|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Sri Aurobindo'nun Özlü Sözleri
353 – Altrüizm insan için iyidir, ama kendini beğenmişliğin yüce bir şekli olduğunda ve başkasının egoizmini pohpohlayarak yaşadığında daha az iyidir.
354 – Altrüizmle ruhunu kurtarabilirsin, ama dikkat et de ruhunu kardeşinin mahvolmasına razı olarak kurtarmayasın.
355 – Özveri güçlü bir arınma aracıdır, özünde bir amaç ya da nihai yaşama kanunu değildir. Hedefin kendi nefsine eza etmek değil, dünyada Tanrı'yı memnun etmek olmalı.
356 – Günahın ve kötülüğün yaptığı fenalığı görmek kolay, ama eğitimli göz, kendi doğruluğuna inanan kendini beğenmiş bir erdemliliğin yaptığı kötülüğü de görür. Sri Aurobindo bize adım adım ve bütün açılardan, Hakikatin nasıl tüm terslerin, tüm karşıtların, tüm bölünmelerin üstünde ve ötesinde, tam bir ışıldayan Birlik’te olduğunu gösteriyor.
25 Şubat 1970
357 – Önce brahmin Kitapla ve ayinle yönetti, sonra kshatriya kılıçla ve kalkanla; şimdi vaishya bizi makinayla ve dolarla yönetiyor, ve azat olmuş serf sudra da sendikalı işçiler krallığı doktriniyle zorluyor. Ama ne rahip, ne kral, ne tüccar ne de işçi insanlığın gerçek hükümdarıdır; aletin ve kazmanın despotizmi ondan önceki diğer bütün despotizmler gibi başarısız olacak.
Ancak egoizm ölünce ve insanın içindeki Tanrı, kendi insansal evrenselliğini yönetince bu dünya mutlu ve tatmin olmuş bir varlık ırkını besler.
Söylenecek bir şey yok. Her şey açıkça izah edilmiş – bir tek tanrısal yönetim hakiki yönetim olabilir.
26 Şubat 1970
358 – İnsanlar zevkin peşinde koşup bu ateşli gelini yanık bağırlarına hararetle basıyorlar; bu arada, arkalarında duran kusursuz bir tanrısal haz görülmeyi, talep edilmeyi ve ele geçirilmeyi bekliyor.
359 – İnsanlar küçük başarıların, önemsiz hakimiyetlerin peşinde koşup zayıf, bitkin düşüyor; bu arada Tanrı'nın evrendeki bütün sonsuz Kuvveti, emirlerine amade olmayı boşuna bekliyor.
360 – İnsanlar ortaya çıkardıkları küçük bilgi detaylarını sınırlı ve geçici düşünce sistemleri şeklinde kombine ediyor; bu arada bütün sonsuz Bilgelik, yanardöner kanatlarının şanını başlarının üstünde genişçe çırparak gülüyor.
361 – İnsanlar, adi, sürünen bir egonun etrafında topladıkları akılsal izlenimlerden oluşan bu küçük sınırlı varlığı, zahmetle tatmin edip hoşnut etmeye çalışıyor; bu arada, uzayın ve zamanın dışındaki Ruhun neşeli ve muhteşem tezahürüne izin verilmiyor. Süpraakılsal bilincin dünyada hükmetmesi için bu durumun değişmesi şart. Süpraakılsal bilinç bir yıldan fazla bir süredir yeryüzünde işbaşında olmasına rağmen dünyanın bu sefil durumunda değişen herhangi bir şey var mı?... [Anne 1 Ocak 1969’da ortaya çıkan “Yeni Bilinci”, “Süperinsan Bilincini” kastediyor.]
28 Şubat 1970
& Mademki süpraakılsal bilinç yeryüzünde işbaşında, bu sefil durumun her şeye rağmen değişmesi gerekmez mi? Tabii, ilk etki, bilinç değişikliği olacak, önce en reseptif, en alır olanlarda, sonrasında da daha geniş bir kitlede.
Toplu hayatın genel durumundaki bir değişiklik ancak daha sonra gelebilir, belki bireysel reaksyonlar dönüştükten çok sonra. Gözlemlenebilen ilk sonuç genel karışıklığın vahimleşmesi, çünkü eski prensiplerin hükmü kalmadı.
İnsanlar, çok küçük bir azınlık hariç, Tanrısal Emre itaat etmeye hazır değil çünkü Tanrısal Emri algılayamıyorlar.
1 Mart 1970
362 – Ey Hindistan’ın Ruhu, artık Kaliyuga’nın79 karanlık panditleriyle80 mutfaklarda ve ibadet köşelerinde saklanma, ruhsuz ayinlerle, eskimiş yasalarla ve kutsanmamış bağış paralarıyla kendini peçeleme, ruhunda ara, Tanrı'yı iste ve ebedi Veda’yla gerçek brahminliğini, gerçek kshatriyalığını yeniden bul; vedik fedakarlığın gizli hakikatini yeniden canlandır, daha eski ve daha güçlü bir Vedanta’nın gerçekleştirilmesine geri dön. Bu bizi, ne yapılması ve ne yapılmaması gerektiğini söyleyen sözde dini adetlerden kurtarmak için. Hakiki bilgeliği yeniden bulmak lazım. Hakikat için, Hakikatin içinde yaşamak için, kesin işaretleri doğrudan Tanrısal'dan almak lazım.
