Sevgili günlük;
Dünya öyle bir yer ki, insanlar, ilişkiler, başarı kriterleri tektipleştirilmiş.
Belli güzellik, yakışıklı olma kriterleri var.
Belli ideal ilişki ve evlilik yaşı (hatta herkesin evlenmesi gerektiği ile ilgili algılar var.)
Ve belli başarı kriterleri. (Meslek olarak belli işler. Belli kazançlar. Kolay yoldan köşeyi döndüler gibi motivasyon cümleleri.)
Dünyanın yükü yeteri kadar ağırken, eğer bu kriterlerin en az birini karşılamıyorsanız, dünya size daha ağır geliyor.
Ne yapmalı peki? Herkesin zaman döngüsü başka. Bunu kültürümüzdeki insanlara anlatamadım. Ben yapamadım. Benim gibi birçokları da vardır buna eminim.
Savaşmayı bıraktım. Bireysel olarak çaba harcıyor, isyan etmiyorum.
Bu sabah uyandım birden. Dün de böyle benzeri olmuştu
Güneş ne zaman doğuyor bilmiyorum.
Güneşi selamlamak isterdim.
Bazen güneş sadece sabahları benim için batıyor gibi geliyor.
Ama bu sabah, bu sabah kimse için doğmadan evvel hem de benim için doğdu.
İçimdeki acıları yakıp kül etti.
Rüzgar saçlarımı savurdu.
Ayaklarım her adımda geçmişin yükünü geride bıraktı.
Denize bırakır gibi kendimi rüzgara bıraktım.
O saçlarımı okşadı.
Doğa ana bazen beni kanatsız melekleriyle koruyor.
Dün beni bir köpeğin gideceğim yere kadar takip etmesi gibi.
Abart diyor olabilirsin günlük.
Ama başkalarına yaptığını görmedim.
Senelerdir bu böyle.
Belki benim gibi başka hiçbir ahmak canını hiçe saymıyordur.
Köpekler de mecbur kalıyordur.
Bunu o kadar güzellemenin manası yok o nedenle.
Kapağı açık kör kuyu gördüm şimdi.
Eh, Yusuf misali düştüğüm kör kuyular gibi değil mi bu?
Ben o kuyulardan her zaman çıkmasını bildim. İşte yine çıktım, bir daha düşmem demiyorum.
İnsanım ben, zibilyon kez hata yapıp o hatalardan geri dönecek ve sonra bir daha bir daha düşeceğim.
Ne başkaları ne de ben bundan dolayı kendini yargılamamalı!
Şarkıda, " I'm only human after all
Don't put your blame on me."
diyor ya.
Bu medyayı görüntüleyebilmeniz için üye olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
İşte bunu ne sen unut ne de ben unutayım sevgili günlük!