|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: İslam ve Sarhoşluk
Edebiyatta Sarhoşluk
Klâsik İslam-şark edebiyatında “Hamriyyat” ve "Sakiname" başlıkları altında içkili meclislere dair ürünler verilmiştir. İslam öncesindeki Arap şiirinde şarap sıklıkla kullanılan tema ve metaforlardan biriydi. İslamiyetin kabulüyle birlikte bazı şairler şarap hakkında şiirler yazmaktan vazgeçmişler ancak bir kısmı da şarap şiirleri yazmaya devam ettiler özellikle Emeviler döneminde şarap şiirleri canlılık kazandı. Abbasi döneminin şairlerinden, tefsir, hadis, fıkıh ve kelam gibi dini ilimlerin yanı sıra tabii ilimler, felsefe ve tıbba da ilgi duyan, hatta ünlü bilgin Câhız'ın dil bilgisi noktasında kendisini övdüğü şair Ebû Nûvas içkiye düşkünlüğü kadar içkiye yönelik yazdığı şiirlerle de tanınmıştır.
Fars edebiyatında ise 11.yüzyılda Ömer Hayyam 12.yüzyılda Nizami şarap şiirlerinin örneklerini verirken Klasik Türk edebiyatında ise Hayali, Nef'i gibi şairlerde şarap kullanımını görebilmekteyiz.

Hafız Divanı, İran minyatürü, 1585
Şarap veya alkol dağıtan kişi için kullanılan Saki" kelimesinden türetilen ve içki meclislerinin özelliklerini tasvir eden şiirlerin genel aldı olan Sakinameler modern öncesi toplumlarda içkiye dair genel algının kavranabilmesi için değerli bilgiler sunar. Sakinamelerin bir kısmı fiziki şarap için yazılmışken bir kısmı da şarabı tasavvufi anlamda bir metafor olarak kullandıkları sakinameler yazmışlardır. Bu tarz sakinamelerde şarap (mey), insanı maddi alemin sıkıntılarından kurtarıp onu ebedi hayata, hakikate ileten ilahi aşkı temsil eder. İlahi aşkla kendini kaybedip vecde garkolmak da şarapla sarhoş olmaya benzetilir. Meyhane aşk ve şevk dolu bir yer yani tekkedir. Aşk şarabını sunan sâkî (pîr-i mugan) de bu tekkenin (meyhanenin) şeyhi, kadeh (kâse, sürahi, câm) de aşığın kalbidir.
Şah Şuca'nın idaresi (1358-1384) zamanında yaşayan ve Şah Şuca zamanını: "Şah Şüca'nın zamanı, hikmet ve şeriat devridir" diye betimleyen ünlü İslam şairi Hafız'ın şarap içmeyi yasaklamayan Şah'ı şu satırlarla övmektedir:
"Tanrı'ya şükr olsun meyhane kapısı açık.
Zira benim dertlerimin kapısı bu
Küplerin hepsi de sarhoşlukta köpürmüş, coşmuş.
Ortadaki şarap, hakiki şarap, mecazi şarap değil!"
Türk edebiyatında "Sâkînâme" adı altında ilk örnekler Harizmi'ni (14. yüzyıl) Mahabbetnâme adlı eserinde, Nizâmî'nin İskendernâme'side ve Ahmed-i Dâî'nin Sâkînâmesi'nde görülmektedir. Ancak Türk edebiyatında sâkinâme türünün ilk orijinal örneği Edirneli Revânî'nin (ö. 1524) İşretnâme adlı eseridir. Revânî 694 beyitten oluşan eserini Yavuz Sultan Selim'e takdim etmiştir. Diğer sâkînâme yazarları arasında İşretî Mustafa (ö. 1566), Fevri (ö. 1570-71), Dükâkinzâde Taşlıcalı Yahya Bey (ö. 1582), Bursalı Cinânî (ö. 1595), Rusçuklu Carullahzâde Mustafa Beyani (ö. 1597) Gelibolulu Mustafa Âlî (ö. 1600)'nin terkib-i bendi, Kalkandelenli Fakiri (ö. ?), Nef'i (ö. 1634-35), Nev'izâde Atâyî (ö. 1635), Şeyhülislâm Yahya (ö. 1643), Riyâzî (ö. 1644), Sabûhî Dede (ö. 1647), Şeyhülislam Bahâyî (ö. 1653), Tıflî (ö. 1659), Şeyh Galib (ö. 1798-99) gibi isimler sayılabilir. Bu eserlerden bazılarında şarap tasavvufi bir sembol olarak bazılarında da doğrudan eğlence meclisinin bir unsuru olarak doğrudan fiziki şarap anlamında kullanılmıştır. Yaklaşık olarak Türk edebiyatında 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar sâkînâme türünde 57 eser kaleme alındığı belirtilir.
Kelime anlamı "keyif veren içki kullanımı" olan ve Arapça olan işret kelimesinden türetilen İşretnâme ise "içki kitabı" anlamına gelmektedir. Türkçe ilk orijinal sâkînâme olarak anılan Revânî'nin İşretname'si Allah, Peygamber ve padişah Yavuz Sultan Selim'e övgüden sonra işret meclislerinde kimlerin ne şekilde hareket edeceklerini şiir diliyle anlatmakta olan bir işret adabı kitabıdır.
