Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16 Eylül 2023, 21:59   #33
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Sri Aurobindo'nun Özlü Sözleri

231 – Vazgeçilmez iki erdem cesaret ve sevgidir; bütün diğer erdemler geri planda kalsa ya da uyuklasa bile bu ikisi ruhu canlı tutar.

232 – Alçaklık ve egoizm, affedilmesi zor bulduğum iki günahtır; oysa bir tek onlar neredeyse evrensel. Bu yüzden başkalarının alçaklığından ve egoizminden nefret etmemeliyiz, kendi alçaklığımızı, kendi egoizmimizi yok etmeliyiz.

233 – Asalet ve cömertlik, ruhun ulvi zirvesidir; onlarsız birer zindan böceği gibiyiz.

238 – Geçmişin kalıplarını kır ama dehasını ve ruhunu aynen koru, yoksa geleceğin olmaz.

239 – Devrimler geçmişi paramparça edip eritme potasına atarlar ama içinden çıkan yeni yüzlü eski Aeson’dur.

240 – Dünya sadece yarım düzine başarılı devrim gördü, üstelik çoğu da başarısızlığa benziyordu; yine de insanlık büyük ve asil başarısızlıklarla ilerler.

& Tatlı Annem, Sri Aurobindo “büyük ve asil başarısızlıklar” derken ne demek istiyor?

Bir olayın büyüklüğü ve asaleti maddi başarıya değil, o olaya hayat veren, ilham veren duyguya ve insanların peşinde olduğu amaca bağlıdır. Başarı bir eylemi büyük yapmaz, bir eylemi büyük yapan, eylemin güdüsüdür, eyleme hayat veren duyguların asaletidir.

18 Aralık 1969

241 – Ateizm, mezheplerin sapıklığına, akidelerin darlığına karşı gerekli bir protestodur. Tanrı, bu kirlenmiş iskambil şatolarını ezmek için ateizmi bir taş gibi Kullanır.

(Sessizlik)

...Sanırım dünya hızla ilerliyor, çünkü yüzyılın başında, dinlerin birliği, yani bütün dinlerin, bir üst hakikatin bir yönü, bir ifadesi olduğunun algılanması ve anlaşılması, bu neredeyse kabul ettirilecek yeni bir şeydi; şimdiyse... eskidi, artık geçmiş. Şimdi din üstü, din ötesi bir algı vazgeçilmez.

Dini zihniyet altta; o zamanlar hala üstteydi. Yani her şey hızla gelişiyor. Mesela kesinlikle eminim, Sri Aurobindo bu özlüsözleri şimdi yazsaydı, Tanrı kelimesini kullandığı yerde artık kullanmazdı... neredeyse bütün özlüsözlerde Tanrı kelimesini kullanmış. BU KELİMEYİ koymazdı.

İnsanlar için Tanrı hakikaten din demek... Nasıl açıklayacağımı bilmiyorum, sanki bir yerde bir tür duyarlılık isyan ediyor – kelime sanki sahte, yalan. Neredeyse anlamamanın sembolü haline geldi. Hala özlüsözleri açıklıyorum, neredeyse hepsinde Tanrı kelimesini kullanmış – şimdi onu kullanmazdı...


...Her yerde “God” kelimesini kullanmış, Fransızca’ya “Dieu” [Tanrı] diye çevirdik. Tanrı kelimesi şimdi akıllarda kabul edilemez şeyler çağrıştırıyor. Bu yüzden zor durumdayım. “Divin” [Tanrısal] kelimesi bile, değil mi...

