Atatürk'ün karlsbad günlüğü
Karlsbad Günlüğü, Avusturya 1918
1918 yılının Temmuz ayını kapsayan günlük hatıra defterleri, Mustafa Kemal'in Karlsbad'da ''Geçen Günlerim'' başlığı altında altı deftere yazdığı hatıralarıdır, yalnız 6. defter Karlsbad'dan Viyana'ya geldiği gün bir sayfa olarak yazılmıştır.
KARLSBAD'DA ''GEÇEN GÜNLERİM''
30 Haziran 1918 -1 Temmuz 1918
''30 Haziran 1918 Pazar günü öğleden sonra saat 07.30'da Karlsbad istasyonuna muvasalat edildi. İstasyonda muvasalatıma intizar eden otel kapıcısının getirdiği arabaya eşyalarımızı da tahmil ederek, ihzar edilmiş bulunan ikametgâha gelindi.
Cottage Sanatorium doktorlarından Markotein'in Karlsbad'da bulunan dostu doktor Vermer'e vuku bulan tavsiyesiyle, mumaileyh tarafından bulunan ikametgâh adeta hususi bir evden ibarettir. İsmi Rudolfs Hof olan bu ikametgâh otel Pupp mebanisi ittisalinde ve büyük hamamın karşısındadır. Doktor Vermer mezkûr evde benim için bir salon, bir yatak odası, bir uşak odası (bir emirber neferim Şevki için) ve hamamdan ibaret aksamı haftalığı 140 krona tutmuş. Ben ilk nazarda memnun olmadım. Pupp ve buna mümasil mebani-i âliye ve müdebdenin şaşaası ve mebani-i mezkûre dahillerindeki haşmetin yanında hemen ittisalinde onlara nisbeten basit kalan bu benim yeni ikametgâhım o kadar cazip görünmedi. Yarım saat sonra aynı zamanda beni tedavi etmesi de kendisine yazılmış olan Vermer geldi.
İkametgâh hususunda neşesizliğimi gizleyemedim. Elli bir yaşında henüz teehhül etmemiş bulunan doktor, ciddi ve tecrübekâr bir vaz ile bana dedi ki:
- Sen buraya ciddi bir kür yapmak için mi geldin, yoksa lüks ve debdebeli gürültüler içinde zevk etmek, yorulmak için mi? Ne istiyorsunuz, işte sakin ve rahat bir apartman! Şimdi müsaade ediniz sizi muayene edeyim ve suret-i hareketinizi çizeyim. Göreceksiniz ki dediğim şeyleri harfiyyen takip edince başka bir şey düşünmeye vakit bulamayacaksınız.
Ben, artık sözü uzatmadım. Doktor vazifesini yaptı ve nihayet takip edeceğim programı yazıp bıraktıktan sonra yine görüşürüz dedi gitti.
Program şudur:
Ufak izahat
Mahallinde bir bardak
bu sudan içilecek 7 h. Marksbrün
" 7 20 Mühlbrün
Sabah kahvaltısı 8 20 Thé ou Coffé, Cacao, 20 oufs, beure
Birer gün münavebe ile 10-11 Bain de boue (Moor)
Kompres evde 11-12 Compresse de boue (Moor)
Öğle taamı 12-1 Poisson-Viand-légumes, fruit, compote, mehlspeise, krattoni
İstirahat Repos.
Bir bardak su 3 1/2 ou 6 h Mühlbrün
Küçük yemek sabah 4-5 Comme le matin kahvaltısı gibi
Akşam yemeği 8 h Poisson, poulet, omelette, entremets, compot, légumes laitage (riz ou semoule au lait)
Yatarken bir bardak su 10 h Telsenquelle froid
Doktor gıda meselesini tayin ederken ekmek mevzuubahis oldu.
- Tabii beraberinizde un getirdiniz... dedi.
- Hayır dedim.
- O halde burada ekmek bulamayacaksınız. Çünkü burada yalnız yerlileri hükümet iaşe etmek mecburiyetindedir. Ecanibi değil.
- Öyle ise doktor benim burada oturmaklığıma imkân yoktur. Hemen yarın memleketime avdet edeyim. Bizim memleketimizde ecanib yerlilerden daha çok istihlakatta bulunmaktadır.
Ben de hükümetim nezdinde ecanibe ekmek verilmesine mümanaati teklif edeyim.
Neticede doktor bizzat un veya ekmek bulmayı deruhte etti.
Muayene esnasında yaşımı sordu. 36-37 yaşında olduğumu söyledim.
Hayretle:
- Pek çabuk general olmuşsunuz. Sizin memleketinizde sizin sinninizde başka genç general var mıdır?
Harbiye nazırımız da gençtir dedim. Bu sual karşısında kaldığım zaman 21 sene Mısır'ın Kahiresi'nde bulunmak ve Arapçayı lisan-ı maderzadi gibi görüşmek tecrübe ve tetkikatında bulunmuş olan ve bu itibarla şarkî, şarklıları az çok tanımış olduğuna şüphe olmayan Doktor Vermer'in, içinden, zavallı Türkiye bu çocukların eline düşmek için ne hale gelmiş bulunmalısın, dediğini hisseder gibi oldum.
- Doktor, dedim, bizim ordumuzda ihtiyar generaller de vardır. Benim ve emsalimin pek genç kabul ettiğiniz sinnde general oluşumuz, herhalde ahval ve hadisat-ı fevkaladenin bizi ifasına müyesser eylediği vezaif-i mühimmenin vatana pek nafi oluşundadır.
Gece
Rudolfs Hof direktrisi ihtiyar madamın buldurduğu bir iki kap yemeği yedikten sonra, ertesi gün mutadım hilafında olan erken kalkacağımı düşünerek yattım. Kapıcı saat 05.30'da kaldıracaktı. Saat 07.00'de su içilecek mahalde bulunabilmek için 1-2 saat evvel kalkmaklığımı ihtiyatkâr buldum.
Tren yorgunluğuna rağmen derhal uyuyamadım. Apartmanın vaziyet-i umumiye ve dahiliyesi ve burada kalıp kalmamak fikri zihnimi işgal ediyordu. Salona muttasıl küçük bir oda nazarı dikkatimi celbetmişti. Bu odanın da ilavesiyle apartmanı tevsi ve biraz tanzim ettikten sonra alabileceği şekli düşünüyor, bir taraftan Imperial ve Pupp otellerinin azamet-i hayatına karışmak, diğer taraftan bu kuytu mahalde, sükûnetli apartmancığın içinde gayrı mekşuf kalmak hususlarının mücadelesini dinliyordum. Nihayet dalmışım.