|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Sri Aurobindo'nun Özlü Sözleri
151 – Adamın biri bilgi sahibi olmak için bir bilim adamına gitmiş; eğitmeni ona mikroskopla teleskopun gösterdiklerini göstermiş ama adam gülmüş: “Bunlar tabii ki alet olarak kullandığınız camların göze empoze ettiği halüsinasyon; bu harikaları çıplak gözle görmemi sağlayamadığınız sürece inanmam” demiş. Bilim adamı, aynı sonuca yönelen birçok olguyla ve deneyle bilgisinin güvenirliğini ona kanıtlamış ama adam yine gülmüş: “Sizin kanıt dediklerinize ben tesadüf derim, tesadüflerin sayısı bir kanıt oluşturmaz; deneylerinize gelince, anormal şartlarda yapıldıkları, bir tür Doğa aberasyonu teşkil ettikleri ortada” demiş. Bilim adamı ona matematiğin sonuçlarını gösterince adam sinirlenmiş: “Bu apaçık sahtekarlık, zırva, batıl inanç; siz şimdi beni bu anlaşılmaz saçma rakamların, herhangi bir gerçek kuvveti, gerçek anlamı olduğuna mı inandırmaya çalışıyorsunuz?” diye bağırmış. Bilim adamı onu iflah olmaz bir ahmak diye kovmuş, çünkü kendi yalanlama sistemini, kendi negatif usavurma yöntemini tanıyamamış. Tarafsız, açık fikirli bir araştırmayı çürütmek istedikten sonra, inkarımızı gizleyecek en saygın çok heceli sözleri her zaman bulabiliriz, ya da araştırmayı saçma hale getiren testler, şartlar her zaman empoze edebiliriz. Çoğu materyalist olan bilim adamları, cahil ahmakların bilimi inkar etmek için kullandıkları yöntemi, okült ve manevi bilgiyi inkar etmek için kullanıyor. Çünkü iyi niyetli biri için açık kanıt olan şey, öğrenmeyi reddeden biri için bir sahtekarlık olur.
17 Eylül 1969
152 – Maddeyle meşgulken, aklımız maddenin tek gerçek olduğunu sanır; maddi olmayan bilinçteyken maddeyi bir maske olarak görürüz ve sadece bilinçte varolmak gerçek gibi gelir. İkisinden hangisi doğru? Tanrı Bilir; ama her iki deneyimi yaşamış insan, hangi halin daha güçlü, daha mutlu ve bilgi bakımından daha zengin olduğunu kolayca söyleyebilir.
153 – Maddi olmayan bilincin, maddi bilinçten daha gerçek olduğuna inanıyorum, çünkü ikincisinde benden saklananı ilkinde biliyorum, artı aklımın madde konusunda bildikleri de emrimde.
& Tatlı Annem, maddi olmayan bilinçte nasıl sürekli kalabiliriz? Kalamazsınız, hem sürekli kalmak iyi değil. Sri Aurobindo burada maddi ve maddi olmayan bilinçlerden üstün olan ve bütün diğer bilinçleri içeren, böylece varlığın bütün düzlemlerinde her şeyi bilebilen süpraakılsal bilinçten söz etmiyor. Özlem duyulması gereken bilinç bu süpraakılsal bilinç, bize tam, bütünsel Hakikati bu bilinç öğretebilir.
18 Eylül 1969
154 – Cehennem ve cennet sadece ruhun bilincinde var. Evet ama kıtalarıyla, denizleriyle, çayırlarıyla, çölleriyle, dağlarıyla, nehirleriyle dünya da öyle. Bütün dünya, Ruhun vizyonunun bir aranjmanından başka bir şey değil.
155 – Sadece bir ruh ve bir varoluş var; bu yüzden hepimiz sadece bir objektiflik görüyoruz; ama tek ruh varoluşunda bir sürü akıl ve ego düğümü var, bu yüzden hepimiz tek Objeyi farklı ışıklarla ve gölgelerle görüyoruz.
156 – İdealistler yanılıyor; dünyaları Akıl yaratmadı, aklı Yaratan, dünyaları da Yarattı. Akıl yanlış görür çünkü yaratılanı kısmen görür, detaylarını görür.
& Buradaki hayatımızda idealizm bize nasıl yardımcı olabilir?
Sanırım Sri Aurobindo burada dünyaları Fikrin yarattığını iddia eden bir felsefe ekolünü kastediyor. Tabii ki bu iddia yanlış. Maddenin kölesi olmayı reddeden idealistler bu felsefenin taraftarı olmayabilir, ve idealizmleriyle, artık maddi arzuların kölesi olmamaya yardım edebilirler.
22 Eylül 1969
157 – “Ramakrishna böyle dedi” “Vivekananda şöyle dedi”. İyi de, Avatarın sözlerle ifade etmediği hakikatleri de, peygamberin öğretisinde es geçtiği hakikatleri de bilmek istiyorum. Tanrı'da, insanın düşüncesinin şimdiye kadar tasavvur ettiğinden veya dilinin şimdiye kadar telaffuz ettiğinden her zaman çok daha fazlası olacak.
158 – Ramakrishna kimdi? İnsanda Tezahür Etmiş Tanrı; ama geride, sonsuz Kişiliksizliğiyle ve evrensel Kişiliğiyle Tanrı var. Peki Vivekananda kimdi? Shiva’nın ışık saçan bir bakışı; ama gerisinde, kendi geldiği, Shiva’nın da, Brahma’nın da, Vishnu’nun da, her şeyi aşan OM’un da geldiği tanrısal bakış var.
