|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Sri Aurobindo'nun Özlü Sözleri
251 – Bir tarafta yalnız Krishna olsa, diğer tarafta da ordularıyla, şrapnelleriyle, makinalı tüfekleriyle silahlanmış, organize olmuş dünya, yine de kendi tanrısal yalnızlığını tercih et. Bütün dünya üzerinden geçse de, şrapnelleri seni lime lime etse de, süvarileri kollarını ve bacaklarını yol kenarındaki şekilsiz bir çamur oluncaya kadar çiğnese de aldırma; çünkü akıl hep bir görünüştü, vücut hep bir karkastı. Kaplamalarından kurtulmuş ruh süzülür ve galip gelir.
Tüm bunlar bize şunu diyor: tek seçenek var: her şeye rağmen, bütün dünyanın bile karşı koymasına rağmen Tanrısal'la birleşmek, çünkü dünyanın akılda ve fizikte sadece görünür bir kuvveti var, oysa Tanrısal’ın ebedi Hakikat gücü var.
26 Aralık 1969
252 – Eğer sonunun yenilgi olduğunu düşünüyorsan, daha kuvvetliysen bile dövüşmeye gitme. Çünkü kaderi kimse satın alamaz; güç de güç sahibi olanlara bağlı değildir.
Yenilgi bir son değildir, sadece bir kapı ya da bir başlangıçtır.
253 – Başaramadım diyorsun. Daha ziyade de ki, Tanrı Hedefinin etrafında daireler Çiziyor.
254 – Dünya seni hayal kırıklığına uğrattı diye Tanrı'nınYakasına yapışmaya yöneliyorsun. Dünya senden daha kuvvetliyse, sanıyor musun ki Tanrı daha zayıf? Tanrı'ya daha ziyade, Emrini ve Emrini yerine getirme Kuvvetini almak için yönel.
& Tatlı Annem, neden “Tanrı’nın Hedefinin etrafında daireler Çizmeye” ihtiyacı var? Herkesin işini hem daha kolay, hem daha etkili kılacak şekilde hedefine hemen, İstediği gibi kolayca Ulaşabilir, değil mi? Sri Aurobindo kesinlikle “Tanrı'nın, Hedefinin etrafında daireler Çizmeye İhtiyacı Var” demedi, çünkü Tanrı mutlak güçte, ama bu, insanların anladığı şekilde keyfi bir güç değil. Bir şeyler anlamaya başlamak için şunu iyice bilmek ve hissetmek lazım:
Tanrı'nın kadiri mutlak, her yerde hazır ve nazır İradesinin ifadesi olmayan HİÇBİR ŞEY yok; bunu sadece Tanrı'yla bilinçli olarak birleşerek anlamaya başlayabilirsiniz, aklen anlamayı değil, bir bilinç ve vizyon fenomeniyle anlamayı kastediyorum. İnsan, sıradan bilincinde, en engin zekasıyla bile yaratılışın sadece son derece küçük bir kısmını kavrayabilir, bu yüzden, yaratılışı değil yargılamak, anlayamaz bile. Dünyanın dönüşümünü hızlandırmak istiyorsak, yapabileceğimiz en iyi şey, içten pazarlıklı davranmadan kendimizi ihtiyatsızca Bilen’e vermektir.
28 Aralık 1969
255 – Bir Davanın, ondan yana inancı bütün bir ruhu olduğu sürece o Dava ölmez.
256 – “Aklım bu kanıda olmam için bana hiçbir dayanak vermiyor” diye fısıldıyorsun. Aptal! Aklın bunu yapsaydı inanca gerek kalmazdı, ya da senden inanç istenmezdi.
257 – Kalbin inancı, saklı bir irfanın karanlık ve sıkça çarpıtılmış bir yansımasıdır. İnanan, en müzmin şüpheciden bile daha sıkça şüphe içinde kıvranır; inanmakta ısrar eder çünkü içindeki bilinçaltısal bir şey bilir; bu şey onun körü körüne inancına ve alacakaranlık şüphelerine tolerans göstererek bildiklerinin açığa çıkmasına sevk eder.
& Tatlı Annem, sorgulamayan ve usavurmayan “körü körüne bir inanç” sahibi olmak iyi midir?
Genellikle körü körüne inanç denilen şey, gerçek bilgiye sahip olmak için yeterince gelişmiş bir zekası olmayanlara Tanrısal Lütfun bazen bahşettiği şeydir aslında. Yani körü körüne inanç çok saygın bir fenomen olabilir, ama böyle olmakla beraber, tabii ki irfan sahibi kişi çok daha üstün konumdadır.