2 Mart 1970
363 – Fedakarlığı, dünya malından vazgeçmekle ya da birkaç arzuyu, canı çekmeyi, imrentiyi tatmin etmeyi reddetmekle sınırlama; her düşünceni, her işini, her zevkini içindeki Tanrı'ya ada. Adımlarını Efendinde at, uykun da uyanıklığın da Krishna’ya feda olsun.
364 – “Bu ne kitabıma uygun, ne de bilimime” diyor kanun adamları ve formalistler. Aptallar! Tanrı sadece bir kitap mı ki, yazılı olanların dışında gerçek ve güzel hiçbir şey olmasın?
79 Kaliyuga: Hint kozmogonisinde dört yuga ya da çağ vardır: satyayuga veya krtayuga: Hakikat Çağı, Altın Çağ; tretayuga: hakikatin sadece dörtte üçünün kaldığı çağ; dvaparayuga: hakikatin sadece yarısının kaldığı çağ ve kaliyuga: hiç hakikatin kalmadığı demir çağı ya da Karanlık çağ.
80 Pandit: Kutsal metinleri yorumlayan bu alimler hem aşçıydı hem rahipti.
365 – Hangi kanuna uymalıyım, Tanrı'nın bana Söylediği: “Bu Benim İradem ey Benim hizmetkarım” sözüne mi, yoksa ölmüşinsanların yazdığı kurallara mı? Yo, yo, Birinden korkmam, Birine itaat etmem gerekiyorsa, daha ziyade Tanrı'dan korkar Tanrı'ya itaat ederim, değil bir panditin çatık kaşlarından ya da bir kitabın sayfalarına.
366 – “Aldanabilirsin, sana yol Gösteren belki de Tanrı'nın Sesi değildir” diyeceksin. Yine de bilirim ki Tanrı Ona güvenenleri Bırakmaz, cahilce güvenseler bile; yine de, tamamen Aldatıyor Göründüğünde bile bence bilgece ve sevgiyle Kılavuzluk Ediyor; yine de ölü bir formülere güvenerek kurtulmaktansa, yaşayan Tanrı tuzağına düşmeyi tercih ederim.
367 – Kendi iradene, kendi arzuna göre hareket etmektense, Kitaba göre hareket et; böylece içindeki obura hakim olmak için daha kuvveli olursun; ama Kitaba göre hareket etmektense Tanrı'ya göre hareket et, böylece bütün kuralın, bütün sınırın çok üstünde olan Zirvesine erişirsin.
368 – Kanun, bağlı olanlar ve gözleri mühürlü olanlar içindir; kanuna göre hareket etmezlerse tökezlerler; ama sen ki Krishna’da özgürsün ya da onun yaşayan ışığını gördün, Yarinin elini tutarak ebedi Veda’nın lambasında yürü.
369 – Vedanta, Tanrı'nın sana bu kölelik ve egoizm gecesinin dışına Kılavuzluk Edecek lambasıdır; ama Veda’nın ışığı ruhunda doğdu mu, artık bu tanrısal lambaya bile ihtiyacın kalmaz, çünkü artık ebedi güneşin yoğun ışığında emin adımlarla özgürce yürüyebilirsin.
Sadece Yüce Efendi'nin emrini duymak için çabala. İçtensen, Yüce Efendi Emrini kesin olarak duymanı ve tanımanı Sağlayacak bir yol Bulur. Yüce Hakikate göre yaşamak isteyen herkese verilen güvence budur.
370 – Sırf bilmek neye yarar? Diyorum sana, davran ve ol, Tanrı seni bu insan vücudunun içine bunun için Gönderdi.
371 – Sırf şimdi olmak neye yarar? Gelecekte ol81 diyorum sana, maddenin bu dünyasına insan olarak bunun için yerleştirildin.
372 – Çalışma yolu bir bakıma Tanrı'nın üçlü yolunun en zor yönüdür; ama yine de, en azından bu maddi dünyada, en kolay, en geniş ve de en tatlı yol değil mi? Çünkü her an işçi Tanrı’ya çarpıyoruz, binlerce tanrısal temasla O’nun Varlığına dönüşüyoruz.
373 – Çalışma yolunun harika yönü şu, Tanrı düşmanlığı bile bir kurtuluş aracı olabilir. Tanrı bizimle azgın, yenilmez, uzlaşmaz düşmanımızmış gibi Dövüşerek bizi Kendine bazen daha çabuk Çekip Bağlar. Kısacası, tanrısal lütuf öyle harika ki, ne yaparsan yap seni yavaşça ya da hızla Tanrısal Hedefe götürür.
5 Mart 1970
374 – Ölümü kabul etsem mi, yoksa karşı koyup ölümü savaşarak fethetsem mi? Bu, içimdeki Tanrı'nın tercihine göre olacak. Çünkü yaşasam da ölsem de hep varım.
