|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Mitoloji, Kur’ân-ı Kerîm Kıssaları ve Kültürel Miras
1. Tanımıve Kapsamı
1a) Mitoloji
“Mit” terimi Yunanca’dan türemiş bir kelimedir. Eski Yunanca’da söz kavramını ifade etmek amacıyla “mitos”, “epos” ve “logos” olmak üzere üç kelime kullanılmaktadır. “Mit” kelimesiyle söylenen veya duyulan söz kastedilmekte olup, bu kelime masal, hikâye, efsâne anlamına gelen “mythos”tan türemiştir. Söz konusu üç kelimeden “ölçülü söz” anlamındaki“epos”ile “gerçeği dile getiren söz” anlamındaki “logos”a mukabil “mit”, “olağanüstü kahramanlıkları ve doğaüstü güçleri anlatan hayâl ürünü söz” anlamına gelmektedir. Bu yüzden mitosun yansıttıklarına pek güvenilmez, zira insanlar gördüklerini, duyduklarını naklederken anlatımlarını birçok yalanlarla süslerler.
1. Mitoloji de mitlerin tarihi ve onları yorumlayan bilimdir. Ancak mit bilim ve teolojide çok farklı şekillerde kullanıldığından onunla ilgili tanımlar bu kavrama yönelik farklı bakış açılarını yansıtacak tarzda gelişmiştir. Mitlerin sadece tabiat üstü ve kutsal varlıklarla veya tabiattaki olaylarla ilgilendiğini söylemek mümkün değildir. Bu kavramı bir söz veya sanat olarak da görmek mümkündür.
Öte yandan, bütün mitlerin soyut bir hakikatin hayâlî temsilleri olduklarını söylemek de doğru değildir.
Daha çok ilk dönemlerde yaşamış olan insan ve toplumların dînî tecrübelerinin bir ifadesi olan mitoloji, dramatik, çağrıştırıcı ve çarpıcı bir hikâye olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlar gerçekliğin algılanmasını, dînî ve metafizik fikirlerin aktarılmasını sağlamak amacıyla hayâlî ve tasvirî hikâye kalıpları içinde sunulan anlatım şekilleridir.
Başka bir ifadeyle mitolojik anlatımlar, düzmece ve hayâlî olan şeylere işaret etmeleri yanında, felsefî soyutlamalar ve dînî önermelerle ifade edilmeyecek kadar karmaşık ve derin olan bazı gerçeklikleri anlatma aracı olarak da işlev görürler.
Bu bakımdan onları“çok güçlü bir fenomen olarak hissedilen anacak bütünüyle zapt edilemeyen gerçekliğin özümsendiği ve sindirildiği bir form” olarak anlamak mümkündür. Bu bakımdan söz konusu formdan söyleyecek olanlar mantıkî söylemin açık seçikliği içinde değil; puslu, esnek ve insanın varoluş şartlarını kucaklayan bir zeminde dile getirilirler.
Ayrıca onlarda çözümlemeci düşüncenin parçalamadığı bir bütünlük ve doğrudan doğruya olma durumu da vardır.
Toplumun başlangıcı, sonu, değerleri, kısaca bütün mukadderatı onların konuları arasındadır.
Bundan başka mitler kaynak itibariyle bilgi öncesi dönemin ürünleri olduklarından onları kadîm dönem insanının çevresinde olup biten olayları, zamanının imkânları nispetinde değerlendirip içselleştirmesi olarak anlamak mümkündür. Meselâ gök gürlemesi, şimşek çakması ve yıldırım düşmesi zaman zaman gök tanrının kızması ve insanları cezalandırması, bazen de tanrıların birbirlerine karşı öfkesi olarak algılanmıştır. Yağmurun yağması ise tanrıların birbirleriyle çekişmesi ve gök tanrının çok sevdiği yer tanrıçasından ayrılmak zorunda kalarak ağlaması olarak yorumlanmıştır. Bu açıklamalardan sonra onlarda bulunan üç temel özelliğe değinmek gerekmektedir. Bu hususlardan birincisi, mitosların kutsalı, metafizik âlemi anlamaya ve algılamaya yönelik olmasıdır.
