolizes peace. (Güvercin barışı simgeler.)
Trust - Güven
Trust is essential in any relationship. (Herhangi bir ilişkide güven esastır.)
Enjoyment - Zevk
Reading brings her a lot of enjoyment. (Okumak ona çok zevk verir.)
Vantage - Avantaj
From this vantage point, you can see the whole city. (Bu avantajlı noktadan tüm şehri görebilirsiniz.)
Stability - İstikrar
Political stability is important for economic growth. (Ekonomik büyüme için siyasi istikrar önemlidir.)
Strength - Güç
He showed great strength during the crisis. (Kriz sırasında büyük güç gösterdi.)
Reliance - Güven
There is a heavy reliance on technology in modern society. (Modern toplumda teknolojiye büyük bir güven var.)
Unity - Birlik
The team worked in unity to achieve their goal. (Takım, hedeflerine ulaşmak için birlik içinde çalıştı.)
Euphoria - Coşku
Winning the championship brought a sense of euphoria. (Şampiyonluğu kazanmak bir coşku duygusu getirdi.)
Challenges - Zorluklar
They faced many challenges during the project. (Proje sırasında birçok zorlukla karşılaştılar.)
Balancing - Dengeleme
Balancing work and family life can be difficult. (İş ve aile hayatını dengelemek zor olabilir.)
Extended - Uzatılmış
They took an extended vacation. (Uzatılmış bir tatil yaptılar.)
Physically - Fiziksel olarak
The job is physically demanding. (İş fiziksel olarak zorlayıcıdır.)
Demanding - Zorlayıcı
The training program is very demanding. (Eğitim programı çok zorlayıcıdır.)
Endurance - Dayanıklılık
Marathon runners need a lot of endurance. (Maraton koşucularının çok dayanıklılığa ihtiyacı vardır.)
Balance - Denge
Yoga helps improve balance. (Yoga dengeyi geliştirmeye yardımcı olur.)
Obstruct - Engellemek
The fallen tree obstructed the road. (Düşen ağaç yolu engelledi.)
Potential - Potansiyel
She has great potential as a musician. (Müzisyen olarak büyük potansiyele sahip.)
Conflicts - Çatışmalar
The region has a history of conflicts. (Bölgenin çatışma geçmişi var.)
Tradition - Gelenek
It is a tradition to celebrate New Year’s Eve with fireworks. (Yılbaşı gecesini havai fişeklerle kutlamak bir gelenektir.)
Driven - Motive
He is driven by a desire to succeed. (Başarılı olma arzusu ile motive oluyor.)
Bonds - Bağlar
Strong family bonds are important. (Güçlü aile bağları önemlidir.)
Forge - Oluşturmak
They forged a strong partnership. (Güçlü bir ortaklık oluşturdular.)
Practicality - Pratiklik
The design combines beauty with practicality. (Tasarım güzellik ile pratikliği birleştiriyor.)
Symbolism - Sembolizm
The painting is rich in symbolism. (Resim sembolizm açısından zengindir.)
Communal - Ortak
They live in a communal house. (Ortak bir evde yaşıyorlar.)
Event (Olay)
The solar eclipse was a rare event. (Güneş tutulması nadir bir olaydı.)
Shows (Gösteriler)
The theater hosts various shows throughout the year. (Tiyatro yıl boyunca çeşitli gösterilere ev sahipliği yapar.)
Lively (Canlı)
The market was filled with lively colors and sounds. (Pazar canlı renkler ve seslerle doluydu.)
Weaving (Dokuma)
She admired the intricate weaving on the wall. (Duvarındaki karmaşık dokumayı hayranlıkla izledi.)
Vigor (Canlılık)
The children played with great vigor in the park. (Çocuklar parkta büyük bir canlılıkla oynadılar.)
Adventures (Macera)
Their adventures in the mountains were unforgettable. (Dağlardaki maceraları unutulmazdı.)
Fascinating (Büyüleyici)
The documentary was fascinating and educational. (Belgesel büyüleyici ve eğiticiydi.)
Sign (İşaret)
He gave a thumbs-up as a sign of approval. (Onay işareti olarak başparmağını kaldırdı.)
Friendship (Arkadaşlık)
The friendship among the classmates was evident. (Sınıf arkadaşları arasındaki arkadaşlık belirgindi.)
Assistance (Yardım)
The community provided assistance to the flood victims. (Toplum sel mağdurlarına yardım sağladı.)
Essential (Temel)
Bread is an essential part of their diet. (Ekmek, diyetlerinin temel bir parçasıdır.)
Tradition (Gelenek)
The festival celebrates the tradition of the region. (Festival, bölgenin geleneğini kutluyor.)
Incentive (Teşvik)
The bonus served as an incentive for the employees. (Prim, çalışanlar için bir teşvik olarak hizmet etti.)