375 – Ölüm dediğin nedir ki? Tanrı Ölebilir mi? Ey sen, ölümden korkan, Hayattır sana dehşet maskesi takmış kurukafayla gelen.
376 – Fiziksel ölümsüzlüğe ulaşmanın bir yolu var, ölüp ölmemek seçimimize bağlı, Doğa'nın bir mecburiyeti değil. İyi de, kim aynı giysiyi yüz yıl boyunca giymeyi, ya da değişmeyen dar bir meskene uzun bir ebediyet için kapatılmayı ister ki?
& Eğer biri, bu hayatta yapacaklarının bittiğini, verecek bir şeyi kalmadığını hissederse, amaçsız bir hayat sürmektense ölüp tekrar doğması daha iyi değil mi?
81 Hale, duruma gel (What is the use of only being? I say to thee, Become).
Bu, tatmin olmamış egonun, işler arzuladığı gibi gitmediğinde merak ettiği bir konudur.
Ama Tanrısal'a ait olan ve hakikatte yaşamak isteyen kişi bilir ki Tanrısal onun yeryüzünde faydasını Gördüğü sürece onu yeryüzünde Tutar, ve yeryüzünde yapacak hiçbir şeyi kalmadığında onun dünyayı terk etmesini Sağlar.
Yani böyle bir sorun olmaz, insan Tanrısal'ın yüce Bilgeliğinden emin bir şekilde rahatça yaşar.
6 Mart 1970
& Dün “Tanrısal'a ait olan insan... ” diye yazdın, her kim olursa olsun herkes Tanrısal'a aittir, öyle değil mi?
“Tanrısal'a ait olan” derken, egosunu yok etmiş, sürekli Tanrısal'ın bilincinde olan, kişisel iradesi olmayan, sadece tanrısal dürtüyle hareket eden ve Tanrısal'ın onun Yapmasını İstediği şeyi yapmaktan başka hedefi olmayan insanı kastediyorum. Bu durumda olan fazla insanın olduğunu sanmıyorum.
Şu da kesin ki, bu durumda olanlar hayatlarının faydalı olup olmadığını asla umursamaz, çünkü artık kişisel hayatları olmaz, sırf Tanrısal için ve Tanrısal sayesinde yaşarlar.
7 Mart 1970
377 – Korku da anksyete de iradenin sapkın şekilleridir. Korktuğun şeyi ha bire düşünüp aklında nakarat gibi tekrarlarsan, korktuğun şeyin olmasına yardım edersin; çünkü uyanıklık yüzeyinin üzerindeki iraden korkuyu atsa da, yine de altta aklın durmadan bunu ister, ve bilinçaltısal aklın senin uyanıklık kuvvetinden de zekandan da hem daha güçlü, hem daha engindir, iş görme konusundaysa daha iyi ekipedir. Ama ruhun, ikisinin toplamından da daha güçlüdür: bırak korkuyu, umudu; ruhunun muazzam sakinliğine, umursamaz hakimiyetine sığın.
378 – Tanrı bu sonsuz alemi, Çalışmalarında kendiliğinden gerçekleşen İrade Kuvveti olan Kendinin Bilgisi sayesinde Yaptı. Cehaleti Kendi sonsuzluğunu Sınırlamak için Kullandı; korku, bıkkınlık, depresyon, kendine güvenmemek, zayıflığa razı olmak gibi aletlerle Yarattığını yok Eder. Bu zafiyetler, içindeki kötü, zararlı ya da ayarsız şeylere saldırırsa iyi; ama hayat kaynaklarına, kuvvet kaynaklarına saldırırsa, onları kavradığın gibi at yoksa ölürsün. Bu imha kuvvetleri bize saldırdığı zaman bu, egodan kurtulmaya ve egonun bize empoze ettiği acılardan nihayet kurtulmuş bir şekilde, varlığımızın merkezinde olan Tanrısal Mevcudiyete, tam ışığa, huzura, sevince bilinçli olarak çıkmaya hazır olduğumuzun kanıtıdır. Ego, hayatın bütün temaslarını acıya dönüştürür. Ego, içimizdeki Tanrısal Mevcudiyetin bilincinde olmamızı engeller.
Ego, Tanrısal Mevcudiyetin huzurlu, kuvvetli ve mutlu aleti olmamızı engeller. Egoyu, bütün arzularıyla birlikte Tanrısal'a tamamen sunalım ve mutlaka gelecek olan kurtuluşu güvenle bekleyelim.
9 Mart 1970
379 – İnsanlık, kendi gücünü ve kendi zevkini yok etmek için iki güçlü silah kullandı, yanlış tatmin ve yanlış perhiz.
380 – Hatamız şuydu ve hala şu: paganizmin kötülüklerinden çare olarak riyazetçiliğe, riyazetçiliğin kötülüklerinden de paganizme kaçmak. Her ikisi de yanlış olan iki karşıt arasında ebediyen gidip geliyoruz.
|