Sevgili günlük, birkaç sıyrık satır bırakacağım. Biliyorum, içinden yine hangi destanı kovalayacak diyorsun. Onlar, gizli dağımızın ardında. Uyuyorlar bi' mağara dibinde. Uyananlar, yalnızca görünenler. 23 yılın kaçında uyanıktık ki biz? Sen de unuttun değil mi saymayı... Uykularımız ve uyanıklığımız, yürüdüğümüz bu "yaşamak" adlı çölde, serin ve hafif tecrübelerdir bizim için. Yaşlı denizcinin sorduğu soruyu hatırlıyor musun sevgili günlük? Hayattan ne istiyorsunuz demişti. "İncileri soyulmuş buğulu kabuğumuz, aynadaki aksimize veda etmeli Âgah Amca!' demiştik, o ilk yosun kokulu ruhumuzla. Çölün ötesindeki denizle buluşmadan önce durup dinlenmemiz gerekiyor. Üzerim kabuk dolu, raftan bez getir. Silelim tüm tuzlu ve paslı tozları.