İslam tıbbında Sarhoşluk
Ömer Hayyam Nevruzname'sinde bölüm başlıklarından biri "Şarabın Yararları Hakkında"dır. Hayyam eski Yunan ve Müslüman tıp adamları ve bilginlerinden Galen, Hipokrat, Sokrat, İbn Sina ve Razi gibi isimleri örnek göstererek şarabın yararlarından bahseder. Ona göre "insanlar için şarap özellikle de keskin tada sahip üzümden imal edilen şarap haricinde tam bir faydası olan hiçbir şey yoktur, şarabın başlıca özelliklerinden biri üzüntüyü gidermek ve kalbe neşe vermek...cildi tazelemektir."

İbn-i Sina'nın 1271 yılında yapılmış bir tasviri
Müslüman hekimlerinin öncülerinden Kindî'nin öğrencisi ve Râzî'nin hocası Ebû Zeyd el-Belhi'nin (ö. 322/934) Mesâlihu'l-Ebdan ve'l-Enfüs adlı eserinde içki ile ilgili şu ifadeleri kullanmaktadır: "İnsanların akılları ve kendi yöntemleriyle ürettikleri en üstün içecek, sarhoş etme tabiatı da ola yumuşak üzüm içkisidir. O mutedil bir şekilde içildiği takdirde özü en değerli, terkibi en üstün ve faydası en çok olan içecektir." Belhi, içkinin anlayış, ezberleme, zihin gücü, dil becerisi, keskin zeka gibi şeyleri güçlendirmesinin yanı sıra birbirini seven eş dostun sohbet ve eğlence amacıyla toplanmasına sebep olduğu, sohbete güzellik kattığı ancak içkinin üstünlüklerinden ancak ılımlı ölçüde içilmesi durumunda bahsedilebileceğini söyler.
Aşırılık durumunda ise faydalar zarara dönmektedir. Sarhoşluktan kaynaklanan zararlar arasında ilki akıl kaybı, işitme, görme ve diğer duyuların bozulması, mantığın aleti olan dilin tutulması, sindirim bozukluğu, karaciğer ve diğer organlarda zayıflama gibi durumlar bulunmaktadır. Ebu Zeyd içkinin kızgın ve üzgün kimseler tarafından da kullanılmasını uygun bulmamaktadır, çünkü ona göre bu durumda kişi üzüntüsünü unutmak için içkide aşırıya kaçacak ve zarar görecektir. Ona göre bedeni sağlıklı, halim selim, mizahla meşgul olan, kalbini parçalayan şeylere yönelmeyen, kendi iç dünyasıyla meşgul kişiler içki için en uygun kişilerdir.Bu kişiler içkiyi lezzet ve neşe için kullanacaklarından aşırıya kaçmayacaklardır.
İbn-i Sînâ tıpla ilgili meşhur eseri el-Kanun'da içkiler bahsini açar ve içkinin hangi durumda kullanılabileceği, zararlı ve yararlı miktarı, kullanım biçimleri gibi konuları işler. İbn-i Sina'ya göre alkol safravi hıltların atılmasına yardım ettiğinden safravî mizaçlı kişilere yardımcıdır ayrıca alkol besinin tüm vücutta dağılımını sağlar. Alkol kara safrayı yok eder çünkü tabiatı kara safranınkine zıttır. Eski şarap ise besin olmaktan çok ilaçtır.
15. yüzyıl Çelebi Mehmet döneminde Eski Anadolu Türkçesiyle yazılan Müntehâb-ı fit'-Tıbb adlı eserinde Abdulvehhâb Efendi eserinde özellikle kış aylarında sıcak, hafif yemeklerle kızıl şarap içilmesini önerebilmektedir.
Osmanlı dönemi hekimlerinden Nidayî el-Ankaravî (ö.1567?) Mübâhasât-ı Mükeyyifât adlı eserini neden telif ettiğini şu ifadelerle açıklamaktadır:
"Çün bu mükeyyifātdan el çekdüm ol sebebden bu letayif-i ġarrāyı perīşān dillere eglence olmaķ içün īcād itdüm müstemi„ olan yārāna def„-i ġamdur çünkü bir nesne ġam ve ġuŝŝa def„ ide, hükemā ķavlince ol nesne ġāyet nāfi„dür zīrā ġam ġuŝŝa ādemüñ „aķlına ziyāndur." Bu satırlardan da görülebileceği gibi kadim dönem hekimleri mükeyyifat adı altında değerlendirdikleri keyif verici maddelerin üzüntüyü gidermesi sebebiyle akıl sağlığı için yararlı olduğunu düşünmekteydiler.
Genel olarak Müslüman hekimlerin İbn-i Sina'da olduğu gibi şarabı tıbbi yararları açısından ele aldıkları ve hangi şartlar altında kullanılırsa sağlığa yararı olacağı üzerinde durduklarını görmekteyiz.
Kısa Sözlük
- Arak - Rakı
- Bade - Şarap
- Beng - afyon
- Berş - afyon grubu, keten yaprağı ile yapılan bir çeşit sarhoş edici macun
- Duhan - Tütün
- Mükeyyifat - Sarhoş edici, keyif verici tüm maddeler
- Müskir - Sarhoş edici
- Saki - İçki meclislerinde içki dağıtan kişi
- Sekr - Sarhoşluk durumu
- Sakinâme - İçki meclislerindeki adabı anlatan eser
- Tiryak - Afyon
- Tiryaki - Afyon mübtelası kişi
|