Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30 Eylül 2022, 18:52   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Mecnunun Devesi

Mecnunun Devesi

“Kabuğu kırılan Sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.” Mevlana

Mecnun, Leyla’sının köyüne gitmek için, dişi bir deveye bindi. Mecnun’un tek derdi, bir an önce Leyla’sına kavuşmaktı. Dişi deve ise geride bıraktığı yavrusunu düşünmekteydi ve tek derdi geri dönmekti. Mecnun bir an dalıp gitse, elinden yuları gevşetse, deve bunu hisseder ve geri döner, geldikleri köye, yani yavrusunun olduğu yere doğru giderdi.

Mecnun kendine gelip baktığında, bulundukları yerden çok daha geriye gittiklerini fark ediyordu. Bu yolculuk iki üç gün böyle sürdü. Mecnun yıllardır yollardaymış gibi hissediyor, bu işe şaşıp kalıyordu. Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, deveden indi ve “Ey deve!” dedi. “İkimiz de âşığız fakat aşklarımız birine zıt, birbirine aykırı! Demek ki, biz, birbirimizle yol arkadaşlığı yapmaya uygun değiliz. Senin sevgin de, yuların da bana uymuyor. O hâlde en iyisi ayrılalım! “ diyerek deveyi bıraktı.

Bu hikayede geçen “Mecnun” insan ruhunu temsil ediyor. Ve ruh, ezeli bir sevgiliye yani Rabbine muhtaç ve müştaktır. “Deve” ise, nefistir, maddi arzuların sembolüdür. O da yavruları olan heveslerin ardında koşmaktadır.