29 Aralık 1969
& Tatlı Annem, inanç hangi düzleme ait, akla mı psişiğe mi? İnanç eksklüzif olarak psişik bir fenomendir.
30 Aralık 1969
258 – Dünya aklın ışığıyla hareket ettiğini sanıyor, halbuki dünyayı aslında iten inancı ve içgüdüleridir.
259 – Akıl kendini inanca uyarlar ya da içgüdüleri haklı çıkarmak için argüman bulur ama dürtüyü bilinçaltısal şekilde alır, bu yüzden insanlar rasyonel davrandıklarını sanır.
260 – Aklın tek görevi algıları düzenleyip eleştirmektir. Özünde ne bir kesin vargıya varma imkanı var, ne de eylemi yönetme gücü. Kaynak olduğunu veya harekete geçirdiğini iddia ettiğinde, başka etkenleri maskeler.
261 – Bilge olana kadar, aklını Tanrı'nın Verdiği amaçlar için, inancını ve içgüdülerini de amaçları için kullan. Neden varlığının farklı kısımlarını birbirleriyle savaştırasın ki?
& Tatlı Annem, sıradan hayatta ve manevi hayatta aklın, inancın ve içgüdünün en yüksek amacı nedir?
Herkesin, doğasına göre ve sıradan hayatta ulaşmak istediği hedefe göre kendi amacı vardır. Manevi hayata gelince, manevi hayatta hedef tektir: Tanrısal'ı tanımak ve, yeni başlayanlar için kesinlikle en güçlü itici kuvvet olan inanç sayesinde Tanrısal’la mümkün olan her şekilde birleşmek.
31 Aralık 1969
262 – Daima artan algılarının ışığında algıla ve hareket et, sadece usavuran beyninin algılarıyla değil. Tanrı kalbe Konuşur, beyin O’nu anlayamadığı zaman.
263 – Kalbin sana: “Şu, şunun aracılığıyla şu saate, şu şekilde olacak” derse, inanma. Ama kalbin sana Tanrı'nın Emrinin saflığını ve enginliğini verirse, kulak ver.
264 – Emri aldığın zaman, sadece Emri yerine getirmeyi umursa. Gerisi insanların tesadüf, şans ya da kısmet dediği Tanrı'nın İradesi ve Düzenlemesidir. Tanrısal Emir tabii ki ancak düşüncenin sessizliğinde algılanabilir. Gerçek bilme şekli kelimelerin ve düşüncelerin ötesindedir.
Fenomen meydana geldiği zaman çok açıktır, çünkü insan Tanrısal Emri önce bilir, Emri tarif eden kelimelerse sonra gelir.
265 – Hedefin büyükse, imkanların da küçükse, sen yine de harekete geç, çünkü imkanların ancak hareketle artabilir.
266 – Zamanı ve başarıyı merak etme. Sen rolünü oyna, ister başarısız olmak için olsun, ister başarılı olmak için olsun.
267 – Emir üç şekilde gelebilir: doğandaki irade ve inanç şeklinde gelebilir, kalbinle beyninin üzerinde anlaştıkları ideal şeklinde gelebilir, ya da Tanrı'dan veya meleklerinden gelen ses şeklinde gelebilir.
268 – Harekete geçmenin pek bilgece ya da mümkün olmadığı zamanlar vardır; o zaman fiziksel yalnızlıkta tapasyaya77 gir, ya da ruhunun bir köşesine çekil ve bu her ne olursa olsun tanrısal sözü veya belirtiyi bekle.
269 – Her sese hemen atlama çünkü seni aldatmaya hazır yalancı antiteler var; önce kalbin temiz olsun, sonra dinle.
Gerçekten de, herhangi bir sesin Tanrısal'dan geldiğini sanmamak son derece önemli, çünkü bir sahtekarın emrine itaat etme riskiyle karşı karşıya kalabilirsin. Hiçbir kişisel arzunun olmayacak: tek garantin bu. Hatta Tanrısal'a hizmet etme arzusunu bile duymayacaksın; tam bir huzur içinde olacaksın. Ancak o zaman ayırt etme yetinden emin olabilirsin.
3 Ocak 1969
270 – Tanrı’nın sanki şiddetle geçmişten yanaymış gibi Olduğu zamanlar vardır; o zaman, var olmuş ve hala var olan şey, sanki bir tahtın üzerinde sağlamca oturuyormuş gibi çöreklenir ve değiştirilemez bir “var olacağım”a bürünür. Her şeyin Efendisiyle mücadele ediyorsun gibi gelse bile sebat et, çünkü bu O’nun en sıkı testidir.
