15 Ağustos 2023, 20:13
|
#1
|
|
Çevrimdışı
Savay
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Sevmek üzerine
Sevmek üzerine
Sevmek neydi?
Sevmek ruhumun edilgen tavrına isyan eden parlaklıktı. Ruhumun ufkunda parlayan yıldızdı.
En ilkel haliyle aşamadığım bir dağdı. İçimde filizlenen pırlanta gibi bir taştı.
Hasretle sarıldığım kaya parçasıydı.
Ama özler ama tiksinirdim...
Sevmek yüreğin daha fazla kan akıtmasıydı. Bazen dışa dönük bazen içten içe hem de sinsice. Ona dayanacak damar yokken çatlayan taşlar vardı. Paramparça olmuş ve hisseleri gönlüme bir miktar ağırlık ederken yine de vahşice sarılmıştım; sımsıkı.
Önce gün ışıkları özgürce vuruyorken sonra sıcaklığı içimi kavuruyordu.
Sevmek - içime oturan o taş yanıyorken soncaydı.
İçimde olabildiğim kadardı. Tüm varlığımı kaplamıştı. Alabildiğince ve olabildiğinceydi.
Her şeyimi alıp Ben olmuştu. Hem de benden güçlü.
Sevmek akıl değildi; zeka, mantık, gelişim hiç değildi. Tek başına ve ayrıca bir eylemdi. Hatta aynı şekilde diğer zıt kelimeleri de kendinde barındırmayacak kadar saf ve temizdi.
Bazen bir yetimdi! Ya herkes tarafından sevilir ya da nefret edilirdi. Oysa o her zaman metin ve mertti.
Büyüdükçe farkettim. Sevmek gittiğim yollardı, seyir halindeyken izlediğim ağaçlar, tabiat ve insanlardı; çıkan güneş ve ruhumun kabarmasıydı; izleyemediğim bir çift göz ve öpemediğim al kırmızı yanaklardı; yaşayamadığımı hayal edip mutsuz sonla bitiriyorken beynimden kalbime dökülen hüzün tozlarıydı.
Sevmeyi sabaha kadar tarif edebilirim, sevgiyi değil.

İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Şu anda 0 mesajınız var.
|
|
|
|