Clarity (Açıklık)
The new glasses improved her clarity of vision. (Yeni gözlükler, görüş açıklığını artırdı.)
Locations (Mekanlar)
They scouted several locations for the wedding. (Düğün için birkaç mekanı keşfettiler.)
Areas (Alanlar)
The researchers explored new areas of study. (Araştırmacılar yeni çalışma alanlarını keşfettiler.)
Demanding (Zorlayıcı)
The marathon was a demanding test of endurance. (Maraton, dayanıklılığın zorlayıcı bir testi oldu.)
Persons (Kişiler)
The award was given to persons who made significant contributions. (Ödül, önemli katkılarda bulunan kişilere verildi.)
Fight (Mücadele)
They had to fight against the harsh weather conditions. (Zorlu hava koşullarına karşı mücadele etmek zorunda kaldılar.)
Show (Gösteri)
The magic show captivated the audience. (Sihir gösterisi izleyiciyi büyüledi.)
Knowledge (Bilgi)
His knowledge in the field is extensive. (Alandaki bilgisi geniştir.)
Raised (Yükseltilmiş)
The raised platform provided a better view. (Yükseltilmiş platform daha iyi bir görüş sağladı.)
Role (Rol)
She took on the role of team leader. (Takım lideri rolünü üstlendi.)
Linked (Bağlantılı)
The two departments are closely linked. (İki departman yakından bağlantılıdır.)
Represents (Temsil eder)
The olive branch represents peace. (Zeytin dalı barışı temsil eder.)
Confidence (Güven)
Confidence in the system is crucial. (Sisteme güven çok önemlidir.)
Pleasure (Zevk)
She finds great pleasure in painting. (Resim yapmaktan büyük zevk alır.)
Advantage (Avantaj)
The hilltop provided a strategic advantage. (Tepenin zirvesi stratejik bir avantaj sağladı.)
Steadiness (İstikrar)
Economic steadiness is vital for growth. (Ekonomik istikrar büyüme için hayati öneme sahiptir.)
Power (Güç)
The power of the storm was overwhelming. (Fırtınanın gücü eziciydi.)
Dependence (Bağımlılık)
There is a growing dependence on renewable energy. (Yenilenebilir enerjiye artan bir bağımlılık var.)
Harmony (Birlik)
The choir sang in perfect harmony. (Koro mükemmel bir uyum içinde şarkı söyledi.)
Joy (Coşku)
The news brought a wave of joy to the community. (Haber, topluma bir coşku dalgası getirdi.)
Difficulties (Zorluklar)
They overcame many difficulties to succeed. (Başarılı olmak için birçok zorluğun üstesinden geldiler.)
Stabilizing (Dengeleme)
Stabilizing the budget was a priority. (Bütçeyi dengelemek öncelikliydi.)
Prolonged (Uzatılmış)
The prolonged drought affected the crops. (Uzatılmış kuraklık mahsulleri etkiledi.)
Bodily (Fiziksel olarak)
The job requires bodily strength. (İş fiziksel güç gerektirir.)
Challenging (Zorlayıcı)
The project was challenging but rewarding. (Proje zorlayıcı ama ödüllendiriciydi.)
Stamina (Dayanıklılık)
Athletes need stamina to compete at high levels. (Sporcuların yüksek seviyelerde yarışmak için dayanıklılığa ihtiyacı vardır.)
Equilibrium (Denge)
Maintaining equilibrium is essential in tightrope walking. (İp üzerinde yürürken dengeyi korumak esastır.)
Block (Engellemek)
The fallen rocks blocked the path. (Düşen kayalar yolu engelledi.)
Capability (Potansiyel)
She has the capability to excel in her career. (Kariyerinde başarılı olma potansiyeline sahip.)
Disputes (Çatışmalar)
The negotiations aimed to resolve the disputes. (Müzakereler çatışmaları çözmeyi amaçladı.)
Custom (Gelenek)
It is a custom to greet guests with tea. (Misafirleri çay ile karşılamak bir gelenektir.)
Motivated (Motive)
She is motivated by a passion for learning. (Öğrenme tutkusu ile motive oluyor.)
Ties (Bağlar)
The ties between the two families are strong. (İki aile arasındaki bağlar güçlüdür.)
Create (Oluşturmak)
They aim to create a new path in the industry. (Sektörde yeni bir yol oluşturmayı hedefliyorlar.)
Usefulness (Pratiklik)
The tool’s usefulness makes it indispensable. (Aletin pratikliği onu vazgeçilmez kılıyor.)
Representation (Sembolizm)
The novel is rich in representation and themes. (Roman, sembolizm ve temalar açısından zengindir.)
Shared (Ortak)
They enjoy shared meals every weekend. (Her hafta sonu ortak yemeklerin tadını çıkarıyorlar.)

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
#SOMA
|
|
|
|