“Divin” [Tanrısal] kelimesinin İngilizce’si iyi çünkü “God” [Tanrı] değil (!), “Divine”. Ama Fransızca “Divin” [Tanrısal] “Dieu”ye [Tanrı’ya] benziyor! Üstelik başka kelime de yok, yoksa “hakikat” desek kısmi oluyor, “bilinç” desek kısmi oluyor, ne desek kısmi oluyor. Dün M.H. bir not göndermiş; (çok efendi biri); “Eskiden Ashram’da evlilik yasaktı, şimdi neden serbest? Çünkü insanlar evlenip çocuk sahibi oluyor.” diye soruyor. Dedikodu olmalı, ya da Auroville’de hamile bir kadın gördü. Ben yine de açıklamamı gönderdim; dedim ki “Evliliğe şimdi izin verildiği ve çocukların dünyaya geldiği doğru, bunu basit şekilde söyleyeyim: bunu Tanrısal böyle İstedi.” (Bu ona, bu soruyu sorduranın çok sıradan bir bilinç olduğunu söylemenin bir yolu.) Yazdığım zaman “Tanrısal” dedim, çünkü ne yazacağımı bilmiyordum. Sonra ona durumu açıkladım, hiç zannettiği gibi olmadığını söyledim, ama Auroville’de insanların çocuk sahibi olduğunu söyledim; cevabımda Auroville doğumevini, çocuklarının Dünya vatandaşı olmasını isteyenler için açtığımızı bile yazdım! (Gülerek) Bunu isteyen epeyce insan var! Ama “Tanrısal” yazdığım anda... Ne yapsam? Ne desem? Bu bir adet, ama kelimeler...

Sri Aurobindo özlüsözünde diyor ki, bunca zarar veren dinleri dengelemek için ateizm gerekliydi!.. Bu yüzden “Tanrı” kelimesini kullanmak sakıncalı. Sıkça “Hakikat” diyorum, sıkça “Yüce Bilinç” diyorum ama pekala biliyorum ki doğru kelime değil. “Tanrısallık” da öyle... Eskiler burada “That” [Bu] dermiş: “Ça”

[Bu] – ama Fransızca, “Ça”?...

“Bu” kullanılabilir, ama her yerde değil... Rishiler “Brihat” [Engin] dermiş. Gerektiğinde, izlenimi en çok veren, “Yüce Tanrısallık”, çünkü çok fazla şey değil... Nasıl desem, bilmiyorum. Her şeyde akılsal bir kaşe var, insan her şeye akılsal bir form vermekten kendini alamıyor. Ama en geniş kelime hala “Bilinç”, “Yüce Bilinç”. Evet “Yüce Bilinç”, yaratılış söz konusu olduğunda mükemmel; Yüce Bilinç zaten yaratan, (Gülerek) ama bunun ötesinde Olan var!

Ötesinde olan, “Bu”. Evet. Büyük harfle“Bu” kelimesini sıkça kullanabiliriz. (Anne başını evet anlamında sallıyor) Hint dillerinde OM var, bir harika. Ne diyorlar biliyor musun? Yüce, yaratılışın seslerinin bütününü OM olarak Algılar, OM’u Kendine doğru bir çağrı gibi Duyar – fikir olarak harika! Sembol olarak harika... Yalnız... Güç olarak da! Sadece sembol olarak değil, güç olarak da harika. Uf!

Muazzam bir gücü var – muazzam. OM’u ilk kez duyduğumda... Bernard adında birinden duydum, Hindistan’da, Himalayalar’da bir yıl kalmış; tanımadığı yogiler onu ziyaret etmiş, Himalayalar’da bir kulübede tek başına kalıyormuş, bir yogi gelmiş, hiçbir şey söylemeden yanına oturmuş... sonra sadece OM deyip gitmiş... Fransa’ya döndüğünde Hindistan’da yaşadıklarını anlattı; OM’u söyledi. Ben o zamanlar Hindistan hakkında kesinlikle hiçbir şey bilmiyordum, adam OM kelimesini telaffuz ettiğinde... (Anne iki kolunu indiriyor) Kuvvet birden indi: öyle bir Kuvvet ki, bütün vücudum, her yerim olağanüstü bir şekilde titreşmeye başladı! Vahiy gibiydi – her yerim titreşmeye başladı. “Nihayet, işte gerçek ses!” dedim. Hiçbir şey bilmiyordum, hiç hiç hiç ne OM’un ne demek olduğunu, ne hiç.


(Uzun sessizlik)

Kim olduğunu unuttum, galiba bir Rus, ya da bir İngiliz, hatırlamıyorum, ama ünlü biri, dünyada materyalizmin yaratıcısı. Ne demiş biliyor musun?... (hangi dilde unuttum): “Şükür Tanrı’ya ki beni ateist Yarattı!..”