İnsan mitosla tecrübe dünyasına egemen olmaya başlayınca onun dışındaki kutsalları, tanrısal varlıkları rûh, hayâlet gibi doğaüstü güçleri algılamaya yönelik temayüller içine girer.
Mitosların ikinci özelliği insanın çevresini tanımasına, maddî ve günlük yaşantısında cereyan eden olayların temeline inip bunların neden ve nasıllığını ifade etmeye çalışmalarıdır. Buna doğum, ölüm, hastalık gibi güncel yaşantıdan kesitler yanında, deprem gibi tabiat olayları örnek olarak zikredilebilir. Burada da mitoslar, insanın tecrübe ettiği çeşitli doğal olay prototiplerinin metafizik âlemde olduğunu ifade ederek maddî âlem ile metafizik âlem arasında irtibat kurmaya çalışmaktadırlar. Mitosların üçüncü temel özelliği ise
insanların beklenti ve arzularına tatmin edici şekilde cevap vermeyi hedeflemeleridir. Bu da, insanların duygusal dünyalarına hitap edebilecek sosyal yapı ve ritüellerle gerçekleştirilmeye çalışılır. Mitoslar bunu yaparken bir taraftan insanların güncel yaşantılarındaki davranış biçimlerini, geleneksel değerlerini, ritüellerini haklı gerekçelere otururken, diğer taraftan da onların ölümsüzlük, kötülüğün son bulması, mutlak huzur, barış gibi isteklerini ifade etmeye çalışır.
Bütün bu açıklamalardan sonra mitlerin kadîm dönemde yaşandığı biçimiyle ayırt edici bazı niteliklerini aşağıdaki şekilde bazısını da şu şekilde özetlemek mümkündür:
1- Mit, tabiatüstü varlıklara âit eylemlerin hikâyesini oluşturur.
2- Bu hikâye, gerçek ve kutsal kabul edilir.
Mit, her zaman bir yaratılışla ilgilidir. Bir şeyin hayata nasıl başladığını, bir davranışın, kurumun, çalışma biçiminin nasıl oluştuğunu anlatır. Bu nedenle mit, insana özgü her anlamlı eylemin örnek tipini oluşturur.
3- Mit, her zaman bir yaratılışla ilgilidir. Birşeyin hayata nasıl başladığını, bir davranışın, kurumun, çalışma biçiminin nasıl oluştuğunu anlatır. Bu nedenle mit, insana özgü her anlamlı eylemin örnek tipini oluşturur.
4- İnsan, miti bilmek suretiyle nesnelerin kökenine inebilme gücünü de elde eder. Böylece nesnelere egemen olabildiği gibi, onları istediği gibi yönlendirip kullanabilir. Ancak, burada dıştan soyut bir bilgi değil, rit biçiminde yaşanan bilgi söz konusudur.
5- Mitin yaşanılır hale gelmesi ise yeniden hatırlatılan ve gerçekleşme aşamasına getirilen olayların kutsal ve coşku verici gücünün etkisine girmek demektir.
Demek ki miti yaşamak, gerçek anlamda dînî bir yaşantıyıda kapsamaktadır. Bu yaşantının rûhâniyeti (tinselliği), mitolojiye özgü coşturucu ve anlamlı olayların yeniden gerçekleşme aşamasına getirilmesi, tabiatüstü varlıkların da yaratıcı faaliyetlerine yeniden tanık olunmasından ileri gelir. Böylelikle gündelik hayat kesintiye uğratılır, güzelleştirilmiş parlak, tabiatüstü varlıkların hazır bulunmasından çok derin birşekilde etkilenmiş olan bir dünyaya dalınır. Burada söz konusu olan mitolojik olayların anılması değil, yinelenmesidir. İnsan da var edilen mitoloji kahramanlarıyla aynı zamanda bulunma bahtiyarlığına ulaşır. Bu durum kronolojik zaman diliminde değil de, olayın ilk olarak gerçekleştiği zamanda olur. Bundan dolayı mitin güçlü zamanından söz etmek mümkündür. Bu ise, yeni, güçlü ve anlamlı birşeyin dolu dolu kendini gösterdiği andaki kutsal ve olağanüstü zamandır.
|