Sofist Filozofların Felsefelerinin İnsan Merkezli Olması Nedir?
Sofist Filozofların Felsefelerinin İnsan Merkezli Olması Nedir?
Felsefeye Giriş: Sofist Filozofların Felsefelerinin İnsan Merkezli Olması Nedir?
İlk dönem doğa filozoflarından farklı olarak Sofistler, insan ve kültür sorunlarını merkeze alan bir felsefe anlayışına yönelmişlerdir. İnsan odaklı bir felsefe açısından epistemolojik ve ahlaki sorunlar başat bir rol oynarlar.
İnsan kavramıyla birlikte özne kavramı da ön plana çıkar. Özne kavramı ise bize bilgi, bilinç, irade ve eylem kavramlarını verecektir. İnsanlık tarihi bize doğanın tarihinden farklı olarak bilgi, bilinç, irade ve eylem alanı olarak görünür. Bilinçli ve ussal bir varlık olarak insan, kendi doğal çevresinin dolaysız bir uzantısı değildir. O artan bilgi birimi ve iradi eylemleriyle kendi doğal gerçekliğini değiştirir ve kendisini sürekli bir tarihsel birikim ve oluşumun öznesi kılar. İnsanın öznelliği zamanla ve tarihsel süreç boyunca onun nesnelliğini de belirler. İnsan öznelliğiyle nesnel varoluşun dolaysız bir uzantısı olmayan reflektif ve diyalektik bir belirlenim taşır.
Genel olarak insan bilinci ve özel olarak da felsefi düşüncenin en önemli bileşenlerinden olan kavramlar, evrensel bir karakter taşırlar. Kavramlar herbir bireysel varoluşta geçerli olan ya da tüm bireysel varlıkların tabi olduğu oluş sürecini betimlediği düşünülen genel nitelik ve kategorilerdir. Bu bağlamda her kavram evrensel bir belirlenim olmakla birlikte tikel ve bireysel gerçekliği zorunlu olarak gerektirir, çünkü tikel ve bireysel bir gerçeklik olmadan evrensel bir belirlenim ya da kategoriden söz etmek abes olacaktır
Örneğin varlık genel ve en evrensel kavram olarak tikellik içerir, yani bazı varlıklar canlı bazıları ise cansızdır. Yine varlık bireysellik ya da tikellik kategorisini de gerektirir ve içerir, çünkü dünyamız bireysel varlıklardan oluşur. İşte Sofistler epistemolojik ve etik açıdan bireysel öznenin varlığını temel alırlar ve insan algısını bireysel istemin tikelliğinin ve keyfiyetinin özü olarak sunarlar.
KAYNAK: FELSEFE TARİHİ KİTABI

Bazı kadınların yaraları hücreseldir,
Bazılarınınki ise zihinsel.
Birini iyi etmek için gereken tek şey
Ucube bir yara bandı, diğerini iyileştirmek içinse
Zürafaların uçması gerekmektedir.
Hüsran dolu bir geçmişten asla
Bakire bir gelecek beklenmez.
Umut yorucudur, hayal kırıklıkları ise
Saç kırıklarına sebeptir.
Ve bilinsin ki saçlarını kendi kesen kadınlar,
Geceleri uyumadan yastığı ısırarak ağlıyordur.
Vesselâm..
|