Atatürk'e dil uzatmak
İşgal nedir bilir misiniz? Düşman hiç kapınızı kırıp evinizden içeri girdi mi acaba? Vahşeti, zulmü, cinayeti, tecavüzü, aşağılanmayı, ayaklar altında çiğnenmeyi tahayyül edebiliyor musunuz? Ya da şöyle sorsak evinden, yerinden ve yurdundan sürülmüş bir Suriyeli mülteci olmak ister misiniz?
İşgal altındaki akla ve hayale gelmeyen işkenceleri görmek ve hatta işitmek en soğukkanlı olduğunu iddia eden insan açısından bile tüyler ürpertici derecede korkunç bir durumdur. Bu zulümleri aşağıdaki şekliyle sıralamak mümkün:
- İnsanları diri diri ateşe atmak
- Topluluğu topluca veya teker teker sopa ile telefon telinden yapılmış kayışlarla dövmek
- Baş aşağı asarak, ağzından kan gelinceye kadar dövmek
- Yine baş aşağı asarak altında ateş yakarak dumanla boğmak
- Ellerini kollarını bağladıkları kadınların, kilotlarının içine kedi koyarak işkence yapmak
- Köy, kasaba ve orman yakmak
- Köylülerin ekinlerini yakmak
- Cami ve mescitleri tahrip etmek
- Yağmaladıkları eşyalardan kalanları yakmak
- Yakaladıkları kadınların ırzlarına geçmek.
İşgal yıllarında Trakya, Marmara, Ege ve İç Anadolu'da yaşanan vahşet ve cinayetleri hemen her yerde aynı tarz ve sistemde plânlı bir şekilde görmek mümkündür.
Ülkemizi bu kahpe işgalden kurtaran, üstelik gücü eline geçirip bir krallık kurabilecekken demokrasiyle ve cumhuriyet rejimiyle bizleri tanıştırıp dünyanın birçok ülkesinde görülmemiş özgürlükleri bize hediye eden Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ü nasıl anmak ve hangi konumda değerlendirmek gerekir?
Atatürk'e dil uzatanlar din kisvesine sığınıp, içi boş ve akıldan yoksun argümanlar geliştiriyorlar ya; en hafif deyimle Mustafa Kemal ATATÜRK'e dil uzatmak, en büyük dinsizliktir. O olmasaydı bugün özgürce kimse ibadetini edemez, bir sömürge olarak boyunduruk altında yaşamaya mecbur olunurdu. Batılı emperyalistlerin Ortadoğu toplumları üzerinde uyguladığı siyasete ve satılmış bu sözde şeriatçı devlet yöneticilerinin geldiği duruma bakılacak olursa özgürlük ve kurtuluş için yapılan mücadelenin önemi çok daha iyi anlaşılacaktır. Sahi, bu insanlar kendilerine bu özgürlüğü veren ulu öndere yaptıkları hainliğe argümanlar türetmek yerine bir oturup bu hakikati bir kez olsun düşünebilmişler midir? Eğer düşünce güçleri bunu kavrama noktasında yetersizse ihanetleri cehaletlerinden, yok anlayıp bile bile bu yoldan gidiyorlarsa uşaklıklarındandır.
İşgal yıllarında Kuvayı Milliye'nin bayraklaşan isimlerinden Sütçü İmam Ali'nin de deyimiyle: "Her kim ki Mustafa Kemal Paşa ve Kuvayı Milliye aleyhine fetva verip düşmanlık yapar, bilin ki onların damarlarında kafir kanı akar".
---
Neyzen Tevfik'ten bir alıntıyla sonlandıralım:
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz,
Sen anandan yine çıkardın amma baban kimdi bilemezdin; ŞEREFSİZ!
---
Dip Not: Yazının küçük bir kısmı Adem Birinci adlı yazarın makalesinden alıntıdır. Özellikle kırmızıyla gösterdiğim kısım ve yazının geri kalanı ise bana aittir. Bu konuyu güncelleyeceğim.