& Tatlı Annem, süpraakılsal bilinç iyice yerleştikten sonra, Avatarların hala dünyada doğması gerekecek mi? Süpraakıl, yeryüzünde yaşayan insanlar tarafından ortaya koyulduğunda bu soruya cevap vermek daha kolay olacak. Sri Aurobindo'nun “son Avatar” olduğunu hep duymuştum; muhtemelen bir insan vücudundaki son Avatardır – sonrasını, bilmiyoruz...
23 Eylül 1969
159 – İnsanın içindeki Tanrı Krishna’yı tanımayan, Tanrı'yı tam bilmez; sadece Krishna’yı bilen, Krishna’yı bile bilmez.
Tersi de tamamen doğrudur: eğer küçücük, çirkin, soluk, kokusuz bir çiçekte Tanrı’yı tümüyle görebiliyorsan, Tanrı’nın yüce gerçeğini kavradın.
& Tatlı Annem, insan bir kez Sri Aurobindo'nun yogasını seçti mi, bütün tanrılara ve tanrıçalara ibadet etmeyi bırakması gerekmiyor mu? Sri Aurobindo'nun gösterdiği yolu gerçekten izleyen insan bu yolu yaşamaya başladığı anda, bilincini herhangi bir tanrının veya tanrıçanın, ya da bütün tanrıların ibadetiyle sınırlamanın imkansız olduğunu hisseder.
26 Eylül 1969
160 – Boş bir metafiziğin çorak tuzağından, kısır bir entelektüelliğin kuru tozundan sakın. Sadece yaşayan bir mutluluk için kullanılabilen, karaktere, eyleme, yaratıma ve olmaya dönüştürülebilen bilgi edinilmeye değerdir.
161 – Sahip olduğun bilgiyi ol, sahip olduğun bilgiyi yaşa; bilgin o zaman kendi içinde yaşayan Tanrıdır.
& Tatlı Annem, “entelektüel kültür” yolda bize hangi noktaya kadar yardım edebilir?
Entelektüel kültür en uç noktasına kadar geliştirilirse, aklı şu tatmin etmeyen tespite sevk eder: akıl Hakikati bilemez.
Özlem duyan içten insanı da, susmaya ve kendini irfanı bahşedebilen üst bölgelere sessizce açma gereğine sevk eder.
27 Eylül 1969
162 – Evrim bitmedi; ne akıl Doğa'nın son sözü, ne de usavuran hayvan Doğa’nın en yüce formu. İnsan hayvandan çıktığı gibi, süperinsan da insandan çıkıyor. İngilizce’sini görmek isterim, Sri Aurobindo'nun “emerge” [çıkmak] eylemini hangi zamanda çekimlediğine bakmak için.
Şimdiki zamanda mı çekimlemiş yoksa gelecek zamanda mı? Gelecek zamandaysa bu hepimizin bildiği ve gerçekleşmesi için çalıştığımız bir vaat. Şimdiki zamandaysa... ekleyeceğim bir şey yok.
29 Eylül 1969
163 – Kanuna harfiyen uyma gücü özgürlüğün temelidir; bu yüzden disiplinlerin çoğunda ruh, kendi tanrısal varlığının tam özgürlüğüne yükselebilmeden önce, kanunu aşağı varlığında çekip gerçekleştirmek zorunda. Özgürlükle başlayan disiplinler sadece doğal olarak özgür olan güçlü insanlar için, ya da önceki hayatlarında özgürlüklerinin temelini atmış insanlar içindir.
& Sri Aurobindo'nun burada bahsettiği “özgürlükle başlayan” şu disiplinler hangileri? Sanırım Sri Aurobindo, çeşitli inisyasyon ekollerinin önemli ve otorite sahibi oldukları zamanlarda uyguladıkları inisyatik disiplinleri ima ediyor.
Çok materyalist hale gelen çağımızda artık bu tür ekoller aynı derecede önemli ve otorite sayılmıyor.
30 Eylül 1969
164 – Kendine empoze ettiği kurala özgürce, zekice ve tamamen uyamayan insan, başkasının buyruğu altına girmek zorunda. Bu, ulusların boyunduruk altına girmesinin başlıca nedenlerinden Ama şimdi artık bu yasanın ne anlamı kaldı, ne de faydası; artık bu yasayı dinlememek lazım. Bu, artık hiçbir otoritesi olmaması gereken bir geçmişin bir parçası. Ama böyle olabilmesi için, bu yasanın yerine daha aydın ve daha doğru bir yasanın geçmesi lazım, karışıklık ve bozulmuşluk değil.
4 Eylül 1969
& Tatlı Annem, yeni jenerasyonun yaptığı gibi, bütün sosyal ve ahlaki adetleri yıkmak, hiçe saymak iyi midir? Bu şeylerin hiç mi değeri yok? İnsanın bilinci geliştikçe, bir zamanlar değeri olan şeyin, bir başka zamanda hiçbir değeri kalmıyor. Ama artık uymadığın yasayı, gelecek realizasyona doğru gelişmene yardım eden, teşvik eden daha yüksek, daha doğru bir yasayla değiştirmeye büyük özen göstermen gerekir. Ancak daha üstün, daha iyi bir yasa bildiğin zaman, ve o daha üstün, daha iyi yasaya uyabildiğin zaman bir yasadan vazgeçmeye hakkın var. Dün yazdıklarımı tekrar oku, bunu daha önce açıklamıştım.
5 Eylül 1969
& Peki bu “daha aydın” yasa nedir? Her yasanın yerine geçmesi gereken tanrısal emre tam, spontane itaat.
26 Eylül 1970
& Bu üstün yasaya nasıl uyabiliriz? Her an Tanrı'nın İstediğini yaparak.
26 Eylül 1970
|