77 Tapasya: Kişisel irade eforu, riyazet gücü; aklı, nefsi ve fiziği kontrol etmek ve dönüştürmek için, içlerine daha yüksek bilinci indirmek için iradenin ve enerjinin yoğunlaşması.
271 – Bir dava, insani olarak kaybedildiğinde ve ümitsiz olduğunda her şey bitmiş değildir; her şey ancak ruh eforundan vazgeçtiği zaman biter. Bu, görünüşlerin bizi etkilemesine izin vermememiz ve, sonuçsuz görünse bile eforumuzda sebat etmemiz konusunda bizi cesaretlendirmek için. Hayatta, bize yapılacak doğru şey olarak açıklanan şeyi yapmak lazım, başkaları alay etse bile, eleştirse bile. Çünkü insanların görüşünün hiçbir değeri yok. Bir tek Tanrısal İrade gerçek, bir tek Tanrısal İrade galip gelecek.
4 Ocak 1970
272 – Yüksek manevi mertebelere erişmek isteyen, sonsuz testlerden ve sınavlardan geçmek zorunda. Ama adayların çoğu sadece ayırtmana rüşvet vermek için sabırsızlanıyor.
273 – Ellerin serbest olduğu sürece ellerinle, sesinle, beyninle, her türlü silahla mücadele et. Düşmanın seni zindanında mı zincirledi? Seni ağzına tıktığı tıkaçla mı susturdu? Her şeyi kuşatabilen sessiz ruhunla, uzun menzilli irade gücünle mücadele et; öldüğünde de, dünyayı saran ve Tanrı'dan senin içine gelmiş kuvvetle hala mücadele et. Hakikat zor ve meşakkatli bir fetihtir. Hakikati fethetmek için gerçek bir savaşçı olmak lazım, hiçbir şeyden korkmayan, ne düşmanlardan ne de ölümden korkmayan bir savaşçı olmak lazım. Çünkü her şeye rağmen, bir vücudun içinde ya da vücutsuz, mücadele devam ediyor ve Zaferle sonuçlanacak.
6 Ocak 1970
274 – Mağarasında ya da dağının tepesinde oturan riyazetçinin odunun teki, tembelin teki olduğunu sanıyorsun. Ne biliyorsun? Belki de dünyayı, iradesinin güçlü akımlarıyla doldurup ruh halinin baskısıyla değiştiriyordur.
275 – Dağın tepesindeki özgürün ruhunda gördüğünü, kahramanlar ve peygamberler maddi dünyada ilan etmeye ve gerçekleştirmeye gelir.
276 – İlahiyatçılar açıklamalarında yanılıyor ama esasta haklılar. Fransız Devrimi olduysa, bu, Hindistan’ın karlarında bir ruh, Tanrı’yı özgürlük, kardeşlik ve eşitlik olarak hayal ettiği için oldu. Bu bize sadece şunu göstermek için: ruhun gücü bütün maddi güçlerden daha büyüktür.
Ama gerçekleştirme için her iki güç de gereklidir.
7 Ocak 1969
277 – Her konuşma, her eylem, ebedi Sessizlikten hazır çıkar.
278 – Okyanusun derinliklerinde her şey sakindir, ama yüzeyinde, bağırtıları ve sahile doğru yarışı neşeyle gürler; şiddetli bir eylemin ortasındaki özgür ruh için de öyledir: ruh hareket etmez, içinden sadece karşı konulmaz hareket yayar. Bu bize şunu tekrar söylüyor: hareketi doğuran Şey, hareketle ortaya çıkan Bilinç ve Güç, o hareketi maddeten gerçekleştiren ve cahilliklerinden, hareketin faili olduklarını sanan varlıklardan tamamen farklıdır.
8 Ocak 1970
279 – Ey Tanrı'nın askeri, kahramanı, hiç senin için keder, utanç ya da acı olabilir mi? Hayatın şan dolu, yaptıklarını Tanrı'ya adayarak kutsallaştırdın, zafer tanrısallaşman, yenilgi zaferindir. Kendini tamamen Tanrısal'a adamış insan için ne utanç olabilir ne de acı, çünkü Tanrısal hep onunladır, Tanrısal Mevcudiyet her şeyi şana dönüştürür.
9 Ocak 1970
280 – Aşağı varlığın, günahın ve kederin verdiği şokun acısını hala çekiyor mu? Ama üstte, görsen de görmesen de ruhun kral gibi kurulmuş, sakin, özgür, galip. İnan ki sondan önce, Anne işini yapmış olacak ve varlığının toprağını sevince, saflığa dönüştürecek.
|