|
Çevrimdışı
Sürmenaj
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Yalana Duyulan İhtiyaç - Soner Yalçın
Yalana Duyulan İhtiyaç - Soner Yalçın
Şu sorunumuzla yüzleş*mek zorundayız:
Son günlerde her gittiğim yerde kendimi şu cümleyi ederken buluyorum:
-“Hayır, o doğru değil yalan çıktı!”
Neler denmiyor ki:
Yok, “sınır kapıları açıldı yüz binlerce Suriyeli getiri*liyor!”
Yok, “AFAD'a yardımlar Sayıştay'a tabi değil!”
Yok, “depremzede ço*cuklar tarikatlara veriliyor!”
Yok, “İmam deprem*zedeleri camiden çıkardı, camiyi kilitledi!”
Yok, “Diyanet İşleri Baş*kanı ‘matematik dinimizce haramdır' dedi!”
Yok, “İspanyol Ordu*su İskenderun'da devriye görevi yapıyor!”
Yok, “Amerikalı şirketin açtığı altı bin metrelik pet*rol kuyusu depreme sebep oldu!”
Yok, “hasar tespit çalış*masını imamlar ile öğret*menler yapıyor!”
Yok, “Çinli kurtarıcı yapay zeka ile Müslüman yapıldı!”
Neler neler yahu…
Maalesef, depremle değil yalanla uğraşıyoruz.
İktidara deprem ko*nusunda haklı eleştiri*lerde bulunmak gere*kirken, asılsız “sonuç çıkarmaya” ne gerek var?
Biliyorum çoğu iyi niyetli insanımız kasten yapmıyor bunları, ama hiç sorgula*madan yalana inanıyor, sosyal medyada paylaşım*larda bulunuyor. Ki:
Bu iktidarın işine yarı*yor; kamuoyunu depremin nedenleri, önlemleri, yar*dımlarını konuşamaz hale getiriyor!
Peki:
Yalanın bu derece hızlı yayılıp kabul görmesinin nedenselliği olmalı değil mi?
Bu soru, sosyal psiko*lojinin alanına giriyor!
★★★
Sorunun yanıtını sosyal psikolojideki yükleme te*orisi/ atıf kuramına göre vermeye çalışayım:
Kişi, başkalarının na*sıl davrandıklarına veya olaylara yönelik, önceden olanlara bakarak kesti*rimlerde bulunuyor…
İnsanlar deprem icra*atlarının nedenlerini, iktidarın daha önceden yaptıklarının özellikle*rine yükleme eğiliminde oluyor…
Bu nedenle; mevcut iktidara karşı olanların çoğunluğu, onunla ilgili yalanlara genelde sorgu*suz inanıyor, bu yalanların sosyal medyada dağıtımına gönüllü oluyor…
Çünkü insanlar, kendi*lerine benzer şekilde düşünen ve davranan kişiler ile ortaklık arıyor…
Mesela:
-“Deprem sonrasında Hatay'da yabancılara mülk satılıyor!”
Hatta bir muhalif parti lideri bile bu konuda de*meç verdi. Çünkü:
Bu iktidarın önceki izle*nimlerine bakarak (özelleş*tirmeler veya yabancılara toprak-ev satışı yapması gibi) yalana inanması kolay oldu. Oysa mini bir araştırma yapılsa, 1980 yılından beri Hatay'da yabancılara mülk satışının yasak olduğunu görecekler idi!
Evet: Aklı yok eden bir yan*lılık, nedenselliği sorgula*madığı için yalana inanma eğilimini güçlendiriyor.
Sadece muhalif çevre değil, iktidar yanlıları da muhalifler hakkındaki uydurmalara, asılsızlığa çok çabuk kapılıyor!
Ve bu tutarsız psiko*lojik hal, her geçen gün toplumsal hayatta büyük sorun haline geliyor…
★★★
Yükleme teorisine göre kişi, başarının yükümlülüğünü üstüne alma, başarısızlığın sorum*luluğunu reddetme eğili*mindir…
İnsanların kendi davra*nışlarını ve başkalarının davranışlarını nasıl algı*ladıklarını en son deprem*de yaşadık; tek sorumlu yok, tek istifa eden yok…
Maşallah, iktidar suçlu değil…
Maşallah, yerel yöne*timler suçlu değil…
Maşallah, muhalefet suçlu değil…
Tek bir devlet kurumu yok suçlu, sorumlu…
Benzer bir başka akıl yürütme yalanına sarılı*yor; başarısız olan sadece “öteki!”
Suçlu ise, kendi dışındaki herkes! Bu yüzden kimileri, kendi dışındakini dinlemek bile istemiyor. “Yalan” olduğu gerçeğini duymak istemiyor. Beklentisine uymayan gerçekliği aramı*yor, istemiyor.O, hep haklı çıkmak istiyor…
O, yalanın siyasi fayda*sı peşinde çünkü! Bu sebeple: İtham edile*ne- iddia edilene söz hakkı vermenize bile tahammül göstermiyor. Yazık. Yalan üzerinden büyük top*lumsal kırılma yaşıyo*ruz. AKP, herkesi ken*dine benzetti. Aslolan dezenformasyon oldu…
Maalesef… Türkiye'de ya*lanın dostu, gerçeğin düş*manı çok…
Soner Yalçın
|