|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Sri Aurobindo'nun Özlü Sözleri
331 – Eylemin hedefi sonuç değil, Tanrı'nın Olmaktan, Görmekten ve Yapmaktan Aldığı ebedi zevktir. Tabii ki bir eylemi büyük yapan boyutu değildir. Eylemin mükemmelliği dış şartlara ya da durumlara bağlı değil, eylemin hangi içtenlikle, hangi adanmayla yapıldığına bağlı.
Önemli olan tek şey, Tanrısal’ın yapmamızı İstediği şeyi, varlığımızı tamamen adayarak yapmamızdır; eylemin dış boyutu sayılmaz.
10 Şubat 1970
332 – Tanrı'nın dünyası adım adım ilerliyor, büyük birime ciddice girişmeden önce küçük birimi gerçekleştirerek. Dünyanın tek ulus olmasını sağlamak istiyorsan, önce ulusal özgürlüğü ortaya koy.
333 – Bir ulus ortak kanla, ortak dille ya da ortak dinle oluşturulmaz; bunlar sadece önemli yardımcılar ve güçlü kolaylıklardır. Ama aile bağlarının bağlamadığı insan topluluklarının, gelecek kuşaklara ortak bir gelecek temin etmek için ya da atalarından kalma ortak mirası korumak için aynı duyguda, aynı özlemde birleştiği her yerde zaten bir ulus vardır.
334 – Ulus, aile aşamasının ötesine geçen progresif Tanrı'nın büyük adımıdır; dolayısıyla, bir ulusun doğabilmesinden önce, klana ve aşirete olan bağlılık zayıflamalı ya da yok olmalıdır. Sri Aurobindo bize, gerçekleştirilmesi bizi bütün ulusların birleşmesine ve sonunda insanlığın birliğine vardırabilecek politik sırrı böylece açıklıyor.
11 Şubat 1970
335 – Aile, ulus ve insanlık, Vishnu’nun izole birlikten toplu birliğe geçişi için üç büyük adımıdır. İlki tamamlandı; ikincisinin mükemmelliği için hala çabalıyoruz; ellerimiz üçüncüsüne doğru uzanıyor, öncülük çalışmasına şimdiden başlandı.
336 – İnsan ırkının şu anki ahlakıyla sağlam, kalıcı bir insan birliği henüz mümkün değil; ama bu birliğin geçici bir yaklaştırımının, inatçı bir özlemin ve yorulmaz bir eforun ödülü olmaması için bir neden yok. Doğa hep yaklaştırımlarla, kısmi gerçekleştirmelerle, geçici başarılarla ilerler. Sri Aurobindo'nun önceden söylediği gibi işler çabuk gidiyor; insanlığın durumu çok değişti Sri Aurobindo sübtil fizik düzlemde çalıştığından beri: insan birliği fikri genel anlayışta çok yol katetti.
12 Şubat 1970
337 – Taklit bazen iyi bir eğitim gemisidir ama gönderinde amiral bayrağı asla dalgalanmayacak.
338 – Başarılı taklitçiler ordusundan olmaktansa kendini as. Bu, sanatçılarla yazarlar için. Neredeyse hepsi taklitçi ve sahteci. Halbuki sadece yaratıcıların, söyleyecek veya gösterecek yeni bir şeyi olanların üretmesi gerekir.
13 Şubat 1970
339 – Dünyada çalışma yolu karmaşıktır. Avatar Rama Vāli’yi öldürdüğünde, ya da Bizzat Tanrı olan Krishna, ulusunu kurtarmak için amcası tiran Kansa’yı öldürdüğünde kim iyi etmişler ya da yanlış yapmışlar diyebilir ki? Ama şunu hissedebiliyoruz: tanrısalca davranmışlar. Bu, iyilik ya da kötülük kavramlarının yalnızca insana özgü olduğunu, ve Tanrı'nın Gözünde değersiz olduğunu söylemenin son derece zarif bir şekli.
16 Şubat 1970
340 – Tepki, gelişme kuvvetini artırarak ve arındırarak gelişmeyi mükemmelleştirip hızlandırır. Gemi, fırtına karşısında çaresiz kaçtığı zaman, limana ulaşmaktan ümidini kesen zayıflar kalabalığı bunu göremez; ama gemi, Tanrı'nın onun için Hazırladığı, sağanağın ve okyanusun çukurluğunun gizlediği sığınağa doğru kaçar. Bu bize umudumuzu asla kaybetmemeyi öğretmek için. Çünkü inancı bütün temiz kalpli insanlar için, en kötü yenilgilerin görünümü sadece nihai zafere vardıran örtülü yoldur.
17 Şubat 1970
341 – Demokrasi, insan ruhunun otokratın, rahibin ve asilzadenin birleşik despotizmine karşı protestosuydu; sosyalizm, insan ruhunun plütokratik bir demokrasinin despotizmine karşı protestosuydu; anarşi, muhtemelen insan ruhunun bürokratik bir sosyalizmin tiranlığına karşı protestosu olacak.
Hayalden hayale, başarısızlıktan başarısızlığa giden çalkantılı ve hevesli bir gidiş: Avrupa’nın gelişmesinin görüntüsü bu.
346 – Riyazetçinin giysisini onurlandır ama, giysiyi giyene de bir bak ki, ikiyüzlülük kutsal yerleri işgal etmesin, iç azizlik efsane olmasın.
347 – Çoğunluk rahatlık ya da zenginlik peşinde, azınlıksa fakirliği bir gelinmiş gibi kucaklayıp benimsiyor; sana gelince, sadece Tanrı'nın peşinde ol, sadece Tanrı'yı kucaklayıp benimse, bırak senin için Tanrı Seçsin, kralın sarayını ya da dilencinin kasesini.
348 – Kötülük köleleştirici bir alışkanlıktan, erdemlilik insansal bir görüşten başka nedir ki? Tanrı'yı gör, Tanrı'nın İstediğini yap; gidişatın için Çizeceği yol ne olursa olsun o yolda yürü. Mükemmel! Gerçek azizlik, Tanrısal'ın senin için İstediğini istemek ve gerçekleştirmektir. Gerçek bilgelik de senin için ve senden ne İstediğini açıkça bilecek kadar Tanrısal'la birleşmektir. Gerisi insansal adet ve teori.
20 Şubat 1970
349 – Dünyanın çatışmalarında, ne zenginlerin davasını zenginlikleri için, ne fakirlerin davasını fakirlikleri için, ne kralın davasını gücü ve heybeti için, ne de halkın davasını ümidi ve şevki için benimseme; hep Tanrı'dan yana ol. Tabii eğer O’na karşı savaşmanı Emretmediyse! O zaman da tüm kalbinle, tüm kuvvetinle, tüm hevesinle savaş.
350 – Tanrı'nın benden ne İstediğini nereden bilebilirim? Egoizmi içimden atmalıyım, her inden, her yuvadan kovmalıyım ve arınmış, çıplak ruhumu Tanrı'nın sonsuz Çalışmalarına daldırmalıyım; o zaman ne İstediğini bana Bizzat Kendisi açıklar.
|