Harika buldum. İngilizce okumuştum: Thank God, he made me an atheist! [Şükür Tanrı’ya ki beni ateist Yarattı.]

29 Kasım ve 24 Aralık 1969

242 – İnsanlar amma çok nefreti, saçmalığı dekoratif biçimde paketleyip “din” diye etiketlemeyi başarmış!

& Tatlı Annem, hangisi daha iyi, din mi ateizm mi?

Dinler var oldukça, ateizm dinleri dengelemek için vazgeçilmez olacak. Dinler de ateizm de yok olmalı ki insan Hakikati içtenlikle, çıkar gözetmeden arayabilsin ve kendini Hakikate tamamen adayabilsin.

21 Aralık 1969

243 – Tanrı en çok Ayartmaya Çalıştığı zaman en iyi Kılavuzluk Eder, zalimce Cezalandırdığı zaman tam Sever, şiddetle Karşı Geldiği zaman mükemmelce Yardım Eder.

244 – Tanrı, insanları ayartma yükünü Üzerine Almasaydı dünya kısa zamanda mahvolurdu.

245 – İçinden ayartılmayı kabul et ki, seni aşağı doğru çeken eğilimlerini mücadelede tüketebilesin.

246 – Eğer arındırma işini Tanrı'ya bırakırsan, içindeki kötülüğü sübjektif olarak Tüketir; ama eğer kendi kendini yönlendirmekte ısrar edersen, hem günaha girersin hem epeyce acı çekersin.

247 – İnsanların kötü dediği her şeye kötü deme, sadece Tanrı'nın Reddettiğini reddet; insanların iyi dediği her şeye iyi deme, sadece Tanrı'nın Kabul Ettiğini kabul et.

& Kendimizi tamamen Tanrısal'a adarsak, kişisel iradeyi, seçebilmeyi vesaire geliştirmek gerekli mi? Bu şeyler bir engele dönüşmez mi? Kişisel irade ve seçebilme, sıradan cehalette ve illüzyonda yaşayanlar için gerekli meziyetlerdir. Kendini Tanrısal'a gerçekten adamak tabii ki bunların feragati demek. Ama maalesef birçok insan, kendini tamamen Tanrısal'a adadığını sanma hayalinde yaşıyor, halbuki Tanrısal İradeyi açıkça algılamalarını engelleyen çok aktif “egoları” var. Eğer bu kişiler kişisel iradelerinden ve ayırt etme yetilerinden vazgeçerse, tutarsız ve eksantrik olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Önce insan kendini aldatmadığından emin olmak için tamamen samimi olmalı ve kılavuzluk edenin, harekete geçirenin gerçekten Tanrısal İrade olduğu konusunda belirgin kanıtlar edinmeli.

248 – İnsanların dünyada iki ışığı vardır, görev ve prensipler; ama kendini Tanrı'ya adamış insanın ikisiyle de işi kalmaz, görevi de prensipleri de Tanrı'nın iradesiyle değiştirmiştir. Eğer insanlar sana bunun için küfrederse, aldırma ey tanrısal alet, yoluna rüzgar gibi, ya da güneş gibi, koruyarak ve yok ederek devam et.

249 – Tanrı, insanların övgülerini alasın diye değil, Emirlerini korkusuzca yerine getiresin diye seni Kulu Yaptı.

250 – Dünyayı Tanrı'nın tiyatrosu olarak kabul et; Aktörün maskesi ol ve bırak aracılığınla Tanrı Oynasın. İnsanlar seni överse ya da ıslıklarsa, bil ki onlar da maske; içindeki Tanrı'yı tek eleştirmenin ve seyircin olarak kabul et.

Evvela Tanrısal İradenin bilincine varmak lazım, bunun için de insanın artık kendi arzusu ya da kendi iradesi olmamalı. Bunu başarmanın için en iyi yolu, bütün özlemini Tanrısal Mükemmelliğe yöneltmek, kendini Ona ihtiyatsızca adamak ve tatmin için bir tek Ona bel bağlamak. Gerisi bir sonuç gibi izleyerek gelir.

23 Kasım 1969